İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Bayrampaşa’da halkla buluştu. Göreve geldiklerinde durmuş 10 metro hattı ve yüklenici şirketlere olan 70 milyon Euro borç devraldıkların paylaşan İmamoğlu, “Biz o borçların hepsini ödedik ve 5 yılda tam 65 kilometre metro bitirdik. Daha yeni, Eyüpsultan-Bayrampaşa metrosuna başladık. Şimdi utanmadan, bizim yaptığımız 65 kilometre metroya sahip çıkmaya kalkıyorlar. Ama Allah konuşturuyor. Rakibim, TV programında, ’65 kilometre metro yaptı’ demiş. Yahu sen, 10 metro inşaatını aylarca, yıllarca durdurmuşsun. Senin metro konusunda gerçekten ağzını açmaya hakkın yok” diye konuştu.
Haber: OKTAY YILDIRIM Kamera: ADEM KARABAYIR
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Bayrampaşa’da halkla buluştu. Göreve geldiklerinde durmuş 10 metro hattı ve yüklenici şirketlere olan 70 milyon Euro borç devraldıkların paylaşan İmamoğlu, “Biz o borçların hepsini ödedik ve 5 yılda tam 65 kilometre metro bitirdik. Daha yeni, Eyüpsultan-Bayrampaşa metrosuna başladık. Şimdi utanmadan, bizim yaptığımız 65 kilometre metroya sahip çıkmaya kalkıyorlar. Ama Allah konuşturuyor. Rakibim, TV programında, ’65 kilometre metro yaptı’ demiş. Yahu sen, 10 metro inşaatını aylarca, yıllarca durdurmuşsun. Senin metro konusunda gerçekten ağzını açmaya hakkın yok” diye konuştu.
Cuma namazını Kağıthane Gürsel Mahallesi Merkez Camii’nde kılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beşiktaş’a geçti. Nispetiye Caddesi’nde, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ile bir araya gelen İmamoğlu, seçim otobüsüyle ilçe turu yaptı. Nispetiye Caddesi’nden başlayan tur; Büyükdere Caddesi, Barbaros Bulvarı, Beşiktaş Meydanı, Çırağan Caddesi, Ortaköy Meydanı, Muallim Naci Caddesi ve Dereboyu Caddesi boyunca devam etti. İmamoğlu ve Akpolat’a yol boyunca sevgi gösterilerinde bulunan vatandaşlar, bazı noktalarda otobüsün yolunu kesti. İmamoğlu, bu noktalarda coşkulu vatandaşlara kısa konuşmalar yaptı.
Beşiktaş’tan Bayrampaşa’ya geçen İmamoğlu, CHP Bayrampaşa Belediye Başkan adayı Hasan Mutlu ile buluşup; Numunebağ Caddesi, İsmet Paşa Caddesi, Kenar Caddesi, Tuna Caddesi, Şehit Cihan Elkan Sokak, Büyük Coşkun Sokak, Kosova Caddesi, Akpınar Caddesi, Kocatepe Caddesi ve Şehir Parkı Caddesi’nde vatandaşları selamladı. Bayrampaşa’daki ilçe turu, Yıldırım Mahallesi’ndeki halk buluşmasıyla noktalandı. İmamoğlu, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“BUNLARIN İŞ BİLMEZLİĞİ, İSRAFÇILIĞI, RANTÇILIĞI YÜZÜNDEN İSTANBUL BÜTÇESİ İFLAS ETMİŞTİ”
Burası ne biliyor musunuz? Bu ittifak İstanbul ittifakı. Bu ittifak halkın ittifakı. Partiler ötesi bir ittifak. İstanbul'un hakkını savunan bir ittifak onun için sizi yürekten kutluyorum. Bu yolculuğa beraber çıktık. Gerçekten aklın yolunu hep beraber bulacağız ve İstanbul'un muhafızlığına devam edeceğiz. Bu seçimde iki seçenek var. Bir tanesi ya tam gaz ‘geri’ seçeneği, ya o kazanacak ya da tam yol ileri diyenler kazanacak. Tam gaz geri diyenler İstanbul'u 2019’a geri döndürmek istiyorlar. İstanbul hızını almış, gidiyor. Hizmette, icraatte, yatırımda, rekor üstüne rekor kırıyor. Ama onlar İstanbul'u yine sıfır noktasına döndürmek istiyorlar. Onların İstanbul için yaptıklarını toplayıp çıkarınca elde ne kalıyor biliyor musunuz? Vallahi sıfır. Elde var sıfır sıfıra sıfır. Bu kadar net. Çünkü bunların yöneticilikten anladıkları vatandaşa kaşıkla ver kepçeyle al. İstanbuld'a biz göreve başladığımızda kaç metro inşaatında çalışma vardı biliyor musunuz? Sıfır sıfır koskoca bir sıfır 10 metro inşaatının tamamı durdurulmuştu paraları yoktu. Finansmanını bulmamışlardı. Bazılarına hiç başlamamışlardı. Benden önceki belediye başkanı bir de yazı yazıp yazıyla durdurmuştu. Sonra başlayalım demişlerdi başlayamamışlardı. Başlayanlar bir süre sonra yine durmuştu. Bunların iş bilmezliği, israfçılığı, rantçılığı yüzünden İstanbul'un bütçesi iflas etmişti.
“METRO İNŞAATLARI YAPAN ŞİRKETLERE TAM 70 MİLYON AVRO BORÇLARI VARDI”
Metro inşaatlarını yapan şirketlere tam 70 milyon avro borçları vardı. Artık TL'de konuşamıyoruz, paramızı pul ettiler. Biz ne yaptık biliyor musunuz? O borçların hepsini ödedik. Bütün sorunlarını çözdük ve biz beş yılda tam 65 kilometre metro bitirdik 62 tane metro durağı aştık. Daha yeni Eyüpsultan Bayrampaşa. metrosunun da ihalesini yaptık ve başladık. Utanmadan bizim yaptığımız 65 kilometre metroya sahip çıkmaya çalışıyorlar ve ne diyorlar? Yapmadın diyorlar. Rakamlarla oynuyorlar. Az önce kızımızın dediği gibi üç aylık kardeşim var o bile sekiz kilometrenin sekiz adım etmediğini biliyor diyor. Adım atarak sözüm ona bizim işimizi hafife almaya kalkıyor. Allah konuşturuyor. Daha yeni televizyon programında 65 kilometre metro yaptı demiş. Çıkarmış toplamış mecburen. Allah konuşturuyor. Sen 10 metro inşaatını aylarca yıllarca durdurmuşsun bize 70 milyon avro borç bırakmışsın senin metro konusunda ağzını açmaya hakkın yok. Ayıp, yazık etmişsin. Daha ötesi anlayış da farklı. 10 metronun 10’unu da durdurmuştuk İstanbullulardan özür dileriz demiyorsunuz. Ekrem İmamoğlu'nun ekibiyle, halkıyla birlikte yaptığı bu güzel işleri reddetmeye çalışıyorsunuz. Biz beş yıldır metro yapıyoruz. Yerin altında gün geldi 10 binin üzerinde insanımız çalıştı. 10 kişi bir tek gün metro yapım çalışmalarını durdurmadı. En zor zamanda bile, pandemide bile ekonomik krizin tavan yaptığı günlerde bile bir günde, bir haftada dövizin tavan yaptığı zaman diliminde bile durdurmadık. Firmalar orada yükleniciler orada. Hepsi şahit.
“İSTANBUL’UN İLÇELERİNDE BİZİ GÖREVE GETİRİN BİZ BU ŞEHİRE 500 TANE KREŞ AÇARIZ”
Bir saatlik gecikmenin bile İstanbullulara eziyeti, maliyeti var. İstanbul'un bütçesine yük olarak döner. 10 metro inşaatını plansızlıktan, hesapsızlıktan, parasızlıktan durduran bu kendisini bilmezlere, haddini bilmezlere 31 Mart'ta bence siz bir puan vereceksiniz. Öyle değil mi? Anladınız mı o puanı? Kaç vereceksiniz. Vallahi biliyorlar. Halkımız kime kaç puan vereceğini biliyorlar. Bunların belediyeciliğinin notu bu.2019 öncesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin kaç kreşi vardı biliyor musunuz? Vallahi biliyor işte. En kolay zaten onların notunu bilmek. Şimdi 100 kreşimiz var. Önümüzdeki dönem 200 olacak. Bugün Kağıthane'deydim oradaki adayımızla beraber geziyorduk. Dediler ki, başkanım siz Kağıthane'de de kreşe açınca biz de anlatınca çok eleştiri olunca apar topar bir iki binanın kıyısını, köşesini iki üç derslikli kreş olarak açmış belediye. Dedim iyi gene ders alan var. Hani ders çıkaran var. İstanbul'un ilçelerin de bizi göreve getirin biz bu şehirde 500 tane kreş açarız.
