İSTANBUL – Arka Haber
İstanbul'un gastronomi rotalarına yeni bir soluk kazandıran SamsaLand, Orta Asya'nın köklü mutfak kültürünü Küçükçekmece Gölü manzarası eşliğinde misafirleriyle buluşturuyor. Geleneksel pişirme yöntemleriyle hazırlanan samsa, Türkmen pilavı, fitçi ve birbirinden özel lezzetler, hem Orta Asya mutfağını özleyenleri hem de farklı tatlar keşfetmek isteyenleri aynı sofrada buluşturuyor.
Basın Platformu'nun ziyaret ettiği SamsaLand'da işletmenin kurucusu Abdullah Cumali, markanın kuruluş hikâyesini ve gelecek hedeflerini anlattı.
Şirinevler'den Küçükçekmece'ye Uzanan Başarı Hikâyesi
Yaklaşık sekiz yıl önce Bahçelievler Şirinevler'de küçük bir işletme olarak kapılarını açan SamsaLand, ilk yıllarda daha çok Türkmenistan ve diğer Orta Asya ülkelerinden gelen misafirlerin tercih ettiği bir restoran olarak hizmet verdi.
Artan ilgiyle birlikte büyüme kararı alan işletme, bugün Küçükçekmece Gölü kıyısındaki yaklaşık 350 kişilik modern restoranında İstanbul'un dört bir yanından gelen misafirlerini ağırlıyor.
İşletme sahibi Abdullah Cumali, Türk misafirlerin gösterdiği ilginin büyümelerinde önemli rol oynadığını belirterek şunları söyledi:
"Başlangıçta kendi kültürümüzün yemeklerini yaşatmayı hedefledik. Bugün ise misafirlerimizin büyük bölümünü farklı lezzetleri keşfetmek isteyen Türk vatandaşlarımız oluşturuyor."
Misafirlerin Büyük Bölümü Türk
Cumali'nin verdiği bilgiye göre bugün SamsaLand'a gelen misafirlerin yaklaşık yüzde 60'ını Türk vatandaşları oluşturuyor.
Farklı mutfak kültürlerine ilgi duyan misafirlerin tekrar tekrar restorana gelmesi ise işletmenin en büyük başarısı olarak görülüyor.
Samsa, Restoranın Vazgeçilmez Lezzeti
İşletmenin adını da taşıyan tandır samsası, SamsaLand'ın en çok tercih edilen ürünü olmayı sürdürüyor.
İnce açılan hamurun içerisine iri kuşbaşı et yerleştiriliyor, ardından özel tandırın iç yüzeyine yapıştırılarak yüksek sıcaklıkta pişiriliyor.
Dışı çıtır, içi ise son derece yumuşak kalan samsa, tandır aromasını doğal et lezzetiyle buluşturuyor.
Cumali, toplam satışlarının yaklaşık yüzde 40'ını samsanın oluşturduğunu belirterek, "Bizim imza ürünümüz samsadır." ifadelerini kullandı.
Türkmen Mutfağının Seçkin Tatları Aynı Menüde
SamsaLand'ın menüsünde;
- Tandır samsası
- Fitçi
- Üç farklı mantı
- Türkmen pilavı
- Kuzu şaşlık
- Ciğer şaşlık
- Lüle kebabı
başta olmak üzere Orta Asya mutfağının en özel yemekleri yer alıyor.
Özellikle büyük kazanlarda uzun saatler pişirilen Türkmen pilavı, dengeli aroması ve hafif yapısıyla misafirlerden tam not alıyor.
Tatlıda Final Medovik ile Yapılıyor
Yemek sonunda servis edilen Medovik ise SamsaLand'ın en dikkat çeken tatlılarından biri.
Kat kat hazırlanan bal aromalı bu geleneksel lezzet, hafif yapısıyla yemek sonrası keyifli bir final sunuyor.
Sadece Restoran Değil, Kültürel Bir Deneyim
SamsaLand'ın en dikkat çeken özelliklerinden biri de açık alanda bulunan tandır ve büyük pişirme kazanları.
Misafirler yemeklerin hazırlanışını adım adım izleyebiliyor; tandıra yapıştırılan hamurlar, ağır ateşte pişen pilavlar ve közde hazırlanan etler, restoranı klasik bir yemek mekânının ötesine taşıyor.
Göl Manzarasında Kahvaltı Keyfi
SamsaLand yalnızca Orta Asya mutfağıyla değil, zengin Türk kahvaltısıyla da dikkat çekiyor.
Hafta sonları göl manzarası eşliğinde sunulan kahvaltı konsepti, ailelerin yoğun ilgisini görüyor.
Hedef Türkiye'nin Dört Bir Yanı
SamsaLand'ın kurucusu Abdullah Cumali, hedeflerinin yalnızca İstanbul'da büyümek olmadığını belirterek, ilerleyen süreçte Türkiye'nin farklı şehirlerinde ve yurt dışında yeni şubeler açmayı planladıklarını söyledi.
Orta Asya'nın geleneksel mutfak kültürünü daha geniş kitlelerle buluşturmayı amaçladıklarını ifade eden Cumali, SamsaLand'ın gastronomi alanında güçlü bir marka olma yolunda ilerlediğini vurguladı.
Yorumlar
Yorum Yapın
İlginizi Çekebilir
PHP Güvenlik Açığı İçin Siber Alarm! Türkiye'de Ulusal Tarama Başlatıldığı Bildirildi
PHP güvenlik açığı sonrası Avrupa'da bazı kamu siteleri tedbiren kapatıldı. Türkiye'de ulusal siber güvenlik taraması başlatıldığı bildirildi.
Dünya genelinde kullanılan PHP yazılım altyapısındaki kritik güvenlik açıkları siber güvenlik endişelerini artırdı. Avrupa'da bazı kamu kurumlarına ait internet sitelerinin tedbir amacıyla erişime kapatıldığı bildirilirken, Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı'nın ulusal ölçekte tarama çalışması başlattığı ve kamu ile özel sektör kuruluşlarını acil güvenlik önlemleri konusunda uyardığı aktarıldı.
