CHP, İstanbul’un 39 ilçesinde seçime girecek belediye başkan adaylarını kamuoyuna tanıttı. Demokrasi şöleni havasında geçen aday tanıtım toplantısında, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu konuştu. İmamoğlu: “Bir kişinin kazandığı değil, 16 milyon insanın kazandığı dönemi başlattık. İstanbul, gücün ve paranın akış yönünü değiştirmeyi başardı. Bütün o yatırımları ve hizmetleri, onun için yapabiliyoruz. Gücün ve paranın akış yönünü değiştirdiğimiz için bizimle o kadar uğraşıyorlar. Onun için sıkıntıları var. Onun için gözleri dönmüş bir biçimde, bu seçimin için her şeyi yapıyorlar, yapacaklar. Bizden önce İstanbul'da güç, bir avuç insanın elindeydi. Onlar bu gücü sonuna kadar istismar ettiler. Her ay, onlarca parsel bazında imar artışları, Meclis’in koridorlarında geziyordu. Beş senede bu kardeşiniz, bu yoldaşınız, tek bir parsel bazında imarı, o Meclis salonuna sokmadı, sokturmadı. Talanı bu şehirden uzak tuttu” dedi.
CHP, İstanbul’un 39 ilçesinde seçime girecek belediye başkan adaylarını kamuoyuna tanıttı. Demokrasi şöleni havasında geçen aday tanıtım toplantısında, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu konuştu. İmamoğlu: “Bir kişinin kazandığı değil, 16 milyon insanın kazandığı dönemi başlattık. İstanbul, gücün ve paranın akış yönünü değiştirmeyi başardı. Bütün o yatırımları ve hizmetleri, onun için yapabiliyoruz. Gücün ve paranın akış yönünü değiştirdiğimiz için bizimle o kadar uğraşıyorlar. Onun için sıkıntıları var. Onun için gözleri dönmüş bir biçimde, bu seçimin için her şeyi yapıyorlar, yapacaklar. Bizden önce İstanbul'da güç, bir avuç insanın elindeydi. Onlar bu gücü sonuna kadar istismar ettiler. Her ay, onlarca parsel bazında imar artışları, Meclis’in koridorlarında geziyordu. Beş senede bu kardeşiniz, bu yoldaşınız, tek bir parsel bazında imarı, o Meclis salonuna sokmadı, sokturmadı. Talanı bu şehirden uzak tuttu” dedi.
CHP, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde İstanbul’un 39 ilçesinin belediye başkan adaylarını kamuoyuna tanıttı. “Büyük İstanbul Buluşması” başlığı altında düzenlenen “İstanbul İlçe Adayları Tanıtım Toplantısı”, Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Toplantıya; çok sayıda CHP milletvekili, CHP PM üyesi ve ilçe belediye başkan adayları katıldı. Yüksek katılımlı, coşkulu ve demokrasi şöleni şeklinde gerçekleştirilen buluşmada; “Ekrem Başkan’la tam yol ileri”, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” ve “Her şey çok güzel olacak” sloganları atıldı. Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından, sırasıyla; İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik birer konuşma yaptı.
İlk konuşmayı yapan İmamoğlu’nun konuşması tekrar aday gösterilmeyen Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç’in taraftarlarının sloganları ile kesilmek istenince salonda “Ekrem başkan” şeklinde destek sloganları atıldı. İmamoğlu salonu sakinleştirmek için şunları söyledi:
“BURASI CHP: Bugün İstanbullu hemşehrilerimizin karşısına, tam kadro çıkıyoruz. Bu kadronun gençliği de var, tecrübesi de var, yeteneği de var, cesareti de var. Bu kadroda halkın sesi de var, nefesi de var. Bu kadroda kadının aklı, bilgisi, sağduyusu var. Sevgili dostlar, bu tablo, her şeye rağmen, çok önemli ve çok değerli bir tablodur.. Bizim demokrasi anlayışımızda, gelip orada afişlerini asabilirler ve burada insanlarla fikrini paylaşabilirler. Tepki gösterme anlayışı bizim partimizde var. Gelip afişlerini asıp, fikirlerini paylaşabilirler. Burası CHP” dedi. Tepkilerin devam etmesi üzerine İmamoğlu “Sevgili arkadaşlar, attığınız sloganlarla Şükrü Başkan'a ayıp ediyorsunuz. Onu söyleyeyim. Ayıp ediyorsunuz. Sevgili dostlar kızanlar olacak. Herkes bir şekilde bir zaman dilimi içerisinde bu partide belediye başkanı olarak atandı. İçinden yüz tane hikaye çıkar. Haksızlık, hukuksuzluk vesaire diye tartışmalar yapılabilir. 2008 yılında CHP içinde siyaset yapmaya karar vermiştim. O dönem, ikamet ettiğim ilçemde belediye başkan aday adayı olmaya karar verdim. Partim bunu uygun görmedi, başka bir aday getirdi. Ben aday yapılmadım. Aday yapılmadıktan sonra partimin uygun gördüğü adayın yanında durdum. Ne yazık ki seçimi kaybettik.
SEVGİLİ DOSTLAR; KIZANLAR OLACAK, ÜZÜLENLER OLACAK: Bu görev tayinini kabul ettim ve ilk olarak atanarak, 2009’un Eylül ayında göreve geldim. Tam 4 yıl ilçe başkanlığı yaptım. Ardından belediye başkan adayı olarak Beylikdüzü'ne Belediye Başkanı seçildim. 5 yıl ilçe belediye başkanlığı yaptım. Aileme söz vermiştim, ‘En fazla iki dönem yapacağım’ demiştim. Sonra Allah nasip etti, bizi İstanbul Belediye Başkanı adayı yapan bir partimle süreci yönettik. Ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğunu, hep birlikte kazandık, milletimize hediye ettik. Ben, üç seçimdir CHP’deki bütün süreçleri iyi bilen birisiyim. Bana dediler ki dün, ‘Atama Parti Meclisi’nde. Görev tayinleri yapılıyor. Acaba bu aday tanıtımın birkaç gün sonra mı yapsak?’ ‘Hiç öyle bir şeye gerek yok’ dedim. İl Başkanım da aynı fikirdeymiş. Ve İl Başkanım, bugün yapılmasına karar verdi. Sevgili dostlar; kızanlar olacak, üzülenler olacak. Herkes bir şekilde, bir zaman dilimi içerisinde bu partide belediye başkanı olarak atandı. Aday oldu; kazandı, kazanamadı. Her birisi için süreç içinde yüz tane hikâye çıkar. Haksızlık, hukuksuzluk vesaire diye tartışmalar yapılabilir. Sizi burada temin ediyorum. Ben, hepinizin huzurunda İl Başkanımıza teşekkür ediyorum. İl Başkanı, kurulan sistemle birlikte, tek tek, ilçe ilçe araştırarak, soruşturarak, aday adayı veya adaylık süreçleriyle ilgili en araştırmacı, en demokrat, herkese gereken saygıyı gösteren süreç yönetilmiştir. Adaylarımız, partimize hayırlı olsun. İl Başkanım; sana teşekkür ediyorum. Bu kadar net.
İSTANBUL'DA DAHA BÜYÜK MESELEMİZ VAR: Bu partinin, bu ailenin bir bireyi olarak, herkesle bu süreci münazara ederim partimin odalarında, partimin kurullarında; ama burada etmem. Ama bu iddiayı ortaya koyar, İl Başkanımızı da hakkını teslim ederim. O bakımdan şimdi eğer buraya gelip, demokratik bir şekilde tepkinizi gösteriyorsanız, o da bugün bu salonu tanzim eden İl Başkanın demokratlığındandır. Ona da teşekkür ediyorum. Yarın da göstereceksiniz. Öbür günde göstereceksiniz. Ama 3 gün sonra yaralar sarılır, gönüller hoş tutulur, insanlar birbirini arar, kırılan gönüller tamir edilir ve yola çıkılır. İstanbul'da daha büyük meselemiz var. İstanbul seçimi A kişisi, B kişisi seçimi değil. Bu yola kendini adayan ve bu yola çıkan bir yol arkadaşınız olarak söylüyorum. Sonsuz bir mücadele gücüyle, sonsuz bir idealizm yolculuğunda, kararlı bir şekilde, gözünü kırpmadan her türlü mücadeleyi vereceğimden hiçbir Allah'ın kulunun kuşkusu olmasın. Bu yoldan dönmek yok.
BU YOL, SADECE İSTANBUL'DA BİR SEÇİM KAZANMA YOLCULUĞU DEĞİL: Bu yol, sadece İstanbul'da bir seçim kazanma yolculuğu değil. Bu öyle bir yolculuk ki, bugün ortaya konan siyaset manzarası gereği, bütün oluşumlara rağmen; halkın ittifakını, milletin bir araya gelişini, kentin uzlaşmasını, farklı siyaset görüşünde olan insanların bu şehrin çıkarını son damlasına kadar koruyacak şekilde yapılacak, büyük bir yolculuk. O bakımdan, duygusal tepkinizi ya da birtakım kırgınlıklarınızı dile getirin; saygıyla karşılıyorum. Ama burası, Cumhuriyet Halk Partisi'nin kürsüsüdür. Bu kürsünün size duyduğu saygı gibi, burada bulunan herkesin bu kürsüye saygı duyması gerekir. Lütfen, ben ve benden sonra çıkacak herkesin aynı saygıyla karşılanmasını, bütün katılımcılardan diliyorum.