“ONLARIN TEK DERDİ VAR BİR AVUÇ İNSAN NE OLACAK”
En büyük şansımız Hasan başkanım gibi kıymetli bir eğitimciyle ben yola çıkıyorum Bayrampaşa'da. Eminim Hasan başkanımız, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'yle kalitede yarışacak kreşler açacak. Kreşlerin açılmasını istiyorsak Bayrampaşa'da ve diğer ilçelerimizde o zaman Bayrampaşa'da Hasan Mutlu Başkan göreve gelecek. iki bin 2019 öncesinde İstanbul Büyükşehir belediyesinin kaç yurdu vardı? Bizden önce bunların her şeyi sıfır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bizden önce kaç üniversite öğrencisine kaç milletin evladına burs veriyordu? Arada bir iki diyen oldu doğru. Ama ben milletin evlatları dedim. Bir avuç insanın evlatlarına demedim. Bakın sıfır. Biz tam 300z bin milletin evlatlarına gençlerimize burs verdik. Helali hoş olsun. Önümüzdeki dönemde iki katına çıkartıyoruz burs miktarını yedi bin beş yüz lira verdik şimdi 15 bin lira vereceğiz. Onların döneminde bir iki kişiye torpilli burs verip yurt dışına yolladılar. AyıptıR, yazıktır. Onları bu millet hiç affetmeyecek onu söyleyeyim. Yani bakın söyleyeyim biz millete ait olanı millete veririz. Millette ne veririz? Onların öyle bir derdi yok. Onların tek derdi var bir avuç insan ne olacak? Onu düşünürler başka bir şey düşünmezler. Bunun gibi daha birçok konuda sıfır verebiliriz.
“İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ OLARAK 2019’DAN SONRA BİR DEVRİMİN SAHİPLERİYİZ”
Burada başka konularımız var. Örneğin anne kart, sıfır dört yaş arası çocuğu olan annelere, kaç anne kart vermişlerdi bizden önce. Sıfır. Peki kaç tane, sıfır faizle yani vade farkı olmadan sabit taksitle sosyal konut üretebilmişlerdi 2019’dan önce. Sıfır. Bunların bütün notları sıfır. O bakımdan sevgili hemşerilerim biz sabit taksitle KİPTAY'la birlikte sosyal konut üreten tek kurum olduk. Riskli yapıların maliyetine yenilenebileceği bir sistemi biz hayata geçirdik. İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak 2019’dan sonra bir devrimin sahipleriyiz. Kaç kişiyi İstanbul Büyükşehir Belediyesi istihdam ofisleri kurup kaç kişi eğitip 2019’dan önce özel sektörde veya diğer yerlerde iş buldu? Sıfır. Biz 200 bine yakın gencimize iş bulduk. Bizden önce kaç kent lokantası vardı? Kaç kadın hizmet merkezi vardı? Bağımlılıkla mücadele etmek için kurulmuş kaç merkez vardı. Öğrenciler sınava hazırlanabilsin diye kaç ders atölyesi vardı? Sıfır sıfır sıfır. Bakın elde var sıfır. Bunların belediyeciliği bu. Şimdi yine ne yapmak istiyorlar biliyor musunuz? En başta söylediğim gibi vatandaşa yine kaşıkla verip kepçeyle almak istiyorlar. Bu fırsatı onlara verecek misiniz. İstanbul'un kaynaklarına göz diktiler. Bu fırsatı onlara verecek misiniz? Buldukları her boş arsaya, ya da çok tanıdıkları torpilli bir avuç insanın arsalarına torpilli imar çıkaracaklar. Bu fırsatı onlara verecek misiniz? O günler geçti. Bu millet size bu hakkı vermez. Onlara ne diyeceğiz biliyor musunuz? Bye bye, bye, güle güle diyeceğiz onlara. İstanbullu icraatçı, halkçı, belediyeciliğin farkını gördü. İnsanının içinde insanının arasında yaptığını paylaşan her anını konuşan, anlatan belediyeciliğin tadını aldı. Milletin parasını, millete veren bir belediye başkanının neler başarabileceğini, milletini nasıl memnun edebileceğini gördü. Öyle değil mi? İstanbullu artık israfçıları seçer mi. İcraatçileri seçer öyle değil mi? Rantçıları seçer mi? Halkçıları seçer öyle değil mi? İstanbul'u rotasından çıkarıp israf ve ihanet dönemine geri döndürmeye heves eden bir avuç insana bu millet oy moy vermez. Bu millet kapıyı gösterir kapıyı.
“KUMPASLARLA KURGULARLA MİLLETİN İRADESİNİ KIŞKIRTMAYA ÇALIŞANLARA DERS VERME ZAMANI”
31 Mart'ta ne yapacağız biliyor musunuz? İsrafı, ihaneti kumpası, yalanı bütün bu işlerin hepsini Allah'ın izniyle milletin gücüyle tarihe gömeceğiz. Onlara oy vermemek yetmez. Oylarınızı, güçlerinizi tek bir odakta birleştirmeliyiz. Zaman particilik zamanı değil, zaman pireye kızıp yorgan yakma zamanı asla değil. Hep birlikte az önce anlattığım o güçlü İstanbul ittifakını vicdan ittifakını, memleketin geleceğinin en güçlü, birlikteliği olan halkçı ittifakını birleştirip büyütme zamanı. Öyle değil mi? Kumpaslarla, kurgularla kışkırtmalarla milletin iradesini etkilemeye kalkanlara ders verme zamanı. Unutmayın, bakın onlar hiç değişmedi. 2019’da hatırlıyor musunuz neler yaptılar bize seçimden önce. Ne kadar ahlaklı, ne kadar demokrat, ne kadar o zaman adaletliyseler bugün de o kadar adaletliler. 2019’da, seçime giderken bu kardeşinize neler dediğini hatırlıyor musunuz? Seçimi kazandık, seçimi hukuksuz bir biçimde Türkiye Cumhuriyeti demokrasi tarihine bir kara leke gibi geçecek şekilde iptal ettiler mi? Ve hırsız dediler mi millete? Yalancı dediler mi? Ve bunlar sandıklarda terörist var dediler mi? Peki bu millet ne yaptı? 810 bin kere bunlara demokrasi dersi verip sağlam bir demokrasi şamarı attı mı? Gene kendilerine gelmediler. Aynı şeyleri yapıyorlar. Bakın aynı şeyleri yapıyorlar mı? Bugün de aynı şeyleri yapıyorlar. Bugün de inanın onların dersini siz onlara vereceksiniz.
“BUNLARIN SÜRECİ BÜYÜK BİR TEHDİT SÜRECİ ARTIK”
Bunların süreci büyük bir tehdit süreci artık. İstanbul'u kazanırlarsa daha da kötüleşecekler. Şimdi bakın İstanbul seçimini kendilerine verilmiş bir onay kabul edecekler. Yaptıklarının doğru olduğunu düşünecekler. İşçileri yine umursamayacaklar. Bizim canım abilerimizi, ablalarımızı, amcalarımızı, teyzelerimizi milletine emek verip çalışmış bu emeklilere bu değerli büyüklerimize şu anda nasıl bir muamele yaptıklarını görüyorsunuz değil mi? Bir liralık. Artışı bile devletin bütçesine yük kabul ediyorlar mı? Peki Kanal İstanbul gibi beton ihanetini yapmaktan geri duruyorlar mı? Durmuyorlar. Onun için onlara bu seçimde fırsat verirsek daha da kötüleşecekler. Kendilerinden olmayanları daha da fazla dışlayacaklar yok saymaya devam edecekler. Emeklilerin durumu daha perişan olacak. İşçilerin durumu daha perişan olacak. Söz verdikleri mülakatı yine kaldırmayacaklar. Yine üç bin 600 ek göstergeyi vermeyecekler. O onlar hiçbir zaman değişmediler, o bakımdan bugün de dürüst ve adil değiller. Bugün yaptıkları o kumpaslara aldanmayan bu millet, onlara haddini bildirecek. Yine siyaseti yürekli yapmıyorlar, siyaseti mertçe yapmıyorlar. Ben onları mertçe er meydanına çağırıyorum. Onlar yol kıyılarında otobüs yakarak film çekiyorlar. Bir kumpasla dört buçuk sene önce bir il başkanlığının alımı esnasındaki bir sürecin filmi kaseti üzerinden bizi lekelemeye çalışıyorlar. Bunlar kumpas değil mi? Bunlar hiç değişmediler. Şu anda sokak sokak bakanları geziyor biliyor musunuz? Eskiden bir türkü vardı Ankara'dan abim geldi diye şimdi Ankara'dan 17 tane bakan geldi. İstanbul'da sokak sokak, mahalle mahalle geziyorlar çalışıyorlar. Anlamadıkları bir şey var 17 bakan, aday, o, bu, şu, hepsi bir avuç insan. Onların arkasında bir kişi var benim arkamda 16 milyon var.
“BİRLİKTELİK KAZANACAK, AYRIŞTIRMA KAYBEDECEK”
Dolayısıyla, onlar hiç değişmediler. Bizi değiştirmeye, birliğimizi, bütünlüğümüzü bozmaya çalışıyorlar. Başaramayacaklar. 16 milyon vicdanlı, mert İstanbullu, sandıkta bu ülkenin en büyük buluşmasını 31 Mart’ta gerçekleştirecek. 31 Mart’ta vicdan kazanacak, mertlik kazanacak. Particilik değil, belediyecilik kazanacak. Halkını düşünenler kazanacak. O partinin, bu partinin değil, İstanbul’un ve İstanbulluların zaferi için hep birlikte olacağız. Birliktelik kazanacak, ayrıştırma kaybedecek. Dışlama kaybedecek, buluşturma kazanacak.”
Yorumlar
Yorum Yapın
İlginizi Çekebilir
Palanextreme 2026 İspir’de Nefes Kesti: Final 3 Bin Metrede Yapıldı
Palanextreme 2026 Sezon Finali Erzurum İspir’de tamamlandı. Yaklaşık 50 sporcu Çoruh Nehri, Deve Dağları ve Yedigöller’de bisiklet, rafting ve koşu etaplarında mücadele etti.