PHP Güvenlik Açığı Dünya Gündeminde
İnternet sitelerinin ve çevrim içi uygulamaların geliştirilmesinde yaygın olarak kullanılan PHP yazılım altyapısına ilişkin kritik güvenlik açığı uyarıları, kamu kurumları ve özel sektör kuruluşlarını harekete geçirdi.
Söz konusu güvenlik açıklarının, gerekli önlemler alınmayan sistemlerde yetkisiz erişim ve siber saldırı risklerini artırabileceği değerlendiriliyor.
Gelişmelerin ardından çeşitli ülkelerde kullanılan yazılım sürümlerinin kontrol edilmesi ve güvenlik güncellemelerinin uygulanması gündeme geldi.
Avrupa'da Bazı Kamu Siteleri Tedbir Amaçlı Kapatıldı
Güvenlik uyarılarının ardından Avrupa'da bazı kamu kurumlarına ait internet sitelerinin geçici olarak çevrim dışı bırakıldığı bildirildi.
Bu uygulamanın, güvenlik açıklarından yararlanılarak gerçekleştirilebilecek olası saldırılara karşı önlem amacı taşıdığı belirtildi.
Sitelerin erişime kapatılması, söz konusu kurumların tamamının siber saldırıya uğradığı anlamına gelmiyor. Tedbirlerin, sistemlerin güvenliği kontrol edilene kadar riskleri azaltmayı amaçladığı ifade ediliyor.
Türkiye'de Ulusal Ölçekte Siber Güvenlik Taraması
Türkiye'de de PHP altyapısına ilişkin güvenlik uyarıları üzerine Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı'nın ulusal ölçekte tarama çalışması başlattığı bildirildi.
Kamu kurumları ve özel sektör kuruluşlarına yönelik uyarılarda, internet altyapılarında kullanılan yazılımların incelenmesi ve güvenlik açıklarının giderilmesi gerektiği vurgulandı.
Özellikle güncel olmayan yazılım sürümleri ve dışarıdan erişime açık yönetim panellerinin kontrol edilmesi istendi.
Kurumlara Acil Güvenlik Önlemleri Çağrısı
Aktarılan güvenlik uyarılarında kurumların şu önlemleri alması gerektiği belirtildi:
Yazılım güncellemeleri: PHP ve ilgili sistem bileşenlerinin güvenlik yamaları uygulanmış sürümlere yükseltilmesi.
Yönetim panellerinin korunması: Yönetim arayüzlerine erişimin yetkili kullanıcılarla sınırlandırılması.
Uluslararası erişim kontrolleri: Dış erişime ihtiyaç duyulmayan sistemlerin uluslararası internet trafiğine kapatılması.
Güvenlik kontrolleri: Sunucu yapılandırmalarının ve erişim izinlerinin gözden geçirilmesi.
Sistem takibi: Şüpheli erişim girişimlerinin ve olağan dışı faaliyetlerin izlenmesi.
Bu önlemlerin, olası saldırıların önüne geçilmesi ve kritik sistemlerin korunması açısından önem taşıdığı belirtiliyor.
PHP Güvenlik Açığı Neden Önemli?
PHP, dünya genelinde çok sayıda internet sitesi ve web uygulamasında kullanılan sunucu taraflı bir programlama dili.
Bu nedenle PHP'nin belirli sürümlerinde veya ilgili bileşenlerinde tespit edilen kritik güvenlik açıkları, geniş bir kullanıcı ve kurum kitlesini ilgilendirebiliyor.
Ancak PHP kullanan her internet sitesinin otomatik olarak tehlike altında olduğu söylenemez. Risk düzeyi, kullanılan sürüme, güvenlik açığının niteliğine, sunucu yapılandırmasına ve alınan koruyucu önlemlere bağlı olarak değişiyor.
İnternet Sitesi Sahipleri Ne Yapmalı?
Siber güvenlik uyarıları yalnızca kamu kurumlarını değil, haber siteleri, e-ticaret platformları ve diğer çevrim içi hizmetleri de ilgilendiriyor.
İnternet sitesi yöneticilerinin sunucularında kullanılan PHP sürümünü öğrenmeleri, ilgili güvenlik duyurularını takip etmeleri ve gerekli güncellemeleri teknik ekipleri aracılığıyla gerçekleştirmeleri öneriliyor.
Güncellemeler öncesinde sistem yedeklerinin alınması ve değişikliklerin kontrollü biçimde uygulanması da önem taşıyor.
Siber Güvenlikte Kritik Süreç
PHP altyapısına ilişkin güvenlik uyarıları, dijital sistemlerde güncel yazılım kullanımının ve düzenli güvenlik denetimlerinin önemini yeniden gündeme taşıdı.
Türkiye'de başlatıldığı bildirilen tarama çalışmalarının sonuçlarına ve alınacak ilave önlemlere ilişkin resmî açıklamalar takip ediliyor.
KAYNAK:AA
Fatma Betül Sayan Kaya'dan 2 Milyar TL Açıklaması: İade İddiası
Fatma Betül Sayan Kaya, Nagehan Alçı'ya gönderdiği mesajda 2 milyar TL'yi iade ettiğini söyledi. Özata Denizcilik ve Yusuf Ulutaş iddialarına yanıt verdi.
Fon soruşturmasıyla ilgili iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa eden Fatma Betül Sayan Kaya, gazeteci Nagehan Alçı aracılığıyla kamuoyuna açıklama yaptı. Kaya, Özata Denizcilik hisselerinden elde ettiği öne sürülen 2 milyar TL'yi aşan kazancı, ana parası dışında tamamen iade ettiğini savundu. Ancak iade işleminin ayrıntıları ve bunu doğrulayan belgeler henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.
2 Milyar TL'lik Kazanç İddiasına İlk Yanıt
Türkiye'nin gündeminde yer alan fon soruşturmasında adı geçen eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, hakkındaki iddialara ilişkin sessizliğini bozdu.
Gazeteci Nagehan Alçı, YouTube kanalındaki yayınında Kaya'nın kendisine mesaj gönderdiğini ve kamuoyunda tartışılan iddialara açıklık getirmek istediğini aktardı.
