CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin en müstesna, en mahrem kurumunun yıllarca başında olmuş kişi gidiyor, uzman doktor Halil Nacar'a destek istiyor. Devlete yazık, kuruma yazık. Siyaseti bu hale getirmemek lazım. Adaya, hatta Ömer Çelik'e de yazık. Sen partinin sözcüsü olacaksın, ilin yıllarca milletvekilliğini yapmış olacaksın, ilinde bir tane belediye başkan adayın var. Ona sen yetemeyeceksin de Hakan Fidan'ı getireceksin. Süleyman Soylu son derece partizan, sürekli polemiklere giren bir kişiydi ve bu çok ayıplanacak bir durumdu. Onun yerine Ali Yerlikaya gelmiş, farklı bir profil çizmişti. Elbette AK Parti'liydi. Elbette birçok yaptığını eleştirdim ama Soylu gibi o makamın ağırlığını taşıyamayacak işler yapmıyordu. Bu yaptıkları, o imajına çok ters.” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin en müstesna, en mahrem kurumunun yıllarca başında olmuş kişi gidiyor, uzman doktor Halil Nacar'a destek istiyor. Devlete yazık, kuruma yazık. Siyaseti bu hale getirmemek lazım. Adaya, hatta Ömer Çelik'e de yazık. Sen partinin sözcüsü olacaksın, ilin yıllarca milletvekilliğini yapmış olacaksın, ilinde bir tane belediye başkan adayın var. Ona sen yetemeyeceksin de Hakan Fidan'ı getireceksin. Süleyman Soylu son derece partizan, sürekli polemiklere giren bir kişiydi ve bu çok ayıplanacak bir durumdu. Onun yerine Ali Yerlikaya gelmiş, farklı bir profil çizmişti. Elbette AK Parti'liydi. Elbette birçok yaptığını eleştirdim ama Soylu gibi o makamın ağırlığını taşıyamayacak işler yapmıyordu. Bu yaptıkları, o imajına çok ters.” dedi.
“ASLINDA 31 MART’I YÖNETMEKTEN ÇOK 1 NİSAN’DAN SONRA BİRKAÇ YIL SÜRECEK BİR DÖNEME TALİPTİK”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV’de gazeteci İsmail Küçükkaya’nın sorularını yanıtladı. Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“Dün 101’inci mitingi yaptık. Planlananlar bittiğinde 105 ya da 106 miting yapmış olacağız. Biz aslında 31 Mart seçimlerini yönetmekten çok 1 Nisan'dan sonra birkaç yıl sürecek olan ve yapısal değişiklikleri yapabileceğimiz bir döneme taliptik. Ama tabii ki yerel seçimlerden önce bir kurultayımız vardı. Onunla ilgili tespitleri o zaman konuşmuştuk ve bu kurultayda başarılı olup yönetime gelince hemen bir yerel seçim takviminin içinde bulduk kendimizi. Doğru işler yaptık, çok emek verdik. Özellikle ölçme değerlendirmeye çok emek verdik. 330 bin tekil anket yaptık. Yani 330 bin vatandaşa soru sorduk, cevap aldık, adaylar belirlenirken. Adaylar belirlendikten sonra da 200 bine yakın anketle adayların performansını, illerdeki gidişatı, trendi ölçtük ve esnek programlarla seçim takvimimizi, propaganda takvimimizi ona göre belirledik. Milletvekillerimizi bütün illere yollamıştık. Örneğin İzmir'de 46 milletvekilimizin raporundan anketlerden ve diğer yapılan çalışmaların tümünden yararlandık. Türkiye'de İstanbul hariç bütün illere, İstanbul'a ve Ankara'ya özel başka bir uygulama yaptık, milletvekillerimiz, en az ikişer kez gittiler. Özel heyetlerle çalıştık. 850 ilçemize anketlerden sonra ‘sandık kurabilirsiniz’ diye yetki verdik. 300’e yakın ilçe bununla ilgili talep bildirdi. 199 ilçemizde ön seçimle adaylarımızı belirledik. Bu da kıymetliydi. Tabii ki eleştirenler, kızgınlar, küskünler oldu ama aday belirleme süreci bittikten sonra bütün çalışmalar gösterdi ki doğru işler yapmışız. Elbette hatasız iş olmaz. Hatalar varsa hepsini üstüme alıyorum ve son haftaya gelene kadar gayet iyi bir trend yakalamıştık."
“BURSA, BALIKESİR, MANİSA VE DENİZLİ’NİN DÖRDÜNÜ DE ALIRSAK ŞAŞIRMAM”
"Umduğumuzdan daha iyi bir son haftaya girmiş durumdayız." diyen Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
"11 büyükşehrin tamamını korumamız, üstüne de üç, dört, beş büyükşehir eklememiz mümkün. Bir kere Bursa, Balıkesir, Manisa ve Denizli'nin dördünü de alsak şaşırmam. Üçünü alacağımıza inanıyorum. Hepsi birbirine çok yakın. En az ikisini alacağız. Üçünü alacağımıza inanıyorum. Dördü olursa tabii tadından yenmez. Malatya'da inanılmaz bir tempo var, herkes Veli Ağbaba’nın kazanacağına inanmış durumda. Adıyaman'da, Adıyaman'ın zorla adaylaştırdığı bir adayımız var, Abdurrahman Tutdere. Teyzeler ağlarken Abdurrahman'a sarılıp Kürtçe ağıt yakıyorlar. ‘Ne dedi’ deyince ‘Sen ol, başka kimse yok diyorlar’ dedi. Ve biz onun üzerine Adıyaman'da ankete bakmadan yaptık. Malatya ve Adıyaman'daki ortak cümle şu; ‘Depremde bir tek yanımızda o vardı’ diyorlar."
“BEKLENTİLERİMİN ÖTESİNE GEÇMİŞ DURUMDAYIZ”
Devletin bütün imkanlarının bir parti için kullanıldığına işaret eden Özgür Özel, şunları kaydetti:
"Bence 31 Mart'ta vatandaş; TRT'yi partinin televizyonu haline getiren, Anadolu Ajansı'nı partinin haber ajansı haline getiren, 17 tane bakanla İstanbul'da propaganda yürüten ve devletin bütün imkanlarını bir parti için kullananlara karşı bu orantısız ve haksız güce yerelden bir denge kuracak. Diyecek ki ‘Evet, sen bu kadar yetkiyi kullanıyorsuna ama bu kadarı haksızlık.’ Bu kadar gücün ve yetkinin bir yerde toplanmasının riskini de görüyor vatandaş. Ben, büyükşehir sayımızı arttıracağımızı ümit ediyorum. Üç ay önce öyle kötümserler vardı ki şöyle bir hesap yapılıyordu, ‘İYİ Parti yok, 10 puanı oradan çık. Geçen seçim HDP, AK Parti'ye kaybettirmek için kayıtsız şartsız her şeyi yapmıştı, onu da çık. CHP'nin elinde iki il ya kalır ya kalmaz.’ En iyimser üç deniyordu. Böyle bir noktaya gelebileceğimizle ilgili ben de iyimserdim ama beklentilerimin ötesine geçmiş durumdayız. Giresun'u, Sinop'u kazanacağız, bunun yanında mesela Trabzon Merkez ilçeyi kazanacağız Ahmet Kaya ile Afyon ve Uşak'ı yan yana kazanacağız. Kütahya'nın da çok büyük bir sürpriz potansiyeli var.”
“EKREM BAŞKAN İÇİN 2019’DA İKİNCİ SEÇİMDEKİ KADAR BİR FARKI OLASI GÖRÜYORUM”
Özel, “İmamoğlu kazanır mı” sorusunu şöyle yanıtladı:
“Bugünlerde konuşmanın şu güçlüğü var; sanki seçmene ‘Sana gerek kalmadı. Sen ne yaparsan yap...’ Böyle bir hissiyat yaratmak istemem. Ekrem Başkan için her anket bir öncekinden iyi geldi ve büyük bir teveccüh var. İddialı bir şey söylemeyeyim ama şunu söyleyeyim, hani o haksızlığa uğradı, mazbatası iptal edildi ve ikinci seçim oldu ya. Ben ikinci seçimdeki farkı arttıracağını düşünüyorum. İkinci seçimdeki kadar bir farkı olası görüyorum. Tabii bunda beş yıllık emek var. Örgütün emekleri var. İstanbul'u koruma refleksi vardı. İstanbul'u Ekrem Bey'e emanet ettiler. O da ‘İstanbul'un muhafızıyım’ dedi. Gerçekten İstanbul'da halkın haklarını korudu. AK Partili belediyelerin kriz yönetme potansiyelleri yok. Hep tepeden talimat bekliyorlar. Alışmışlar. Merkezi yönetim var. Tayyip Bey bir şey söyleyecek. Bizimkilerin zaten yıllardır merkezi yönetimle çalışmışlıkları yok. Pandemide kolları derhal sıvadılar. Her türlü sıkıntılı süreci iyi yönettiler ve bunun karşılığını aldıklarını görüyoruz. Bir de vatandaş şunu görüyor; CHP yalnızlaştırılıyor ya. Bütün hesap şu: ‘Bu seçimlerde muhalet kaybetsin, darmadağın olsun. İstediğimiz her şeyi yapalım.’ ”
“KRİZİN ÇIKTIĞI YERE ACİL MÜDAHALE MANGAMIZ HAZIR”
CHP Lideri Özel, “Herhangi bir olasılık durumunda, seçimin tekrar edilmesi gerekirse YSK bunun tarihini 2 Haziran olarak açıkladı. Böyle bir ihtimal söz konusu olabilir mi?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Bugün YSK'nın yaptığı aslında daha önce de yapılan rutin bir iş. Yani tekrar seçimin tarihini önceden ilan etmek durumundalar. Bunun farklı uygulaması şöyle olabiliyor: İtirazlar, seçimin yapılacağı 45 günlük süreyi aşacak kadar geciktirirse o zaman yeni bir tarih özel olarak belirlenebiliyor. Biz tüm Türkiye'de çok farklı bir hazırlık yaptık. Tut ki İstanbul'da seçim oldu, Ankara'da oldu, İzmir'de oldu, büyük şehirlerde oldu. Malatya'da kafa kafayayız, sayım uzadı. Malatya'da seçim sayımı sürerken Malatya'ya gidecek 10 arkadaşımız belli şu anda. Her yer için belli şu anda. İstanbul için eğer benzer bir durum olursa başka illere gitmeye gerekenler dışında herkes İstanbul'a gelecek. Sayın Gül Çiftci, seçim-hukuk işlerinden sorumlu, o da inanılmaz bir performansla bu seçimi yönetti. Seçim sonrası bazı detayları veririm. Örneğin partimizden aday adaylığı başvurusu yapıp da partimizi bırakıp başka partiye gidenlerle ilgili seçim kanununun ilgili maddesini çok doğru ve yerinde işlettiler. Bir yanda Pınar Hanım var, dijital alanıyla ilgili. Genel Sekreterimiz Selin Sayek Böke var. Üç kadın siyasetçi, inanılmaz titiz bir çalışma yapıyorlar. Krizin çıktığı yere acil müdahale mangamız hazır. Pat diye oradayız."