Erzurum’un İspir ilçesi, doğa ve macera sporlarının buluştuğu Palanextreme 2026 Sezon Finali’ne ev sahipliği yaptı. Türkiye’den ve yurt dışından yaklaşık 50 sporcunun katıldığı organizasyonda bisiklet, rafting ve koşu etaplarında üç gün boyunca zorlu bir mücadele yaşandı. Yarışın finali ise yaklaşık 3 bin metre rakımdaki İspir Yedigöller’de gerçekleştirildi.
İSPİR ÜÇ GÜN BOYUNCA MACERA SPORLARININ MERKEZİ OLDU
Erzurum’un eşsiz doğası bu kez adrenalin tutkunlarını ağırladı.
Erzurum Valiliği himayesinde, İspir Belediyesi koordinasyonunda; Erzurum Macera Offroad Doğa Sporları Kulübü ve Palanextreme Organizasyonu’nun katkılarıyla düzenlenen Palanextreme 2026 Sezon Finali, İspir’de tamamlandı.
Yurt içi ve yurt dışından yaklaşık 50 sporcu, üç gün boyunca dayanıklılıklarının yanı sıra doğanın zorlu şartlarına karşı da mücadele verdi.
DEVE DAĞLARI’NDAN ÇORUH NEHRİ’NE UZANAN ZORLU MÜCADELE
Palanextreme 2026’nın parkuru İspir’in farklı doğal güzelliklerini bir araya getirdi.
Deve Dağları’nda başlayan mücadele, Çoruh Nehri’nin güçlü akıntılarında gerçekleştirilen rafting etabıyla devam etti.
Bisiklet, rafting ve koşu branşlarında yarışan sporcular; yüksek rakım, zorlu arazi şartları ve değişken doğa koşullarıyla mücadele etti.
FİNAL YAKLAŞIK 3 BİN METRE RAKIMDA
Organizasyonun en dikkat çekici bölümlerinden biri ise final etabı oldu.
Sporcular sezon finalinde rotalarını İspir Yedigöller’e çevirdi. Yaklaşık 3 bin metre rakımda gerçekleştirilen final etabı, yarışmacılara hem fiziksel açıdan zorlu hem de görsel açıdan unutulmaz bir deneyim yaşattı.
Yedigöller’in yüksek rakımı, doğal yapısı ve el değmemiş manzarası organizasyonun öne çıkan unsurları arasında yer aldı.
VALİ AYDIN BARUŞ DA ÇORUH’TA RAFTİNG YAPTI
Erzurum Valisi Aydın Baruş da Palanextreme heyecanına katıldı.
Sporcularla birlikte Çoruh Nehri’nde rafting yapan Vali Baruş, sporun gençleri doğayla buluşturmasının ve sağlıklı, aktif bir yaşamın teşvik edilmesinin önemine dikkat çekti.
Gençleri spor yapmaya davet eden Baruş, Erzurum’un doğal güzelliklerinin de keşfedilmesi gerektiğini vurguladı.
YEDİGÖLLER İÇİN TURİZM VURGUSU
İspir Yedigöller bölgesinde incelemelerde de bulunan Vali Baruş, bölgenin turizm açısından taşıdığı potansiyele dikkat çekti.
Yedigöller’in yalnızca doğa ve macera sporları açısından değil, yüksek rakımı, temiz havası ve sessizliğiyle de önemli bir destinasyon olabileceğini belirten Baruş, özellikle gece saatlerinde gökyüzünün izlenebildiği doğal ortamın bölgeyi farklılaştırdığını ifade etti.
İSPİR’İN MACERA VE DOĞA TURİZMİ POTANSİYELİ ÖNE ÇIKTI
Palanextreme 2026 Sezon Finali, sporcuların mücadelesinin yanı sıra İspir ve Erzurum’un doğa turizmi potansiyelinin tanıtılması açısından da dikkat çekti.
Deve Dağları’ndan Çoruh Vadisi’ne, Çoruh Nehri’nden yaklaşık 3 bin metre rakımdaki Yedigöller’e uzanan organizasyon; doğa, spor, rekabet ve takım ruhunu aynı parkurda buluşturdu.
Organizasyonun tamamlanmasının ardından Palanextreme 2026’ya katkı sağlayan kurum ve kuruluşlar ile organizasyon ekibine ve yarışmaya katılan sporculara teşekkür edildi.
Palanextreme 2026, İspir’in doğa ve macera sporlarında sahip olduğu potansiyeli bir kez daha gözler önüne serdi.
Aziz İhsan Aktaş Davasında Kritik Kararlar: Aktaş Ve Nugay’a Beraat, Rıza Akpolat’a Örgüt Üyeliğinden Beraat
Aziz İhsan Aktaş davasında karar açıklanıyor. Aziz İhsan Aktaş ve Baki Nugay örgüt kurma suçundan, Rıza Akpolat ise örgüt üyeliği suçlamasından beraat etti.
Kamuoyunda “Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davası” olarak bilinen ve aralarında görevlerinden uzaklaştırılan belediye başkanlarının da bulunduğu 200 sanıklı davada mahkeme kararını açıklamaya başladı. Aziz İhsan Aktaş ve Baki Nugay, “örgüt kurma” ve “ihaleye fesat karıştırma” suçlamalarından beraat ederken, Rıza Akpolat’ın da aralarında bulunduğu bazı sanıklar hakkında “örgüte üye olma” suçundan beraat kararı verildi.
200 SANIKLI DAVADA KARAR GÜNÜ
Uzun süredir kamuoyunun yakından takip ettiği Aziz İhsan Aktaş davasında kritik aşamaya gelindi.
Aralarında görevlerinden uzaklaştırılan belediye başkanlarının da bulunduğu, 5’i tutuklu toplam 200 sanığın yargılandığı davada mahkeme heyeti hükmünü açıklamaya başladı.
Açıklanan ilk kararlar davanın en çok tartışılan suçlamalarından biri olan “suç örgütü” iddiasına ilişkin oldu.
AZİZ İHSAN AKTAŞ VE BAKİ NUGAY HAKKINDA BERAAT
Mahkeme heyeti, tutuksuz sanıklar Aziz İhsan Aktaş ve Baki Nugay hakkında yöneltilen “örgüt kurma” suçlamasının sabit olmadığına hükmederek iki sanığın da bu suçtan beraatine karar verdi.
Aktaş ve Nugay hakkında “ihaleye fesat karıştırma” suçlamasından da beraat kararı verildi.
Böylece davanın merkezindeki isimlerden Aziz İhsan Aktaş hakkında “örgüt kurma” suçlaması yönünden beraat hükmü çıkmış oldu.
RIZA AKPOLAT’A “ÖRGÜT ÜYELİĞİ” SUÇLAMASINDAN BERAAT
Mahkemenin açıkladığı bir diğer önemli karar ise görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın da aralarında bulunduğu sanıklarla ilgili oldu.
Mahkeme heyeti, Akpolat’ın da aralarında bulunduğu sanıkların “örgüte üye olma” suçundan beraatine hükmetti.
Mahkemenin dosyadaki diğer suçlamalara ve sanıklara ilişkin kararları ise açıklanmaya devam ediyor.
RIZA AKPOLAT SON SÖZÜNDE BERAATİNİ İSTEDİ
Karar öncesinde son sözü sorulan Rıza Akpolat, uzun süredir tutuklu bulunduğunu belirterek hakkındaki suçlamaları reddetti.
Akpolat savunmasında, dosyada kendisine yönelik somut delil bulunmadığını savunarak soruşturma ve kovuşturma sürecinde masumiyet karinesinin ve lekelenmeme hakkının ihlal edildiğini ileri sürdü.
Çalışma arkadaşları ve aile bireyleri için de beraat talep eden Akpolat, son olarak kendisinin beraatine karar verilmesini istedi.
OYA TEKİN: “HUKUKA VE ADALETE KIRGINIM”
Tutuklu sanık Oya Tekin de son sözünde yargılama sürecine yönelik eleştirilerini dile getirdi.
Tekin, tutukluluğun bir tedbir olmaktan çıkarak cezalandırmaya dönüştüğünü savundu. Dosyanın büyük ölçüde etkin pişmanlık kapsamında verilen beyanlara dayandığını öne süren Tekin, tahliyesini ve beraatini talep etti.
SANIKLARDAN TAHLİYE VE BERAAT TALEBİ
Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhan Kayhan da yaklaşık 14 aydır tutuklu olduğunu belirterek suçlamaları kabul etmedi ve beraatini istedi.
Avcılar Belediye Başkan Yardımcısı Erhan Daka ise yaklaşık 450 gündür tutuklu bulunduğunu ifade ederek çocuklarına kavuşmak istediğini söyledi ve beraat talebinde bulundu.
SORUŞTURMA 2025 YILINDA TAMAMLANMIŞTI
Aziz İhsan Aktaş’ın liderliğini yaptığı öne sürülen bir suç örgütünün belediyelerdeki bazı ihaleleri rüşvet yoluyla organize ettiği iddiasıyla başlatılan soruşturma 20 Ekim 2025 tarihinde tamamlanmıştı.
Hazırlanan iddianamede aralarında Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ve Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar’ın da bulunduğu toplam 200 kişi şüpheli olarak yer almıştı.
Davanın karar duruşmasında mahkeme heyetinin sanıklar ve haklarındaki diğer suçlamalara ilişkin hükümleri açıklaması sürüyor.