Açıklamanın merkezinde, Kaya ve eşi İlyas Kaya'nın Özata Denizcilik hisseleri üzerinden yaklaşık beş aylık süreçte 2 milyar lirayı aşan kazanç elde ettiği yönündeki iddialar yer aldı.
Kaya: “Ana Param Hariç Geri Kalan Tüm Parayı İade Ettim”
Nagehan Alçı'nın aktardığına göre Fatma Betül Sayan Kaya, hakkındaki haberlerde bilgi kirliliği bulunduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Çok fazla bilgi kirliliği var. Ben ana param hariç geri kalan tüm parayı, 2 milyar TL'yi tamamen iade ettim.”
Kaya'nın bu açıklaması, söz konusu hisse kazancının kendisinde kalmadığı yönündeki savunmasını ortaya koydu.
Ancak açıklamada, paranın hangi tarihte iade edildiği, işlemin hangi hesap üzerinden gerçekleştirildiği ve tutarın kime aktarıldığı konusunda bilgi verilmedi.
İade işlemini doğrulayan herhangi bir banka dekontu veya resmî belge de aktarılan haberlerde yer almadı.
Yusuf Ulutaş Hakkındaki İddiaları Reddetti
Fatma Betül Sayan Kaya'nın yanıt verdiği bir diğer konu ise fon soruşturmasında adı geçen Yusuf Ulutaş ile bağlantılı olduğu yönündeki iddialardı.
Ulutaş'ın kamu görevine gelmesinde Kaya'nın referansının bulunduğu öne sürülürken, Kaya bu iddiayı kabul etmedi.
Nagehan Alçı'nın paylaştığı açıklamada Kaya'nın şu ifadeleri kullandığı belirtildi:
“Kesinlikle benimle ilgisi yok. Benim dönemimde herhangi bir referansım olmadı. Benden sonra bakanlığa girdiyse bir bilgim yok.”
Kaya böylece Ulutaş'ın görevlendirilmesinde herhangi bir rolü veya referansı bulunduğu iddialarını reddetmiş oldu.
İstifanın Ardından Gelen Açıklama
Fatma Betül Sayan Kaya'nın adı, fon soruşturmasıyla bağlantılı iddiaların kamuoyuna yansımasıyla yeniden gündeme gelmişti.
İddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevinden ayrılan Kaya'nın Nagehan Alçı'ya gönderdiği mesaj, istifası sonrasında kamuoyuna yansıyan ilk kapsamlı açıklamalardan biri oldu.
Hüseyin Baş: “Bir Ülke Zenginleşirken Gençler Umudunu Kaybediyorsa Bir Şeyler Yanlış Demektir”
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Fransa'daki gelişmeleri değerlendirdi. Gençlerin gelecek kaygısına dikkat çeken Baş, Millî Ekonomi Modeli'ni önerdi.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Fransa’daki gelişmeleri ve 1789 Fransız Devrimi’ni değerlendirdiği açıklamasında ekonomik adalet, genç işsizliği, gelir dağılımı ve toplumsal refah konularına dikkat çekti. Baş, Türkiye’nin ekonomik sorunlarının çözümü için Millî Ekonomi Modeli’ni işaret etti.
Hüseyin Baş: Gençler Gelecek Kaygısıyla Sokaklarda
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Fransa’da yaşanan toplumsal gelişmeleri tarihsel bir perspektiften ele aldı.
1789 Fransız Devrimi’nin özgürlük, eşitlik ve kardeşlik ilkeleriyle dünya tarihinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Baş, siyasi dönüşümlerin ekonomik adaleti sağlamak için tek başına yeterli olmadığını savundu.
Baş, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“1789’da Fransa’da halk, ‘Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik’ diyerek ayrıcalıklara başkaldırdı. Mutlak krallık sarsıldı; yurttaşlık ve halk egemenliği fikri dünyayı değiştirdi. Ancak tarih gösterdi ki siyasi devrimler, tek başına ekonomik adaleti getirmeye yetmiyor.”
Fransa ve Avrupa'daki gençlerin eğitim, barınma, geçim sıkıntısı ve gelecek kaygısı nedeniyle yaşadıkları sorunlara dikkat çeken Baş, ekonomik büyümenin toplumun bütün kesimlerine yansıması gerektiğini vurguladı.
“Bir ülke zenginleşirken gençleri geleceğinden umudunu kesiyorsa, orada bir şeyler yanlış demektir.”
“Ekonomi Sermayenin Değil, İnsanın Hizmetinde Olmalı”
Ekonomik politikaların merkezinde insanın bulunması gerektiğini ifade eden Hüseyin Baş, vatandaşların alım gücünün artırılması, üretimin desteklenmesi ve refahın adil biçimde paylaşılması gerektiğini belirtti.
Baş, BTP'nin ekonomik yaklaşımını şu sözlerle anlattı:
“BTP olarak çözümümüz açık: Ekonomi sermayenin değil, insanın hizmetinde olmalı. Vatandaşın alım gücü yükselmeli, üretim artmalı ve refah hakça paylaşılmalı. Gençler nitelikli eğitim almalı, iş bulmalı ve ülkelerinde gelecek kurabilmeli.”
Devletin ekonomik adaleti sağlama sorumluluğuna işaret eden Baş, millî kaynakların toplumun refahına dönüştürülmesi gerektiğini savundu.
Ekonomik bağımsızlık ile siyasi bağımsızlığın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirten BTP lideri, özgürlük ve eşitlik kavramlarının yalnızca siyasi haklarla sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti.
Hüseyin Baş: Türkiye’nin İhtiyacı Millî Ekonomi Modeli
Türkiye ekonomisinin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Hüseyin Baş, üretimi artıran, tüketimi destekleyen ve gelir dağılımında adaleti esas alan bir ekonomik düzenin kurulması gerektiğini söyledi.
Baş, partisinin çözüm önerisi olarak Prof. Dr. Haydar Baş tarafından geliştirilen ve BTP'nin parti programında yer alan Millî Ekonomi Modeli'ni gösterdi.
Modelin yalnızca Türkiye için değil, küresel ekonomik sorunlar açısından da çözüm üretmeyi hedeflediğini belirten Baş, şu değerlendirmede bulundu:
“Türkiye’nin ihtiyacı; üretimi artıran, tüketimi destekleyen, refahı adil paylaşan ve gençlerine umut veren bir düzendir.”