“BİZ HAZIRIZ AMA İLAVE KATKI SAĞLAMAK İSTEYEN HERKESİN DESTEĞİNE AÇIĞIZ”
Oy kullanmanın en temel vatandaşlık hakkı ve ödevi olduğunu vurgulayan Özgür Özel, şöyle devam etti:
"Vatandaşın, oy namusudur ve sandığa atana kadar ona emanettir, sandığa attıktan sonra bize emanet. Biz CHP olarak sandık güvenliği açısından üzerimize düşen her şeyi yaptık. Hem dijital alanda hem görevlendirmeler açısından. Hatta o kadar ileri bir noktadayız ki bugün akşam dördüncü kez tatbikatımızı yapacağız. Okul sorumluları, sandık sorumluları, kat sorumluları, okul öncesi bilgilerle her şey tamam. Yine de buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum: Bizim bütün görevlilerimiz tamam. Ancak vatandaşlarımızdan ‘Benim içim rahat değil. Sandığa sahip çıkmak istiyorum’ diyen herkesi ilçe başkanlıklarımıza gitmeye, müşahit kartlarını almaya ve görevlendirilecekleri sandıkta müşahit olarak görev yapmaya da davet ediyorum. Ayrıca hukukçulara, avukatlara çağrımız; CHP’li avukatlar ordusu zaten hazır. Bütün görevleri aldılar, çalışıyorlar. Ancak bir avukat fazlanın, 10 avukat fazlanın hiç kimseye zararı yok. Özellikle sandık güvenliğini önemseyen genç avukatlara sesleniyoruz; İl örgütlerimize, ilçe örgütlerimize başvursunlar. Hukuk birimlerimiz kendilerini avukat olarak, okul sorumlusu olarak, kat sorumlusu olarak görevlendirecekler. ‘Ben katkı sağlamak istiyorum. CHP'nin sandıklara sahip çıkan ordusunda görev almak istiyorum’ diyen herkesin desteğine açığız.”
“DEVLET YAZIK, KURUMA YAZIK”
Özel, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Adana Yüreğir’de AK Parti Adayı Halil Nacar’a destek istemesini şöyle değerlendirdi:
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin en müstesna, en mahrem kurumunun yıllarca başında olmuş kişi gidiyor, uzman doktor Halil Nacar'a destek istiyor. Devlete yazık, kuruma yazık. Siyaseti bu hale getirmemek lazım. Adaya, hatta Ömer Çelik'e de yazık. Sen partinin sözcüsü olacaksın. İlin yıllarca milletvekilliğini yapmış olacaksın. İlinde bir tane belediye başkan adayın var. Ona sen yetemeyeceksin de Hakan Fidan'ı getireceksin. Süleyman Soylu; son derece partizan, sürekli polemiklere giren bir kişiydi ve bu çok ayıplanacak bir durumdu. Onun yerine Ali Yerlikaya gelmiş, farklı bir profil çizmişti. Elbette AK Partiliydi. Elbette birçok yaptığını eleştirdim. Ama Soylu gibi o makamın ağırlığını taşıyamayacak işler yapmıyordu. Bu yaptıkları, o imajına çok ters."
“2014’TE ‘KARDEŞİM OLSA HIRSIZIN KOLUNU KOPARIRIM’ DİYEN BAŞBAKANIN KAFASINI KOPARDILAR”
2014 seçim dönemini hatırlatan Özgür Özel, şöyle konuştu:
"2014 seçimlerinde ne çıktı ortaya? Bir, bakanların evleri basıldı. Bakanların çocuklarının evlerinde, bir bakanın bürosunda ayakkabı kutuları içinde milyon dolarlar çıktı. Bir bakanın elbise çantasında ve çikolata kutusu içinde milyon dolarlar çıktı. O dört bakan Yüce Divan’a yollanmak üzere Meclis’e yollandı. Hatırlayalım. O dönemde AK Parti'nin Genel Başkanı Davutoğlu'ydu. ‘Hırsızlık yapan kardeşim olsa kolunu koparırım’ dedi. Oylamayı Recep Tayyip Erdoğan'ın telefonuyla durdurdular. Salıya aldılar ve bakanların Yüce Divan'a sevk kararı varken AK Parti, ‘gitmesinler’ diye oy kullandı. Bir ay sonra, ‘Kardeşim olsa hırsızın kolunu koparırım’ diyen başbakanın kafasını kopardılar. Bir kişiyi bile ifadeye çağırmadan bu olayın o üstünü örttüler. Kapattılar o olayı. Ayrıca o olayda ses kayıtları vardı. Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal, ‘Babacığım orası, burası basılıyormuş. Evimizde bu kadar para var, ne yapayım’ diyordu. O da ‘Sıfırla’ diyordu. Doğru muydu, eğri miydi bilmiyoruz. Çünkü ifadeye çağrılmadılar.”
“MURAT KURUM’UN İSTANBUL'UN FELAKETİ OLMASINA İZİN VERMEMEK GEREKİR”
Özel, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “Kentsel dönüşümün mimarı Murat Kurum İstanbul için büyük bir fırsattır.” sözlerine şu değerlendirmeyi yaptı:
“Murat Kurum imar aflarının mimarıdır. Depremlerde kaybettiğimiz insanların imar aflarından dolayı yitirildiği noktasındaki bütün eleştiriler Murat Kurum'a yöneltilmesi gereken eleştirilerdir. Murat Kurum İliç'teki facianın mimarıdır. Murat Kurum’un İliç için ÇED raporuna yerine imza atsın diye yetki verdiği kişi bakan adına imza atmıştır. Murat Kurum, İliç’in felaketidir. Murat Kurum depremin felaketidir. İstanbul'un felaketi olmasına izin vermemek gerekir.”
“CEMİL TUGAY’IN BAŞKANLIĞINDA KARŞIYAKA’YA STAT YAPILACAK”
Küçükkaya’nın “Karşıyaka Sporlular, Karşıyaka’ya stadyum istediklerini dile getiriyorlar" sözleri üzerine Özel, “Yerden göğe kadar haklılar. Karşıyaka Stadyumu büyük bir haksızlıktır. Yıktılar, söz verdiler, yapmadılar. Karşıyaka Belediye Başkanımız Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımıza gitti konuştu, ikna etti. ‘İzinleri verin, İzmir Büyükşehir bu stadı yapsın’ dediler. Hakkını yemeyelim, Tunç Soyer de ‘Biz bu stadı yaparız’ dedi. Cemil Tugay resmen bu işe ömrünü vakfetti. Ama bir imza atmadılar ki Karşıyaka stadını CHP'li bir belediye yaptı olmasın diye. Şu anda hala metruk bir şekilde inşaat alanı duruyor. Bu stad, Yıldız İşçimenlerin belediye başkanlığında, Cemil Tugay'ın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığında sözümüz sözdür.” ifadelerini kullandı.
“SEZGİN TANRIKULU YAPSA A HABER, ‘TERÖR PROPAGANDASI’ DİYE SALDIRIR”
Özgür Özel, Bakan Şimşek’in AK Parti’nin Batman mitinginde Kürtçe konuşmasına ilişkin de şu değerlendirmeyi yaptı:
“Örneğin Sezgin Tanrıkulu bunu yapsa bütün ak troller, A Haber ‘Sezgin Tanrıkulu'ndan terör örgütü propagandası’ diye saldırırlar. Oysaki son derece sempatik. Mehmet Şimşek'i ben izlerken dün gülümsedim. Mehmet Şimşek'in kendi ana diliyle hemşerilerine seslenmesi kötü bir şey değil ama şu çifte standart insanı çıldırtıyor: Bunu bir CHP'li yaptığında ‘Provokasyon yaptı.’ Bunu bir DEM’li Meclis’te yaptığında, ‘bilinmeyen bir dil.’ Meclis’in kürsüsünde bir cümle ‘Kandiliniz mübarek olsun’ diyene saldıran arkadaşlar var. Bu işlere toleransla ve iyi niyetle yaklaşmak lazım. Bence sempatik bir iş. Türkiye'nin dört bir yanındaki Makedon, Balkan, Rumeli göçmenleriyle inanılmaz derecede iyi ilişkiler içindeyiz. Bir sürü yerde başa baş yarışıyoruz. Benim buradan zaten İstanbullulara çağrım şu, şöyle bir hissiyata kimse kapılmasın; ‘Ekrem Başkan kesin kazandı.’ Belediye Meclisi çoğunluğu çok önemli.”
“ŞÜKRÜ GENÇ ‘YARIŞTAN ÇEKİLİYORUM’ DESİN. ONA YAKIŞAN BUDUR”
Özgür Özel, Küçükkaya’nın “Bağımsız Sarıyer Belediye Başkan Adayı Şükrü Genç’e çağrınız nedir” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Çağrım, Şükrü Başkan çıksın toplasın kalabalığı. Biz mesaj atalım, bütün CHP'liler de gelsin. Desin ki ‘Ben bu görevi yıllarca yaptım. Bir teveccüh bir dönem daha yapacaktım. Anketleri gördüm, kazanmıyorum ama CHP'ye kaybettirmek benim işim değil.’ Adayımızın elini kaldırsın. Atlar gelirim, ne zaman derse. ‘Ben Şükrü Genç olarak yarıştan çekiliyorum. Atatürk'ün partisine Sarıyer'de seçim kaybettirmem’ desin. Ona yakışan budur. Pazartesi günü büyük bir törenle partiye geri dönsün. Her görevi de kendisine verelim. Şükrü Genç’in paraya, pula, makama zaten ihtiyacı yok. En onurlu ve en güzel görevleri hep birlikte yaparız. Yılmaz Büyükerşen'in takımına davet ediyoruz.”