BİZİM PARTİMİZDE HER GÖREV, BİR SIRA NEFERİ RUHU VE BİLİNCİYLE ÜSTLENİLİR: 2019’dan bu yana İstanbul'da hayata geçirdiğimiz icraatçı ve halkçı belediyeciliği hep birlikte daha üst seviyeye taşıyacağız. Birlikten doğan kuvvetle, İstanbul adına çok daha büyük işler başaracağız. Buradan bütün adaylarımızı kutluyorum. Her adaya, başarılar ve kolaylıklar diliyorum. Bayrağı devreden tüm değerli belediye başkanlarımıza, değerli arkadaşlarımıza ve özellikle her birisine tek tek teşekkür ediyorum. Aynı zamanda talip olan, bu sürecin içinde olan bütün değerli aday adaylarımıza da yürekten teşekkür ediyorum. Görevlendirmeleri yerine getiren parti kurullarımıza, ilçe ve il yönetimimize, MYK ile PM üyelerimize ve saygıdeğer Genel Başkanımıza yürekten teşekkür ediyorum. Ülkemize, şehrimize ve milletimize hayırlı uğurlu olsun. Partimizi temsilen çıktığımız bu yolda, her birimiz, Cumhuriyet Halk Partili olmanın onurlu ve ağır sorumluluğunu taşıyoruz. Bizler, yüz yıldır aynı idealleri, aynı değerleri paylaşan Cumhuriyet Halk Partilileriz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yolunu yolumuz, sözünü sözümüz biliriz. Bizim partimizde her görev, bir sıra neferi ruhu ve bilinciyle üstlenilir. Büyük Önder, ‘Hiçbir şeye muhtaç değiliz. Yalnız tek bir şeye çok ihtiyacımız vardır: Çalışkan olmak’ demişti. Sevgili dostlar, çalışkan olacağız. Çok çalışacağız. Çok çalışacağız. En çok çalışandan daha çok çalışacağız.
2019’DA BAŞLAYAN YEREL YÖNETİM DEVRİMİNİ, İSTANBUL'DA VE TÜRKİYE'DE DAHA İLERİ TAŞIYACAĞIZ: Kaybedecek bir dakikamız, boşa harcayacak enerjimiz yok. Hepimiz aynı umutlarla, aynı hedeflerle yol yürüyoruz. Hep kol kola, omuz omuza olacağız. Cesur olacağız, hakkını talep edene, adalet arayana, eşitlik isteyene çare olacağız. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, bu ilk yerel seçiminde çok çok önemli bir sınavımız var. Önemli bir misyonumuz var. 2019’da başlayan yerel yönetim devrimini, İstanbul'da ve Türkiye'de daha ileri taşıyacağız. Hedefimiz büyük. Yerel siyasetin, yerel demokrasisinin, evrensel standartlarının yeniden belirlenmesine model olacağız. Öncülük üstleneceğiz. 4,5 yılda İstanbul'da, iddiayla söylüyorum ki, bu yolda çok büyük işler başardık. 31 Mart'tan sonra göreceksiniz; İstanbul'un dört bir yanındaki ilçeler de halkçı belediyecilikle tanışacak ve birlikten doğa kuvvetle, birçok ilçede daha çok daha güzel, çok daha değerli işleri hep birlikte yapacağız.
ASLA ŞİKAYET ETMEDİK, ASLA VAZGEÇMEDİK: Elbette Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinin güçlerini birleştirip, halk yararına işler yapması için aynı partiden olmaları gerekmiyor. Biz, bunu da ispat ettik. Biz, 5 yıldır hiçbir parti ayrımı yapmadan, bütün ilçe belediyeleriyle birlikte çalışmak için her yolu denedik, deniyoruz. Her imkanı kullanıyoruz. Ama her seferinde bir kısım dirençlerle karşılaşıyoruz. Bu direncin kaynağının neresi olduğunu, kim olduğunu bütün ülke biliyor. Maalesef, özellikle AK Parti'nin pek çok ilçe belediye başkanı, bizimle yan yana gelemediler bile. İlçelerinde yaptığımız her işte görüşlerini, önerilerini aldığımız halde, ilçelerine yaptığımız her çalışma gezisinde, özenli bir biçimde onları arayıp açılışa, gezimize davet ettiğimiz halde, kendilerini bazen bizzat ben davet ettiğim halde, onlar gelemediler. Bunu tercih edenler var. Gelenler de var. Onlara da teşekkür ediyoruz. Bakın bunun anlamı ne biliyor musunuz? Ben, ilçe belediye başkanı olarak, bir kez bile davet edilmediğim, bir kez bile ziyaret edilmediğim belediye başkanlığı dönemimde, 20 defa gelse, 20 defa gider, onunla gezerdim. Çünkü bu makamlar, millete ait makamlar. İşte bunu karıştırıyorlar, bunu anlamıyorlar. Onlar kendilerini vatandaşa değil, onlar kendilerini bir kişiye karşı sorumlu hissediyorlar. Bunu yıkacağız. Talimatı halktan değil, bir kişiden alıyorlar. Önümüze çıkardıkları engelleri anlatmıyorum bile. Asla şikayet etmedik, asla vazgeçmedik. Her seferinde bütün engelleri aşıp, 16 milyon insanımıza hizmet etmenin en güçlü yolunu bulduk. Bu yolculuk, güçlü bir yolculuk oldu. Yolculuk daha güçlenecek. Çünkü biz, kendimizi bu şehre ve milletimize, 16 milyon insanını adadık.
BİZ, MİLLETİNE ADANMIŞ İNSANLARIZ: Öyle açıklamalar görüyorum ki… Bir gün bir açıklama yapıyor, diyor ki, ‘Yerel yönetimle iktidar aynı olmazsa, hizmet gelmez. Bak Hatay'a geldi mi?’ Deprem bölgesinde, depremde acısı olan insanların huzurunda bunu söylüyor. İki gün geçiyor, ‘Biz, Cumhuriyet Halk Partisi gibi, oy verene hizmet getirenlerden değiliz’ diyor. Şaka gibi. Milletin aklıyla alay etmek demektir bu. Milletin iradesiyle dalga geçmektir bu. Çok ayıp, çok yazık. Ama millet, aldanmayacak. Biz, biz onun için diyoruz ki, ‘Biz, milletine adanmış insanlarız. Göreceksiniz, milletimiz için çalışmaya devam edeceğiz. Çünkü, ne yaptıysak, bu millet için yaptık. Hem de onlardan çok daha ucuza, onlardan çok daha hızlı, onlardan çok daha doğru ve kaliteli bir biçimde yaptık. İşte ilk dönemde yaptığımız 65 kilometre metroyu, İstanbul'u 5 dönem hem de hükümet 20 yılında kendilerine aitken yönettiler, bu kadar çok metroyu yapamadılar. Bu hızda, bu kadar düzgün bir finansman modeliyle yapabildikleri tek bir dönemleri bile yok. Olamaz da. İsteseler de yapamazlar. Onların israf düzenine hizmet eden yönetim anlayışıyla; eşe, dosta, kamu kaynağı dağıtan iş ahlakıyla bu işler yapılamaz.
HALKIN KAYNAKLARINI İSRAF ETMEDİK: 5 yılda, bizden önce akıllarına gelmemiş, ihmal edilmiş, onlarca konuya el attık, çözüm ürettik. Birilerine rant üretmedik. Halkın kaynaklarını israf etmedik. Yeşil alanları, deniz kıyılarını, meydanları talan etmedik. Tam tersine buraları ihya ettik, güzelleştirdik, restore ettik. İnsanları mutlu eden ve özellikle halktan kaçırılan ne varsa, vatandaşın kullanımını açtık. Biz bunu korkusuzca yaptık. Bazen devletin gücünü bile, ne yazık ki çekinmeden bir yıkım yapmaya gittiğimizde karşımıza dizmeye çalıştılar. Polisimizi, kendi emellerine alet ettiler. Ama biz yılmadık. Vallahi milletin malını işgal eden varsa, oraya gittik, yıktık. Yıkmaya da devam edeceğiz. Bir kişinin kazandığı değil, 16 milyon insanın kazandığı dönemi başlattık. İşte ‘İstanbul başardı’ diyoruz ya; İstanbul, en temelde neyi başardı biliyor musunuz? Gücün ve paranın yönünü değiştirmeyi başardı. Gücün ve paranın akış yönünü değiştirmeyi başardı. Bütün o yatırımları ve hizmetleri, onun için yapabiliyoruz. Gücün ve paranın akış yönünü değiştirdiğimiz için bizimle o kadar uğraşıyorlar. Onun için sıkıntıları var. Onun için gözleri dönmüş bir biçimde, bu seçimin için her şeyi yapıyorlar, yapacaklar.
BİZDEN ÖNCE İSTANBUL'DA GÜÇ, BİR AVUÇ İNSANIN ELİNDEYDİ: Ama biz, her sabah bu kadim şehrin dört bir yanında yaşayan insanlarımıza daha iyi bir yaşam kalitesi sunma kararlılığımızdan asla vazgeçmeden, ayağa kalktık. Her sabah bu şehrin yoksullaştırılmış, ötekileştirilmiş ve görmezden gelinmiş insanları için adalet dağıtma azmiyle iş başı yaptık. İş başı yaptığımız günden itibaren, adaletsiz ve insafsız gelir dağılımı anlayışından dolayı fakirleştirilmiş insanlarımıza nefes alacak çözümler ürettik. Şükürler olsun ki bu şehri daha adil, daha yeşil ve daha yaratıcı şehir yapma hedefimizde epey yol aldık. Bu şehirde haysiyetli bir hayat sürdürebilmek için, durmadan çalışan insanlarımıza sahipsiz olmadıklarını gösterdik. Ve biz, bu aziz şehirde sessizlerin ve kimsesizlerin sesi ve temsilcisi olduk. Çünkü bizde Cumhuriyet terbiyesi var. Çünkü bizde Cumhuriyet Halk Partisi terbiyesi var. Oysa bizden önce İstanbul'da güç, bir avuç insanın elindeydi. Onlar bu gücü sonuna kadar istismar ettiler. Her ay, onlarca parsel bazında imar artışları, Meclis’in koridorlarında geziyordu. Beş senede bu kardeşiniz, bu yoldaşınız, tek bir parsel bazında imarı, o Meclis salonuna sokmadı, sokturmadı. Talanı bu şehirden uzak tuttu.
ŞİMDİ MİLLETİN PARASI, MİLLET İÇİN HARCANIYOR: O kadar yanlış işler yaptılar ki, kendileri bile yaptıklarına ne dediler hatırlayın: ‘İstanbul'a ihanet ettik’ dediler. Kendileri söyledi, ben söylemedim. Onun için ben ne diyorum biliyor musun? Biz, size ihanet ettirmeyeceğiz. Biz İstanbul'un muhafızı olmaya devam edeceğiz. Bu şehrin her sokağını, her meydanını biz koruyacağız. Şimdi artık güç, 16 milyon İstanbul'un elinde. Bugün bir avuç insan değil, 16 milyon İstanbullunun çıkarları kollanıyor. Eskiden milletin parası, doğrudan milletin ihtiyaçları için kullanılmazdı. Ne yazık ki, o bir avuç insan bundan mutluydu. Arta kalan millet için kullanılıyordu. Şimdi ise, 16 milyonun güçlü iradesi iş başına gelince, paranın o dolambaçlı yoluna son verdik. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde paranın yolu artık belli. Dümdüz, dosdoğru bir çizgi halinde milletten geliyor, doğrudan millete gidiyor. Milletin parası, millet için harcanıyor.