Baş, Millî Ekonomi Modeli'nin temelinde insan, üretim ve hakça paylaşım anlayışının bulunduğunu ifade etti.
“Bağımsızlık Yalnızca Siyasi Değil, Ekonomik Bağımsızlıktır”
Hüseyin Baş, açıklamasında ekonomik bağımsızlığın önemine de dikkat çekti.
“Bağımsızlık yalnızca siyasi değil, ekonomik bağımsızlıktır. Özgürlük yalnızca seçmek değil, insanca yaşayabilmektir. Eşitlik yalnızca sözde değil, hayatın içinde olmalıdır.”
Baş'ın açıklamalarında özellikle gençlerin istihdam olanakları, eğitimde fırsat eşitliği, barınma sorunları ve ekonomik gelecek kaygısı öne çıktı.
Hüseyin Baş’tan Gençlere Mesaj: “İstikbal Biziz, Biz Geleceğiz”
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, açıklamasının sonunda Millî Ekonomi Modeli'ni hayata geçirmek için çalışmaya devam edeceklerini belirterek, vatandaşlara hak ettikleri refahı sunmanın en önemli görevleri olduğunu ifade etti.
Baş, paylaşımını şu sözlerle tamamladı:
“İSTİKBAL BİZİZ. BİZ GELECEĞİZ.”
Hüseyin Baş'ın Fransa üzerinden yaptığı değerlendirmeler, ekonomik büyümenin toplumsal refaha yansıması, gençlerin geleceğe ilişkin beklentileri ve gelir dağılımında adalet konularını yeniden gündeme taşıdı.
Murat Ağırel, Ömer Sarıgül ve Aylin Kotil Tutuklandı! Kara Para Soruşturmasında 15 Kişiye Tutuklama
stanbul'da yürütülen kara para aklama soruşturmasında gazeteci Murat Ağırel, Ömer Sarıgül ve Aylin Kotil'in de aralarında bulunduğu 15 kişi tutuklandı. İki Alman vatandaşının şikâyetiyle başlayan soruşturmada 17 kişi gözaltına alınmıştı. İşte tutuklananların isimleri ve soruşturmaya ilişkin ayrıntılar.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen kara para aklama soruşturmasında önemli bir gelişme yaşandı. Gazeteci Murat Ağırel, Ömer Sarıgül ve Aylin Kotil'in de aralarında bulunduğu 15 şüpheli, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Soruşturmanın, iki Alman vatandaşının şikâyeti üzerine başlatıldığı öğrenildi.
İSTANBUL'DAKİ SORUŞTURMADA 15 TUTUKLAMA
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanmasına ilişkin soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi.
Türkiye'de ve yurt dışında kurulan şirketler aracılığıyla kaynağı belirsiz yüksek tutarlı paraların aklandığı iddialarına yönelik düzenlenen operasyonda 17 kişi gözaltına alındı.
Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, ifadelerinin alınması için adliyeye sevk edildi.
Savcılık sorgularının ardından 15 kişi tutuklama, 2 kişi ise adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine gönderildi.
Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği, tutuklama talebiyle sevk edilen 15 şüphelinin tutuklanmasına karar verdi.
MURAT AĞIREL DE TUTUKLANAN İSİMLER ARASINDA
Soruşturma kapsamında tutuklanan isimlerden biri de gazeteci ve yazar Murat Ağırel oldu.
Fon krizi haberleri nedeniyle hakkında daha önce ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulandığı belirtilen Ağırel, yeni soruşturma kapsamında gözaltına alınmıştı.
Ağırel'in, Türk Ceza Kanunu'nun 220/7. maddesi kapsamında düzenlenen “örgüte yardım etme” suçlamasıyla tutuklandığı bildirildi.
Gazeteci Ağırel'in tutuklanması, basın ve kamuoyunda yakından takip edilen gelişmeler arasında yer aldı.
ÖMER SARIGÜL VE AYLİN KOTİL DE LİSTEDE
Operasyonda gözaltına alınan isimler arasında YENİ Parti Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül'ün oğlu Ömer Sarıgül ile eski eşi Aylin Kotil de bulunuyordu.
Savcılık işlemlerinin ardından hakimliğe sevk edilen Sarıgül ve Kotil hakkında da tutuklama kararı verildi.
SORUŞTURMA İKİ ALMAN VATANDAŞININ ŞİKÂYETİYLE BAŞLADI
Soruşturmanın çıkış noktasını, Alman vatandaşı iki kişinin yetkili makamlara ilettiği iddialar oluşturdu.
Şikâyette, Türkiye'de ve farklı ülkelerde faaliyet gösteren şirketler üzerinden kaynağı belirsiz yüksek miktarda paranın aklanmasına yönelik işlemler yapıldığı öne sürüldü.
Bu iddialar üzerine başlatılan adli süreçte, şirketler arasındaki mali ilişkiler ve para hareketleri incelemeye alındı.
Soruşturma kapsamında şüphelilerin söz konusu işlemlerle bağlantılı olup olmadığının araştırıldığı bildirildi.
TUTUKLANAN 15 KİŞİNİN İSİMLERİ AÇIKLANDI
Soruşturma kapsamında tutuklanan isimler şöyle:
Murat Ağırel
Ömer Sarıgül
Aylin Kotil
Özgür Bölükbaşı
Sadullah Ergün
Selim Daşdemir
Volkan Aslanbaş
Zekai Erdem
Zekeriya Yasemin
Bayram Özata
Caner Baş
Cavidan Tanrah Artuner
Cihan Durak
Cihat Salman
Mehmet Ali Aslan
Esenyurt'ta Kayyum Yöneti̇mi̇nde Deprem! Can Aksoy Görevden Alindi
Esenyurt Belediyesi'nde dikkat çeken görev değişikliği! CHP'li Belediye Başkanı Ahmet Özer'in görevden uzaklaştırılmasının ardından belediyenin başına getirilen Can Aksoy'un başkanvekilliği görevi sona erdi. Karar, belediyeye yönelik rüşvet ve ihaleye fesat karıştırma soruşturmasının hemen ardından geldi.