“KILIÇDAROĞLU TARAFTARLARI, İMAMOĞLU'NA OY VERMEYECEK GİBİ GÖSTERİYORLAR”
CHP lideri Özel, CHP’nin 7’nci Genel Başkanı KemaL Kılıçdaroğlu’nun son açıklamalarına ilişkin şunları söyledi:
“Genel Başkanımıza bu tweet’i attıracak kadar ona haksızca saldıranlara ve onu bu açıklamayı yapmaya zorlayan bu düzene lanet olsun. Kemal Bey tweet’inde de söylüyor. Her seferinde de açıkladı, benimle ilgili tartışmalarda da açıkladı. Partinin geleneğinde, önceki dönem genel başkanların aktif olarak kampanya yapması yok. Ben kendisiyle ne zaman görüşsem hem yapıcı tavsiyelerde bulunan hem iyi dileklerini ifade eden... Hiçbir şüphem yok, başarılı olmamız noktasında bir sıkıntı yok. Bir söylenti yayıyorlar ve birileri isimsiz pankartlarla, gizli gizli gece yarısı olmadık yazılar yazdılar ve o pankartları Kılıçdaroğlu’na yakın ekibin yaptığını iddia ediyorlar. Oysaki bu işi yapan AK Parti'nin sosyal medya trolleri değil; gece trolleri, viyadük trolleri, köprü trolleri bunlar. Ve nasıl sosyal medyada para verip kötülük yaptırıyorlarsa, bunlara da para verip sahte pankart astırıyorlar. Bunun dışında bir şey değil. Kılıçdaroğlu taraftarları Ekrem İmamoğlu'na oy vermeyecek gibi gösteriyorlar. En iyi cevabı da Sayın Genel Başkan vermiştir. Aramızda en ufak bir sorun yok. Genel Başkanın beni sahiplenmesinde, benim ona hürmetimde en ufak bir şey yok.”
“MARMARİS'TE OYLARIN CHP ADAYINDA BİRLEŞMESİ KORKULU RÜYAYI ORTADAN KALDIRACAK”
Özgür Özel, Zülfü Livaneli’nin sandık çağrısını şöyle değerlendirdi:
"1989’da İstanbul Belediyesi bizdeydi. 1994’te, üç tane sosyal demokrat adayın yarıştığı bir yerde birbirlerine yakın oy aldıkları ve böldükleri yerde aradan İstanbul'da Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da da benzer tabloda Melih Gökçek çıkıp iktidara geldiler. Ve o günden sonra da uzun süre İstanbul'u ve Ankara'yı 2019 seçimlerine kadar geri alamadık. Hatırlatması şu, 'Kimse oyunu bölmesin. Oyları bir yerde toplayalım. Aynı korkulu rüyayı bir daha görmeyelim' diyor. Bu çok önemli. Hem Sarıyer özelinde çok önemli. Marmaris'te de çok önemli. Marmaris'te de başa baş AK Parti'yle yarışıyoruz. Marmaris'te de özel olarak oyların CHP adayında birleşmesi korkulu rüyayı ortadan kaldıracak. Livaneli'nin hatırlatması hem bütün büyükşehirler için hem de kritik bütün ilçeler için çok önemli."
“TURAN ÇÖMEZ’İN ALDIĞI OYLA KAZANMA POTANSİYELİ HİÇ YOK”
Balıkesir ile ilgili de değerlendirme yapan Özel, şunları söyledi:
"Aslında Balıkesir'de adaletin, vicdanın kantarının ne dediği ortada. Turan Bey’in aldığı oyla kazanma potansiyeli hiç yok. Pazartesi günü sabah, eğer ki Turan Çömez kazanmaya yakın bir oy alırsa ben mahcup olayım ama Turan Çömez’in alacağı oy kaybettirmeye yönelik bir oy ee Balıkesir'de bir vicdan terazisi var. Balıkesir’e iki kez gittim, muhteşem bir hava gördüm. Balıkesir'i kazanacağız. Bakın Balıkesir'de ne siyasete ne adaya ne söyleme ne slogana ne vaade, ben Balıkesirlilerin vicdanlarına güveniyorum. Balıkesir'de vicdan terazisi Ahmet Akın'dan yana ağır. Manisa'da İYİ Partililer, başka partiye oy verirlerse AK Parti kazanıyor; CHP'ye oy verirlerse onlar da kazanıyor çünkü o belediyeler ortak belediyemiz olacak, hep birlikte yönetilecek. Manisa'da Ferdi Zeyrek, 17 ilçede muhteşem bir kabul gördü. Göreceksiniz, seçim akşamı bir aksilik olmazsa Manisalıların teveccühüyle Manisa'da Ferdi Zeyrek’e çok önemli bir başarı elde edecek.
“MISRA ÖZ’ÜN EVLADI ÖLMÜŞ. ONUN ADALET ARAYIŞININ İKTİDARI, MUHALEFETİ OLMAZ”
Çorlu'daki tren kazasına değinen Özel, şöyle konuştu:
"Mısra Öz'ün tüm duruşmalarında CHP olarak yanlarındaydık. Ben de şubat ayında karar duruşmasına gittim. Duruşmayı 25 Nisan'a ertelediler. 25 Nisan günü de çok daha kalabalık bir şekilde hepimiz hem Mısra Hanım'ın hem tüm ailelerin yanında olacağız. Hayatını kaybeden 25 evladımızın yanında olacağız. Ben şu yaklaşımı şuradan biliyorum. Duruşmasına bir tane MHP'li, bir tane AK Partili gitmediyse ‘Beni yalnız bırakanları, beni her gün öldürenleri ödüllendirecek halim yok’ demesi son derece anlaşılır. Soma katliamı olduğunda hep beraber ‘Unutursak yüreğimiz kurusun’ dedik. İlk duruşmasında CHP vardı, HDP vardı, MHP vardı. Bir tek AK Parti gelmemişti. Ben hep orada şunu düşünmüşümdür. Niye gelmediniz? Bu duruşmada da AK Parti'nin olmamasının bir anlamı yok. MHP, bütün duruşmaları takip ediyordu. Ne zaman ki Cumhur İttifakı'na katıldı, MHP'de duruşmalara gelmeyi bıraktı. Bu çok vicdansızca, çok yanlış bir iş. Soma'daki aileler haklıysa muhalefette olsan da haklıdır, iktidarda olsan da haklıdır. Mısra Öz’ün küçücük evladı ölmüş gitmiş. Onun adalet arayışının iktidarı, muhalefeti olmaz. Ama bu aileleri yalnız bırakanlar, bugün gelip oy isterse, bu tepkileri de fevkalade haklı göreceğiz."
“TÜRKİYE SİYASETİNE 31 MART GÜNÜ DENGE GELECEK”
Yerel seçimlere çok kısa zaman kaldığına işaret eden Özel, şunları kaydetti:
"Tek beklentim şudur: Çok tarihi bir gündeyiz. Rant yerine halkçı belediyecilik yapan, israfı bitiren, hizmeti getiren, dayanışma belediyeciliği yapan arkadaşlarımızın karne günü. Bu arkadaşlarımız muhteşem işler yaptılar. AK Parti'den aldığımız beş belediyede vallahi de billahi de seçmeni pişman etmediler ve önemli bir yaklaşımla Türkiye siyasetine 31 Mart günü denge gelecek. Bu, seçmenin ellerinde. Burada da en önemli görev elbette emekliler, emekçiler, köylüler, esnaf sahip çıkacak ama gençler de. Genç seçmenin kendi geleceği için, yasakların değil, özgürlüklerin ülkesi olması için, burayı kaçıp terk edilecek bir yer olarak görmemeleri için, bu vatana sahip çıkmaları için 31 Mart'ta gelip oy kullanmalarını bekliyoruz. Bütün gençleri sandık başına bekliyoruz. AK Partili gençler de dahil bütün gençleri sandık başına bekliyoruz çünkü genç, sandıktan umudunu keserse ülkeden umudunu keser. O yüzden hangi partiye oy verecek olurlarsa olsunlar, bütün gençler gelsinler, oylarını kullansınlar. Türkiye Cumhuriyeti, Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından gençlere emanet edildi. Biz de gençlere emanet ediyoruz.”
Yorumlar
Yorum Yapın
İlginizi Çekebilir
Burdur’da Türk Bayrağına Silahlı Saldırı: Valilik Harekete Geçti
Burdur Avşar Tepe’de 20 metrelik direkte bulunan Türk bayrağına av tüfeğiyle ateş edilerek zarar verildi. Burdur Valiliği olayla ilgili inceleme ve araştırma başlattı.
Burdur’un Avşar Tepe bölgesinde 20 metrelik direkte dalgalanan Türk bayrağının av tüfeğiyle ateş edilerek zarar gördüğü bildirildi. Olayın kamuoyuna yansımasının ardından Burdur Valiliği inceleme ve araştırma başlatıldığını açıkladı.
AVŞAR TEPE’DEKİ TÜRK BAYRAĞINA ATEŞ EDİLDİ
Burdur’da yamaç paraşütü sporcularının uzun yıllardır kullandığı Avşar Tepe, Türk bayrağına yönelik gerçekleştirildiği belirtilen saldırıyla gündeme geldi.
Edinilen bilgilere göre bölgede bulunan yaklaşık 20 metre yüksekliğindeki direkte asılı Türk bayrağının, kimliği henüz belirlenemeyen kişi ya da kişiler tarafından av tüfeğiyle ateş edilerek zarar gördüğü tespit edildi.
Olay, önümüzdeki ay Burdur’da düzenlenmesi planlanan Türkiye Yamaç Paraşütü Hedef Yarışması öncesindeki hazırlıklar sırasında fark edildi.
“BAYRAĞA KURŞUN SIKMAK NEDİR?”
Türkiye Hava Sporları Federasyonu İl Temsilcisi ve Burdur Yamaç Paraşütü Spor Kulübü Başkanı Fatih Kılıçaslan, Avşar Tepe’ye geldiklerinde karşılaştıkları manzaraya tepki gösterdi.
Paraşütçüler olarak yaklaşık 15 yıldır bölgenin güzelleştirilmesi için emek verdiklerini belirten Kılıçaslan, bayrak direğinin de paraşütçülerin katkılarıyla dikildiğini söyledi.
Kılıçaslan, insanların bölgeyi kullanmasına karşı olmadıklarını ancak Türk bayrağına ve bayrak direğine ateş edilmesini kabul edilemez bulduklarını belirterek olayı kınadı.
BURDUR VALİLİĞİ İNCELEME BAŞLATTI
Türk bayrağının zarar gördüğüne ilişkin görüntü ve haberlerin basın ile sosyal medyada yayılmasının ardından Burdur Valiliği de konuyla ilgili açıklama yaptı.
Valilik, 24 Ağustos 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan olayın bütün yönleriyle aydınlatılması amacıyla ilgili birimler tarafından gerekli inceleme ve araştırmanın başlatıldığını bildirdi.
Olayı gerçekleştiren kişi ya da kişilerin kimliğinin belirlenmesine yönelik çalışmaların sonucu bekleniyor.
GÖZLER YÜRÜTÜLEN İNCELEMEDE
Türk bayrağına yönelik gerçekleştirildiği belirtilen eylem bölgede tepkiye neden olurken, olayın kim ya da kimler tarafından ve hangi amaçla gerçekleştirildiğinin yürütülen inceleme sonucunda ortaya çıkarılması bekleniyor.
Kaynak: DHA
Mercimek Çorbasında İthalat Gerçeği: 7 Yılda 4,4 Milyon Ton Mercimek İthal Edildi
CHP'li Ömer Fethi Gürer'in açıkladığı verilere göre Türkiye, 2020-2026 döneminde 4,46 milyon ton mercimek ithal etti ve yaklaşık 2,9 milyar dolar ödedi.