Kaynak: CNN Türk / DHA
Burdur’da Türk Bayrağına Silahlı Saldırı: Valilik Harekete Geçti
Burdur Avşar Tepe’de 20 metrelik direkte bulunan Türk bayrağına av tüfeğiyle ateş edilerek zarar verildi. Burdur Valiliği olayla ilgili inceleme ve araştırma başlattı.
Burdur’un Avşar Tepe bölgesinde 20 metrelik direkte dalgalanan Türk bayrağının av tüfeğiyle ateş edilerek zarar gördüğü bildirildi. Olayın kamuoyuna yansımasının ardından Burdur Valiliği inceleme ve araştırma başlatıldığını açıkladı.
AVŞAR TEPE’DEKİ TÜRK BAYRAĞINA ATEŞ EDİLDİ
Burdur’da yamaç paraşütü sporcularının uzun yıllardır kullandığı Avşar Tepe, Türk bayrağına yönelik gerçekleştirildiği belirtilen saldırıyla gündeme geldi.
Edinilen bilgilere göre bölgede bulunan yaklaşık 20 metre yüksekliğindeki direkte asılı Türk bayrağının, kimliği henüz belirlenemeyen kişi ya da kişiler tarafından av tüfeğiyle ateş edilerek zarar gördüğü tespit edildi.
Olay, önümüzdeki ay Burdur’da düzenlenmesi planlanan Türkiye Yamaç Paraşütü Hedef Yarışması öncesindeki hazırlıklar sırasında fark edildi.
“BAYRAĞA KURŞUN SIKMAK NEDİR?”
Türkiye Hava Sporları Federasyonu İl Temsilcisi ve Burdur Yamaç Paraşütü Spor Kulübü Başkanı Fatih Kılıçaslan, Avşar Tepe’ye geldiklerinde karşılaştıkları manzaraya tepki gösterdi.
Paraşütçüler olarak yaklaşık 15 yıldır bölgenin güzelleştirilmesi için emek verdiklerini belirten Kılıçaslan, bayrak direğinin de paraşütçülerin katkılarıyla dikildiğini söyledi.
Kılıçaslan, insanların bölgeyi kullanmasına karşı olmadıklarını ancak Türk bayrağına ve bayrak direğine ateş edilmesini kabul edilemez bulduklarını belirterek olayı kınadı.
BURDUR VALİLİĞİ İNCELEME BAŞLATTI
Türk bayrağının zarar gördüğüne ilişkin görüntü ve haberlerin basın ile sosyal medyada yayılmasının ardından Burdur Valiliği de konuyla ilgili açıklama yaptı.
Valilik, 24 Ağustos 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan olayın bütün yönleriyle aydınlatılması amacıyla ilgili birimler tarafından gerekli inceleme ve araştırmanın başlatıldığını bildirdi.
Olayı gerçekleştiren kişi ya da kişilerin kimliğinin belirlenmesine yönelik çalışmaların sonucu bekleniyor.
GÖZLER YÜRÜTÜLEN İNCELEMEDE
Türk bayrağına yönelik gerçekleştirildiği belirtilen eylem bölgede tepkiye neden olurken, olayın kim ya da kimler tarafından ve hangi amaçla gerçekleştirildiğinin yürütülen inceleme sonucunda ortaya çıkarılması bekleniyor.
Kaynak: DHA
Mercimek Çorbasında İthalat Gerçeği: 7 Yılda 4,4 Milyon Ton Mercimek İthal Edildi
CHP'li Ömer Fethi Gürer'in açıkladığı verilere göre Türkiye, 2020-2026 döneminde 4,46 milyon ton mercimek ithal etti ve yaklaşık 2,9 milyar dolar ödedi.
ARKA HABER
Türkiye'nin geleneksel mutfağının vazgeçilmezlerinden mercimekte ithalat rakamları dikkat çekti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in paylaştığı verilere göre Türkiye, 2020-2026 döneminde toplam 4 milyon 463 bin 769 ton kırmızı ve yeşil mercimek ithal etti. İthalat için yaklaşık 2,9 milyar dolar ödendiğini belirten Gürer, “Masadaki iki mercimek çorbasından biri ithal mercimekle yapılıyor” dedi.
Anavatanı Anadolu olarak bilinen mercimekte Türkiye’nin üretim ve ithalat tablosu yeniden tartışma konusu oldu.
CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, kırmızı ve yeşil mercimeğe ilişkin üretim ve ithalat rakamlarını açıkladı.
Gürer'in paylaştığı verilere göre Türkiye, 2020-2026 yılları arasındaki yedi yıllık dönemde 4 milyon 463 bin 769 ton kırmızı ve yeşil mercimek ithal etti.
Söz konusu ithalat karşılığında yurt dışına toplam 2 milyar 897 milyon 698 bin 686 dolar ödendi.
GÜRER: “İKİ MERCİMEK ÇORBASINDAN BİRİ İTHAL ÜRÜNDEN”
Türkiye'nin mercimek üretiminde dışa bağımlılığının arttığını savunan Gürer, yaşanan tabloyu vatandaşın sofrasındaki mercimek çorbası üzerinden anlattı.
Gürer,
“Mercimek çorbası ithal ürün ile sofraya gelmektedir. Masada iki mercimek çorbasından biri ithal mercimekle yapılıyor. Markette menşeine bakılınca yerli ürün ara ki bulasın.”
ifadelerini kullandı.
Kırmızı mercimeğin özellikle Güneydoğu Anadolu, yeşil mercimeğin ise İç Anadolu Bölgesi'ndeki çiftçiler açısından önemli bir üretim ve gelir kaynağı olduğunu belirten Gürer, artan girdi maliyetlerinin üreticiyi mercimek üretiminden uzaklaştırdığını öne sürdü.
7 YILDA 4 MİLYON 463 BİN TON MERCİMEK İTHALATI
Gürer'in açıkladığı verilere göre 2020-2026 döneminde gerçekleştirilen toplam mercimek ithalatının büyük bölümünü kırmızı mercimek oluşturdu.
Yedi yıllık dönemde;
3 milyon 922 bin 706 ton kırmızı mercimek,
541 bin 63 ton yeşil mercimek ithal edildi.
Böylece toplam ithalat 4 milyon 463 bin 769 tona ulaştı.
Toplam mercimek ithalatının yaklaşık yüzde 87,9'unu kırmızı mercimek, yüzde 12,1'ini ise yeşil mercimek oluşturdu.
MERCİMEK İTHALATINA 2,9 MİLYAR DOLAR
İthalatın Türkiye'ye maliyeti de dikkat çekici boyutlara ulaştı.
Paylaşılan verilere göre yedi yıllık dönemde kırmızı mercimek ithalatı için 2 milyar 427 milyon 151 bin 529 dolar, yeşil mercimek için ise 470 milyon 547 bin 157 dolar ödeme yapıldı.
İki ürün için ödenen toplam tutar böylece 2 milyar 897 milyon 698 bin 686 dolara ulaştı.
Gürer, ithalat için harcanan dövizin Türkiye'deki üreticinin desteklenmesi amacıyla kullanılması gerektiğini savundu.
2025'TE İTHALAT ÜRETİMİN YAKLAŞIK 3 KATINA ÇIKTI
Üretim ve ithalat rakamları karşılaştırıldığında bazı yıllardaki fark dikkat çekiyor.
Paylaşılan verilere göre Türkiye'nin kırmızı ve yeşil mercimek toplam üretimi 2025 yılında 279 bin 620 ton olarak gerçekleşirken, aynı yıl toplam ithalat 793 bin 752 tona ulaştı.
Buna göre 2025 yılında mercimek ithalatı, toplam yerli üretimin yaklaşık yüzde 284'üne karşılık geldi.
2023 yılında ise 474 bin tonluk toplam üretime karşılık 859 bin 822 ton ithalat gerçekleştirildi.
2024'te toplam üretim 476 bin ton olurken ithalat 644 bin 540 ton olarak kaydedildi.
2026'DA ÜRETİM ARTIŞI BEKLENİYOR
2025 yılında kuraklığın da etkisiyle gerileyen mercimek üretiminin 2026 yılında yeniden artması bekleniyor.
Gürer'in paylaştığı tahminlere göre 2026 yılında 385 bin ton kırmızı mercimek ve 48 bin 320 ton yeşil mercimek olmak üzere toplam 433 bin 320 ton üretim öngörülüyor.
2025 yılındaki 279 bin 620 tonluk toplam üretim dikkate alındığında önemli bir toparlanma beklense de ithalatın üretimin üzerinde kalmaya devam ettiği belirtiliyor.
Gürer, Türkiye'nin 2002 yılında yalnızca kırmızı mercimekte 500 bin ton üretim gerçekleştirdiğini hatırlatarak nüfus artışı da dikkate alındığında üretimdeki tablonun sorgulanması gerektiğini ifade etti.
KIRMIZI MERCİMEKTE 3,9 MİLYON TONLUK İTHALAT
Türkiye'nin mercimek ithalatında asıl ağırlığı kırmızı mercimek oluşturuyor.
2020-2026 döneminde toplam 3 milyon 922 bin 706 ton kırmızı mercimek ithal edilirken, bunun karşılığında yaklaşık 2,43 milyar dolar ödendi.
Kırmızı mercimek ithalatının en yüksek seviyeye çıktığı yıl ise 2023 oldu.
Türkiye, 2023 yılında 744 bin 725 ton kırmızı mercimek ithal etti. Bu ithalat için yaklaşık 501,7 milyon dolar ödeme gerçekleştirildi.