RÜŞVET SORUŞTURMASININ ARDINDAN DİKKAT ÇEKEN KARAR
İstanbul'un Esenyurt ilçesinde belediye yönetimi yeniden gündemde.
31 Ekim 2024 tarihinde Esenyurt Belediyesi'ne başkanvekili olarak görevlendirilen Can Aksoy, yaklaşık iki yıl sürdürdüğü görevinden alındı.
Aksoy'un İstanbul Vali Yardımcısı olarak görevine devam edeceği öğrenildi.
Görev değişikliğinin zamanlaması ise dikkat çekti. Çünkü Esenyurt Belediyesi, kısa süre önce kamu ihalelerine ilişkin ciddi yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla gündeme gelmişti.
AKSOY'UN ATADIĞI BAŞKAN YARDIMCISI TUTUKLANMIŞTI
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, belediyedeki bazı ihalelere fesat karıştırıldığı ve müteahhitlerden rüşvet alındığı iddiaları mercek altına alındı.
7 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirilen operasyon kapsamında 19 şüpheli gözaltına alındı.
Soruşturmanın en dikkat çekici ayrıntılarından biri ise Can Aksoy tarafından görevlendirilen Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş'ın da şüpheliler arasında bulunmasıydı.
10 Ekim'de mahkemeye sevk edilen şüphelilerden, Ulutaş'ın da aralarında bulunduğu 9 kişi tutuklanırken, diğer 10 kişi hakkında adli kontrol kararı verildi.
Soruşturma kapsamında ortaya atılan suçlamalara ilişkin yargı süreci devam ediyor.
AHMET ÖZER'İN ARDINDAN GÖREVE GETİRİLMİŞTİ
Esenyurt'taki yönetim değişikliğinin geçmişi 2024 yılına dayanıyor.
31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Esenyurt Belediye Başkanı seçilen CHP'li Ahmet Özer, 30 Ekim 2024 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olmak suçlamasıyla gözaltına alınarak tutuklanmıştı.
İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılan Özer'in yerine, 31 Ekim 2024 tarihinde Can Aksoy görevlendirilmişti.
Ahmet Özer ise 12 Kasım 2025 tarihinde cezaevinden tahliye edilmişti.
ESENYURT'TA YENİ DÖNEM NASIL ŞEKİLLENECEK?
Can Aksoy'un görevden alınması, Esenyurt Belediyesi'ndeki yönetim sürecini yeniden tartışmaya açtı.
Özellikle belediye başkan yardımcısının tutuklandığı soruşturmanın ardından gelen görev değişikliği, kararın gerekçesine ilişkin soruları da beraberinde getirdi.
Aksoy'un görev değişikliğiyle yürütülen adli soruşturma arasında resmî olarak açıklanmış bir bağlantı bulunmuyor.
Şimdi gözler, Esenyurt Belediyesi'nde yeni görevlendirilecek isme ve devam eden yolsuzluk soruşturmasının seyrine çevrildi.
Arka Haber | 19 Ekim 2026
Ahmet Aras CHP'den İstifa Etti! Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığına Bağımsız Devam Edecek
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras CHP'den istifa etti. Bağımsız devam edeceğini açıklayan Aras'ın istifa gerekçesi ve açıklamasının detayları.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı. Sosyal medya hesabından kamuoyuna seslenen Aras, bir süredir şahsı üzerinden yürütülen siyasi tartışmaların belediye hizmetlerinin önüne geçtiğini belirterek görevini bağımsız olarak sürdüreceğini duyurdu.
Muğla'da Siyasi Gündem: Ahmet Aras CHP'den Ayrıldı
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, siyasi kariyerine ilişkin dikkat çeken bir karar aldı. CHP çatısı altında seçildiği belediye başkanlığı görevine bağımsız olarak devam edeceğini açıklayan Aras, istifasının gerekçelerini kamuoyuyla paylaştı.
Sosyal medya hesabından yayımladığı uzun açıklamada Aras, CHP'deki yol arkadaşlarına teşekkür ederken Muğla'nın sorunlarına ve belediye hizmetlerine odaklanmak istediğini vurguladı.
Aras'ın açıklamasında, son dönemde yaşanan siyasi tartışmaların kent için yürütülen çalışmaların önüne geçtiğine ilişkin değerlendirmesi öne çıktı.
Ahmet Aras CHP'den Neden İstifa Etti?
Ahmet Aras, istifa kararının gerekçesini açıklarken Muğla'da çözüm bekleyen sorunlar ve hayata geçirilmesi gereken projeler bulunduğuna dikkat çekti.
Aras, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Buna karşın bir süredir şahsım üzerinden yürütülen siyasi tartışmaların, kentimiz için yaptığımız çalışmaların önüne geçtiğini görüyorum. Bu tartışmaların Muğla’ya ve hemşehrilerimize bir katkı sağlamadığına inanıyorum.”
Siyasi tartışmaların belediye hizmetlerini gölgede bırakmasını istemediğini belirten Aras, kararını Muğla halkına karşı taşıdığı sorumluluk çerçevesinde aldığını ifade etti.
“CHP Üyeliğimden Ayrılarak Görevimi Bağımsız Sürdüreceğim”
Ahmet Aras, istifa kararını şu sözlerle duyurdu:
“Bugün itibarıyla Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılarak Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevimi bağımsız olarak sürdürme kararı aldım.”
Bu açıklamayla birlikte Aras, belediye başkanlığı görevinden ayrılmadığını, yalnızca CHP üyeliğini sonlandırdığını bildirdi.
Aras, kararının temelinde Muğla'nın ihtiyaçlarını ve halkın iradesini esas alan bir yönetim anlayışı bulunduğunu belirtti.
“Benim Tarafım Muğla'dır”
Ahmet Aras'ın açıklamasında en dikkat çekici ifadelerden biri ise “Benim tarafım Muğla'dır” sözleri oldu.
Aras, siyasi parti ayrımı gözetmeksizin bütün vatandaşlara hizmet etmeyi sürdüreceğini belirterek şu mesajı verdi:
“Belediye başkanlığı, ayrım yapmadan herkesin belediye başkanı olmayı gerektirir.”