ARKA HABER
Türkiye'nin geleneksel mutfağının vazgeçilmezlerinden mercimekte ithalat rakamları dikkat çekti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in paylaştığı verilere göre Türkiye, 2020-2026 döneminde toplam 4 milyon 463 bin 769 ton kırmızı ve yeşil mercimek ithal etti. İthalat için yaklaşık 2,9 milyar dolar ödendiğini belirten Gürer, “Masadaki iki mercimek çorbasından biri ithal mercimekle yapılıyor” dedi.
Anavatanı Anadolu olarak bilinen mercimekte Türkiye’nin üretim ve ithalat tablosu yeniden tartışma konusu oldu.
CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, kırmızı ve yeşil mercimeğe ilişkin üretim ve ithalat rakamlarını açıkladı.
Gürer'in paylaştığı verilere göre Türkiye, 2020-2026 yılları arasındaki yedi yıllık dönemde 4 milyon 463 bin 769 ton kırmızı ve yeşil mercimek ithal etti.
Söz konusu ithalat karşılığında yurt dışına toplam 2 milyar 897 milyon 698 bin 686 dolar ödendi.
GÜRER: “İKİ MERCİMEK ÇORBASINDAN BİRİ İTHAL ÜRÜNDEN”
Türkiye'nin mercimek üretiminde dışa bağımlılığının arttığını savunan Gürer, yaşanan tabloyu vatandaşın sofrasındaki mercimek çorbası üzerinden anlattı.
Gürer,
“Mercimek çorbası ithal ürün ile sofraya gelmektedir. Masada iki mercimek çorbasından biri ithal mercimekle yapılıyor. Markette menşeine bakılınca yerli ürün ara ki bulasın.”
ifadelerini kullandı.
Kırmızı mercimeğin özellikle Güneydoğu Anadolu, yeşil mercimeğin ise İç Anadolu Bölgesi'ndeki çiftçiler açısından önemli bir üretim ve gelir kaynağı olduğunu belirten Gürer, artan girdi maliyetlerinin üreticiyi mercimek üretiminden uzaklaştırdığını öne sürdü.
7 YILDA 4 MİLYON 463 BİN TON MERCİMEK İTHALATI
Gürer'in açıkladığı verilere göre 2020-2026 döneminde gerçekleştirilen toplam mercimek ithalatının büyük bölümünü kırmızı mercimek oluşturdu.
Yedi yıllık dönemde;
3 milyon 922 bin 706 ton kırmızı mercimek,
541 bin 63 ton yeşil mercimek ithal edildi.
Böylece toplam ithalat 4 milyon 463 bin 769 tona ulaştı.
Toplam mercimek ithalatının yaklaşık yüzde 87,9'unu kırmızı mercimek, yüzde 12,1'ini ise yeşil mercimek oluşturdu.
MERCİMEK İTHALATINA 2,9 MİLYAR DOLAR
İthalatın Türkiye'ye maliyeti de dikkat çekici boyutlara ulaştı.
Paylaşılan verilere göre yedi yıllık dönemde kırmızı mercimek ithalatı için 2 milyar 427 milyon 151 bin 529 dolar, yeşil mercimek için ise 470 milyon 547 bin 157 dolar ödeme yapıldı.
İki ürün için ödenen toplam tutar böylece 2 milyar 897 milyon 698 bin 686 dolara ulaştı.
Gürer, ithalat için harcanan dövizin Türkiye'deki üreticinin desteklenmesi amacıyla kullanılması gerektiğini savundu.
2025'TE İTHALAT ÜRETİMİN YAKLAŞIK 3 KATINA ÇIKTI
Üretim ve ithalat rakamları karşılaştırıldığında bazı yıllardaki fark dikkat çekiyor.
Paylaşılan verilere göre Türkiye'nin kırmızı ve yeşil mercimek toplam üretimi 2025 yılında 279 bin 620 ton olarak gerçekleşirken, aynı yıl toplam ithalat 793 bin 752 tona ulaştı.
Buna göre 2025 yılında mercimek ithalatı, toplam yerli üretimin yaklaşık yüzde 284'üne karşılık geldi.
2023 yılında ise 474 bin tonluk toplam üretime karşılık 859 bin 822 ton ithalat gerçekleştirildi.
2024'te toplam üretim 476 bin ton olurken ithalat 644 bin 540 ton olarak kaydedildi.
2026'DA ÜRETİM ARTIŞI BEKLENİYOR
2025 yılında kuraklığın da etkisiyle gerileyen mercimek üretiminin 2026 yılında yeniden artması bekleniyor.
Gürer'in paylaştığı tahminlere göre 2026 yılında 385 bin ton kırmızı mercimek ve 48 bin 320 ton yeşil mercimek olmak üzere toplam 433 bin 320 ton üretim öngörülüyor.
2025 yılındaki 279 bin 620 tonluk toplam üretim dikkate alındığında önemli bir toparlanma beklense de ithalatın üretimin üzerinde kalmaya devam ettiği belirtiliyor.
Gürer, Türkiye'nin 2002 yılında yalnızca kırmızı mercimekte 500 bin ton üretim gerçekleştirdiğini hatırlatarak nüfus artışı da dikkate alındığında üretimdeki tablonun sorgulanması gerektiğini ifade etti.
KIRMIZI MERCİMEKTE 3,9 MİLYON TONLUK İTHALAT
Türkiye'nin mercimek ithalatında asıl ağırlığı kırmızı mercimek oluşturuyor.
2020-2026 döneminde toplam 3 milyon 922 bin 706 ton kırmızı mercimek ithal edilirken, bunun karşılığında yaklaşık 2,43 milyar dolar ödendi.
Kırmızı mercimek ithalatının en yüksek seviyeye çıktığı yıl ise 2023 oldu.
Türkiye, 2023 yılında 744 bin 725 ton kırmızı mercimek ithal etti. Bu ithalat için yaklaşık 501,7 milyon dolar ödeme gerçekleştirildi.
Gürer, Türkiye'nin kırmızı mercimeği Kanada, Kazakistan ve Rusya gibi ülkelerden ithal ettiğini belirtti.
YEŞİL MERCİMEK İTHALATI YÜZDE 127 ARTTI
Yeşil mercimekteki rakamlar da dikkat çekti.
2020 yılında 52 bin 387 ton olan yeşil mercimek ithalatı, 2025 yılında 118 bin 999 tona yükseldi.
Gürer'in hesabına göre altı yıllık dönemde yeşil mercimek ithalatındaki artış yaklaşık yüzde 127 oldu.
2020-2026 döneminin tamamında ise toplam 541 bin 63 ton yeşil mercimek ithal edildi ve karşılığında yaklaşık 470,5 milyon dolar ödendi.
“ÜRETİCİ KAZANAMIYOR, ARACI VE MARKET KAZANIYOR”
Gürer, sorunun yalnızca ithalat miktarıyla sınırlı olmadığını belirterek çiftçinin karşı karşıya kaldığı üretim maliyetlerine de dikkat çekti.
Üreticinin gübre, mazot, tohum, ilaç ve diğer girdi maliyetlerindeki artış nedeniyle yeterli gelir elde edemediğini savunan Gürer, çiftçinin bu nedenle farklı ürünlere yönelmek zorunda kaldığını söyledi.
Gürer,
“Üreticiden ürün girdi maliyetine yakın bir fiyatla çıkmasına rağmen rafta fiyatı katlıyor. İthal ürün de yerli ürün fiyatına rafa giriyor. Aracılar kazanıyor, market kazanıyor. Yerli üretici artan girdi maliyeti ile kazanamayınca her yıl farklı ürüne yönelerek üretim desenini değiştirerek ayakta kalmaya çalışıyor.”
dedi.
“YERLİ MERCİMEK İHRAÇ EDİLİYOR, AÇIK İTHALATLA KAPATILIYOR”
Gürer'in dikkat çektiği bir diğer nokta ise Türkiye'de üretilen mercimeğin bir bölümünün ihraç edilmesine karşılık iç piyasadaki ihtiyacın ithalatla karşılanması oldu.
Türkiye'de yetiştirilen mercimeğin kalite ve lezzet açısından tercih edildiğini belirten Gürer, yerli ürünün bir bölümünün yurt dışına gönderildiğini, ortaya çıkan arz açığının ise ithal ürünle kapatıldığını söyledi.
Gürer,
“Ülkemizde yetişen mercimek, ithale göre çok daha kaliteli. Yerli ürünün bir bölümü ihraç edilip açık ithalle gideriliyor. Hem üretimde sorun var hem ithalatta. Milyarlarca lira döviz yurt dışına gidiyor. O döviz yurt içi çiftçimize gitmeli.”
ifadelerini kullandı.
“MERCİMEKTE PLANLI ÜRETİMLE DIŞA BAĞIMLILIK BİTEBİLİR”
Özellikle dar gelirli vatandaşların sofralarında mercimeğin önemli bir yere sahip olduğuna dikkat çeken Gürer, mercimek çorbasının ekonomik ve besleyici olması nedeniyle Türkiye'de en sık tüketilen yemeklerden biri olduğunu söyledi.
Türkiye'nin mercimek üretiminde ithalata bağımlı hale gelmesinin tarım politikaları açısından değerlendirilmesi gerektiğini savunan Gürer, üreticinin desteklenmesi çağrısında bulundu.
Gürer, yeterli destek sağlanması, üretim maliyetlerinin dikkate alındığı bir alım fiyatı belirlenmesi ve planlı üretime geçilmesi halinde Türkiye'nin mercimekte ithalat bağımlılığını azaltabileceğini ifade etti.
“Anadolu'nun anavatanı olan mercimekte dahi dışa bağımlılığımızın varlığı, tarım politikasının gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. Sürekli tükettiğimiz mercimekte yerli üretim için yapılması gerekenler vakit kaybetmeden sağlanmalıdır.”
diyen Gürer, yerli çiftçinin desteklenmesini istedi.
Selçuk Bayraktar: “Mavi Vatan’ın Kaderine Bağımsızlık Mührünü Vurduk”
TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, TEKNOFEST Mavi Vatan kapanışında konuştu: "Mavi Vatan'ın kaderine bağımsızlık mührünü vurduk." Yeni rota Şanlıurfa!
TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, Gölcük Tersanesi Komutanlığı ev sahipliğinde düzenlenen TEKNOFEST Mavi Vatan yarışmalarının kapanış ve ödül töreninde tarihi açıklamalarda bulundu. Dört gün boyunca deniz teknolojilerinin kıyasıya yarıştığı organizasyonda gençlere seslenen Bayraktar, "Birilerinin hayal dediği eşikleri inançla aştık. Gençlerimiz Mavi Vatan'ın sadece koruyucusu değil, geleceğinin de mimarıdır" dedi.
Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda denizlerdeki yerli ve milli gücü artırmayı hedefleyen TEKNOFEST Mavi Vatan yarışmaları, Kocaeli Gölcük Tersanesi'nde tamamlandı. İnsansız su altı sistemleri, su altı roketleri ve otonom deniz araçlarının sergilendiği etkinlik, binlerce gencin ve denizcilik sevdalısının katılımıyla büyük bir coşkuya sahne oldu.
“Mavi Vatan’ın Kaderine Bağımsızlık Mührünü Vurduk”
Kapanış töreninde kürsüye çıkan Selçuk Bayraktar, organizasyonun yalnızca teknik bir yarışmadan ibaret olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Bizler bu dört gün boyunca Gölcük’te sadece insansız deniz araçlarını, su altı roketlerini ya da otonom sistemleri yarıştırmadık. Bizler burada Mavi Vatan’ın kaderine Türk mühendisliğinin ve Türk gençliğinin bağımsızlık mührünü bir kez daha vurduk! Birilerinin 'hayal' dediği, 'yapamazsınız' dediği her teknolojik eşiği inançla, sabırla ve kenetlenerek birlikte aştık."
"TEKNOFEST Gençliği Umuttur, Beklenendir!"
Türk gençliğinin azmine ve vatan sevgisine dikkat çeken Bayraktar, genç mühendislerin ortaya koyduğu projelerin Türkiye'nin denizlerdeki caydırıcılığına doğrudan katkı sunduğunu vurguladı:
"Sizler akıl ve alın terinizle yüreğinizdeki vatan sevdasını birleştirdiniz. Mavi Vatan’ın sadece koruyucuları değil, geleceğin de mimarları olduğunuzu tüm dünyaya gösterdiniz. TEKNOFEST gençliği; 'Kim var?' denildiğinde sağına soluna bakmadan 'Ben varım!' diyen, bu vatanın sorumluluğunu omuzlayan gençliktir. TEKNOFEST gençliği umuttur, beklenendir! Yolumuz açık, pruvamız neta, ufkumuz KIZILELMA!"
Gölcük’ten Demir Alındı: Yeni Rota Şanlıurfa
Gölcük etabının tamamlanmasıyla birlikte TEKNOFEST fırtınasının Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne taşınacağı müjdelendi. Selçuk Bayraktar, 7’den 70’e tüm vatandaşları medeniyetin ve tarihin beşiği Şanlıurfa’ya davet ederek organizasyonun tarihlerini paylaştı:
Etkinlik Adı: TEKNOFEST Güneydoğu / Şanlıurfa
Tarih: 30 Eylül – 4 Ekim
Konum: Şanlıurfa
Milli teknoloji heyecanının dalga dalga büyüyeceğini belirten Bayraktar, tören sonunda dereceye giren başarılı yarışmacılara ödüllerini takdim ederek hatıra fotoğrafı çektirdi.
Büyükçekmece’de Gönüllere Dokunan Buluşma: Meyanlar Kraliçesi Huzurevi Sakinleri İçin Söyleyecek!
Meyanlar Kraliçesi Sibel Yıldırım, 26 Ağustos’ta Büyükçekmece Özel Hayat Yaşam Merkezi’nde huzurevi sakinleri için gönüllü olarak sahne alacak.
Arka Haber
Arabesk müziğin güçlü seslerinden, “Meyanlar Kraliçesi” Sibel Yıldırım, Büyükçekmece’de gönüllere dokunacak özel bir etkinliğe hazırlanıyor. Yıldırım, 26 Ağustos Çarşamba günü Özel Hayat Yaşlı Bakım ve Yaşam Merkezi’nin kıymetli sakinleri için gönüllü olarak sahne alacak. Müzik, sevgi ve vefanın buluşacağı etkinlikte huzurevi sakinleri unutulmaz bir gün yaşayacak.
Büyükçekmece’de müzik ve vefayı aynı çatı altında buluşturacak anlamlı bir organizasyon için geri sayım başladı.
Güçlü sesi, kendine özgü yorumu ve sahne performansıyla müzikseverlerin yakından tanıdığı “Meyanlar Kraliçesi” Sibel Yıldırım, 26 Ağustos Çarşamba günü Özel Hayat Yaşlı Bakım ve Yaşam Merkezi’nin sakinleriyle bir araya gelecek.
Yıldırım, bu özel günde sevilen şarkılarını hayatın yükünü yıllarca omuzlamış, ailelerine ve topluma emek vermiş ulu çınarlar için seslendirecek.
“BAŞARI VE İNSAN” PROGRAMININ ARDINDAN BU KEZ ÇOK ÖZEL BİR SAHNE
Sibel Yıldırım, kısa süre önce gazeteci ve televizyon programcısı Nilgün Ege’nin hazırlayıp sunduğu “Başarı ve İnsan” programının da konuğu olmuştu.
Telenews ekranlarında yayınlanan “Başarı ve İnsan” programında sanat yaşamından müzik yolculuğuna kadar birçok konuda samimi açıklamalarda bulunan Yıldırım, bu kez televizyon stüdyosundan çıkarak çok daha farklı ve anlamlı bir buluşmaya hazırlanıyor.
26 Ağustos’ta Özel Hayat Yaşlı Bakım ve Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilecek etkinlikte Yıldırım, merkez sakinleri için gönüllü olarak sahneye çıkacak.
SİBEL YILDIRIM: “HER KONSERİMİZ ÖZEL AMA BU KONSER GÖNÜLDEN”
Etkinlik öncesinde Özel Hayat Yaşam Merkezi’ni ziyaret eden Sibel Yıldırım, merkezin sakinleriyle bir araya geldi.
Özel Hayat Yaşam Merkezi Kurucu Müdürü Fatma Araz, Arka Haber İmtiyaz Sahibi ve “Başarı ve İnsan” programının yapımcı ve sunucusu Nilgün Ege ile huzurevi sakinlerinin de bulunduğu buluşmada renkli ve samimi görüntüler ortaya çıktı.
Yaklaşan konserin heyecanını merkez sakinleriyle paylaşan Sibel Yıldırım, etkinliğin kendisi açısından taşıdığı anlamı şu sözlerle dile getirdi:
“Her konserimiz bizim için çok özeldir; fakat 26 Ağustos Çarşamba günü gerçekleştireceğimiz bu buluşma bambaşka. Tamamen gönüllü olarak üstlendiğimiz bu anlamlı projede şarkılarımızı başımızın tacı dedelerimiz ve ninelerimiz için söyleyeceğiz.”
Yıldırım, o günü yalnızca bir konser olarak görmediğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çok şeker, çok kıymetli konuklarımızla bir arada olacağız. Kurucu Müdürümüz Sayın Fatma Araz ve Arka Haber’den Nilgün Hanım’ın beraberliğinde hem oynayacağımız hem de gönüllere dokunacağımız muhteşem bir gün geçireceğiz.”
HUZUREVİNDE KONSER HEYECANI ŞİMDİDEN BAŞLADI
Etkinlik öncesindeki buluşmada Sibel Yıldırım’ın huzurevi sakinleriyle kurduğu sıcak iletişim dikkat çekti.
Sohbetler edildi, gülüşmeler yaşandı, yaklaşan konser konuşuldu. Merkez sakinlerinin kameraya gülümseyerek ve el sallayarak etkinliğin heyecanına ortak olması ise ortaya sıcacık görüntüler çıkardı.
26 Ağustos’ta kurulacak sahnede yalnızca şarkılar söylenmeyecek. Kimi zaman yıllar öncesine ait bir hatıra canlanacak, kimi zaman hep birlikte şarkılara eşlik edilecek, kimi zaman da müziğin ritmine oyunlarla eşlik edilecek.
Günün en önemli amacı ise merkez sakinlerinin yüzünde bir tebessüm oluşturmak olacak.
FATMA ARAZ VE EKİBİ ULU ÇINARLARI MÜZİKLE BULUŞTURACAK
Özel Hayat Yaşlı Bakım ve Yaşam Merkezi Kurucu Müdürü Fatma Araz ve merkez ekibinin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek organizasyon, yaşlı bireylerin sosyal hayatın içerisinde daha fazla yer almasının önemine de dikkat çekecek.
Merkezde yaşayan büyüklerin yalnızca bakım ihtiyaçlarının değil; sosyal, kültürel ve duygusal ihtiyaçlarının da önem taşıdığı anlayışıyla düzenlenen etkinlik, kuşaklar arasında sevgi ve vefa köprüsü oluşturmayı amaçlıyor.
Çünkü bazen bir ziyaret, bazen birkaç dakikalık sohbet, bazen de yıllar öncesinden hatırlanan bir şarkı büyüklerimiz için çok şey ifade edebiliyor.
SAHNE ONLARIN, ŞARKILAR ONLAR İÇİN
26 Ağustos’taki etkinliği özel kılan en önemli ayrıntılardan biri de Sibel Yıldırım’ın projeye gönüllü olarak destek vermesi.
“Meyanlar Kraliçesi” bu kez alkışlardan önce büyüklerin mutluluğu için mikrofon başına geçecek.
Arabesk müziğin sevilen eserlerinin seslendirileceği etkinlikte merkez sakinlerinin de şarkılara eşlik etmesi ve müzikle dolu keyifli saatler geçirmesi bekleniyor.
Etkinlik böylece klasik bir konser organizasyonunun ötesine geçerek vefa, dayanışma, paylaşma ve hatırlama buluşmasına dönüşecek.
26 AĞUSTOS’TA SEVGİ VE MÜZİK BULUŞACAK
Özel Hayat Yaşlı Bakım ve Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilecek program, 26 Ağustos Çarşamba günü saat 16.00’da başlayacak ve 19.00’a kadar devam edecek.
Sibel Yıldırım’ın şarkılarıyla renk katacağı etkinlikte Özel Hayat Yaşam Merkezi’nin sakinleri ve misafirleri bir araya gelecek.
Etkinlik için yapılan çağrıda ise şu ifadelere yer verildi:
“26 Ağustos Çarşamba günü bu sıcacık sevgi çemberine ortak olmak, büyüklerimizin neşesine eşlik etmek isteyen tüm yakın dostlarımızı ve komşularımızı Özel Hayat Yaşam Merkezi’ne bekliyoruz.”
26 Ağustos’ta Büyükçekmece’de kurulacak o sahnenin belki de en kıymetli tarafı söylenecek şarkılardan çok, şarkıları dinleyen ulu çınarların yüzlerinde oluşacak tebessüm olacak.
Alihan Kuriş Soruşturmasında Masak Raporu: Aile Çevresinde 1818 Tapu İşlemi Mercek Altında
Alihan Kuriş soruşturmasında hazırlanan MASAK raporunun ayrıntıları ortaya çıktı. Dört isimde toplam 1818 tapu işlem kaydı tespit edildi; banka ve mal varlığı hareketleri incelemeye alındı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Alihan Kuriş soruşturmasında mali hareketlere ilişkin dikkat çeken ayrıntılar ortaya çıktı. MASAK tarafından hazırlanan raporda, Kuriş ailesi ve yakınlarının mal varlığı, banka hareketleri ve taşınmaz devirleri incelendi. Dört kişinin TAKBİS kayıtlarında toplam 1818 tapu işlem kaydı tespit edilirken, aile içindeki taşınmaz devirleri ve para hareketleri de incelemeye alındı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü ve kamuoyuna “Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü” soruşturması olarak yansıyan dosyada Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) hazırladığı raporun ayrıntıları gündeme geldi.
