Ümit Özdağ’dan Ekonomi, Egemenlik ve Güvenlik Uyarıları: “Türkiye Ekim 2026’da Erken Seçime Gitmelidir”

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, partisinin haftalık “millet toplantısında” yaptığı konuşmada ekonomik kriz, bütçe politikaları, enflasyon verileri, sanayi stratejisi, Karadeniz’deki gelişmeler, Cizre’deki peşmerge görüntüleri, Heybeliada Ruhban Okulu tartışması ve terörle mücadele başlıklarında sert eleştirilerde bulundu. Özdağ, “AK Parti ve Cumhur İttifakı artık Türkiye’yi taşıyamıyor. En uygun tarih Ekim 2026 olmak üzere Türkiye hızla erken seçime gitmelidir” dedi.


“Zafer Partisi 3. parti olmaya doğru ilerliyor”

Konuşmasına parti içi gelişmeleri ve siyasi tabloyu değerlendirerek başlayan Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zafer Partisi’nin anketlerde 4. parti konumunda olduğunu ve 3. parti olma yolunda ilerlediğini söyledi. Özdağ, partilerine katılan Prof. Dr. Ferit Saraçoğlu’nu da kamuoyuna tanıtarak, “Zafer Partisi’ne güçlü katılımlar devam ediyor. Sayın Saraçoğlu aramıza hoş geldiniz. Önümüzdeki günlerde yeni katılımlar sürecek” ifadelerini kullandı.

Zafer Partisi’nin yükselişiyle birlikte, yurttaşların gelecek kaygılarında azalma olacağını savunan Özdağ, “Zafer Partisi 3. parti olduğu andan itibaren, bugün ağır endişeler duyulan birçok konuda çözülme süreçleri başlayacak” dedi.


“4 Deniz 4 Bölge projesi Zafer Partisi’nin, AK Parti kes-yapıştır yapıyor”

Özdağ, konuşmasının önemli bir bölümünü iktidarın sanayi politikasına ayırdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Anadolu’da 4 yeni sanayi koridoru kurulduğuna dair açıklamasını hatırlatan Özdağ, bu yaklaşımın Zafer Partisi programından alındığını savundu:

“Erdoğan’ın danışmanları sonunda Zafer Partisi'nin seçim programını okumuşlar. Seçim bildirgemizin 56. sayfasında ‘4 Deniz 4 Bölge Sanayi ve Ticaret Koridorları’ yer alıyor. AK Parti’ye hayırlı olsun.”

Marmara Bölgesi’nde yoğunlaşan sanayinin bir milli güvenlik tehdidine dönüştüğünü belirten Özdağ, Zafer Partisi’nin “4 Deniz 4 Bölge” projesiyle sanayinin Anadolu’daki limanlar etrafında planlı şekilde taşınmasını savunduklarını hatırlattı:

“Bu, başıboş bir taşıma olamaz. Sanayi, madencilik, taşımacılık ve tarımla entegre edilmelidir. AK Parti'nin neoliberal, plansız programıyla böyle bir model hayata geçirilemez. Devlet Planlama Teşkilatı’nı kapatan bir siyasi partinin sanayi kalkınma planı da olamaz, uygulanamaz.”

GAP’tan daha büyük bir kalkınma hamlesi vaat ettiklerini söyleyen Özdağ, “4 Deniz 4 Bölge projesi, Türkiye için 3. bir kalkınma stratejisidir” diye konuştu.


Emekli ve asgari ücret çalıştayları: “Ak Partili danışmanları da davet ediyorum”

Zafer Partisi’nin sosyal politika eksenli çalışmalarına da değinen Özdağ, 30 Kasım’da 16 milyon emekli, dul ve yetimi temsil eden STK’larla Ankara’da tam günlük bir çalıştay düzenlediklerini hatırlattı.

Ayrıca 7 Aralık 2025 Pazar günü saat 14.00’te Zafer Partisi Genel Merkezi’nde “Asgari Ücret ve Geçim Standartları Çalıştayı” düzenleyeceklerini açıklayarak, “Bu çalıştaya tüm vatandaşlarımızla birlikte AK Partili danışmanları da davet ediyorum. Umarım gelirler, doğru not alırlar ve yararlanırlar” dedi.


TÜİK ve enflasyon eleştirisi: “Bu rakamlar Uganda’da olur”

Ekonomi başlığında TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerini sert sözlerle eleştiren Özdağ, aylık enflasyonun yüzde 0,87, yıllık enflasyonun ise yüzde 31,07 olarak açıklanmasını alaycı bir dille değerlendirdi:

“TÜİK’in ismini değiştirmek lazım. T’si Türkiye’yi temsil ediyor. Başına bir de U koyalım: UİK olsun. Bu rakamlar olsa olsa Uganda’da olur.”