Muğla'nın tüm ilçelerine ve mahallelerine eşit yaklaşacağını ifade eden Aras, belediyecilik anlayışında herhangi bir değişiklik olmayacağını vurguladı.
Merkezi Yönetim ve Siyasi Partilerle İş Birliği Mesajı
CHP'den istifa eden Ahmet Aras, açıklamasında merkezi yönetimle ilişkiler konusunda da önemli mesajlar verdi.
Aras, kamu kurumları, siyasi partiler, ilçe belediyeleri, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarıyla Muğla'nın yararına olacak konularda iş birliği yapmaya devam edeceklerini belirtti.
Belediyenin öncelikleri arasında güçlü altyapı, güvenli ulaşım, doğanın korunması, üreticilerin desteklenmesi ve yaşanabilir bir Muğla hedefinin bulunduğunu ifade etti.
CHP'deki Yol Arkadaşlarına Teşekkür Etti
Ahmet Aras, istifa kararının geçmişte birlikte mücadele ettiği isimlere yönelik bir tavır olmadığını da vurguladı.
CHP çatısı altında kendisiyle çalışan ve destek veren yol arkadaşlarının emeklerini unutmayacağını belirten Aras, geçmişte kurulan dostluklara ve ortak mücadeleye duyduğu saygının devam edeceğini dile getirdi.
Kararının geçmişi yok saymak anlamına gelmediğini ifade eden Aras, Muğla'nın geleceğine odaklanacağını kaydetti.
Ahmet Aras Başka Bir Partiye Geçecek mi?
Ahmet Aras'ın açıklamasında herhangi bir siyasi partiye katılacağına ilişkin bir ifade yer almadı.
Aras, mevcut kararının CHP üyeliğinden ayrılmak ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini bağımsız olarak sürdürmek olduğunu açıkça belirtti.
Bu nedenle başka bir partiye geçeceği yönündeki olası değerlendirmeler, şu aşamada Aras'ın açıklamasıyla doğrulanmış değil.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı Görevi Devam Ediyor
Ahmet Aras, açıklamasının sonunda Muğla halkının güvenini ve kentteki öncelikleri esas alarak çalışmalarını sürdüreceğini ifade etti.
Aras, mesajını şu sözlerle tamamladı:
“Benim tarafım Muğla’dır. Önceliğim hemşehrilerimizin huzuru, refahı ve kentimizin geleceğidir.”
Emir Sarıgül Neden Aranıyor? 1 Milyar Avroluk Fon ve Tehdit İddiaları Gündemde
Emir Sarıgül hakkında gözaltı kararı verildi. İstanbul'daki soruşturmada 1 milyar avroluk fon, para transferleri ve tehdit iddiaları araştırılıyor.
Emir Sarıgül hakkında gözaltı kararı verildiği haberleri gündeme oturdu. İki Alman vatandaşının şikâyeti üzerine başlatıldığı belirtilen soruşturmada, milyonlarca avroluk ticari işlemler, yurt dışına fon transferi vaatleri ve tehdit iddiaları öne çıktı. Mustafa Sarıgül ise oğluna yönelik iddiaların arka planında ticari bir anlaşmazlık bulunduğunu savundu.
Emir Sarıgül Hakkında Neden Gözaltı Kararı Verildi?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütüldüğü bildirilen soruşturmada, iş insanı Emir Sarıgül'ün de aralarında bulunduğu altı kişi hakkında gözaltı kararı verildiği açıklandı.
Soruşturmanın, iki Alman vatandaşının yaptığı şikâyet üzerine başlatıldığı belirtildi.
Şikâyet kapsamında yüksek tutarlı ticari işlemler, uluslararası para transferleri ve tehdit iddiaları araştırılıyor.
1 Milyar Avroluk Fon İddiası
Soruşturma dosyasına ilişkin aktarılan bilgilerde, farklı tutarlarda mali işlemler ve vaatler dikkat çekiyor.
İddialar arasında 80 milyon avroluk sözleşme düzenlenmesi, 100 milyon avroluk para transferi gerçekleştirilmesi ve 1 milyar avroluk fonun kamu gücü ve nüfuz kullanılarak kredi yoluyla yurt dışına çıkarılmasının vaat edilmesi bulunuyor.
Ayrıca 1,5 milyon avro değerindeki bir teknenin satışına ilişkin işlemler de soruşturma kapsamında gündeme gelen konular arasında yer alıyor.
Söz konusu rakamların tamamı soruşturma kapsamında ileri sürülen iddialara dayanıyor. Bu aşamada işlemlerin hukuka aykırılığına ilişkin kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmuyor.
Şikâyetçiler Tehdit Edildiklerini İleri Sürdü
Soruşturmanın bir diğer önemli başlığını ise tehdit iddiaları oluşturuyor.
Şikâyetçi iki Alman vatandaşının, ellerindeki bilgi ve belgeleri paylaşmalarının ardından tehdit edildiklerini öne sürdükleri bildirildi.
Savcılığın, şikâyetçilerin sunduğu belgeler ve elde edilen diğer deliller doğrultusunda soruşturmayı genişlettiği, altı şüpheli hakkında gözaltı talimatı verdiği aktarıldı.
Emir Sarıgül'ün Babasının Evinde Olduğu İddiası
Gözaltı kararına ilişkin haberlerin ardından Emir Sarıgül'ün, babası CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül'ün İstanbul'daki evinde bulunduğu iddiası ortaya atıldı.
Bazı paylaşımlarda polis ekiplerinin evin çevresinde beklediği ve milletvekili konutu olması nedeniyle içeri giremediği ileri sürüldü.
Ancak bu iddialar resmi makamlarca doğrulanmış bilgiler olarak değerlendirilmemeli.
Mustafa Sarıgül: “Buyurun Gelin”
Hakkındaki iddialar üzerine açıklama yapan Mustafa Sarıgül, evinin polis tarafından kuşatıldığı yönündeki haberleri reddetti.
Sarıgül'ün açıklamasında kullandığı şu sözler dikkat çekti:
“Ben şu anda İstanbul'daki evimdeyim, buyurun gelin.”