İSTANBUL YİNE BAŞARACAK, GÜNDELİK SİYASETİN BÜTÜN KÜÇÜK HESAPLARINI ALTÜST EDECEK: Seçim vaadi olarak ilan ettiğimiz “Anne Kart” uygulamasından, 0-4 yaş bebeği olan 650 bin annenin yararlanıyor. Onlara o kartı vereceğimizi duyurduğumuzda, İstanbul'u muhtemelen birkaç hafta sonra ilçe ilçe gezecek olan Sayın Cumhurbaşkanı, o zaman yine ilçe ilçe gezerken, ‘Kimin parasını kime veriyorsun’ dedi. Ben de bir gün sonra meydandan şunu söyledim: ‘Evet, şaşırdınız, biliyorum ama; biz, milletin parasını millete veriyoruz.’ Vermeye devam edeceğiz. Şahit olduğunuz gibi, bu şehirde gücün ve özellikle bu akışın yönü değişmesi, hiç kolay olmadı. Soruşturmalar yaşadık. Davalar gördük. Engellemelerle uğraştık. Her seferinde İstanbullular yanımızda oldu. Hep birlikte, 16 milyon insanımızla birlikte, bu oyunu bozduk. Onun için ‘ben’ ya da ‘biz’ değil, ‘İstanbul başardı’ diyoruz. İstanbul, başardı. İstanbul, yine başaracak, gündelik siyasetin bütün küçük hesaplarını altüst edecek. İstanbullular, gözleriyle görüp yaşadıkları, hayatlarını kolaylaştıracak, güzelleştirecek büyük değişimin yanında yer almaya devam edecekler.
İSTANBUL SEÇİMLERİNİ BAŞKA MECRALARA ÇEKMEYE ÇALIŞABİLİRLER: Bu durumu, bazı kişi veya partiler, ikbal ve beka sorunu olarak görebilirler. Onlar, İstanbul seçimlerini başka mecralara çekmeye çalışabilirler. Fakat İstanbulluların gündemi belli: İstanbullular daha fazla metro, daha fazla yeşil alan, daha fazla sosyal destek, daha fazla kreş, daha fazla kent lokantası, daha fazla kütüphane, daha fazla spor tesisi istiyor. Bütün bunları da ancak bizim başarabileceğimizi biliyor ve görüyor. İstanbullular, depreme hazırlıkta sergilediğimiz aktif ve ciddi politikalar hızlanarak artsın diye istiyorlar. Kentsel dönüşümde ortaya koyduğumuz, ucuz ve güvenli model yaygınlaşsın istiyorlar. İstanbullular, o eski israf ve ihanet devrine asla geri dönülsün istemiyorlar”
“CEKET”LER ÇIKARILDI”
Konuşmasının bu noktasında salondan gelen “Ceketi çıkar, kolları sıva” çağrısına kayıtsız kalmayan İmamoğlu, katılımcılara, “Çıkardım. Siz de çıkartmaya hazır mısınız? Bu salonda kaç kişi ceket çıkaracak? Çıkarsın bakalım. Çıkartabilir mi herkes ceketini? Herkes ceketini çıkarabilir mi? Hazır mı herkes? Sevgili dostlarım, sevgili arkadaşlarım; İstanbul hazır mı” sözleriyle seslendi. İmamoğlu’nun çağrısını karşılıksız bırakmayan salonda bulunan protokol, adaylar ve katılımcıların ceketlerini çıkartması ile ilginç görüntüler oluştu. “Bu kardeşiniz, size söz veriyor” diyen İmamoğlu, sözlerini şöyle noktaladı:
“BU ŞEHİR, 16 MİLYON TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞININ ŞEHRİ: Bu şehirde kimsenin inancına, kimsenin siyasi düşüncesine, kimsenin yaşam tarzına bakmadan, ayrımcılık yapmadan, adil ve özgür bir kent var edeceğiz. Bu şehir, herkesin şehri. Bu şehir, 16 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının şehri. Bu şehir Kürtlerin şehri. Bu şehir Alevilerin şehri. Bu şehir Boşnakların şehri. Bu şehir Ermenilerin şehri. Bu şehir Süryanilerin şehri. Bu şehirde, 16 milyon özgür Türkiye Cumhuriyet vatandaşı var. Bu şehirde vatansever, bayrağını seven, Mustafa Kemal Atatürk'ün izinde, Cumhuriyetin izinde yürüyecek 16 milyon insan var. İstanbulluların istediği olacak. Onun için buradayız. Onun için bu yolculukta yürüyoruz. Onun için kararlılıkla yürüyoruz. Göreceksiniz; bir kişinin değil, 16 milyonun dediği olacak. Ben, egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu inancıyla, ‘Tam yol ileri’ diyerek yürüyeceğim. Hep birlikte yürüyeceğiz. Ben, bu yola çıkacak olduğum bütün adaylarımıza teşekkür ediyor, başarılar diliyorum. Çünkü her birisi çok çalışacak. Birlikte koşacağız. Tek iddiamız olacak: En çok hangimiz daha çalışkan olacağız, göreceğiz.
HEDEFİMİZ VE PAROLAMIZ BELLİ: TAM YOL İLERİ: 39 ilçemizde aday olan liyakatli kadrolarımız, aynen bizim yaptığımız gibi, güçlü bir halkçı belediyeciliğin temsilcisi olacaklar. Bu liyakatli, tecrübeli, yetenekli, genç, kadın, hep bir arada, halkçı ve icraatçı çözümlerle, bu şehrin her ilçesinde yaşam kalitesini düzeltmek için, sırt sırta mücadele edecek. Sizlerin her ilçede hem belediye başkan adaylarımıza hem de meclis üyelerimize oy vereceğinize yürekten inanıyorum. İnanıyorum ki, sadece ilçelerde kazanmayacağız. İstanbul Büyükşehir Meclisi'nde ve ilçelerimizde, bize ihtiyacımız olan desteği de vereceksiniz. Sizden alacağımız büyük destek ve güçle, biz de her sabah büyük ve azim ve gayretle iş başı yapacağız. Bu kadim şehrin dünyanın çekim merkezi olması için, 16 milyonun müreffeh, mutlu ve mesut yaşaması için, çözümler üreteceğiz. Sizlerin oylarıyla seçilecek her bir başkanımız, sizlerin sesi ve temsilcisi olmakla kalmayacak, hep birlikte daha büyük hedeflere, daha güzel günlere, yürümeye devam edeceğiz. Hedefimiz ve parolamız belli: Tam yol ileri sevgili dostlarım. İstanbul'a hizmet için tam yol ileri. Yolumuz, bahtımız açık olsun. Hep birlikte 16 milyonun iktidarına yürüyoruz.”
ADAYLAR, AİLELERİYLE BİRLİKTE TANITILDI
Konuşmaların ardından, Çelik ve İmamoğlu sahnedeki yerlerini aldı. Alfabetik sırayla davet edilen CHP’li ilçe belediye başkanları kamuoyuna tanıtıldı. Eşleri ve çocukları da adayları bu sırada yalnız bırakmadı. Adayların tanıtımının ardından 39 ilçenin başkanları ile kadın ve gençlik kolları başkanları da platforma davet edildi. Aday tanıtım toplantısı, toplu aile fotoğrafı çekimiyle son buldu.
9 İLÇEDE DEĞİŞİKLİK
CHP, İstanbul'da Sarıyer, Avcılar, Ataşehir, Bakırköy, Esenyurt, Kadıköy, Adalar, Şişli, Maltepe ilçelerinde yeni isimlerle, Büyükçekmece, Küçükçekmece, Beylikdüzü, Beşiktaş ve Kartal ilçelerinde de mevcut isimlerle devam etme kararı aldı. CHP Bakırköy, Maltepe, Üsküdar ve Bahçelievler'de kadın adaylarla, yarışacak.
Yorumlar
Yorum Yapın
İlginizi Çekebilir
Büyükçekmece’de Gönüllere Dokunan Buluşma: Meyanlar Kraliçesi Huzurevi Sakinleri İçin Söyleyecek!
Meyanlar Kraliçesi Sibel Yıldırım, 26 Ağustos’ta Büyükçekmece Özel Hayat Yaşam Merkezi’nde huzurevi sakinleri için gönüllü olarak sahne alacak.
Arka Haber
Arabesk müziğin güçlü seslerinden, “Meyanlar Kraliçesi” Sibel Yıldırım, Büyükçekmece’de gönüllere dokunacak özel bir etkinliğe hazırlanıyor. Yıldırım, 26 Ağustos Çarşamba günü Özel Hayat Yaşlı Bakım ve Yaşam Merkezi’nin kıymetli sakinleri için gönüllü olarak sahne alacak. Müzik, sevgi ve vefanın buluşacağı etkinlikte huzurevi sakinleri unutulmaz bir gün yaşayacak.
Büyükçekmece’de müzik ve vefayı aynı çatı altında buluşturacak anlamlı bir organizasyon için geri sayım başladı.
Güçlü sesi, kendine özgü yorumu ve sahne performansıyla müzikseverlerin yakından tanıdığı “Meyanlar Kraliçesi” Sibel Yıldırım, 26 Ağustos Çarşamba günü Özel Hayat Yaşlı Bakım ve Yaşam Merkezi’nin sakinleriyle bir araya gelecek.
Yıldırım, bu özel günde sevilen şarkılarını hayatın yükünü yıllarca omuzlamış, ailelerine ve topluma emek vermiş ulu çınarlar için seslendirecek.
“BAŞARI VE İNSAN” PROGRAMININ ARDINDAN BU KEZ ÇOK ÖZEL BİR SAHNE
Sibel Yıldırım, kısa süre önce gazeteci ve televizyon programcısı Nilgün Ege’nin hazırlayıp sunduğu “Başarı ve İnsan” programının da konuğu olmuştu.
Telenews ekranlarında yayınlanan “Başarı ve İnsan” programında sanat yaşamından müzik yolculuğuna kadar birçok konuda samimi açıklamalarda bulunan Yıldırım, bu kez televizyon stüdyosundan çıkarak çok daha farklı ve anlamlı bir buluşmaya hazırlanıyor.
