Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, projelerini açıkladı. “İstanbul’un trafiği, 10 yılın sonunda son bulacak”, “Taksi sorunu, İstanbulluların gündeminden tamamen çıkacak” diyen Kurum, deprem riski ile ilgili olarak da “Deprem, terörle mücadele kadar önemlidir, bir milli güvenlik sorunudur” diye konuştu. Kurum, “7 buçuk milyon evimiz var, işyerimiz var. Maalesef bunun 1 buçuk milyonu risk altında. 600 bin konutumuzun acilen dönüştürülmesi gerekiyor. İstanbullulara söz, İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışacağız. Ülkemizin kaderini değiştirecek deprem dönüşüm hamlemizi süratle başlatacağız. Beş yılda, 39 ilçemizde; yatay mimari eksenli komşuluk ilişkilerini odağını alan, nüfusu tek bir kişi bile artırmayacak olan tam 650 bin konut inşa edeceğiz… Yeni, güvenli, huzurlu binalarımızın 300 binini; adeta bilinçli bir şekilde durdurulan KİPTAŞ eliyle yapacağız. 15 Nisan’da hemen başvuruları alacağız, ‘yarısı bizden’ diyerek 700 bin lira hibe desteği sağlayacağız, ilave olarak 700 bin lira kredi desteği ve 100 bin lira da taşınma yardımı vereceğiz. 18 ayda bu konutlarımızı tamamlayacağız. 250 bin konutu, vatandaşımızı ve özel sektörü destekleyerek dönüştüreceğiz… Kentsel dönüşüme özel, 100 bin sosyal konut üreterek, dönüşüme girecek yuva sahiplerine bu konutları çok düşük fiyatlarla kiralayacağız. Konutlar kesinlikle satılmayacak, çok uygun bedellerle kiralanacak” dedi.
Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, projelerini açıkladı. “İstanbul’un trafiği, 10 yılın sonunda son bulacak”, “Taksi sorunu, İstanbulluların gündeminden tamamen çıkacak” diyen Kurum, deprem riski ile ilgili olarak da “Deprem, terörle mücadele kadar önemlidir, bir milli güvenlik sorunudur” diye konuştu. Kurum, “7 buçuk milyon evimiz var, işyerimiz var. Maalesef bunun 1 buçuk milyonu risk altında. 600 bin konutumuzun acilen dönüştürülmesi gerekiyor. İstanbullulara söz, İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışacağız. Ülkemizin kaderini değiştirecek deprem dönüşüm hamlemizi süratle başlatacağız. Beş yılda, 39 ilçemizde; yatay mimari eksenli komşuluk ilişkilerini odağını alan, nüfusu tek bir kişi bile artırmayacak olan tam 650 bin konut inşa edeceğiz… Yeni, güvenli, huzurlu binalarımızın 300 binini; adeta bilinçli bir şekilde durdurulan KİPTAŞ eliyle yapacağız. 15 Nisan’da hemen başvuruları alacağız, ‘yarısı bizden’ diyerek 700 bin lira hibe desteği sağlayacağız, ilave olarak 700 bin lira kredi desteği ve 100 bin lira da taşınma yardımı vereceğiz. 18 ayda bu konutlarımızı tamamlayacağız. 250 bin konutu, vatandaşımızı ve özel sektörü destekleyerek dönüştüreceğiz… Kentsel dönüşüme özel, 100 bin sosyal konut üreterek, dönüşüme girecek yuva sahiplerine bu konutları çok düşük fiyatlarla kiralayacağız. Konutlar kesinlikle satılmayacak, çok uygun bedellerle kiralanacak” dedi.
Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Türkiye Yüzyılı İstanbul Vizyonu Toplantısı’nda projelerini açıkladı.
Kurum’un sözleri sık sık “İstanbul bizimdir, bizim kalacak” sloganları ile kesildi. Kurum, toplantıda yaptığı konuşmada, özetle şunları söyledi:
“İSTANBUL’UN YARINLARI İÇİN KUTLU BİR YOLA ÇIKACAĞIZ: Bugün; İstanbul’un gelecek yüzyılını belirleyecek 2034’ün, 2053’ün büyük adımlarını konuşacağız. Çözümsüzlüğü değil çözümü konuşacağız. Özverisizliği değil, özveriyi konuşacağız. Umutsuzluğu değil, umudu konuşacağız. Bugün hep birlikte ‘şimdi İstanbul zamanı’ diyeceğiz.
İSTANBUL VİZYONU, İHMAL EDİLMİŞ BU ŞEHRİN KÖTÜ GİDİŞATINI SONLANDIRACAK DURUŞTUR: Sadece İstanbul için, sadece İstanbul’un yarınları için kutlu bir yola çıkacağız. Ellerimizi İstanbul için birleştirdik. İstanbul Vizyonu, ihmal edilmiş bu şehrin kötü gidişatını sonlandıracak duruştur. Özen gösterilmemiş mahallelerin, sokakların özlediği vizyondur. İstanbul Vizyonu en çok da halkın vizyonudur. İstanbul’da yeniden dirilişi, yeniden yükselişi başlatacak olan Türkiye Yüzyılı İstanbul Vizyonu buluşmamıza hoş geldiniz.