Mustafa Sarıgül ayrıca oğluna yönelik iddiaların ticari bir iş anlaşmazlığından kaynaklandığını savundu.
Üsküdar Belediyesi’nde Yeni Başkan Vekili Seçimi: İstanbul Valiliği Tarihi Açıkladı
İstanbul Valiliği, Dündar Ziya Gültekin’in hayatını kaybetmesinin ardından Üsküdar Belediye Meclisinin 20 Ekim’de yeni başkan vekilini seçeceğini duyurdu.
İstanbul Valiliği, Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin’in trafik kazası sonrası hayatını kaybetmesinin ardından yeni başkan vekili seçimi için belediye meclisinin 20 Ekim 2026 Salı günü saat 10.00’da toplanmasını uygun gördüğünü açıkladı.
İstanbul Valiliği tarafından yayımlanan 2026-71 sayılı basın açıklamasında, Üsküdar Belediyesi’nde yaşanan başkan vekilliği sürecine ve yeni seçim takvimine ilişkin bilgilere yer verildi.
Valiliğin açıklamasına göre, 15 Ekim 2026 tarihinde trafik kazası geçiren Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin’in hayatını kaybetmesi üzerine belediye meclisinde yeniden seçim yapılacak.
Üsküdar Belediye Meclisi 20 Ekim’de Toplanacak
İstanbul Valiliği, yeni belediye başkan vekilinin belirlenmesi amacıyla Üsküdar Belediye Meclisinin 20 Ekim 2026 Salı günü saat 10.00’da toplanmasını uygun gördü.
Yapılacak toplantıda, belediye başkan vekilliği görevini üstlenecek yeni isim için seçim gerçekleştirilecek.
Sinem Dedetaş’ın Görevden Uzaklaştırılmasıyla Başlayan Süreç
Valiliğin açıklamasında, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş hakkında yürütülen adli sürece de değinildi.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, rüşvet ve irtikap” suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında Dedetaş’ın, İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 31 Temmuz 2026 tarihli kararıyla tutuklandığı belirtildi.
Açıklamada, Dedetaş’ın Anayasa’nın 127’nci ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’nci maddeleri uyarınca İçişleri Bakanlığının 1 Ağustos 2026 tarihli oluru ile görevden uzaklaştırıldığı ifade edildi.
Başkan Vekilliği Seçimi Yargıya Taşınmıştı
Üsküdar Belediye Meclisinin 5 Ağustos 2026 tarihinde gerçekleştirdiği toplantıda Sibel Tan Çetinkaya belediye başkan vekili seçilmişti.
Ancak söz konusu seçime ilişkin 76 sayılı meclis kararı hakkında İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 24 Ağustos 2026 tarihli kararıyla yürütmenin durdurulmasına hükmedildi.
Bu karara yapılan itirazın da İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdari Dava Dairesinin 2 Eylül 2026 tarihli kararıyla reddedildiği Valilik açıklamasında yer aldı.
Yargı kararları doğrultusunda 8 Eylül 2026 tarihinde yenilenen seçim sonucunda Dündar Ziya Gültekin, Üsküdar Belediye Başkan Vekili olarak seçildi.
Dündar Ziya Gültekin’in Ölümü Sonrası Yeni Seçim Kararı
15 Ekim 2026 tarihinde geçirdiği trafik kazasının ardından hayatını kaybeden Dündar Ziya Gültekin’in yerine yeni başkan vekili belirlenmesi için seçim süreci yeniden başladı.
İstanbul Valiliğinin duyurduğu takvim doğrultusunda Üsküdar Belediye Meclisi, 20 Ekim Salı günü toplanarak yeni başkan vekilini seçecek.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Maarif Vakfı'nın 10. Yılında Önemli Açıklamalar: 66 Ülkede 75 Bin Öğrenci
Erdoğan, Maarif Vakfı'nın 10. yılında konuştu. 66 ülkedeki eğitim faaliyetleri, 380 bin uluslararası öğrenci ve FETÖ açıklamaları gündemdeydi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Maarif Vakfı'nın 10. kuruluş yıl dönümü programında eğitim politikalarından uluslararası öğrenci sayısına, FETÖ ile mücadeleden sel felaketlerine kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu. Erdoğan, Maarif Vakfı'nın 6 kıtada 66 ülkeye ulaştığını belirterek Türkiye'nin uluslararası eğitim alanındaki hedeflerine dikkat çekti.
Erdoğan'dan Sel Felaketinde Hayatını Kaybedenler İçin Başsağlığı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kütüphanesi'nde gerçekleştirilen Türkiye Maarif Vakfı 10. Yıl Programı'na katıldı.
Konuşmasına Antalya ve İstanbul'da yaşanan şiddetli yağışlar nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşları anarak başlayan Erdoğan, sel ve su baskınlarından etkilenenlere geçmiş olsun dileklerini iletti.
Yaşanan afetlerde üç kişinin yaşamını yitirdiğini açıklayan Erdoğan, AFAD başta olmak üzere ilgili kamu kurumlarının koordinasyon içerisinde çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti.
Yağışların devam edebileceğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı, vatandaşlardan resmî kurumların uyarılarını takip etmelerini istedi.
Erdoğan, Trafik Kazasında Hayatını Kaybeden Dündar Ziya Gültekin'i Andı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Düzce'de meydana gelen trafik kazasında yaşamını yitiren Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin için de başsağlığı mesajı yayımladı.
Gültekin'in çalışmalarına ve Üsküdar'a bağlılığına değinen Erdoğan, ailesine, yakınlarına ve Üsküdar halkına sabır diledi.
Türkiye Maarif Vakfı 66 Ülkede Faaliyet Gösteriyor
Programın ana gündemini Türkiye Maarif Vakfı'nın geride bıraktığı 10 yıllık süreç oluşturdu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın paylaştığı bilgilere göre vakıf, kuruluşundan bu yana uluslararası eğitim faaliyetlerini genişleterek altı kıtada çalışmalar yürütmeye başladı.