Raporda Alihan Kuriş'in yanı sıra eşi ve her iki tarafın birinci ve ikinci derece yakınlarının mal varlıkları ile mali hareketlerinin incelendiği belirtildi.
Özellikle 2016 sonrasında meydana gelen mal varlığı değişiklikleri, aile bireyleri arasındaki taşınmaz devirleri, banka transferleri ve kayıtlı mali durumla mal varlıkları arasındaki uyum üzerinde duruldu.
DÖRT İSİMDE TOPLAM 1818 TAPU İŞLEM KAYDI
MASAK raporunda yer alan TAKBİS kayıtları dikkat çekici bir tablo ortaya koydu.
Rapora göre Alihan Kuriş'in annesi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş adına 646, babaannesi Nevin Kuriş adına 539, babası Mahmut Sabri Kuriş adına 207, eşi Seda Kuriş'in babası Mustafa Kösemusul adına ise 426 gayrimenkul işlem kaydı tespit edildi.
Bu dört kişinin kayıtları toplandığında sayı 1818 tapu işlemine ulaşıyor.
Ancak bu rakam 1818 ayrı gayrimenkul bulunduğu anlamına gelmiyor. TAKBİS kayıtları satış ve alımların yanı sıra miras intikali, ifraz, tevhit, cins değişikliği, kat irtifakı ve çeşitli mülkiyet işlemlerini de kapsıyor.
646 İŞLEMDE ÇOK SAYIDA TAŞINMAZ TÜRÜ
Alihan Kuriş'in annesi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'e ilişkin 646 işlem kaydında yalnızca konut ve arsalar bulunmuyor.
MASAK raporuna yansıyan kayıtlarda büro, dükkân, imalathane, kahvehane, lokanta, mesken, zeytinli tarla, kuyulu tarla ve farklı nitelikte arsalar bulunuyor.
Bazı taşınmazların aile üyelerinden geçtiği, bazılarının ise üçüncü kişilere veya şirketlere devredildiği kayıtlara yansıdı.
Raporda bazı taşınmazlar üzerindeki haciz ve tedbir kayıtlarına da dikkat çekildi.
KARDEŞİN BANKA HAREKETLERİ DE İNCELENDİ
MASAK'ın incelemesinde Alihan Kuriş'in kardeşi Hilmi Tuna Kuriş'in taşınmaz ve banka hareketlerine de yer verildi.
Özellikle 2024-2026 dönemindeki miras, satış ve mülkiyet işlemleri incelenirken, banka transferlerinin on milyonlarca liraya ulaştığı raporda kaydedildi.
Bazı taşınmazlarda icrai haciz, ihtiyati tedbir ve el koyma kararlarının bulunduğu da rapora yansıdı.
Miras yoluyla edinilen varlıkların daha sonra gerçekleştirilen devirleri ile banka hesaplarındaki para hareketlerinin birlikte değerlendirilmesinin önem taşıdığı belirtildi.
TAŞINMAZLAR İKİ KUŞAK BOYUNCA EL DEĞİŞTİRDİ
Raporda Kuriş ailesindeki miras hareketleri de ayrıntılı şekilde ele alındı.
Alihan Kuriş'in 2022 yılında hayatını kaybeden babaannesi Nevin Kuriş'ten çok sayıda taşınmazın mirasçılara geçtiği, bunların bir bölümünün Mahmut Sabri Kuriş'e intikal ettiği kaydedildi.
Mahmut Sabri Kuriş'in 2024'te hayatını kaybetmesinin ardından söz konusu mal varlıklarının bir bölümünün Alihan Kuriş ve kardeşi Hilmi Tuna Kuriş'in de aralarında bulunduğu mirasçılara geçtiği belirtildi.
MASAK raporunda bu taşınmazların hangilerinin miras, hangilerinin bedelli satış yoluyla devredildiği ve satış söz konusuysa bedellerin banka kayıtlarına yansıyıp yansımadığının incelenmesinin önemine işaret edildi.
2,4 MİLYON LİRALIK PARA AYNI GÜN OTOMOTİV ŞİRKETİNE GİTTİ
Raporda Alihan Kuriş'in eşi Seda Kuriş'in banka hareketleriyle ilgili de dikkat çeken bir işlem bulunuyor.
Banka kayıtlarına göre 5 Eylül 2023 tarihinde Mehmet Özmen isimli kişiden Seda Kuriş'in hesabına 2 milyon 406 bin 650 lira gönderildi.
Aynı gün bu paranın 2 milyon 406 bin 344 lirası Mercedes-Benz Otomotiv Ticaret ve Hizmetler AŞ'ye aktarıldı.
Raporda yaklaşık 2,4 milyon liralık tutarın üçüncü bir kişiden gelmesi nedeniyle para transferinin tarafları arasındaki hukuki veya ticari ilişkinin açıklığa kavuşturulması gerektiği değerlendirmesine yer verildi.
KAYINPEDERİN KAYITLARINDA 426 İŞLEM
Seda Kuriş'in babası Mustafa Kösemusul'un TAKBİS kayıtları da MASAK incelemesinde yer aldı.
Rapora göre Kösemusul adına halen üç taşınmaz bulunmasına rağmen geçmiş kayıtlarında 426 ayrı gayrimenkul alış ve satış işlemi görüldü.
Raporda Kösemusul'un geçmiş banka hareketleri, şirket ortaklıkları ve yöneticilikleriyle birlikte söz konusu tapu işlemlerinin ekonomik gerekçelerinin ve alış-satış bedellerinin banka kayıtlarıyla karşılaştırılması gerektiği belirtildi.
BANKA İŞLEM HACMİNDE YAKLAŞIK 5 KAT ARTIŞ
MASAK raporunda Seda Kuriş'in kardeşi Ayşe Nur Bedir'in banka hareketlerine ilişkin tespitler de bulunuyor.
Bedir'in bankacılık işlem hacminin 2023 yılında önceki yıllara göre yaklaşık 5 kat arttığı kaydedildi.
Aynı kişinin üzerine beş tarla ile iki aracın kayıtlı olduğu ve iki şirkette ortaklığının bulunduğu rapora yansıdı.
MASAK, taşınmaz ve araç edinimleriyle banka hesaplarındaki hareket artışının birlikte incelenmesi gerektiği değerlendirmesinde bulundu.
ÜZERİNE MAL VARLIĞI KAYITLI DEĞİL, HESAPLARINDA 5,5 MİLYON LİRAYI AŞAN GİRİŞ
Rapordaki dikkat çekici bölümlerden biri de Seda Kuriş'in annesi Zeynep Kösemusul'a ilişkin banka kayıtları oldu.
Rapora göre adına şirket ortaklığı, araç veya gayrimenkul kaydı bulunmayan Kösemusul'un 2016-2026 dönemindeki banka hesaplarında 5 milyon 550 bin liranın üzerinde para girişi, yaklaşık 3 milyon 800 bin lira para çıkışı tespit edildi.
MASAK raporunda söz konusu para hareketlerinin kaynağı ile aile bireyleri arasındaki transferlerin ekonomik faaliyetlerle uyumunun açıklığa kavuşturulması gereken konular arasında olduğu ifade edildi.
MASAK ÜÇ ANA BAŞLIĞA ODAKLANDI
Raporda aile ve yakın çevrenin mali hareketleri birlikte değerlendirildiğinde üç başlık öne çıktı:
Yüksek sayıdaki tapu işlem kayıtları, kuşaklar arasında gerçekleşen taşınmaz devirleri ve taşınmaz/araç edinimleriyle aynı dönemlere denk gelen banka hareketleri.
Soruşturma kapsamında taşınmazların gerçek satış bedelleri, bu bedellerin banka sistemine yansıyıp yansımadığı, birbirine yakın tarihlerde yapılan tapu işlemleri, araçların finansman kaynakları ve kişilerin kayıtlı gelirleriyle mal varlıkları arasındaki uyumun incelendiği belirtildi.
SORUŞTURMA DEVAM EDİYOR
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 13 Ağustos'ta 17 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirilmişti.
Operasyonda, aralarında Alihan Kuriş'in de bulunduğu 49 şüpheliden 30'u gözaltına alınmış, Alihan Kuriş ile bazı şüpheliler hakkında tutuklama kararı verilmişti.
Soruşturma kapsamında şüphelilere “suç örgütü kurma ve yönetme”, “suç örgütüne üye olma”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama”, “kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık” ve “Vergi Usul Kanunu'na muhalefet” suçlamaları yöneltiliyor.
Soruşturma ve yargı süreci devam ederken, MASAK raporunda yer alan mali tespitlerin hukuki değerlendirmesi yetkili yargı mercileri tarafından yapılacak.
Nafakada Yeni Dönem Hazırlığı: Süresiz Nafaka Yerine Evlilik Süresine Göre Model
Türkiye’de uzun süredir tartışılan süresiz yoksulluk nafakasına ilişkin yeni bir model üzerinde çalışılıyor. Kamuoyuna yansıyan taslak düzenlemeye göre nafakanın evlilik süresi dikkate alınarak belirlenmesi, kısa süreli evliliklerde ise 5 yıllık asgari sürenin esas alınması gündemde. Çalışmada hâkime özel durumlarda nafaka süresini uzatma yetkisi verilmesi de değerlendiriliyor.
Boşanma sonrası yoksulluk nafakasına ilişkin sistemin değiştirilmesine yönelik çalışmalar yeniden gündemde. Üzerinde çalışıldığı belirtilen yeni modelde, mevcut sistemdeki süresiz nafaka uygulamasının yerine belirli süreye dayanan bir yapının getirilmesi öngörülüyor.
Ancak kamuoyuna yansıyan düzenleme henüz yürürlüğe girmiş bir kanun değil. Yeni sistemin uygulanabilmesi için düzenlemenin kanun teklifi haline gelerek TBMM’ye sunulması ve yasama sürecinin tamamlanması gerekiyor.
KISA EVLİLİKTE DE 5 YIL NAFAKA GÜNDEMDE
Taslakta dikkat çeken başlıklardan biri kısa süreli evlilikler.
Üzerinde çalışılan modele göre evlilik yalnızca 6 ay veya 1 yıl sürmüş olsa dahi yoksulluk nafakasının 5 yıldan daha kısa süreyle verilmemesi değerlendiriliyor.
Böylece 5 yılın, nafaka süresi açısından bir alt sınır olarak uygulanması gündeme geliyor.