26 Ağustos’ta Özel Hayat Yaşlı Bakım ve Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilecek etkinlikte Yıldırım, merkez sakinleri için gönüllü olarak sahneye çıkacak.
SİBEL YILDIRIM: “HER KONSERİMİZ ÖZEL AMA BU KONSER GÖNÜLDEN”
Etkinlik öncesinde Özel Hayat Yaşam Merkezi’ni ziyaret eden Sibel Yıldırım, merkezin sakinleriyle bir araya geldi.
Özel Hayat Yaşam Merkezi Kurucu Müdürü Fatma Araz, Arka Haber İmtiyaz Sahibi ve “Başarı ve İnsan” programının yapımcı ve sunucusu Nilgün Ege ile huzurevi sakinlerinin de bulunduğu buluşmada renkli ve samimi görüntüler ortaya çıktı.
Yaklaşan konserin heyecanını merkez sakinleriyle paylaşan Sibel Yıldırım, etkinliğin kendisi açısından taşıdığı anlamı şu sözlerle dile getirdi:
“Her konserimiz bizim için çok özeldir; fakat 26 Ağustos Çarşamba günü gerçekleştireceğimiz bu buluşma bambaşka. Tamamen gönüllü olarak üstlendiğimiz bu anlamlı projede şarkılarımızı başımızın tacı dedelerimiz ve ninelerimiz için söyleyeceğiz.”
Yıldırım, o günü yalnızca bir konser olarak görmediğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çok şeker, çok kıymetli konuklarımızla bir arada olacağız. Kurucu Müdürümüz Sayın Fatma Araz ve Arka Haber’den Nilgün Hanım’ın beraberliğinde hem oynayacağımız hem de gönüllere dokunacağımız muhteşem bir gün geçireceğiz.”
HUZUREVİNDE KONSER HEYECANI ŞİMDİDEN BAŞLADI
Etkinlik öncesindeki buluşmada Sibel Yıldırım’ın huzurevi sakinleriyle kurduğu sıcak iletişim dikkat çekti.
Sohbetler edildi, gülüşmeler yaşandı, yaklaşan konser konuşuldu. Merkez sakinlerinin kameraya gülümseyerek ve el sallayarak etkinliğin heyecanına ortak olması ise ortaya sıcacık görüntüler çıkardı.
26 Ağustos’ta kurulacak sahnede yalnızca şarkılar söylenmeyecek. Kimi zaman yıllar öncesine ait bir hatıra canlanacak, kimi zaman hep birlikte şarkılara eşlik edilecek, kimi zaman da müziğin ritmine oyunlarla eşlik edilecek.
Günün en önemli amacı ise merkez sakinlerinin yüzünde bir tebessüm oluşturmak olacak.
FATMA ARAZ VE EKİBİ ULU ÇINARLARI MÜZİKLE BULUŞTURACAK
Özel Hayat Yaşlı Bakım ve Yaşam Merkezi Kurucu Müdürü Fatma Araz ve merkez ekibinin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek organizasyon, yaşlı bireylerin sosyal hayatın içerisinde daha fazla yer almasının önemine de dikkat çekecek.
Merkezde yaşayan büyüklerin yalnızca bakım ihtiyaçlarının değil; sosyal, kültürel ve duygusal ihtiyaçlarının da önem taşıdığı anlayışıyla düzenlenen etkinlik, kuşaklar arasında sevgi ve vefa köprüsü oluşturmayı amaçlıyor.
Çünkü bazen bir ziyaret, bazen birkaç dakikalık sohbet, bazen de yıllar öncesinden hatırlanan bir şarkı büyüklerimiz için çok şey ifade edebiliyor.
SAHNE ONLARIN, ŞARKILAR ONLAR İÇİN
26 Ağustos’taki etkinliği özel kılan en önemli ayrıntılardan biri de Sibel Yıldırım’ın projeye gönüllü olarak destek vermesi.
“Meyanlar Kraliçesi” bu kez alkışlardan önce büyüklerin mutluluğu için mikrofon başına geçecek.
Arabesk müziğin sevilen eserlerinin seslendirileceği etkinlikte merkez sakinlerinin de şarkılara eşlik etmesi ve müzikle dolu keyifli saatler geçirmesi bekleniyor.
Etkinlik böylece klasik bir konser organizasyonunun ötesine geçerek vefa, dayanışma, paylaşma ve hatırlama buluşmasına dönüşecek.
26 AĞUSTOS’TA SEVGİ VE MÜZİK BULUŞACAK
Özel Hayat Yaşlı Bakım ve Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilecek program, 26 Ağustos Çarşamba günü saat 16.00’da başlayacak ve 19.00’a kadar devam edecek.
Sibel Yıldırım’ın şarkılarıyla renk katacağı etkinlikte Özel Hayat Yaşam Merkezi’nin sakinleri ve misafirleri bir araya gelecek.
Etkinlik için yapılan çağrıda ise şu ifadelere yer verildi:
“26 Ağustos Çarşamba günü bu sıcacık sevgi çemberine ortak olmak, büyüklerimizin neşesine eşlik etmek isteyen tüm yakın dostlarımızı ve komşularımızı Özel Hayat Yaşam Merkezi’ne bekliyoruz.”
26 Ağustos’ta Büyükçekmece’de kurulacak o sahnenin belki de en kıymetli tarafı söylenecek şarkılardan çok, şarkıları dinleyen ulu çınarların yüzlerinde oluşacak tebessüm olacak.
Alihan Kuriş Soruşturmasında Masak Raporu: Aile Çevresinde 1818 Tapu İşlemi Mercek Altında
Alihan Kuriş soruşturmasında hazırlanan MASAK raporunun ayrıntıları ortaya çıktı. Dört isimde toplam 1818 tapu işlem kaydı tespit edildi; banka ve mal varlığı hareketleri incelemeye alındı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Alihan Kuriş soruşturmasında mali hareketlere ilişkin dikkat çeken ayrıntılar ortaya çıktı. MASAK tarafından hazırlanan raporda, Kuriş ailesi ve yakınlarının mal varlığı, banka hareketleri ve taşınmaz devirleri incelendi. Dört kişinin TAKBİS kayıtlarında toplam 1818 tapu işlem kaydı tespit edilirken, aile içindeki taşınmaz devirleri ve para hareketleri de incelemeye alındı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü ve kamuoyuna “Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü” soruşturması olarak yansıyan dosyada Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) hazırladığı raporun ayrıntıları gündeme geldi.
Raporda Alihan Kuriş'in yanı sıra eşi ve her iki tarafın birinci ve ikinci derece yakınlarının mal varlıkları ile mali hareketlerinin incelendiği belirtildi.
Özellikle 2016 sonrasında meydana gelen mal varlığı değişiklikleri, aile bireyleri arasındaki taşınmaz devirleri, banka transferleri ve kayıtlı mali durumla mal varlıkları arasındaki uyum üzerinde duruldu.
DÖRT İSİMDE TOPLAM 1818 TAPU İŞLEM KAYDI
MASAK raporunda yer alan TAKBİS kayıtları dikkat çekici bir tablo ortaya koydu.
Rapora göre Alihan Kuriş'in annesi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş adına 646, babaannesi Nevin Kuriş adına 539, babası Mahmut Sabri Kuriş adına 207, eşi Seda Kuriş'in babası Mustafa Kösemusul adına ise 426 gayrimenkul işlem kaydı tespit edildi.
Bu dört kişinin kayıtları toplandığında sayı 1818 tapu işlemine ulaşıyor.
Ancak bu rakam 1818 ayrı gayrimenkul bulunduğu anlamına gelmiyor. TAKBİS kayıtları satış ve alımların yanı sıra miras intikali, ifraz, tevhit, cins değişikliği, kat irtifakı ve çeşitli mülkiyet işlemlerini de kapsıyor.
646 İŞLEMDE ÇOK SAYIDA TAŞINMAZ TÜRÜ
Alihan Kuriş'in annesi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'e ilişkin 646 işlem kaydında yalnızca konut ve arsalar bulunmuyor.
MASAK raporuna yansıyan kayıtlarda büro, dükkân, imalathane, kahvehane, lokanta, mesken, zeytinli tarla, kuyulu tarla ve farklı nitelikte arsalar bulunuyor.
Bazı taşınmazların aile üyelerinden geçtiği, bazılarının ise üçüncü kişilere veya şirketlere devredildiği kayıtlara yansıdı.
Raporda bazı taşınmazlar üzerindeki haciz ve tedbir kayıtlarına da dikkat çekildi.
KARDEŞİN BANKA HAREKETLERİ DE İNCELENDİ
MASAK'ın incelemesinde Alihan Kuriş'in kardeşi Hilmi Tuna Kuriş'in taşınmaz ve banka hareketlerine de yer verildi.
Özellikle 2024-2026 dönemindeki miras, satış ve mülkiyet işlemleri incelenirken, banka transferlerinin on milyonlarca liraya ulaştığı raporda kaydedildi.
Bazı taşınmazlarda icrai haciz, ihtiyati tedbir ve el koyma kararlarının bulunduğu da rapora yansıdı.
Miras yoluyla edinilen varlıkların daha sonra gerçekleştirilen devirleri ile banka hesaplarındaki para hareketlerinin birlikte değerlendirilmesinin önem taşıdığı belirtildi.
TAŞINMAZLAR İKİ KUŞAK BOYUNCA EL DEĞİŞTİRDİ
Raporda Kuriş ailesindeki miras hareketleri de ayrıntılı şekilde ele alındı.
Alihan Kuriş'in 2022 yılında hayatını kaybeden babaannesi Nevin Kuriş'ten çok sayıda taşınmazın mirasçılara geçtiği, bunların bir bölümünün Mahmut Sabri Kuriş'e intikal ettiği kaydedildi.
Mahmut Sabri Kuriş'in 2024'te hayatını kaybetmesinin ardından söz konusu mal varlıklarının bir bölümünün Alihan Kuriş ve kardeşi Hilmi Tuna Kuriş'in de aralarında bulunduğu mirasçılara geçtiği belirtildi.
MASAK raporunda bu taşınmazların hangilerinin miras, hangilerinin bedelli satış yoluyla devredildiği ve satış söz konusuysa bedellerin banka kayıtlarına yansıyıp yansımadığının incelenmesinin önemine işaret edildi.