Erdoğan'ın açıkladığı rakamlar şöyle:
Faaliyet gösterilen ülke sayısı: 66
Faaliyet gösterilen kıta sayısı: 6
Dünya genelindeki kurum sayısı: 611
Eğitim hizmeti sunulan öğrenci sayısı: 75 binden fazla
Erdoğan, eğitim çalışmalarının yalnızca öğrenci ve kurum sayılarıyla değerlendirilmemesi gerektiğini, öğrencilerin yetiştikleri toplumlara sağlayacakları katkıların da önem taşıdığını vurguladı.
Erdoğan: Uluslararası Öğrenci Sayısı 380 Bine Yaklaştı
Türkiye'nin son 24 yılda eğitim altyapısına önemli yatırımlar yaptığını savunan Erdoğan, üniversitelerin uluslararası öğrencilere yönelik kapasitesine de değindi.
Cumhurbaşkanı'nın verdiği bilgilere göre Türkiye'deki uluslararası öğrenci sayısı yaklaşık 10 yıl önce 48 bin seviyesindeyken 2026 yılında 380 bine yaklaştı.
Erdoğan, eğitim müfredatlarında değişiklikler yapıldığını, dijital dönüşüm çalışmalarının yürütüldüğünü ve eğitim kurumlarının uluslararası alandaki görünürlüğünün arttığını ifade etti.
PISA 2025 sonuçlarına da değinen Erdoğan, Türkiye'nin fen bilimleri, matematik ve okuma alanlarında OECD ülkeleri arasında puanını en fazla artıran ülke olduğunu söyledi.
Uluslararası Eğitimde Kültürel Çeşitlilik Vurgusu
Konuşmasında Türkiye Maarif Vakfı ile Yunus Emre Enstitüsünün yurt dışındaki faaliyetlerini de değerlendiren Erdoğan, farklı ülkelerin dillerine, kültürlerine ve eğitim geleneklerine saygı gösterilmesi gerektiğini belirtti.
Maarif okullarında faaliyet gösterilen ülkelerin eğitim mevzuatının ve kültürel özelliklerinin dikkate alındığını ifade eden Cumhurbaşkanı, Türkçenin başka dillerin yerini alan değil, yeni imkânlar sunan bir iletişim aracı olarak değerlendirildiğini söyledi.
Erdoğan, Batılı ülkelerin sömürgecilik geçmişine yönelik eleştirilerde de bulunarak kültürel çeşitliliğin korunmasının önemine dikkat çekti.
Erdoğan'dan FETÖ Açıklaması: 50'yi Aşkın Ülkede Okullar Kapatıldı
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasındaki dikkat çekici başlıklardan biri de FETÖ'nün yurt dışındaki eğitim yapılanmasına yönelik çalışmalar oldu.
Türkiye Maarif Vakfı'nın kuruluş amaçlarından birinin, Türkiye'nin uluslararası eğitim faaliyetlerini kurumsal bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirten Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yürütülen çalışmaları anlattı.
Erdoğan, Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Maarif Vakfı ve ilgili kurumların girişimleri sonucunda 50'yi aşkın ülkede FETÖ bağlantılı okulların tamamen veya kısmen kapatılmasının sağlandığını açıkladı.
Bu süreçte bazı eğitim kurumlarının Maarif Vakfı tarafından devralındığını belirten Cumhurbaşkanı, öğrencilerin eğitimlerinin kesintiye uğramaması için çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.
Maarif Vakfı'nın 10. Yılında Ödüller Sahiplerini Buldu
Türkiye Maarif Vakfı'nın kuruluş yıl dönümü programında farklı alanlarda başarı gösteren öğrenci ve öğretmenlere ödüller verildi.
Akademik Zirve, Bilim ve Teknoloji, Dil ve Türkçe, Sportif Mükemmeliyet, Toplumsal Fayda, Eğitime Değer ve Kültür-Sanat kategorilerinde Maarif Ödülleri sahiplerini buldu.
Program kapsamında Maarif Korosu tarafından müzik dinletisi de gerçekleştirildi.
Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Mahmut Mustafa Özdil, program sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Hattat Necmeddin Okyay'a ait "Maarifsiz millet yaşamaz" yazılı hat levhasını takdim etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vakfın uluslararası eğitim faaliyetlerinin önümüzdeki dönemde de genişletilmesinin hedeflendiğini belirterek programa katılan eğitimcilere teşekkür etti.
ARKA HABER | 15 Ekim 2026
Bakü'de Dikkat Çeken Diplomatik Görüşme! Aliyev, İsrail Cumhurbaşkanı Herzog'u Ağırladı
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de bir araya geldi. İki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler açısından önem taşıyan görüşme, bölgesel gelişmelerin yakından takip edildiği bir dönemde dikkat çekti.
Aliyev ve Herzog Bakü'de Bir Araya Geldi
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'u Bakü'de ağırladığı bildirildi.
Görüşme, Azerbaycan ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden gündeme taşıdı.
İki ülke, geçmişten bu yana enerji, ticaret ve güvenlik alanlarında ilişkilerini sürdürüyor. Bakü ile Tel Aviv arasındaki diplomatik temaslar, Güney Kafkasya ve Orta Doğu'daki gelişmeler açısından da önem taşıyor.
Azerbaycan-İsrail İlişkileri Gündemde
Azerbaycan ve İsrail arasındaki ilişkiler, son yıllarda karşılıklı diplomatik temaslarla gelişmeye devam etti.
Azerbaycan'ın 2023 yılında Tel Aviv'de büyükelçilik açması, iki ülke ilişkilerinde önemli bir diplomatik adım olmuştu.
Aliyev ile Herzog'un bir araya gelmesi de bu ilişkilerin uluslararası kamuoyunda yeniden değerlendirilmesine neden oldu.
Görüşmenin Ayrıntıları Merak Ediliyor
İki lider arasındaki görüşmede hangi başlıkların ele alındığına ilişkin resmî açıklamaların ayrıntıları önem taşıyor.
Özellikle bölgesel güvenlik, ekonomik iş birliği ve diplomatik ilişkiler, iki ülke arasındaki temasların genel gündeminde yer alan konular arasında bulunuyor.
Arka Haber, Azerbaycan ve İsrail arasındaki diplomatik gelişmeleri takip etmeyi sürdürecek.
İlk Yorum yapan siz olun!