ENAG ve İstanbul Ticaret Odası verilerini hatırlatarak, aradaki farkın iktidarın ekonomik gerçekleri gizlediğini gösterdiğini savundu. Özdağ, 16 milyon emekli, dul ve yetime verilen 16.881 TL’yi “3 gün bile geçinilemeyecek bir ücret” olarak nitelendirdi:

“Bu parayla siz geçinebilir misiniz? 3 gün geçinirsiniz. Saraydaki danışman ekibe tavsiyem, pazara çıksınlar, halkın arasına karışsınlar. AK Parti teşkilatını pazarda, AVM’de, sokakta görmüyoruz; hayatın gerçekleriyle yüzleşmeye cesaret edemiyorlar.”


“2026 bütçesi fakirleşme bütçesi”

2026 yılı bütçe görüşmeleri ve vergi politikalarına değinen Özdağ, dolaylı vergilerin payının yüzde 65 seviyesinde olduğunu vurgulayarak, vergi yükünün dar ve sabit gelirli yurttaşların üzerinde olduğunu söyledi:

“Fakir daha fakir, zengin daha zengin oluyor. 2026 bütçesi, fakirin fakirleştiği, zenginin zenginleştiği bir bütçe olacak.”

Bütçedeki yatırım harcamalarının millî gelire oranının da 2026’da yüzde 2,4’e ineceğini belirten Özdağ, bunun “vatandaştan toplanan vergilerin vatandaşa yatırım olarak dönmediğinin” göstergesi olduğunu söyledi.


“Sadece faize 20 Yavuz Sultan Selim Köprüsü kadar para ödüyorlar”

Faiz ödemelerine ayrı bir başlık açan Özdağ, 2025 yılında bütçeden 54,3 milyar dolar, 2026’da ise 61,3 milyar dolar faiz ödemesi yapılacağını ifade ederek şunları söyledi:

“Ulaştırma Bakanı Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün maliyetini 3 milyar dolar diye açıklamıştı. Demek ki bu sene sadece faize ödenen parayla 20 tane Yavuz Sultan Selim Köprüsü yapılabilir. Ekonominin durumu budur.”


Karadeniz’de Ukrayna SİHA saldırısı: “Türkiye’ye saygısızlık”

Konuşmasının dış politika bölümünde, Karadeniz’de Ukrayna’ya ait İHA ve SİHA’ların Türk münhasır ekonomik bölgesi içinde Rus gemilerine saldırdığını hatırlatan Özdağ, bunun sadece deniz trafiğine değil Türkiye’ye de saygısızlık olduğunu vurguladı:

“Türkiye savaşın başından beri Montrö Boğazlar Rejimi’ni tavizsiz uyguluyor. Rusya ve Ukrayna ile eşit mesafede duruyor. Bu saldırı, Türkiye'nin deniz yetki alanında, açık deniz trafiğine taciz niteliği taşıyor ve Türkiye’ye saygısızlıktır.”

Özdağ, Ukrayna Büyükelçisi’nin Dışişleri Bakanlığı’na çağrılarak sert biçimde uyarılması gerektiğini söyledi.


Cizre’de peşmerge görüntüleri: “Devlet egemenliğine saldırı”

Özdağ, Cizre’de Barzani’ye refakat eden, ağır silahlı ve üniformalı peşmerge gruplarının görüntülerini “egemenliğe saldırı” olarak nitelendirdi:

“Bu kabul edilemez bir görüntüydü. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin devlet olma niteliğine, egemenliğine saldırıdır. ABD veya Rusya Devlet Başkanı bile Türkiye’yi ziyaret ettiğinde korumalarının tabanca dışında silah taşıma yetkisi yok. Ne oldu da peşmergeler makineli tüfeklerle Türkiye’ye girdi?”

Bu görüntülerin Zafer Partisi tarafından gündeme getirilmesi sonrası bazı çevrelerden gelen eleştirileri de ironik biçimde değerlendiren Özdağ, 2014’teki peşmerge geçişini hatırlatarak, “Bu konuda derhal soruşturma açılmalı, sorumlular cezalandırılmalıdır” çağrısında bulundu.


Heybeliada Ruhban Okulu çıkışı: “Türk devletinin yetki alanı dışında açılamaz”

ABD Büyükelçisi’nin Heybeliada Ruhban Okulu’nun 2026’da açılacağına dair açıklamalarını da eleştiren Özdağ, bunun “Türkiye’nin iç işlerine müdahale” olduğunu söyledi:

“Heybeliada Ruhban Okulu bağımsız bir okul olarak Türk Devleti'nin yetki alanı dışında açılamaz. Lozan’ın 40. maddesi açıktır; Müslüman olmayan azınlıklar, diğer Türk vatandaşlarıyla eşit haklara sahiptir, fazlasına değil. Türklerin açtığı okullar nasıl denetime tabi ise azınlık okulları da aynı denetim altında olmalıdır.”