2,4 MİLYON LİRALIK PARA AYNI GÜN OTOMOTİV ŞİRKETİNE GİTTİ
Raporda Alihan Kuriş'in eşi Seda Kuriş'in banka hareketleriyle ilgili de dikkat çeken bir işlem bulunuyor.
Banka kayıtlarına göre 5 Eylül 2023 tarihinde Mehmet Özmen isimli kişiden Seda Kuriş'in hesabına 2 milyon 406 bin 650 lira gönderildi.
Aynı gün bu paranın 2 milyon 406 bin 344 lirası Mercedes-Benz Otomotiv Ticaret ve Hizmetler AŞ'ye aktarıldı.
Raporda yaklaşık 2,4 milyon liralık tutarın üçüncü bir kişiden gelmesi nedeniyle para transferinin tarafları arasındaki hukuki veya ticari ilişkinin açıklığa kavuşturulması gerektiği değerlendirmesine yer verildi.
KAYINPEDERİN KAYITLARINDA 426 İŞLEM
Seda Kuriş'in babası Mustafa Kösemusul'un TAKBİS kayıtları da MASAK incelemesinde yer aldı.
Rapora göre Kösemusul adına halen üç taşınmaz bulunmasına rağmen geçmiş kayıtlarında 426 ayrı gayrimenkul alış ve satış işlemi görüldü.
Raporda Kösemusul'un geçmiş banka hareketleri, şirket ortaklıkları ve yöneticilikleriyle birlikte söz konusu tapu işlemlerinin ekonomik gerekçelerinin ve alış-satış bedellerinin banka kayıtlarıyla karşılaştırılması gerektiği belirtildi.
BANKA İŞLEM HACMİNDE YAKLAŞIK 5 KAT ARTIŞ
MASAK raporunda Seda Kuriş'in kardeşi Ayşe Nur Bedir'in banka hareketlerine ilişkin tespitler de bulunuyor.
Bedir'in bankacılık işlem hacminin 2023 yılında önceki yıllara göre yaklaşık 5 kat arttığı kaydedildi.
Aynı kişinin üzerine beş tarla ile iki aracın kayıtlı olduğu ve iki şirkette ortaklığının bulunduğu rapora yansıdı.
MASAK, taşınmaz ve araç edinimleriyle banka hesaplarındaki hareket artışının birlikte incelenmesi gerektiği değerlendirmesinde bulundu.
ÜZERİNE MAL VARLIĞI KAYITLI DEĞİL, HESAPLARINDA 5,5 MİLYON LİRAYI AŞAN GİRİŞ
Rapordaki dikkat çekici bölümlerden biri de Seda Kuriş'in annesi Zeynep Kösemusul'a ilişkin banka kayıtları oldu.
Rapora göre adına şirket ortaklığı, araç veya gayrimenkul kaydı bulunmayan Kösemusul'un 2016-2026 dönemindeki banka hesaplarında 5 milyon 550 bin liranın üzerinde para girişi, yaklaşık 3 milyon 800 bin lira para çıkışı tespit edildi.
MASAK raporunda söz konusu para hareketlerinin kaynağı ile aile bireyleri arasındaki transferlerin ekonomik faaliyetlerle uyumunun açıklığa kavuşturulması gereken konular arasında olduğu ifade edildi.
MASAK ÜÇ ANA BAŞLIĞA ODAKLANDI
Raporda aile ve yakın çevrenin mali hareketleri birlikte değerlendirildiğinde üç başlık öne çıktı:
Yüksek sayıdaki tapu işlem kayıtları, kuşaklar arasında gerçekleşen taşınmaz devirleri ve taşınmaz/araç edinimleriyle aynı dönemlere denk gelen banka hareketleri.
Soruşturma kapsamında taşınmazların gerçek satış bedelleri, bu bedellerin banka sistemine yansıyıp yansımadığı, birbirine yakın tarihlerde yapılan tapu işlemleri, araçların finansman kaynakları ve kişilerin kayıtlı gelirleriyle mal varlıkları arasındaki uyumun incelendiği belirtildi.
SORUŞTURMA DEVAM EDİYOR
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 13 Ağustos'ta 17 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirilmişti.
Operasyonda, aralarında Alihan Kuriş'in de bulunduğu 49 şüpheliden 30'u gözaltına alınmış, Alihan Kuriş ile bazı şüpheliler hakkında tutuklama kararı verilmişti.
Soruşturma kapsamında şüphelilere “suç örgütü kurma ve yönetme”, “suç örgütüne üye olma”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama”, “kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık” ve “Vergi Usul Kanunu'na muhalefet” suçlamaları yöneltiliyor.
Soruşturma ve yargı süreci devam ederken, MASAK raporunda yer alan mali tespitlerin hukuki değerlendirmesi yetkili yargı mercileri tarafından yapılacak.
Nafakada Yeni Dönem Hazırlığı: Süresiz Nafaka Yerine Evlilik Süresine Göre Model
Türkiye’de uzun süredir tartışılan süresiz yoksulluk nafakasına ilişkin yeni bir model üzerinde çalışılıyor. Kamuoyuna yansıyan taslak düzenlemeye göre nafakanın evlilik süresi dikkate alınarak belirlenmesi, kısa süreli evliliklerde ise 5 yıllık asgari sürenin esas alınması gündemde. Çalışmada hâkime özel durumlarda nafaka süresini uzatma yetkisi verilmesi de değerlendiriliyor.
Boşanma sonrası yoksulluk nafakasına ilişkin sistemin değiştirilmesine yönelik çalışmalar yeniden gündemde. Üzerinde çalışıldığı belirtilen yeni modelde, mevcut sistemdeki süresiz nafaka uygulamasının yerine belirli süreye dayanan bir yapının getirilmesi öngörülüyor.
Ancak kamuoyuna yansıyan düzenleme henüz yürürlüğe girmiş bir kanun değil. Yeni sistemin uygulanabilmesi için düzenlemenin kanun teklifi haline gelerek TBMM’ye sunulması ve yasama sürecinin tamamlanması gerekiyor.
KISA EVLİLİKTE DE 5 YIL NAFAKA GÜNDEMDE
Taslakta dikkat çeken başlıklardan biri kısa süreli evlilikler.
Üzerinde çalışılan modele göre evlilik yalnızca 6 ay veya 1 yıl sürmüş olsa dahi yoksulluk nafakasının 5 yıldan daha kısa süreyle verilmemesi değerlendiriliyor.
Böylece 5 yılın, nafaka süresi açısından bir alt sınır olarak uygulanması gündeme geliyor.
Bu düzenlemeyle boşanma sonrasında ekonomik açıdan güçlük yaşayabilecek eşe sosyal ve ekonomik hayata yeniden uyum sağlayabilmesi için belirli bir geçiş süresi tanınması amaçlanıyor.
EVLİLİK SÜRESİNİN YARISI ESAS ALINABİLİR
Yeni sistemde nafakanın ne kadar süreyle ödeneceğinin belirlenmesinde evlilik süresinin dikkate alınması planlanıyor.
Kamuoyuna yansıyan taslağa göre hesaplamada evliliğin başladığı tarih ile boşanma davasının açıldığı tarih arasındaki süre dikkate alınacak.
Nafaka süresinin belirlenmesinde ise evlilik süresinin yarısının esas alınması üzerinde duruluyor.
Bu hesaplama sonucunda ortaya çıkan süre 5 yılın altında kalırsa asgari 5 yıllık nafaka süresinin uygulanması öngörülüyor.
HÂKİME UZATMA YETKİSİ VERİLEBİLİR
Yeni modelin dikkat çeken bir başka noktası ise 5 yıllık sürenin her durumda kesin bir bitiş tarihi olmayacak olması.
Nafaka alan kişinin ileri yaşta olması, sağlık sorunları yaşaması veya çalışma gücünü kaybetmesi gibi özel koşullarda hâkimin nafaka süresini uzatabilmesi değerlendiriliyor.
Mahkemenin karar verirken kişinin ekonomik durumunu, gelir elde etme imkânını, çalışma kapasitesini ve kendi geçimini sağlayıp sağlayamayacağını göz önünde bulundurması planlanıyor.
EK NAFAKA İÇİN 1 YILLIK SÜRE
Taslak çalışmada nafaka süresi sona ermesine rağmen ekonomik mağduriyeti devam eden kişiler için yeniden mahkemeye başvuru imkânı da bulunuyor.
Buna göre gerekli şartları taşıyan nafaka alacaklısının, nafakanın sona ermesinden itibaren 1 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak ek süre talep edebilmesi gündemde.
Bir yıllık başvuru süresinin geçirilmesi halinde ise uzatma talebinin yapılamaması öngörülüyor.
AYLIK NAFAKA TOPLU ÖDEMEYE ÇEVRİLEBİLECEK
Çalışmada yalnızca nafakanın süresi değil, ödeme yöntemi konusunda da değişiklik yapılması değerlendiriliyor.
Başlangıçta aylık olarak ödenmesine karar verilen nafakanın, daha sonraki aşamada mahkeme kararıyla toplu ödemeye dönüştürülebilmesinin önü açılabilir.
Hâkimin böyle bir karar verirken tarafların mali durumunu, ödemenin sürdürülebilirliğini ve toplu ödemenin nafaka alacaklısı üzerindeki sonuçlarını değerlendirmesi öngörülüyor.
Böylece uygun şartların oluşması halinde boşanan eşler arasındaki yıllarca devam edebilen mali ilişkinin tek seferlik ödeme ile sona erdirilmesi mümkün olabilecek.
MAL PAYLAŞIMINDA DA SÜRE DEĞİŞİKLİĞİ GÜNDEMDE
Hazırlık yalnızca nafaka sistemiyle sınırlı değil.
Boşanmanın ardından açılan mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda uygulanan zamanaşımı süresinin de değiştirilmesi gündemde.
Mevcut durumda 10 yıl olarak uygulanan sürenin 5 yıla indirilmesi üzerinde çalışıldığı belirtiliyor.
Düzenlemenin yasalaşması halinde boşanan eşlerin katılma alacağı, değer artış payı ve mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan talepleri bakımından daha kısa sürede hukuki yollara başvurması gerekebilecek.
NAFAKA SADECE KADINLARA ÖDENMİYOR
Kamuoyunda zaman zaman yanlış bilinen bir diğer konu ise yoksulluk nafakasının yalnızca kadınların yararlanabildiği bir hak olduğu düşüncesi.