Bu düzenlemeyle boşanma sonrasında ekonomik açıdan güçlük yaşayabilecek eşe sosyal ve ekonomik hayata yeniden uyum sağlayabilmesi için belirli bir geçiş süresi tanınması amaçlanıyor.
EVLİLİK SÜRESİNİN YARISI ESAS ALINABİLİR
Yeni sistemde nafakanın ne kadar süreyle ödeneceğinin belirlenmesinde evlilik süresinin dikkate alınması planlanıyor.
Kamuoyuna yansıyan taslağa göre hesaplamada evliliğin başladığı tarih ile boşanma davasının açıldığı tarih arasındaki süre dikkate alınacak.
Nafaka süresinin belirlenmesinde ise evlilik süresinin yarısının esas alınması üzerinde duruluyor.
Bu hesaplama sonucunda ortaya çıkan süre 5 yılın altında kalırsa asgari 5 yıllık nafaka süresinin uygulanması öngörülüyor.
HÂKİME UZATMA YETKİSİ VERİLEBİLİR
Yeni modelin dikkat çeken bir başka noktası ise 5 yıllık sürenin her durumda kesin bir bitiş tarihi olmayacak olması.
Nafaka alan kişinin ileri yaşta olması, sağlık sorunları yaşaması veya çalışma gücünü kaybetmesi gibi özel koşullarda hâkimin nafaka süresini uzatabilmesi değerlendiriliyor.
Mahkemenin karar verirken kişinin ekonomik durumunu, gelir elde etme imkânını, çalışma kapasitesini ve kendi geçimini sağlayıp sağlayamayacağını göz önünde bulundurması planlanıyor.
EK NAFAKA İÇİN 1 YILLIK SÜRE
Taslak çalışmada nafaka süresi sona ermesine rağmen ekonomik mağduriyeti devam eden kişiler için yeniden mahkemeye başvuru imkânı da bulunuyor.
Buna göre gerekli şartları taşıyan nafaka alacaklısının, nafakanın sona ermesinden itibaren 1 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak ek süre talep edebilmesi gündemde.
Bir yıllık başvuru süresinin geçirilmesi halinde ise uzatma talebinin yapılamaması öngörülüyor.
AYLIK NAFAKA TOPLU ÖDEMEYE ÇEVRİLEBİLECEK
Çalışmada yalnızca nafakanın süresi değil, ödeme yöntemi konusunda da değişiklik yapılması değerlendiriliyor.
Başlangıçta aylık olarak ödenmesine karar verilen nafakanın, daha sonraki aşamada mahkeme kararıyla toplu ödemeye dönüştürülebilmesinin önü açılabilir.
Hâkimin böyle bir karar verirken tarafların mali durumunu, ödemenin sürdürülebilirliğini ve toplu ödemenin nafaka alacaklısı üzerindeki sonuçlarını değerlendirmesi öngörülüyor.
Böylece uygun şartların oluşması halinde boşanan eşler arasındaki yıllarca devam edebilen mali ilişkinin tek seferlik ödeme ile sona erdirilmesi mümkün olabilecek.
MAL PAYLAŞIMINDA DA SÜRE DEĞİŞİKLİĞİ GÜNDEMDE
Hazırlık yalnızca nafaka sistemiyle sınırlı değil.
Boşanmanın ardından açılan mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda uygulanan zamanaşımı süresinin de değiştirilmesi gündemde.
Mevcut durumda 10 yıl olarak uygulanan sürenin 5 yıla indirilmesi üzerinde çalışıldığı belirtiliyor.
Düzenlemenin yasalaşması halinde boşanan eşlerin katılma alacağı, değer artış payı ve mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan talepleri bakımından daha kısa sürede hukuki yollara başvurması gerekebilecek.
NAFAKA SADECE KADINLARA ÖDENMİYOR
Kamuoyunda zaman zaman yanlış bilinen bir diğer konu ise yoksulluk nafakasının yalnızca kadınların yararlanabildiği bir hak olduğu düşüncesi.
Mevcut Türk Medeni Kanunu'na göre yoksulluk nafakası cinsiyete bağlı bir hak değil. Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek ve kusuru diğer eşten daha ağır olmayan taraf, gerekli şartların oluşması halinde nafaka talebinde bulunabiliyor.
Dolayısıyla şartları taşıyan erkek eşin de yoksulluk nafakası talep etmesi mümkün.
MEVCUT NAFAKALAR ŞİMDİLİK DEĞİŞMİYOR
Yeni düzenlemeyle ilgili en önemli ayrıntı ise çalışmaların henüz taslak aşamasında bulunması.
Kamuoyuna yansıyan 5 yıllık asgari süre, evlilik süresinin yarısı kadar nafaka, toplu ödeme ve diğer düzenlemeler bugün itibarıyla mevcut nafaka kararlarını kendiliğinden değiştirmiyor.
Düzenlemenin önce kanun teklifine dönüşmesi, TBMM’de komisyon ve Genel Kurul süreçlerinden geçmesi gerekiyor.
Teklif yasalaşırsa mevcut nafaka kararlarının yeni sistemden etkilenip etkilenmeyeceği, devam eden boşanma davalarının hangi hükümlere tabi olacağı ve geçmiş dosyalar için nasıl bir geçiş sistemi uygulanacağı kanunun kesinleşen metniyle belli olacak.
TOBB Erzurum Kadın Girişimciler Kurulu Ağustos Ayı Toplantısını TKDK’da Gerçekleştirdi
TOBB Erzurum Kadın Girişimciler Kurulu, Ağustos ayı toplantısını TKDK Erzurum İl Koordinatörlüğü’nde yaptı. Toplantıda kadın girişimcilere yönelik hibe, yatırım ve kırsal kalkınma destekleri ele alındı.
Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) bünyesinde faaliyet gösteren TOBB Erzurum Kadın Girişimciler Kurulu (KGK), Ağustos ayı olağan toplantısını TKDK Erzurum İl Koordinatörlüğü ev sahipliğinde gerçekleştirdi. Toplantıda kadın girişimciliğine yönelik çalışmalar değerlendirilirken, TKDK’nın hibe ve destek programları hakkında kurul üyelerine bilgi verildi.
KADIN GİRİŞİMCİLER TKDK’DA BİR ARAYA GELDİ
TOBB Erzurum Kadın Girişimciler Kurulu (KGK), Ağustos ayı olağan toplantısını Kurul Başkanı Kübra Alioğulları başkanlığında gerçekleştirdi.
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Erzurum İl Koordinatörlüğü’nün ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda, kurulun yürüttüğü çalışmalar ve önümüzdeki döneme ilişkin faaliyetler ele alındı.
TEMMUZ AYINDA YAPILAN ÇALIŞMALAR DEĞERLENDİRİLDİ
Toplantının açılışının ardından gündem maddelerinin görüşülmesine geçildi.
Kurul üyeleri, Temmuz 2026 döneminde KGK İcra Kurulu tarafından gerçekleştirilen faaliyetleri değerlendirerek yürütülen çalışmaların sonuçları hakkında görüş alışverişinde bulundu.
Kadınların girişimcilik hayatında daha etkin rol almalarını desteklemeye yönelik gerçekleştirilen faaliyetler ve önümüzdeki dönemde atılabilecek yeni adımlar da toplantının gündeminde yer aldı.
TKDK HİBE VE DESTEKLERİ KADIN GİRİŞİMCİLERE ANLATILDI
Toplantının önemli gündem başlıklarından birini ise TKDK tarafından yatırımcılara sağlanan hibe ve destek programları oluşturdu.
TKDK yetkilileri tarafından kurul üyelerine; tarım, kırsal kalkınma ve üretime yönelik yatırım olanakları hakkında kapsamlı bir bilgilendirme yapıldı.
Sunumda özellikle kadın girişimcilere yönelik avantajlar, uygulanabilecek hibe oranları ve proje başvuru süreçlerine ilişkin detaylar aktarıldı.
KADIN GİRİŞİMCİLİĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ İÇİN GÖRÜŞ ALIŞVERİŞİ
Toplantıda TKDK desteklerinden kadın girişimcilerin daha etkin şekilde yararlanabilmesi ve Erzurum’da kadın girişimciliğinin geliştirilmesine yönelik yapılabilecek çalışmalar konusunda karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.
TOBB Erzurum Kadın Girişimciler Kurulu’nun Ağustos ayı olağan toplantısı, değerlendirmelerin ardından sona erdi.
Avcılar Belediyesi'nin Futbol Turnuvasında Yarı Final Heyecanı
Avcılar Belediyesi Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından düzenlenen Mahalleler Arası Futbol Turnuvasında yarı finale yükselen takımlar belli oldu.
Avcılar Belediyesi Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından düzenlenen Mahalleler Arası Futbol Turnuvasında yarı finale yükselen takımlar belli oldu. İlçenin farklı mahallelerinden 12 takımın katıldığı organizasyonda Üniversite, Firuzköy, Mustafa Kemal Paşa, Gümüşpala ve Yeşilkent mahallelerinden sporcular şampiyonluk için mücadele etti.
12 TAKIM ŞAMPİYONLUK İÇİN SAHAYA ÇIKTI
Avcılar Belediyesi Atatürk Stadyumu’nda oynanan karşılaşmalarda takımlar, grup ve eleme müsabakalarında üst tura yükselmek için mücadele etti. Karşılaşmaların tamamlanmasıyla birlikte turnuvanın son dört takımı da netleşti.
Farklı mahallelerden sporcuları aynı organizasyonda buluşturan turnuva, ilçedeki futbol heyecanını da sahaya taşıdı. Avcılar Belediyesi’nin düzenlediği organizasyon, sporculara mücadele etme ve yeteneklerini sergileme fırsatı sundu.
YARI FİNAL HEYECANI
Turnuvada yarı finale yükselen ekipler Ateşoğlu Spor, Avcılar Balkan Spor, Trafo Spor ve Avcılar Murat Kölük Devlet Hastanesi oldu.
Dört takım, finale yükselmek için yarı final mücadelesini verirken, turnuvada finale çıkacak iki takım belli oldu.
ŞAMPİYONLUK İÇİN SON VİRAJ
Turnuvada yarı final karşılaşmalarının tamamlanmasının ardından finale yükselen takımlar da belli oldu. Rakiplerini mağlup eden Avcılar Balkan Spor ve Ateşoğlu Spor, şampiyonluk kupası için finalde karşı karşıya gelecek.
Avcılar Belediyesi, ilçede sporun daha geniş kesimlere ulaşması ve amatör sporcuların desteklenmesi amacıyla sportif organizasyonlara ev sahipliği yapmayı sürdürüyor. Turnuva kapsamında bir araya gelen takımlar, hem rekabet hem de sporun kent yaşamındaki buluşturucu yönünü sahaya yansıttı.