Anayasa’nın 42. maddesinin de Türkçe dışında eğitim ve öğretim dili kullanımını engellediğini hatırlatan Özdağ, Batı Trakya’daki Türk azınlığın maruz kaldığı baskılara işaret ederek, “Burada Ruhban Okulu üzerinden Türkiye’ye baskı kurulmasına izin verilemez” dedi.

Zafer Partisi’nin 9 Aralık’ta, Genel Başkan Yardımcısı Özcan Pehlivanoğlu başkanlığında bir heyetle Heybeliada’da basın açıklaması yapacağını da duyurdu.


Öcalan, çözüm süreci ve “devrimci sıçrama” uyarısı

Özdağ, Öcalan ve PKK ile yeni bir müzakere süreci iddialarına da sert tepki gösterdi. Terör örgütünün “Öcalan serbest bırakılmadıkça adım atmayacağı” yönündeki söylemlerinin, geçmiş politikaların bir sonucu olduğunu savundu:

“Bu şımarıklığı kimden alıyorlar? Bahçeli ‘gemileri yaktık’ diyor. Sadece gemileri değil, Atatürk Cumhuriyeti’ni baştan sona yakmaya hazırlanıyorsunuz.”

Cumhurbaşkanı’nın hukuk başdanışmanı Mehmet Uçum’un “devrimci sıçrama” ve Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli gelişmeler yaşanacağı yönündeki sözlerine de değinen Özdağ, bu açıklamaların ciddiyetine dikkat çekti:

“Mehmet Uçum ya Cumhuriyetin nasıl kurulduğunu bilmiyor ya da yeni bir Cumhuriyet kurmanın arifesinde olduğumuzu açıklıyor. Böyle bir yaklaşımın demokratik bir meşruiyeti yoktur. Türkiye’yi devletin yıkılma sürecine sokarsınız, biz buna izin vermeyiz. Türk milleti devletine sahip çıkar.”


Erdoğan’ın “kendini bu topraklara ait hisseden 10 milyon” sözüne tepki

Özdağ, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “86 milyonla birlikte kendini bu topraklara ait hisseden 10 milyonlarla birlikte yeni bir destan yazacağız” sözlerini de eleştirdi ve şu soruları yöneltti:

“Bu 10 milyonluk kitle kim? Suriyeli sığınmacılar ve dünyanın dört bir yanından gelen kaçaklar mı? Bunlara vatandaşlık mı vereceksiniz? Anayasa’nın 66. maddesindeki ulus devlet tanımının yerine Türk-Kürt-Arap birlikteliği gibi konfederal bir yapı mı düşünüyorsunuz? Türk milleti bu sorunun cevabını sizden bekliyor.”


Asgari ücret ve emekli maaşı için 45 bin lira talebi

Aralık ayıyla birlikte asgari ücret pazarlığının başladığını vurgulayan Özdağ, iktidarın ekonomi politikalarını “yoksullaştırma düzeni” olarak tanımladı. Asgari ücretin 30 bin TL seviyesinde konuşulmasının bile açlık düzeyi olduğunu söyleyen Özdağ:

“Zafer Partisi, asgari ücretin ve en düşük emekli maaşının 45 bin lira olması gerektiğini düşünmektedir. Türk milleti açlık sınırının altında bir asgari ücrete mahkûm edilemez. Geçim standardı lütuf değil, doğuştan haktır.”

“Emeğin değeri siyasi pazarlıklarla değil, yaşam maliyetiyle belirlenmelidir” diyen Özdağ, Zafer Partisi’nin işçi, emekçi, memur ve emeklilerin yanında olmaya devam edeceğini vurguladı.


Ekim 2026 için erken genel seçim çağrısı

Konuşmasının sonunda erken seçim sorusuna da yanıt veren Prof. Dr. Ümit Özdağ, “En uygun tarih Ekim 2026’dır” diyerek erken genel seçim çağrısında bulundu:

“AK Parti, Cumhur İttifakı artık Türkiye'yi taşıyamıyor. Ekonomik buhranın 9. senesine giriyoruz. Bir yandan da Cumhuriyetin kuruluşu kadar önemli gelişmeler yaşanacak denilerek, Cumhuriyetimizin varlığını tehdit edebilecek adımlara kapı aralanıyor. Böyle bir yaklaşımın demokratik meşruiyeti yoktur. Türkiye’nin hızla bir erken genel seçime giderek Türk milletinin önünü açması gerekiyor.”

Özdağ, Zafer Partisi’nin “Türk milletinin egemenliğini ve emeğin hakkını savunma” kararlılığını sürdüreceğini vurgulayarak sözlerini tamamladı.