Mevcut Türk Medeni Kanunu'na göre yoksulluk nafakası cinsiyete bağlı bir hak değil. Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek ve kusuru diğer eşten daha ağır olmayan taraf, gerekli şartların oluşması halinde nafaka talebinde bulunabiliyor.
Dolayısıyla şartları taşıyan erkek eşin de yoksulluk nafakası talep etmesi mümkün.
MEVCUT NAFAKALAR ŞİMDİLİK DEĞİŞMİYOR
Yeni düzenlemeyle ilgili en önemli ayrıntı ise çalışmaların henüz taslak aşamasında bulunması.
Kamuoyuna yansıyan 5 yıllık asgari süre, evlilik süresinin yarısı kadar nafaka, toplu ödeme ve diğer düzenlemeler bugün itibarıyla mevcut nafaka kararlarını kendiliğinden değiştirmiyor.
Düzenlemenin önce kanun teklifine dönüşmesi, TBMM’de komisyon ve Genel Kurul süreçlerinden geçmesi gerekiyor.
Teklif yasalaşırsa mevcut nafaka kararlarının yeni sistemden etkilenip etkilenmeyeceği, devam eden boşanma davalarının hangi hükümlere tabi olacağı ve geçmiş dosyalar için nasıl bir geçiş sistemi uygulanacağı kanunun kesinleşen metniyle belli olacak.
TOBB Erzurum Kadın Girişimciler Kurulu Ağustos Ayı Toplantısını TKDK’da Gerçekleştirdi
TOBB Erzurum Kadın Girişimciler Kurulu, Ağustos ayı toplantısını TKDK Erzurum İl Koordinatörlüğü’nde yaptı. Toplantıda kadın girişimcilere yönelik hibe, yatırım ve kırsal kalkınma destekleri ele alındı.
Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) bünyesinde faaliyet gösteren TOBB Erzurum Kadın Girişimciler Kurulu (KGK), Ağustos ayı olağan toplantısını TKDK Erzurum İl Koordinatörlüğü ev sahipliğinde gerçekleştirdi. Toplantıda kadın girişimciliğine yönelik çalışmalar değerlendirilirken, TKDK’nın hibe ve destek programları hakkında kurul üyelerine bilgi verildi.
KADIN GİRİŞİMCİLER TKDK’DA BİR ARAYA GELDİ
TOBB Erzurum Kadın Girişimciler Kurulu (KGK), Ağustos ayı olağan toplantısını Kurul Başkanı Kübra Alioğulları başkanlığında gerçekleştirdi.
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Erzurum İl Koordinatörlüğü’nün ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda, kurulun yürüttüğü çalışmalar ve önümüzdeki döneme ilişkin faaliyetler ele alındı.
TEMMUZ AYINDA YAPILAN ÇALIŞMALAR DEĞERLENDİRİLDİ
Toplantının açılışının ardından gündem maddelerinin görüşülmesine geçildi.
Kurul üyeleri, Temmuz 2026 döneminde KGK İcra Kurulu tarafından gerçekleştirilen faaliyetleri değerlendirerek yürütülen çalışmaların sonuçları hakkında görüş alışverişinde bulundu.
Kadınların girişimcilik hayatında daha etkin rol almalarını desteklemeye yönelik gerçekleştirilen faaliyetler ve önümüzdeki dönemde atılabilecek yeni adımlar da toplantının gündeminde yer aldı.
TKDK HİBE VE DESTEKLERİ KADIN GİRİŞİMCİLERE ANLATILDI
Toplantının önemli gündem başlıklarından birini ise TKDK tarafından yatırımcılara sağlanan hibe ve destek programları oluşturdu.
TKDK yetkilileri tarafından kurul üyelerine; tarım, kırsal kalkınma ve üretime yönelik yatırım olanakları hakkında kapsamlı bir bilgilendirme yapıldı.
Sunumda özellikle kadın girişimcilere yönelik avantajlar, uygulanabilecek hibe oranları ve proje başvuru süreçlerine ilişkin detaylar aktarıldı.
KADIN GİRİŞİMCİLİĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ İÇİN GÖRÜŞ ALIŞVERİŞİ
Toplantıda TKDK desteklerinden kadın girişimcilerin daha etkin şekilde yararlanabilmesi ve Erzurum’da kadın girişimciliğinin geliştirilmesine yönelik yapılabilecek çalışmalar konusunda karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.
TOBB Erzurum Kadın Girişimciler Kurulu’nun Ağustos ayı olağan toplantısı, değerlendirmelerin ardından sona erdi.
Avcılar Belediyesi'nin Futbol Turnuvasında Yarı Final Heyecanı
Avcılar Belediyesi Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından düzenlenen Mahalleler Arası Futbol Turnuvasında yarı finale yükselen takımlar belli oldu.
Avcılar Belediyesi Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından düzenlenen Mahalleler Arası Futbol Turnuvasında yarı finale yükselen takımlar belli oldu. İlçenin farklı mahallelerinden 12 takımın katıldığı organizasyonda Üniversite, Firuzköy, Mustafa Kemal Paşa, Gümüşpala ve Yeşilkent mahallelerinden sporcular şampiyonluk için mücadele etti.
12 TAKIM ŞAMPİYONLUK İÇİN SAHAYA ÇIKTI
Avcılar Belediyesi Atatürk Stadyumu’nda oynanan karşılaşmalarda takımlar, grup ve eleme müsabakalarında üst tura yükselmek için mücadele etti. Karşılaşmaların tamamlanmasıyla birlikte turnuvanın son dört takımı da netleşti.
Farklı mahallelerden sporcuları aynı organizasyonda buluşturan turnuva, ilçedeki futbol heyecanını da sahaya taşıdı. Avcılar Belediyesi’nin düzenlediği organizasyon, sporculara mücadele etme ve yeteneklerini sergileme fırsatı sundu.
YARI FİNAL HEYECANI
Turnuvada yarı finale yükselen ekipler Ateşoğlu Spor, Avcılar Balkan Spor, Trafo Spor ve Avcılar Murat Kölük Devlet Hastanesi oldu.
Dört takım, finale yükselmek için yarı final mücadelesini verirken, turnuvada finale çıkacak iki takım belli oldu.
ŞAMPİYONLUK İÇİN SON VİRAJ
Turnuvada yarı final karşılaşmalarının tamamlanmasının ardından finale yükselen takımlar da belli oldu. Rakiplerini mağlup eden Avcılar Balkan Spor ve Ateşoğlu Spor, şampiyonluk kupası için finalde karşı karşıya gelecek.
Avcılar Belediyesi, ilçede sporun daha geniş kesimlere ulaşması ve amatör sporcuların desteklenmesi amacıyla sportif organizasyonlara ev sahipliği yapmayı sürdürüyor. Turnuva kapsamında bir araya gelen takımlar, hem rekabet hem de sporun kent yaşamındaki buluşturucu yönünü sahaya yansıttı.
Şampiyonluk için son iki takımın kaldığı turnuvada gözler artık final karşılaşmasına çevrildi. Avcılar Balkan Spor ile Ateşoğlu Spor’un mücadele edeceği final maçının ardından şampiyon takım belli olacak. Dereceye giren takımlara kupa ve madalyaları takdim edilecek.
Teoman Mutlu: “Siyasi Partiler Temiz, Güvenilir ve Donanımlı Olmalıdır”
Yerli ve Milli Parti Genel Başkanı Teoman Mutlu, siyasi partilerde dürüstlük, liyakat ve şeffaflık çağrısı yaptı. Mutlu, Siyasi Partiler Kanunu ve seçim mevzuatının yeniden ele alınmasını istedi.
Yerli ve Milli Parti Genel Başkanı Teoman Mutlu, Türkiye’de siyasi partilerin demokrasinin temel unsurlarından biri olduğunu belirterek dürüstlük, liyakat ve şeffaflık vurgusu yaptı. Siyasi partiler hakkındaki iddia ve suçlamaların somut deliller ve hukuk çerçevesinde ele alınması gerektiğini söyleyen Mutlu, Siyasi Partiler Kanunu ve seçim mevzuatının da yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
“SİYASİ PARTİLER DEMOKRASİNİN TEMELİDİR”
Yerli ve Milli Parti Genel Başkanı Teoman Mutlu, siyasi partilerin seçim sistemi ve devlet yönetimindeki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Siyasi partilerin demokrasinin işleyişinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Mutlu, parti kadrolarının dürüst, liyakatli ve donanımlı kişilerden oluşması gerektiğini söyledi.
Mutlu, şu ifadeleri kullandı:
“Parti olmazsa seçim olmaz. Ciddi bir siyasi parti, insan yetiştiren bir okuldur. Devleti seçimi kazanan parti yönetiyor, Cumhurbaşkanı da partinin içinden çıkıyor. O hâlde iktidarıyla muhalefetiyle siyasi partilerin üzerine titremek ve temiz kalmaları için gayret göstermek gerekir.”
TEOMAN MUTLU’DAN LİYAKAT VE DÜRÜSTLÜK VURGUSU
Yerli ve Milli Parti’de bu anlayış doğrultusunda hareket ettiklerini ifade eden Mutlu, parti kadrolarının niteliğine önem verdiklerini belirtti.
Mutlu, “Parti mensuplarımızın temiz, dürüst ve mutlaka donanımlı olması için çalışıyorum. Çok şükür ülkeme tertemiz bir parti kazandırdım. Kendi evimin önünü temiz tutuyorum.” dedi.
“BÜTÜN PARTİLER ŞAİBEDEN UZAK OLMALIDIR”
Siyasi etik ve kamuoyu güveninin yalnızca tek bir partinin meselesi olarak değerlendirilemeyeceğini savunan Mutlu, Türkiye’de faaliyet gösteren bütün siyasi partilerin şeffaflık konusunda hassas davranması gerektiğini söyledi.
CHP hakkında kamuoyuna yansıyan iddialara da değinen Mutlu, şu değerlendirmede bulundu:
“Devleti kuran bir parti olarak CHP’nin de hakkında ortaya atılan iddiaları açıklığa kavuşturması, temiz ve güvenilir bir yapıyı koruması hepimizi ilgilendirir.”