Şampiyonluk için son iki takımın kaldığı turnuvada gözler artık final karşılaşmasına çevrildi. Avcılar Balkan Spor ile Ateşoğlu Spor’un mücadele edeceği final maçının ardından şampiyon takım belli olacak. Dereceye giren takımlara kupa ve madalyaları takdim edilecek.
Teoman Mutlu: “Siyasi Partiler Temiz, Güvenilir ve Donanımlı Olmalıdır”
Yerli ve Milli Parti Genel Başkanı Teoman Mutlu, siyasi partilerde dürüstlük, liyakat ve şeffaflık çağrısı yaptı. Mutlu, Siyasi Partiler Kanunu ve seçim mevzuatının yeniden ele alınmasını istedi.
Yerli ve Milli Parti Genel Başkanı Teoman Mutlu, Türkiye’de siyasi partilerin demokrasinin temel unsurlarından biri olduğunu belirterek dürüstlük, liyakat ve şeffaflık vurgusu yaptı. Siyasi partiler hakkındaki iddia ve suçlamaların somut deliller ve hukuk çerçevesinde ele alınması gerektiğini söyleyen Mutlu, Siyasi Partiler Kanunu ve seçim mevzuatının da yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
“SİYASİ PARTİLER DEMOKRASİNİN TEMELİDİR”
Yerli ve Milli Parti Genel Başkanı Teoman Mutlu, siyasi partilerin seçim sistemi ve devlet yönetimindeki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Siyasi partilerin demokrasinin işleyişinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Mutlu, parti kadrolarının dürüst, liyakatli ve donanımlı kişilerden oluşması gerektiğini söyledi.
Mutlu, şu ifadeleri kullandı:
“Parti olmazsa seçim olmaz. Ciddi bir siyasi parti, insan yetiştiren bir okuldur. Devleti seçimi kazanan parti yönetiyor, Cumhurbaşkanı da partinin içinden çıkıyor. O hâlde iktidarıyla muhalefetiyle siyasi partilerin üzerine titremek ve temiz kalmaları için gayret göstermek gerekir.”
TEOMAN MUTLU’DAN LİYAKAT VE DÜRÜSTLÜK VURGUSU
Yerli ve Milli Parti’de bu anlayış doğrultusunda hareket ettiklerini ifade eden Mutlu, parti kadrolarının niteliğine önem verdiklerini belirtti.
Mutlu, “Parti mensuplarımızın temiz, dürüst ve mutlaka donanımlı olması için çalışıyorum. Çok şükür ülkeme tertemiz bir parti kazandırdım. Kendi evimin önünü temiz tutuyorum.” dedi.
“BÜTÜN PARTİLER ŞAİBEDEN UZAK OLMALIDIR”
Siyasi etik ve kamuoyu güveninin yalnızca tek bir partinin meselesi olarak değerlendirilemeyeceğini savunan Mutlu, Türkiye’de faaliyet gösteren bütün siyasi partilerin şeffaflık konusunda hassas davranması gerektiğini söyledi.
CHP hakkında kamuoyuna yansıyan iddialara da değinen Mutlu, şu değerlendirmede bulundu:
“Devleti kuran bir parti olarak CHP’nin de hakkında ortaya atılan iddiaları açıklığa kavuşturması, temiz ve güvenilir bir yapıyı koruması hepimizi ilgilendirir.”
Mutlu, farklı siyasi partiler hakkında çeşitli yapı veya gruplarla ilişkilere yönelik iddiaların zaman zaman gündeme gelebileceğini belirterek bu tür suçlamaların söylentiler üzerinden değil, somut deliller ve hukuk çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
“İnsanın olduğu her yerde problem olabilir, menfaat insanları şaşırtabilir. Yöneticilerin görevi buna karşı dikkatli olmak ve partilerinin itibarını korumaktır.” ifadelerini kullandı.
“CİDDİ SUÇLAMALAR KARŞISINDA HUKUKİ YOLLARA BAŞVURULMALI”
Siyasi partilere yönelik ciddi iddiaların cevapsız bırakılmaması gerektiğini söyleyen Mutlu, parti yöneticilerinin gerektiğinde hukuki yollara başvurması gerektiğini belirtti.
Mutlu, “Bir partiye karşı en küçük ciddi suçlama varsa genel başkanların ve yöneticilerin hukuk yoluna başvurması gerekir. Aksi hâlde parti durup dururken şaibe altında kalabilir.” dedi.
Siyasi tartışmaların itham ve söylentiler yerine hukuk, belge ve somut veriler üzerinden yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
SİYASİ PARTİLER KANUNU VE SEÇİM MEVZUATI İÇİN DEĞİŞİKLİK ÇAĞRISI
Teoman Mutlu, Türkiye’deki siyasi parti sisteminin hukuki altyapısının da yeniden ele alınması gerektiğini savundu.
Siyasi Partiler Kanunu ve seçim mevzuatında değişiklik yapılması yönündeki çağrısını yineleyen Mutlu, Türkiye’de çok sayıda siyasi parti bulunmasına rağmen bunların yalnızca bir bölümünün seçimlere katılma yeterliliğine sahip olduğunu söyledi.
Mutlu, “Türkiye’de çok sayıda siyasi parti var ancak bunların yalnızca bir bölümü seçimlere katılma yeterliliğine sahip. Geri kalanların önemli bir kısmı fiilen sınırlı bir örgütlenmeyle varlık gösteriyor. Bu da siyasette ciddi bir dağınıklık oluşturuyor.” ifadelerini kullandı.
Yetkili kurumlara çağrıda bulunan Mutlu, siyasi parti sisteminin daha şeffaf, sağlıklı ve işlevsel hale getirilmesine yönelik düzenlemelerin gündeme alınması gerektiğini savundu.
“DEMOKRASİ GÜÇLÜ OLACAKSA SİYASİ PARTİLER DE GÜÇLÜ OLMALI”
Mutlu, açıklamasını siyasi partilerde güven ve liyakat vurgusuyla tamamladı:
“Demokrasi güçlü olacaksa siyasi partiler de güçlü, temiz, donanımlı ve güvenilir olmak zorundadır. Biz kendi sorumluluğumuzu yerine getirirken bütün siyasi partilerin de aynı hassasiyeti göstermesini bekliyoruz.”
Cumhuriyet Kent Meydanı, Tarih, Kültür Ve Sosyal Yaşamın Yeni Buluşma Noktası Olacak
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Büyükçekmece Belediyesi işbirliğiyle yapımı tamamlanan Türkiye'nin en büyük kent meydanlarından Cumhuriyet Kent Meydanı, 80 bin metrekarelik alanıyla kentin sosyal ve kültürel yaşamına farklı bir zenginlik katacak.
30 Ağustos Pazar günü düzenlenecek olan etkinliklerle açılışının gerçekleştirileceği Cumhuriyet Kent Meydanı, Büyükçekmece Belediye Binası, Ulusal Bağımsızlık ve Kuruluş Müzesi, Atatürk Evi, Kıyı Marina gibi, tarihi, sosyal ve kültürel eserleri bünyesinde barındırıyor.
Başkan Akgün'ün vizyon projelerinden
Büyükçekmece Belediyesi'ne yönelik düzenlenen operasyon kapsamında Silivri Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün'ün, vizyon projelerinden olan Cumhuriyet Kent Meydanı projesi hayata geçiyor. Büyükçekmece'nin ve Cumhuriyetin kimliğini yansıtan eserlerin bir arada bulunduğu meydan projesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle tamamlandı. Cumhuriyet Kent Meydanı, 30 Ağustos Zafer Bayramı gibi anlamlı bir tarihte görkemli bir törenle açılacak. Zafer Bayramı'nın 104'üncü yıl kutlamalarıyla görkemli bir şölene dönüşecek olan açılış etkinliklerinde sevilen sanatçı Melek Mosso konser verecek. 30 Ağustos Pazar günü, Zafer Bayramı'nın 104'üncü yılı coşkuyla kutlanırken, Cumhuriyet Kent Meydanı gibi eşsiz bir proje kentin halkının hizmetine açılacak.
Meydan açık hava müzesi deneyimi sunacak
Sahip olduğu eserler ve sosyal yaşam alanlarıyla geçmiş ile bugün arasında bir kültür köprüsü oluşturan Cumhuriyet Kent Meydanı, ulusal ve uluslararası etkinliklerde de kentin yeni buluşma noktası olacak. Kent yaşamının kalbinin attığı meydan, yalnızca insanların bir araya geldiği bir buluşma noktası olmanın ötesine geçerek, kültür, sanat ve turizmin önemli merkezlerinden biri haline geliyor. Tarihi ve kültürel değerleriyle kentin geçmişine ışık tutan meydan; sanat eserleri, mimari dokusu, sosyal donatı alanları ve çevresindeki müzeler, yürüyüş yolları ile adeta açık hava müzesi deneyimi sunacak.
Sanat eserleriyle açık hava sergisine dönüşecek
27 yıldır aralıksız devam eden, Uluslararası İstanbul Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali kapsamında gerçekleşen Uluslararası Heykel Sempozyumu'na katılan dünyanın tanınmış heykeltraşların eserlerinin de sergilendiği meydan, kentin tarihini ve kültürel birikimini görünür kılarken, düzenlenen kültür-sanat etkinlikleri de meydanın canlılığını artırıyor. Sergilerden konserlere, kültürel buluşmalardan çeşitli etkinliklere kadar farklı organizasyonlara ev sahipliği yapması planlanan alan, her yaştan insan için yaşayan bir kültür platformu niteliği taşıyor.
Yatçılık sektörü ve turizm açısından meydanı önemli bir çekim merkezi
Ayrıca Cumhuriyet Kent Meydanı, dünyanın en bilindik 7 şehrinin mimari özelliğini bünyesinde barındıran bin yat kapasiteli Kıyı Marina'ya yürüme mesafesinde. Yatçılık sektörü ve turizm açısından meydanı önemli bir çekim merkezi haline getirecek olan marina bünyesinde barındırdığı alışveriş, eğlence, yeme – içme mekanlarıyla Büyükçekmece'ye artı değer katacak. Meydanın çevresindeki tarihi yapılar, müzeler, sanat alanları ve sosyal mekânlarla bütünleşmesi, bölgenin turizm potansiyelini daha da güçlendiriyor.
Gündüz ayrı, akşam ayrı bir atmosfere bürünüyor
Gündüzü ayrı, akşamı ayrı bir atmosfere bürünen meydan; ışıklandırması, mimarisi ve hareketli sosyal yaşamıyla kentin cazibe merkezlerinden biri olarak öne çıkacak. Vatandaşların dinlenip vakit geçirdiği, sanatseverlerin eserlerle buluştuğu ve turistlerin şehri keşfetmeye başladığı meydan, kentin kültürel vitrini olma özelliğini taşıyor. Ayrıca yer altı otoparkı da, bölgenin otopark ihtiyacını karşılamak için modern bir yer altı otoparkı olarak hizmet verecek.
İlk Yorum yapan siz olun!