Gürer, Türkiye'nin kırmızı mercimeği Kanada, Kazakistan ve Rusya gibi ülkelerden ithal ettiğini belirtti.
YEŞİL MERCİMEK İTHALATI YÜZDE 127 ARTTI
Yeşil mercimekteki rakamlar da dikkat çekti.
2020 yılında 52 bin 387 ton olan yeşil mercimek ithalatı, 2025 yılında 118 bin 999 tona yükseldi.
Gürer'in hesabına göre altı yıllık dönemde yeşil mercimek ithalatındaki artış yaklaşık yüzde 127 oldu.
2020-2026 döneminin tamamında ise toplam 541 bin 63 ton yeşil mercimek ithal edildi ve karşılığında yaklaşık 470,5 milyon dolar ödendi.
“ÜRETİCİ KAZANAMIYOR, ARACI VE MARKET KAZANIYOR”
Gürer, sorunun yalnızca ithalat miktarıyla sınırlı olmadığını belirterek çiftçinin karşı karşıya kaldığı üretim maliyetlerine de dikkat çekti.
Üreticinin gübre, mazot, tohum, ilaç ve diğer girdi maliyetlerindeki artış nedeniyle yeterli gelir elde edemediğini savunan Gürer, çiftçinin bu nedenle farklı ürünlere yönelmek zorunda kaldığını söyledi.
Gürer,
“Üreticiden ürün girdi maliyetine yakın bir fiyatla çıkmasına rağmen rafta fiyatı katlıyor. İthal ürün de yerli ürün fiyatına rafa giriyor. Aracılar kazanıyor, market kazanıyor. Yerli üretici artan girdi maliyeti ile kazanamayınca her yıl farklı ürüne yönelerek üretim desenini değiştirerek ayakta kalmaya çalışıyor.”
dedi.
“YERLİ MERCİMEK İHRAÇ EDİLİYOR, AÇIK İTHALATLA KAPATILIYOR”
Gürer'in dikkat çektiği bir diğer nokta ise Türkiye'de üretilen mercimeğin bir bölümünün ihraç edilmesine karşılık iç piyasadaki ihtiyacın ithalatla karşılanması oldu.
Türkiye'de yetiştirilen mercimeğin kalite ve lezzet açısından tercih edildiğini belirten Gürer, yerli ürünün bir bölümünün yurt dışına gönderildiğini, ortaya çıkan arz açığının ise ithal ürünle kapatıldığını söyledi.
Gürer,
“Ülkemizde yetişen mercimek, ithale göre çok daha kaliteli. Yerli ürünün bir bölümü ihraç edilip açık ithalle gideriliyor. Hem üretimde sorun var hem ithalatta. Milyarlarca lira döviz yurt dışına gidiyor. O döviz yurt içi çiftçimize gitmeli.”
ifadelerini kullandı.
“MERCİMEKTE PLANLI ÜRETİMLE DIŞA BAĞIMLILIK BİTEBİLİR”
Özellikle dar gelirli vatandaşların sofralarında mercimeğin önemli bir yere sahip olduğuna dikkat çeken Gürer, mercimek çorbasının ekonomik ve besleyici olması nedeniyle Türkiye'de en sık tüketilen yemeklerden biri olduğunu söyledi.
Türkiye'nin mercimek üretiminde ithalata bağımlı hale gelmesinin tarım politikaları açısından değerlendirilmesi gerektiğini savunan Gürer, üreticinin desteklenmesi çağrısında bulundu.
Gürer, yeterli destek sağlanması, üretim maliyetlerinin dikkate alındığı bir alım fiyatı belirlenmesi ve planlı üretime geçilmesi halinde Türkiye'nin mercimekte ithalat bağımlılığını azaltabileceğini ifade etti.
“Anadolu'nun anavatanı olan mercimekte dahi dışa bağımlılığımızın varlığı, tarım politikasının gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. Sürekli tükettiğimiz mercimekte yerli üretim için yapılması gerekenler vakit kaybetmeden sağlanmalıdır.”
diyen Gürer, yerli çiftçinin desteklenmesini istedi.
Selçuk Bayraktar: “Mavi Vatan’ın Kaderine Bağımsızlık Mührünü Vurduk”
TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, TEKNOFEST Mavi Vatan kapanışında konuştu: "Mavi Vatan'ın kaderine bağımsızlık mührünü vurduk." Yeni rota Şanlıurfa!
TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, Gölcük Tersanesi Komutanlığı ev sahipliğinde düzenlenen TEKNOFEST Mavi Vatan yarışmalarının kapanış ve ödül töreninde tarihi açıklamalarda bulundu. Dört gün boyunca deniz teknolojilerinin kıyasıya yarıştığı organizasyonda gençlere seslenen Bayraktar, "Birilerinin hayal dediği eşikleri inançla aştık. Gençlerimiz Mavi Vatan'ın sadece koruyucusu değil, geleceğinin de mimarıdır" dedi.
Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda denizlerdeki yerli ve milli gücü artırmayı hedefleyen TEKNOFEST Mavi Vatan yarışmaları, Kocaeli Gölcük Tersanesi'nde tamamlandı. İnsansız su altı sistemleri, su altı roketleri ve otonom deniz araçlarının sergilendiği etkinlik, binlerce gencin ve denizcilik sevdalısının katılımıyla büyük bir coşkuya sahne oldu.
“Mavi Vatan’ın Kaderine Bağımsızlık Mührünü Vurduk”
Kapanış töreninde kürsüye çıkan Selçuk Bayraktar, organizasyonun yalnızca teknik bir yarışmadan ibaret olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Bizler bu dört gün boyunca Gölcük’te sadece insansız deniz araçlarını, su altı roketlerini ya da otonom sistemleri yarıştırmadık. Bizler burada Mavi Vatan’ın kaderine Türk mühendisliğinin ve Türk gençliğinin bağımsızlık mührünü bir kez daha vurduk! Birilerinin 'hayal' dediği, 'yapamazsınız' dediği her teknolojik eşiği inançla, sabırla ve kenetlenerek birlikte aştık."
"TEKNOFEST Gençliği Umuttur, Beklenendir!"
Türk gençliğinin azmine ve vatan sevgisine dikkat çeken Bayraktar, genç mühendislerin ortaya koyduğu projelerin Türkiye'nin denizlerdeki caydırıcılığına doğrudan katkı sunduğunu vurguladı:
"Sizler akıl ve alın terinizle yüreğinizdeki vatan sevdasını birleştirdiniz. Mavi Vatan’ın sadece koruyucuları değil, geleceğin de mimarları olduğunuzu tüm dünyaya gösterdiniz. TEKNOFEST gençliği; 'Kim var?' denildiğinde sağına soluna bakmadan 'Ben varım!' diyen, bu vatanın sorumluluğunu omuzlayan gençliktir. TEKNOFEST gençliği umuttur, beklenendir! Yolumuz açık, pruvamız neta, ufkumuz KIZILELMA!"
Gölcük’ten Demir Alındı: Yeni Rota Şanlıurfa
Gölcük etabının tamamlanmasıyla birlikte TEKNOFEST fırtınasının Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne taşınacağı müjdelendi. Selçuk Bayraktar, 7’den 70’e tüm vatandaşları medeniyetin ve tarihin beşiği Şanlıurfa’ya davet ederek organizasyonun tarihlerini paylaştı:
Etkinlik Adı: TEKNOFEST Güneydoğu / Şanlıurfa
Tarih: 30 Eylül – 4 Ekim
Konum: Şanlıurfa
Milli teknoloji heyecanının dalga dalga büyüyeceğini belirten Bayraktar, tören sonunda dereceye giren başarılı yarışmacılara ödüllerini takdim ederek hatıra fotoğrafı çektirdi.
Büyükçekmece’de Gönüllere Dokunan Buluşma: Meyanlar Kraliçesi Huzurevi Sakinleri İçin Söyleyecek!
Meyanlar Kraliçesi Sibel Yıldırım, 26 Ağustos’ta Büyükçekmece Özel Hayat Yaşam Merkezi’nde huzurevi sakinleri için gönüllü olarak sahne alacak.
Arka Haber
Arabesk müziğin güçlü seslerinden, “Meyanlar Kraliçesi” Sibel Yıldırım, Büyükçekmece’de gönüllere dokunacak özel bir etkinliğe hazırlanıyor. Yıldırım, 26 Ağustos Çarşamba günü Özel Hayat Yaşlı Bakım ve Yaşam Merkezi’nin kıymetli sakinleri için gönüllü olarak sahne alacak. Müzik, sevgi ve vefanın buluşacağı etkinlikte huzurevi sakinleri unutulmaz bir gün yaşayacak.
Büyükçekmece’de müzik ve vefayı aynı çatı altında buluşturacak anlamlı bir organizasyon için geri sayım başladı.
Güçlü sesi, kendine özgü yorumu ve sahne performansıyla müzikseverlerin yakından tanıdığı “Meyanlar Kraliçesi” Sibel Yıldırım, 26 Ağustos Çarşamba günü Özel Hayat Yaşlı Bakım ve Yaşam Merkezi’nin sakinleriyle bir araya gelecek.
Yıldırım, bu özel günde sevilen şarkılarını hayatın yükünü yıllarca omuzlamış, ailelerine ve topluma emek vermiş ulu çınarlar için seslendirecek.
“BAŞARI VE İNSAN” PROGRAMININ ARDINDAN BU KEZ ÇOK ÖZEL BİR SAHNE
Sibel Yıldırım, kısa süre önce gazeteci ve televizyon programcısı Nilgün Ege’nin hazırlayıp sunduğu “Başarı ve İnsan” programının da konuğu olmuştu.