Mutlu, farklı siyasi partiler hakkında çeşitli yapı veya gruplarla ilişkilere yönelik iddiaların zaman zaman gündeme gelebileceğini belirterek bu tür suçlamaların söylentiler üzerinden değil, somut deliller ve hukuk çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
“İnsanın olduğu her yerde problem olabilir, menfaat insanları şaşırtabilir. Yöneticilerin görevi buna karşı dikkatli olmak ve partilerinin itibarını korumaktır.” ifadelerini kullandı.
“CİDDİ SUÇLAMALAR KARŞISINDA HUKUKİ YOLLARA BAŞVURULMALI”
Siyasi partilere yönelik ciddi iddiaların cevapsız bırakılmaması gerektiğini söyleyen Mutlu, parti yöneticilerinin gerektiğinde hukuki yollara başvurması gerektiğini belirtti.
Mutlu, “Bir partiye karşı en küçük ciddi suçlama varsa genel başkanların ve yöneticilerin hukuk yoluna başvurması gerekir. Aksi hâlde parti durup dururken şaibe altında kalabilir.” dedi.
Siyasi tartışmaların itham ve söylentiler yerine hukuk, belge ve somut veriler üzerinden yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
SİYASİ PARTİLER KANUNU VE SEÇİM MEVZUATI İÇİN DEĞİŞİKLİK ÇAĞRISI
Teoman Mutlu, Türkiye’deki siyasi parti sisteminin hukuki altyapısının da yeniden ele alınması gerektiğini savundu.
Siyasi Partiler Kanunu ve seçim mevzuatında değişiklik yapılması yönündeki çağrısını yineleyen Mutlu, Türkiye’de çok sayıda siyasi parti bulunmasına rağmen bunların yalnızca bir bölümünün seçimlere katılma yeterliliğine sahip olduğunu söyledi.
Mutlu, “Türkiye’de çok sayıda siyasi parti var ancak bunların yalnızca bir bölümü seçimlere katılma yeterliliğine sahip. Geri kalanların önemli bir kısmı fiilen sınırlı bir örgütlenmeyle varlık gösteriyor. Bu da siyasette ciddi bir dağınıklık oluşturuyor.” ifadelerini kullandı.
Yetkili kurumlara çağrıda bulunan Mutlu, siyasi parti sisteminin daha şeffaf, sağlıklı ve işlevsel hale getirilmesine yönelik düzenlemelerin gündeme alınması gerektiğini savundu.
“DEMOKRASİ GÜÇLÜ OLACAKSA SİYASİ PARTİLER DE GÜÇLÜ OLMALI”
Mutlu, açıklamasını siyasi partilerde güven ve liyakat vurgusuyla tamamladı:
“Demokrasi güçlü olacaksa siyasi partiler de güçlü, temiz, donanımlı ve güvenilir olmak zorundadır. Biz kendi sorumluluğumuzu yerine getirirken bütün siyasi partilerin de aynı hassasiyeti göstermesini bekliyoruz.”
Cumhuriyet Kent Meydanı, Tarih, Kültür Ve Sosyal Yaşamın Yeni Buluşma Noktası Olacak
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Büyükçekmece Belediyesi işbirliğiyle yapımı tamamlanan Türkiye'nin en büyük kent meydanlarından Cumhuriyet Kent Meydanı, 80 bin metrekarelik alanıyla kentin sosyal ve kültürel yaşamına farklı bir zenginlik katacak.
30 Ağustos Pazar günü düzenlenecek olan etkinliklerle açılışının gerçekleştirileceği Cumhuriyet Kent Meydanı, Büyükçekmece Belediye Binası, Ulusal Bağımsızlık ve Kuruluş Müzesi, Atatürk Evi, Kıyı Marina gibi, tarihi, sosyal ve kültürel eserleri bünyesinde barındırıyor.
Başkan Akgün'ün vizyon projelerinden
Büyükçekmece Belediyesi'ne yönelik düzenlenen operasyon kapsamında Silivri Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün'ün, vizyon projelerinden olan Cumhuriyet Kent Meydanı projesi hayata geçiyor. Büyükçekmece'nin ve Cumhuriyetin kimliğini yansıtan eserlerin bir arada bulunduğu meydan projesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle tamamlandı. Cumhuriyet Kent Meydanı, 30 Ağustos Zafer Bayramı gibi anlamlı bir tarihte görkemli bir törenle açılacak. Zafer Bayramı'nın 104'üncü yıl kutlamalarıyla görkemli bir şölene dönüşecek olan açılış etkinliklerinde sevilen sanatçı Melek Mosso konser verecek. 30 Ağustos Pazar günü, Zafer Bayramı'nın 104'üncü yılı coşkuyla kutlanırken, Cumhuriyet Kent Meydanı gibi eşsiz bir proje kentin halkının hizmetine açılacak.
Meydan açık hava müzesi deneyimi sunacak
Sahip olduğu eserler ve sosyal yaşam alanlarıyla geçmiş ile bugün arasında bir kültür köprüsü oluşturan Cumhuriyet Kent Meydanı, ulusal ve uluslararası etkinliklerde de kentin yeni buluşma noktası olacak. Kent yaşamının kalbinin attığı meydan, yalnızca insanların bir araya geldiği bir buluşma noktası olmanın ötesine geçerek, kültür, sanat ve turizmin önemli merkezlerinden biri haline geliyor. Tarihi ve kültürel değerleriyle kentin geçmişine ışık tutan meydan; sanat eserleri, mimari dokusu, sosyal donatı alanları ve çevresindeki müzeler, yürüyüş yolları ile adeta açık hava müzesi deneyimi sunacak.
Sanat eserleriyle açık hava sergisine dönüşecek
27 yıldır aralıksız devam eden, Uluslararası İstanbul Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali kapsamında gerçekleşen Uluslararası Heykel Sempozyumu'na katılan dünyanın tanınmış heykeltraşların eserlerinin de sergilendiği meydan, kentin tarihini ve kültürel birikimini görünür kılarken, düzenlenen kültür-sanat etkinlikleri de meydanın canlılığını artırıyor. Sergilerden konserlere, kültürel buluşmalardan çeşitli etkinliklere kadar farklı organizasyonlara ev sahipliği yapması planlanan alan, her yaştan insan için yaşayan bir kültür platformu niteliği taşıyor.
Yatçılık sektörü ve turizm açısından meydanı önemli bir çekim merkezi
Ayrıca Cumhuriyet Kent Meydanı, dünyanın en bilindik 7 şehrinin mimari özelliğini bünyesinde barındıran bin yat kapasiteli Kıyı Marina'ya yürüme mesafesinde. Yatçılık sektörü ve turizm açısından meydanı önemli bir çekim merkezi haline getirecek olan marina bünyesinde barındırdığı alışveriş, eğlence, yeme – içme mekanlarıyla Büyükçekmece'ye artı değer katacak. Meydanın çevresindeki tarihi yapılar, müzeler, sanat alanları ve sosyal mekânlarla bütünleşmesi, bölgenin turizm potansiyelini daha da güçlendiriyor.
Gündüz ayrı, akşam ayrı bir atmosfere bürünüyor
Gündüzü ayrı, akşamı ayrı bir atmosfere bürünen meydan; ışıklandırması, mimarisi ve hareketli sosyal yaşamıyla kentin cazibe merkezlerinden biri olarak öne çıkacak. Vatandaşların dinlenip vakit geçirdiği, sanatseverlerin eserlerle buluştuğu ve turistlerin şehri keşfetmeye başladığı meydan, kentin kültürel vitrini olma özelliğini taşıyor. Ayrıca yer altı otoparkı da, bölgenin otopark ihtiyacını karşılamak için modern bir yer altı otoparkı olarak hizmet verecek.
İstanbul’da Okul Servis Ücretleri Cep Yakacak: Yıllık 93 Bin Tl’yi Aşıyor!
İstanbul okul servis ücretleri 2026-2027 tarifesi belli oldu. Yüzde 10 zam sonrası 0-1 km servis ücreti 39.970 TL, 23-25 km ücreti 93.610 TL oldu. İşte kilometreye göre yeni servis fiyatları.
2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde İstanbul’da okul servis ücretleri yeniden gündemde. Yeni tarifeyle servis ücretlerine yüzde 10 zam yapılırken, en kısa mesafenin yıllık bedeli 39 bin 970 TL’ye, 23-25 kilometrelik mesafenin ücreti ise 93 bin 610 TL’ye yükseldi. İşte İstanbul’da kilometre kilometre yeni okul servis ücretleri…
Yeni eğitim öğretim yılının başlamasına sayılı günler kala velilerin okul masrafları da netleşmeye başladı. Kırtasiye, forma ve diğer eğitim giderlerinin yanı sıra İstanbul’da servis kullanacak öğrencilerin ailelerini ciddi bir ulaşım maliyeti bekliyor.
2026-2027 eğitim öğretim dönemi için İstanbul okul servis ücretlerine yüzde 10 zam yapıldı.
Yeni tarifede ödenecek tutar öğrencinin evi ile okulu arasındaki mesafeye göre belirleniyor.
EN KISA MESAFE BİLE YILLIK 39 BİN 970 TL
İstanbul'da yeni tarifeye göre 0-1 kilometre arasındaki en kısa mesafenin yıllık okul servis ücreti 39 bin 970 TL olarak belirlendi.
1-3 kilometre arasında servis kullanacak bir öğrenci için yıllık ücret 42 bin 804 TL, 3-5 kilometre arasındaki mesafede ise 46 bin 124 TL olacak.
5-7 kilometrelik mesafenin yıllık servis bedeli de 48 bin 98 TL’ye ulaştı.
UZAK MESAFEDE FATURA 93 BİN TL’Yİ GEÇİYOR
Ev ile okul arasındaki mesafe arttıkça ailelerin ödeyeceği servis ücreti de önemli ölçüde yükseliyor.
21-23 kilometre arasındaki bir güzergâh için belirlenen yıllık ücret 90 bin 112 TL olurken, 23-25 kilometre arasındaki mesafede servis bedeli 93 bin 610 TL’ye çıkıyor.
Böylece uzun mesafede okul servisi kullanan bir öğrencinin ailesinin yalnızca ulaşım için ödeyeceği yıllık tutar 90 bin TL sınırını aşmış oldu.