Telenews ekranlarında yayınlanan “Başarı ve İnsan” programında sanat yaşamından müzik yolculuğuna kadar birçok konuda samimi açıklamalarda bulunan Yıldırım, bu kez televizyon stüdyosundan çıkarak çok daha farklı ve anlamlı bir buluşmaya hazırlanıyor.
26 Ağustos’ta Özel Hayat Yaşlı Bakım ve Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilecek etkinlikte Yıldırım, merkez sakinleri için gönüllü olarak sahneye çıkacak.
SİBEL YILDIRIM: “HER KONSERİMİZ ÖZEL AMA BU KONSER GÖNÜLDEN”
Etkinlik öncesinde Özel Hayat Yaşam Merkezi’ni ziyaret eden Sibel Yıldırım, merkezin sakinleriyle bir araya geldi.
Özel Hayat Yaşam Merkezi Kurucu Müdürü Fatma Araz, Arka Haber İmtiyaz Sahibi ve “Başarı ve İnsan” programının yapımcı ve sunucusu Nilgün Ege ile huzurevi sakinlerinin de bulunduğu buluşmada renkli ve samimi görüntüler ortaya çıktı.
Yaklaşan konserin heyecanını merkez sakinleriyle paylaşan Sibel Yıldırım, etkinliğin kendisi açısından taşıdığı anlamı şu sözlerle dile getirdi:
“Her konserimiz bizim için çok özeldir; fakat 26 Ağustos Çarşamba günü gerçekleştireceğimiz bu buluşma bambaşka. Tamamen gönüllü olarak üstlendiğimiz bu anlamlı projede şarkılarımızı başımızın tacı dedelerimiz ve ninelerimiz için söyleyeceğiz.”
Yıldırım, o günü yalnızca bir konser olarak görmediğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çok şeker, çok kıymetli konuklarımızla bir arada olacağız. Kurucu Müdürümüz Sayın Fatma Araz ve Arka Haber’den Nilgün Hanım’ın beraberliğinde hem oynayacağımız hem de gönüllere dokunacağımız muhteşem bir gün geçireceğiz.”
HUZUREVİNDE KONSER HEYECANI ŞİMDİDEN BAŞLADI
Etkinlik öncesindeki buluşmada Sibel Yıldırım’ın huzurevi sakinleriyle kurduğu sıcak iletişim dikkat çekti.
Sohbetler edildi, gülüşmeler yaşandı, yaklaşan konser konuşuldu. Merkez sakinlerinin kameraya gülümseyerek ve el sallayarak etkinliğin heyecanına ortak olması ise ortaya sıcacık görüntüler çıkardı.
26 Ağustos’ta kurulacak sahnede yalnızca şarkılar söylenmeyecek. Kimi zaman yıllar öncesine ait bir hatıra canlanacak, kimi zaman hep birlikte şarkılara eşlik edilecek, kimi zaman da müziğin ritmine oyunlarla eşlik edilecek.
Günün en önemli amacı ise merkez sakinlerinin yüzünde bir tebessüm oluşturmak olacak.
FATMA ARAZ VE EKİBİ ULU ÇINARLARI MÜZİKLE BULUŞTURACAK
Özel Hayat Yaşlı Bakım ve Yaşam Merkezi Kurucu Müdürü Fatma Araz ve merkez ekibinin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek organizasyon, yaşlı bireylerin sosyal hayatın içerisinde daha fazla yer almasının önemine de dikkat çekecek.
Merkezde yaşayan büyüklerin yalnızca bakım ihtiyaçlarının değil; sosyal, kültürel ve duygusal ihtiyaçlarının da önem taşıdığı anlayışıyla düzenlenen etkinlik, kuşaklar arasında sevgi ve vefa köprüsü oluşturmayı amaçlıyor.
Çünkü bazen bir ziyaret, bazen birkaç dakikalık sohbet, bazen de yıllar öncesinden hatırlanan bir şarkı büyüklerimiz için çok şey ifade edebiliyor.
SAHNE ONLARIN, ŞARKILAR ONLAR İÇİN
26 Ağustos’taki etkinliği özel kılan en önemli ayrıntılardan biri de Sibel Yıldırım’ın projeye gönüllü olarak destek vermesi.
“Meyanlar Kraliçesi” bu kez alkışlardan önce büyüklerin mutluluğu için mikrofon başına geçecek.
Arabesk müziğin sevilen eserlerinin seslendirileceği etkinlikte merkez sakinlerinin de şarkılara eşlik etmesi ve müzikle dolu keyifli saatler geçirmesi bekleniyor.
Etkinlik böylece klasik bir konser organizasyonunun ötesine geçerek vefa, dayanışma, paylaşma ve hatırlama buluşmasına dönüşecek.
26 AĞUSTOS’TA SEVGİ VE MÜZİK BULUŞACAK
Özel Hayat Yaşlı Bakım ve Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilecek program, 26 Ağustos Çarşamba günü saat 16.00’da başlayacak ve 19.00’a kadar devam edecek.
Sibel Yıldırım’ın şarkılarıyla renk katacağı etkinlikte Özel Hayat Yaşam Merkezi’nin sakinleri ve misafirleri bir araya gelecek.
Etkinlik için yapılan çağrıda ise şu ifadelere yer verildi:
“26 Ağustos Çarşamba günü bu sıcacık sevgi çemberine ortak olmak, büyüklerimizin neşesine eşlik etmek isteyen tüm yakın dostlarımızı ve komşularımızı Özel Hayat Yaşam Merkezi’ne bekliyoruz.”
26 Ağustos’ta Büyükçekmece’de kurulacak o sahnenin belki de en kıymetli tarafı söylenecek şarkılardan çok, şarkıları dinleyen ulu çınarların yüzlerinde oluşacak tebessüm olacak.
Alihan Kuriş Soruşturmasında Masak Raporu: Aile Çevresinde 1818 Tapu İşlemi Mercek Altında
Alihan Kuriş soruşturmasında hazırlanan MASAK raporunun ayrıntıları ortaya çıktı. Dört isimde toplam 1818 tapu işlem kaydı tespit edildi; banka ve mal varlığı hareketleri incelemeye alındı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Alihan Kuriş soruşturmasında mali hareketlere ilişkin dikkat çeken ayrıntılar ortaya çıktı. MASAK tarafından hazırlanan raporda, Kuriş ailesi ve yakınlarının mal varlığı, banka hareketleri ve taşınmaz devirleri incelendi. Dört kişinin TAKBİS kayıtlarında toplam 1818 tapu işlem kaydı tespit edilirken, aile içindeki taşınmaz devirleri ve para hareketleri de incelemeye alındı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü ve kamuoyuna “Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü” soruşturması olarak yansıyan dosyada Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) hazırladığı raporun ayrıntıları gündeme geldi.
Raporda Alihan Kuriş'in yanı sıra eşi ve her iki tarafın birinci ve ikinci derece yakınlarının mal varlıkları ile mali hareketlerinin incelendiği belirtildi.
Özellikle 2016 sonrasında meydana gelen mal varlığı değişiklikleri, aile bireyleri arasındaki taşınmaz devirleri, banka transferleri ve kayıtlı mali durumla mal varlıkları arasındaki uyum üzerinde duruldu.
DÖRT İSİMDE TOPLAM 1818 TAPU İŞLEM KAYDI
MASAK raporunda yer alan TAKBİS kayıtları dikkat çekici bir tablo ortaya koydu.
Rapora göre Alihan Kuriş'in annesi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş adına 646, babaannesi Nevin Kuriş adına 539, babası Mahmut Sabri Kuriş adına 207, eşi Seda Kuriş'in babası Mustafa Kösemusul adına ise 426 gayrimenkul işlem kaydı tespit edildi.
Bu dört kişinin kayıtları toplandığında sayı 1818 tapu işlemine ulaşıyor.
Ancak bu rakam 1818 ayrı gayrimenkul bulunduğu anlamına gelmiyor. TAKBİS kayıtları satış ve alımların yanı sıra miras intikali, ifraz, tevhit, cins değişikliği, kat irtifakı ve çeşitli mülkiyet işlemlerini de kapsıyor.
646 İŞLEMDE ÇOK SAYIDA TAŞINMAZ TÜRÜ
Alihan Kuriş'in annesi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'e ilişkin 646 işlem kaydında yalnızca konut ve arsalar bulunmuyor.
MASAK raporuna yansıyan kayıtlarda büro, dükkân, imalathane, kahvehane, lokanta, mesken, zeytinli tarla, kuyulu tarla ve farklı nitelikte arsalar bulunuyor.
Bazı taşınmazların aile üyelerinden geçtiği, bazılarının ise üçüncü kişilere veya şirketlere devredildiği kayıtlara yansıdı.
Raporda bazı taşınmazlar üzerindeki haciz ve tedbir kayıtlarına da dikkat çekildi.
KARDEŞİN BANKA HAREKETLERİ DE İNCELENDİ
MASAK'ın incelemesinde Alihan Kuriş'in kardeşi Hilmi Tuna Kuriş'in taşınmaz ve banka hareketlerine de yer verildi.
Özellikle 2024-2026 dönemindeki miras, satış ve mülkiyet işlemleri incelenirken, banka transferlerinin on milyonlarca liraya ulaştığı raporda kaydedildi.
Bazı taşınmazlarda icrai haciz, ihtiyati tedbir ve el koyma kararlarının bulunduğu da rapora yansıdı.
Miras yoluyla edinilen varlıkların daha sonra gerçekleştirilen devirleri ile banka hesaplarındaki para hareketlerinin birlikte değerlendirilmesinin önem taşıdığı belirtildi.
TAŞINMAZLAR İKİ KUŞAK BOYUNCA EL DEĞİŞTİRDİ
Raporda Kuriş ailesindeki miras hareketleri de ayrıntılı şekilde ele alındı.
Alihan Kuriş'in 2022 yılında hayatını kaybeden babaannesi Nevin Kuriş'ten çok sayıda taşınmazın mirasçılara geçtiği, bunların bir bölümünün Mahmut Sabri Kuriş'e intikal ettiği kaydedildi.
Mahmut Sabri Kuriş'in 2024'te hayatını kaybetmesinin ardından söz konusu mal varlıklarının bir bölümünün Alihan Kuriş ve kardeşi Hilmi Tuna Kuriş'in de aralarında bulunduğu mirasçılara geçtiği belirtildi.
MASAK raporunda bu taşınmazların hangilerinin miras, hangilerinin bedelli satış yoluyla devredildiği ve satış söz konusuysa bedellerin banka kayıtlarına yansıyıp yansımadığının incelenmesinin önemine işaret edildi.
2,4 MİLYON LİRALIK PARA AYNI GÜN OTOMOTİV ŞİRKETİNE GİTTİ
Raporda Alihan Kuriş'in eşi Seda Kuriş'in banka hareketleriyle ilgili de dikkat çeken bir işlem bulunuyor.
Banka kayıtlarına göre 5 Eylül 2023 tarihinde Mehmet Özmen isimli kişiden Seda Kuriş'in hesabına 2 milyon 406 bin 650 lira gönderildi.
Aynı gün bu paranın 2 milyon 406 bin 344 lirası Mercedes-Benz Otomotiv Ticaret ve Hizmetler AŞ'ye aktarıldı.
Raporda yaklaşık 2,4 milyon liralık tutarın üçüncü bir kişiden gelmesi nedeniyle para transferinin tarafları arasındaki hukuki veya ticari ilişkinin açıklığa kavuşturulması gerektiği değerlendirmesine yer verildi.
KAYINPEDERİN KAYITLARINDA 426 İŞLEM
Seda Kuriş'in babası Mustafa Kösemusul'un TAKBİS kayıtları da MASAK incelemesinde yer aldı.
Rapora göre Kösemusul adına halen üç taşınmaz bulunmasına rağmen geçmiş kayıtlarında 426 ayrı gayrimenkul alış ve satış işlemi görüldü.
Raporda Kösemusul'un geçmiş banka hareketleri, şirket ortaklıkları ve yöneticilikleriyle birlikte söz konusu tapu işlemlerinin ekonomik gerekçelerinin ve alış-satış bedellerinin banka kayıtlarıyla karşılaştırılması gerektiği belirtildi.
BANKA İŞLEM HACMİNDE YAKLAŞIK 5 KAT ARTIŞ
MASAK raporunda Seda Kuriş'in kardeşi Ayşe Nur Bedir'in banka hareketlerine ilişkin tespitler de bulunuyor.
Bedir'in bankacılık işlem hacminin 2023 yılında önceki yıllara göre yaklaşık 5 kat arttığı kaydedildi.
Aynı kişinin üzerine beş tarla ile iki aracın kayıtlı olduğu ve iki şirkette ortaklığının bulunduğu rapora yansıdı.
MASAK, taşınmaz ve araç edinimleriyle banka hesaplarındaki hareket artışının birlikte incelenmesi gerektiği değerlendirmesinde bulundu.
ÜZERİNE MAL VARLIĞI KAYITLI DEĞİL, HESAPLARINDA 5,5 MİLYON LİRAYI AŞAN GİRİŞ
Rapordaki dikkat çekici bölümlerden biri de Seda Kuriş'in annesi Zeynep Kösemusul'a ilişkin banka kayıtları oldu.
Rapora göre adına şirket ortaklığı, araç veya gayrimenkul kaydı bulunmayan Kösemusul'un 2016-2026 dönemindeki banka hesaplarında 5 milyon 550 bin liranın üzerinde para girişi, yaklaşık 3 milyon 800 bin lira para çıkışı tespit edildi.
MASAK raporunda söz konusu para hareketlerinin kaynağı ile aile bireyleri arasındaki transferlerin ekonomik faaliyetlerle uyumunun açıklığa kavuşturulması gereken konular arasında olduğu ifade edildi.
MASAK ÜÇ ANA BAŞLIĞA ODAKLANDI
Raporda aile ve yakın çevrenin mali hareketleri birlikte değerlendirildiğinde üç başlık öne çıktı:
Yüksek sayıdaki tapu işlem kayıtları, kuşaklar arasında gerçekleşen taşınmaz devirleri ve taşınmaz/araç edinimleriyle aynı dönemlere denk gelen banka hareketleri.
Soruşturma kapsamında taşınmazların gerçek satış bedelleri, bu bedellerin banka sistemine yansıyıp yansımadığı, birbirine yakın tarihlerde yapılan tapu işlemleri, araçların finansman kaynakları ve kişilerin kayıtlı gelirleriyle mal varlıkları arasındaki uyumun incelendiği belirtildi.
SORUŞTURMA DEVAM EDİYOR
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 13 Ağustos'ta 17 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirilmişti.
Operasyonda, aralarında Alihan Kuriş'in de bulunduğu 49 şüpheliden 30'u gözaltına alınmış, Alihan Kuriş ile bazı şüpheliler hakkında tutuklama kararı verilmişti.
Soruşturma kapsamında şüphelilere “suç örgütü kurma ve yönetme”, “suç örgütüne üye olma”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama”, “kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık” ve “Vergi Usul Kanunu'na muhalefet” suçlamaları yöneltiliyor.
Soruşturma ve yargı süreci devam ederken, MASAK raporunda yer alan mali tespitlerin hukuki değerlendirmesi yetkili yargı mercileri tarafından yapılacak.
Nafakada Yeni Dönem Hazırlığı: Süresiz Nafaka Yerine Evlilik Süresine Göre Model
Türkiye’de uzun süredir tartışılan süresiz yoksulluk nafakasına ilişkin yeni bir model üzerinde çalışılıyor. Kamuoyuna yansıyan taslak düzenlemeye göre nafakanın evlilik süresi dikkate alınarak belirlenmesi, kısa süreli evliliklerde ise 5 yıllık asgari sürenin esas alınması gündemde. Çalışmada hâkime özel durumlarda nafaka süresini uzatma yetkisi verilmesi de değerlendiriliyor.
Boşanma sonrası yoksulluk nafakasına ilişkin sistemin değiştirilmesine yönelik çalışmalar yeniden gündemde. Üzerinde çalışıldığı belirtilen yeni modelde, mevcut sistemdeki süresiz nafaka uygulamasının yerine belirli süreye dayanan bir yapının getirilmesi öngörülüyor.
Ancak kamuoyuna yansıyan düzenleme henüz yürürlüğe girmiş bir kanun değil. Yeni sistemin uygulanabilmesi için düzenlemenin kanun teklifi haline gelerek TBMM’ye sunulması ve yasama sürecinin tamamlanması gerekiyor.
KISA EVLİLİKTE DE 5 YIL NAFAKA GÜNDEMDE
Taslakta dikkat çeken başlıklardan biri kısa süreli evlilikler.
Üzerinde çalışılan modele göre evlilik yalnızca 6 ay veya 1 yıl sürmüş olsa dahi yoksulluk nafakasının 5 yıldan daha kısa süreyle verilmemesi değerlendiriliyor.
Böylece 5 yılın, nafaka süresi açısından bir alt sınır olarak uygulanması gündeme geliyor.
Bu düzenlemeyle boşanma sonrasında ekonomik açıdan güçlük yaşayabilecek eşe sosyal ve ekonomik hayata yeniden uyum sağlayabilmesi için belirli bir geçiş süresi tanınması amaçlanıyor.
EVLİLİK SÜRESİNİN YARISI ESAS ALINABİLİR
Yeni sistemde nafakanın ne kadar süreyle ödeneceğinin belirlenmesinde evlilik süresinin dikkate alınması planlanıyor.
Kamuoyuna yansıyan taslağa göre hesaplamada evliliğin başladığı tarih ile boşanma davasının açıldığı tarih arasındaki süre dikkate alınacak.
Nafaka süresinin belirlenmesinde ise evlilik süresinin yarısının esas alınması üzerinde duruluyor.
Bu hesaplama sonucunda ortaya çıkan süre 5 yılın altında kalırsa asgari 5 yıllık nafaka süresinin uygulanması öngörülüyor.
HÂKİME UZATMA YETKİSİ VERİLEBİLİR
Yeni modelin dikkat çeken bir başka noktası ise 5 yıllık sürenin her durumda kesin bir bitiş tarihi olmayacak olması.
Nafaka alan kişinin ileri yaşta olması, sağlık sorunları yaşaması veya çalışma gücünü kaybetmesi gibi özel koşullarda hâkimin nafaka süresini uzatabilmesi değerlendiriliyor.
Mahkemenin karar verirken kişinin ekonomik durumunu, gelir elde etme imkânını, çalışma kapasitesini ve kendi geçimini sağlayıp sağlayamayacağını göz önünde bulundurması planlanıyor.