İSTANBUL OKUL SERVİS ÜCRETLERİ 2026-2027
Yeni eğitim öğretim döneminde açıklanan tarifedeki bazı mesafe ve yıllık ücretler şöyle:
0-1 kilometre: 39.970 TL
1-3 kilometre: 42.804 TL
3-5 kilometre: 46.124 TL
5-7 kilometre: 48.098 TL
21-23 kilometre: 90.112 TL
23-25 kilometre: 93.610 TL
SERVİS ÜCRETİ MESAFEYE GÖRE DEĞİŞİYOR
Velilerin ödeyeceği okul servis bedeli, öğrencinin ikamet adresi ile okulu arasındaki mesafeye göre hesaplanıyor. Bu nedenle farklı kilometre dilimlerinde farklı yıllık ücretler uygulanıyor.
Yeni tarifeyle birlikte en kısa mesafe ile 23-25 kilometrelik mesafe arasında yıllık 53 bin 640 TL fark oluşuyor.
YENİ EĞİTİM DÖNEMİ AİLE BÜTÇESİNİ ZORLAYACAK
Servis ücretlerinin yanı sıra kırtasiye, okul ihtiyaçları ve diğer eğitim harcamaları da düşünüldüğünde, 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde ailelerin eğitim bütçesi yeniden önemli gündem maddelerinden biri haline geldi.
İstanbul’da en kısa mesafede dahi yıllık servis ücretinin yaklaşık 40 bin TL’ye ulaşması, özellikle birden fazla öğrencisi bulunan aileler açısından okul ulaşım maliyetini daha da önemli hale getiriyor.
Öğretmenlere Önlük Zorunluluğu Geliyor: MEB 81 İle Yeni Eğitim Genelgesi Gönderdi
MEB, 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde 81 ile genelge gönderdi. Öğretmenlere önlük düzenlemesi, cep telefonu uygulaması, kayıt parası yasağı ve veli randevu sistemiyle ilgili yeni kararlar açıklandı.
Milli Eğitim Bakanlığı, 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde 81 ile gönderdiği genelgeyle okullarda uygulanacak yeni kuralları belirledi. Genelgede öğretmenler ve eğitim çalışanlarının önlük giymesi, öğrencilerin sınıfta cep telefonu bulundurmaması, veli görüşmelerinin randevu sistemiyle yapılması ve kayıt parası talep edilmemesi gibi dikkat çeken düzenlemeler yer aldı.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla 81 ilin milli eğitim müdürlüğüne gönderilen genelgeyle, 14 Eylül 2026 tarihinde başlayacak 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde okullarda uygulanacak esaslar belirlendi.
Yeni dönemin en çok konuşulacak başlıklarından biri ise öğretmenlerin kılık ve kıyafetlerine ilişkin düzenleme oldu.
ÖĞRETMENLERE ÖNLÜK DÜZENLEMESİ
Genelgede eğitim kurumu yöneticileri, öğretmenler ve eğitim çalışanlarının görevlerini yerine getirirken öğretmenlik mesleğinin saygınlığına ve temsil sorumluluğuna uygun hareket etmeleri istendi.
Kılık ve kıyafette kamu hizmetinin ciddiyeti ile toplumsal hassasiyetlerin gözetilmesi gerektiği belirtilirken, eğitim yöneticileri, öğretmenler ve eğitim çalışanlarının önlük giyeceği ifade edildi.
Yeni uygulama konusunda eğitim öğretim yılı başında gerçekleştirilecek öğretmenler kurulu toplantılarında bilgilendirme yapılacak.
Uygulamanın takibi ise il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri tarafından gerçekleştirilecek.
VELİLER OKULA RANDEVUYLA GİDECEK
Yeni dönemde okul güvenliğine ilişkin tedbirler de artırılıyor.
Veli görüşmelerinin ülke genelinde Okul Randevu Sistemi üzerinden planlanması öngörülüyor. Velilerin randevusuz okul ziyaretlerine izin verilmeyecek.
Öğrencinin velisi veya yasal vasisi olmayan kişilerin de okullara girişine izin verilmeyecek.
Okul ve öğrenci güvenliğini tehdit edebilecek ihbar ve şikâyetlerin değerlendirilerek gerekli önlemlerin hızla alınması istenirken, ilgili kurumlarla koordineli şekilde koruyucu ve önleyici tedbirlerin uygulanacağı belirtildi.
OKUL KAYITLARINDA PARA TALEP EDİLEMEYECEK
MEB genelgesinin dikkat çeken bir diğer bölümü ise okul kayıtları oldu.
Öğrenci kayıtları, 2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılı Adrese Dayalı Kayıt Sistemi kapsamında gerçekleştirilecek. Kayıtların e-Okul sistemi üzerinden elektronik ortamda otomatik olarak yapılacağı belirtildi.
Velilerden “kayıt parası” veya başka bir isim altında zorunlu ücret talep edilemeyecek.
Bu yönde Bakanlığa veya ilgili birimlere ulaşan şikâyetlerin takip edilerek gerekli işlemlerin yapılacağı bildirildi.
Ayrıca sınıf mevcutlarının dengeli dağıtılması ve fırsat eşitliğinin korunması amacıyla kayıt bölgelerinin dışından öğrenci kaydı yapılmaması istendi.
ÖĞRENCİLER İÇİN CEP TELEFONU UYGULAMASI DEVAM EDECEK
Okullarda cep telefonlarına yönelik mevcut uygulama yeni eğitim öğretim yılında da sürdürülecek.
Öğrencilerin sınıf içerisinde cep telefonu bulundurmamasına ilişkin uygulamaya devam edilecek. Öğretmenlerin de ders sırasında cep telefonu kullanmaması istendi.
Dijital bağımlılığa karşı öğrenci ve velilere yönelik bilinçlendirme çalışmalarına ağırlık verilecek.
Ödev ve öğrenci bilgilendirmelerinde ise Bakanlık tarafından belirlenen dijital platformların kullanılması esas alınacak.
ÜCRETSİZ KAYNAKLAR DIŞINDA MATERYAL KULLANDIRILMAYACAK
Velilerin eğitim masraflarını artırabilecek uygulamalara karşı da okullara uyarı yapıldı.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ücretsiz dağıtılan kaynakların dışında başka materyallerin öğrencilere kullandırılmaması istendi.
Öğrenci ihtiyaçları konusunda velilerin belirli markalara veya yüksek fiyatlı ithal kırtasiye ürünlerine yönlendirilmesine izin verilmeyecek.
Yerli ürünlerin kullanılmasına imkân sağlanması ve velilere ek mali yük oluşturabilecek uygulamalardan kaçınılması istendi.
Okullarda ticari yönlendirme, reklam ve tanıtım organizasyonlarına da izin verilmeyecek.
2026-2027’NİN TEMASI “MAARİFİN KALBİNDE OYUN”
2026-2027 eğitim öğretim yılında “Maarifin Kalbinde Oyun” teması uygulanacak.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında çocukların öğrenme, sosyalleşme, gelişim ve kendilerini ifade etme süreçlerinde oyunun öneminin artırılması hedefleniyor.
Öğrencilerin yaş ve gelişim özelliklerine uygun geleneksel çocuk oyunları ile güvenli ve kapsayıcı oyun etkinliklerinin eğitim süreçlerine daha fazla dahil edilmesi planlanıyor.
Okul-aile iş birliğinin güçlendirilmesi amacıyla “Ailemle Eğitim Yolculuğum” çalışmalarının da yeni dönemde devam edeceği belirtildi.
OKULLARDA SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARINA DA DİKKAT EDİLECEK
Okullar tarafından gerçekleştirilecek tören, kutlama, anma ve mezuniyet etkinliklerinde kullanılacak müzik, video, broşür ve pankart gibi materyaller ilgili mevzuat doğrultusunda değerlendirilecek.
Okulların sosyal medya paylaşımlarında ise pedagojik ve etik ilkelerin gözetilmesi istendi.
Bakanlığın 81 ile gönderdiği genelgede yer alan düzenlemelerin uygulanması ve mevzuata aykırı işlemlerin önlenmesi için milli eğitim müdürlükleri süreci takip edecek.
Alparslan Kuytul’dan Süleymancılar Operasyonu Açıklaması: "Kayyum Atamaya Çok Alıştılar, Bu Dosyalar Siyasidir"
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kamuoyunda "Süleymancılar" olarak bilinen cemaate yönelik 17 ilde düzenlenen ve aralarında Alhan Kuriş’in de bulunduğu 30 kişinin gözaltına alındığı operasyona ilişkin Alparslan Kuytul’dan çarpıcı açıklamalar geldi. Cuma Tefsir Dersi’nin "Soru-Cevap" bölümünde konuyu değerlendiren Kuytul, devletin kayyum politikalarını sert bir dille eleştirdi.
"Suçsuzlar İse Mücadele Etmeliler"
Operasyon haberini değerlendiren Kuytul, gözaltına alınan kişilerin suçlu olmaları halinde olay çıkarmaya gerek olmadığını belirterek, "Ama eğer suçsuzlar ise mücadele etmelidirler. Teslim olmasınlar," ifadelerini kullandı. Devlet ve hükümetin her cemaati susturamayacağını anlaması gerektiğini savunan Kuytul, "Cemaatin başına kimin geçeceğine devlet mi karar verecek? Çok fena alıştılar kayyum atamaya," diyerek tepkisini dile getirdi.
"Bize Yapılan Zulümlere Karşı Çıtları Çıkmamıştı"
Süleymancılar cemaatinin geçmişte kendilerine yönelik operasyonlar ve baskılar karşısında sessiz kaldığını hatırlatan Kuytul, sitemkar bir üslup kullanarak şunları söyledi: "Bugüne kadar bizim başımıza bir sürü olay geldi. Bir gün bir çıtlarını duymadık. Bize yapılan bunca zulme rağmen bir gün bir açıklamalarını duymadık. Olsun, herkes yanında olandan harcar."
"Bu Operasyonu Şüpheyle Karşılıyorum"
Geçmişteki sessizliklerine rağmen ilkesel bir duruş sergilediğini ifade eden Kuytul, Süleymancılar cemaatine yönelik bu son operasyonu şüpheyle karşıladığını belirtti. Konuşmasını toplumsal bir mesajla tamamlayan Kuytul, "İnşallah bundan sonrasında başkaları zulme uğradığında onları da savunmayı öğrenirler. Artık böyle bir ortamda olduğumuzu, bunların siyasi dosyalar olduğunu anlamalıyız ve her lafa inanmamalıyız," diyerek sürecin hukuki değil, siyasi bir zemin taşıdığını iddia etti.
İlk Yorum yapan siz olun!