EK NAFAKA İÇİN 1 YILLIK SÜRE
Taslak çalışmada nafaka süresi sona ermesine rağmen ekonomik mağduriyeti devam eden kişiler için yeniden mahkemeye başvuru imkânı da bulunuyor.
Buna göre gerekli şartları taşıyan nafaka alacaklısının, nafakanın sona ermesinden itibaren 1 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak ek süre talep edebilmesi gündemde.
Bir yıllık başvuru süresinin geçirilmesi halinde ise uzatma talebinin yapılamaması öngörülüyor.
AYLIK NAFAKA TOPLU ÖDEMEYE ÇEVRİLEBİLECEK
Çalışmada yalnızca nafakanın süresi değil, ödeme yöntemi konusunda da değişiklik yapılması değerlendiriliyor.
Başlangıçta aylık olarak ödenmesine karar verilen nafakanın, daha sonraki aşamada mahkeme kararıyla toplu ödemeye dönüştürülebilmesinin önü açılabilir.
Hâkimin böyle bir karar verirken tarafların mali durumunu, ödemenin sürdürülebilirliğini ve toplu ödemenin nafaka alacaklısı üzerindeki sonuçlarını değerlendirmesi öngörülüyor.
Böylece uygun şartların oluşması halinde boşanan eşler arasındaki yıllarca devam edebilen mali ilişkinin tek seferlik ödeme ile sona erdirilmesi mümkün olabilecek.
MAL PAYLAŞIMINDA DA SÜRE DEĞİŞİKLİĞİ GÜNDEMDE
Hazırlık yalnızca nafaka sistemiyle sınırlı değil.
Boşanmanın ardından açılan mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda uygulanan zamanaşımı süresinin de değiştirilmesi gündemde.
Mevcut durumda 10 yıl olarak uygulanan sürenin 5 yıla indirilmesi üzerinde çalışıldığı belirtiliyor.
Düzenlemenin yasalaşması halinde boşanan eşlerin katılma alacağı, değer artış payı ve mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan talepleri bakımından daha kısa sürede hukuki yollara başvurması gerekebilecek.
NAFAKA SADECE KADINLARA ÖDENMİYOR
Kamuoyunda zaman zaman yanlış bilinen bir diğer konu ise yoksulluk nafakasının yalnızca kadınların yararlanabildiği bir hak olduğu düşüncesi.
Mevcut Türk Medeni Kanunu'na göre yoksulluk nafakası cinsiyete bağlı bir hak değil. Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek ve kusuru diğer eşten daha ağır olmayan taraf, gerekli şartların oluşması halinde nafaka talebinde bulunabiliyor.
Dolayısıyla şartları taşıyan erkek eşin de yoksulluk nafakası talep etmesi mümkün.
MEVCUT NAFAKALAR ŞİMDİLİK DEĞİŞMİYOR
Yeni düzenlemeyle ilgili en önemli ayrıntı ise çalışmaların henüz taslak aşamasında bulunması.
Kamuoyuna yansıyan 5 yıllık asgari süre, evlilik süresinin yarısı kadar nafaka, toplu ödeme ve diğer düzenlemeler bugün itibarıyla mevcut nafaka kararlarını kendiliğinden değiştirmiyor.
Düzenlemenin önce kanun teklifine dönüşmesi, TBMM’de komisyon ve Genel Kurul süreçlerinden geçmesi gerekiyor.
Teklif yasalaşırsa mevcut nafaka kararlarının yeni sistemden etkilenip etkilenmeyeceği, devam eden boşanma davalarının hangi hükümlere tabi olacağı ve geçmiş dosyalar için nasıl bir geçiş sistemi uygulanacağı kanunun kesinleşen metniyle belli olacak.
TOBB Erzurum Kadın Girişimciler Kurulu Ağustos Ayı Toplantısını TKDK’da Gerçekleştirdi
TOBB Erzurum Kadın Girişimciler Kurulu, Ağustos ayı toplantısını TKDK Erzurum İl Koordinatörlüğü’nde yaptı. Toplantıda kadın girişimcilere yönelik hibe, yatırım ve kırsal kalkınma destekleri ele alındı.
Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) bünyesinde faaliyet gösteren TOBB Erzurum Kadın Girişimciler Kurulu (KGK), Ağustos ayı olağan toplantısını TKDK Erzurum İl Koordinatörlüğü ev sahipliğinde gerçekleştirdi. Toplantıda kadın girişimciliğine yönelik çalışmalar değerlendirilirken, TKDK’nın hibe ve destek programları hakkında kurul üyelerine bilgi verildi.
KADIN GİRİŞİMCİLER TKDK’DA BİR ARAYA GELDİ
TOBB Erzurum Kadın Girişimciler Kurulu (KGK), Ağustos ayı olağan toplantısını Kurul Başkanı Kübra Alioğulları başkanlığında gerçekleştirdi.
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Erzurum İl Koordinatörlüğü’nün ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda, kurulun yürüttüğü çalışmalar ve önümüzdeki döneme ilişkin faaliyetler ele alındı.
TEMMUZ AYINDA YAPILAN ÇALIŞMALAR DEĞERLENDİRİLDİ
Toplantının açılışının ardından gündem maddelerinin görüşülmesine geçildi.
Kurul üyeleri, Temmuz 2026 döneminde KGK İcra Kurulu tarafından gerçekleştirilen faaliyetleri değerlendirerek yürütülen çalışmaların sonuçları hakkında görüş alışverişinde bulundu.
Kadınların girişimcilik hayatında daha etkin rol almalarını desteklemeye yönelik gerçekleştirilen faaliyetler ve önümüzdeki dönemde atılabilecek yeni adımlar da toplantının gündeminde yer aldı.
TKDK HİBE VE DESTEKLERİ KADIN GİRİŞİMCİLERE ANLATILDI
Toplantının önemli gündem başlıklarından birini ise TKDK tarafından yatırımcılara sağlanan hibe ve destek programları oluşturdu.
TKDK yetkilileri tarafından kurul üyelerine; tarım, kırsal kalkınma ve üretime yönelik yatırım olanakları hakkında kapsamlı bir bilgilendirme yapıldı.
Sunumda özellikle kadın girişimcilere yönelik avantajlar, uygulanabilecek hibe oranları ve proje başvuru süreçlerine ilişkin detaylar aktarıldı.
KADIN GİRİŞİMCİLİĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ İÇİN GÖRÜŞ ALIŞVERİŞİ
Toplantıda TKDK desteklerinden kadın girişimcilerin daha etkin şekilde yararlanabilmesi ve Erzurum’da kadın girişimciliğinin geliştirilmesine yönelik yapılabilecek çalışmalar konusunda karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.
TOBB Erzurum Kadın Girişimciler Kurulu’nun Ağustos ayı olağan toplantısı, değerlendirmelerin ardından sona erdi.
Avcılar Belediyesi'nin Futbol Turnuvasında Yarı Final Heyecanı
Avcılar Belediyesi Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından düzenlenen Mahalleler Arası Futbol Turnuvasında yarı finale yükselen takımlar belli oldu.
Avcılar Belediyesi Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından düzenlenen Mahalleler Arası Futbol Turnuvasında yarı finale yükselen takımlar belli oldu. İlçenin farklı mahallelerinden 12 takımın katıldığı organizasyonda Üniversite, Firuzköy, Mustafa Kemal Paşa, Gümüşpala ve Yeşilkent mahallelerinden sporcular şampiyonluk için mücadele etti.
12 TAKIM ŞAMPİYONLUK İÇİN SAHAYA ÇIKTI
Avcılar Belediyesi Atatürk Stadyumu’nda oynanan karşılaşmalarda takımlar, grup ve eleme müsabakalarında üst tura yükselmek için mücadele etti. Karşılaşmaların tamamlanmasıyla birlikte turnuvanın son dört takımı da netleşti.
Farklı mahallelerden sporcuları aynı organizasyonda buluşturan turnuva, ilçedeki futbol heyecanını da sahaya taşıdı. Avcılar Belediyesi’nin düzenlediği organizasyon, sporculara mücadele etme ve yeteneklerini sergileme fırsatı sundu.
YARI FİNAL HEYECANI
Turnuvada yarı finale yükselen ekipler Ateşoğlu Spor, Avcılar Balkan Spor, Trafo Spor ve Avcılar Murat Kölük Devlet Hastanesi oldu.
Dört takım, finale yükselmek için yarı final mücadelesini verirken, turnuvada finale çıkacak iki takım belli oldu.
ŞAMPİYONLUK İÇİN SON VİRAJ
Turnuvada yarı final karşılaşmalarının tamamlanmasının ardından finale yükselen takımlar da belli oldu. Rakiplerini mağlup eden Avcılar Balkan Spor ve Ateşoğlu Spor, şampiyonluk kupası için finalde karşı karşıya gelecek.
Avcılar Belediyesi, ilçede sporun daha geniş kesimlere ulaşması ve amatör sporcuların desteklenmesi amacıyla sportif organizasyonlara ev sahipliği yapmayı sürdürüyor. Turnuva kapsamında bir araya gelen takımlar, hem rekabet hem de sporun kent yaşamındaki buluşturucu yönünü sahaya yansıttı.
Şampiyonluk için son iki takımın kaldığı turnuvada gözler artık final karşılaşmasına çevrildi. Avcılar Balkan Spor ile Ateşoğlu Spor’un mücadele edeceği final maçının ardından şampiyon takım belli olacak. Dereceye giren takımlara kupa ve madalyaları takdim edilecek.
İlk Yorum yapan siz olun!