2019’DA TALİHSİZ BİR FETRET DÖNEMİNE GİRDİ: Bizce bu şehri yönetmek; aklınla, kalbinle, tüm benliğinle İstanbul’un ruhuna teslim olmaktan geçer… Biz buradaki dostlarımızla, teşkilatlarımızla hep birlikte İstanbul’a adanmış kadrolarız. Milletimizin meydanlarda kurmuş olduğu Cumhur İttifakı’yız. Bizim hareket noktamız, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, İstanbulluların sonuna kadar hak ettiği eser belediyeciliğidir, gerçek belediyeciliktir, AK Parti belediyeciliğidir. AK Parti belediyeciliği, bir yıldız olarak; 30 yıl önce ilk defa İstanbul’da parladı. Tıpkı, Fatih’in İstanbul’un fethettiğinde gökte parlayan o yıldız gibiydi. 1994’te başlayan bu parlak ilerleyişi, maalesef 2019’da talihsiz bir fetret dönemine girdi. Yarı zamanlı belediyecilik anlayışıyla İstanbul, bir problemler yumağı haline geldi. İstanbul’da şu an bu şehrin insanlarını yoran, büyük bir kaos ve karmaşa hakimdir. Bu karmaşa, bugün bu şehri tamamen sarmış durumdadır. İstanbul çaresiz değildir.
SİSTEM İSTANBUL: Güzel şehrimizin tüm sorunlarını; bütüncül bir bakış açısı ile değerlendiren, insanı merkeze alan yepyeni bir yönetim yaklaşımını siz İstanbullu hemşerilerimizin hizmetine sunuyoruz. İstanbul’un yeniden yıldızını parlatacak olan bu yönetim yaklaşımının adı, Sistem İstanbul. Sistem İstanbul’un merkezinde siz varsınız. Ben, sorumluluğunu üstlendiğim tüm görevlerde hep şunu gördüm: Şehir insanı dönüştürürken, insan da şehri dönüştürür. İstanbul son 5 yılda, bu güzel ahengi kaybetmiştir. Bu şehri yeniden dengeye kavuşturacak çözümlerimizi, Sistem İstanbul’un dört boyutu ile açıklayacağız. İstanbullulara çilesiz, dertsiz bir sosyal yaşam sunacağız. Bahanesiz, kibirsiz bir idari yaklaşım benimseyeceğiz. İstanbul için kesintisiz zamanı, sistemli çözümlerle ortaya koyacağız. Ve tüm ekibimizle birlikte yeniden eşsiz, benzersiz bir İstanbul için çalışacağız.
İSTANBUL’DA 2019’DA YÜZDE 47 OLAN TRAFİK YOĞUNLUĞU YÜZDE 64’E YÜKSELMİŞ: Uğraştıran değil ulaştıran bir İstanbul… İstanbul’da her bir vatandaşımız yılda 288 saatini trafikte kaybediyor. Trafik çilesi, ömrümüzden tam üç buçuk yıl alıyor. Hepimiz trafikte yıpranıyoruz, zaman kaybediyoruz. Trafikte kaybettiğimiz vakti; ailelerimizle, sevdiklerimizle, işimizle; en çok da kendimize ayırmak istiyoruz. İstanbul’da 2019’da yüzde 47 olan trafik yoğunluğu yüzde 64’e yükselmiş durumda. İnanın zirve saatlerinde, yüzde 90’ları bile aşıyor. 2019’daki ortalama trafik hızımız, saat başına 60 kilometre iken, bugün sadece 42 kilometre ilerleyebiliyoruz. Bütün İstanbulluların sorduğu ortak soru şudur: Bu kötü gidişin sebebi nedir? Sebep, mevcut yönetimin ihmalkarlığıdır, iş bilmezliğidir, duyarsızlığıdır.
İSTANBULLU KARDEŞLERİMİZİN VİCDANLARINA EMANET EDİYOR, ÇÖZÜMLERE ODAKLANIYORUZ: Beş yılda bize 230 kilometre metro yapma sözü verdiler. Bırakın bu sözü yerine getirmeyi, 2019 öncesinde başlanan 10 metro hattının üçünün de yapımını durdurdular. ‘Açtık’ dedikleri 47,3 kilometrelik metro hattının, gerçekte sadece 8 kilometresini bile zor yapabildiler. Devam eden metro projelerini iptal ettiler. Kazısı yapılan, temelleri atılan metro şantiyelerimize kamyon kamyon hafriyat döktüler. Bütün dünyanın imrendiği, Çam ve Sakura Şehir Hastanemiz… Bu niteliksiz yönetim, hastanemizin yolunu yapmaktan bile imtina etti. Dolmabahçe Levazım Tünel Projesi… Büyükdere Caddesi’ndeki trafik yükünü azaltacak bu güzel projeyi bile iptal ettiler. İnanın örnekleri daha da çoğaltabiliriz. Ama biz bunları İstanbullu kardeşlerimizin vicdanlarına emanet ediyor, çözümlere odaklanıyoruz.
TRAFİKTE ÇİLE AZALACAK, ORTALAMA YOLCULUK SÜRESİ 64 DAKİKADAN 39 DAKİKAYA DÜŞECEK: Beş ve 10 yıllık iki ayrı ulaşım planlaması yaptık. Temel önceliğimiz İstanbul’a daha iyi hizmetler vermek. Önceliğimiz İstanbullulara zaman kazandırmaktır. Şu anda toplu ulaşımda karayolu ağırlığı yüzde 72’lerde, raylı sistemlerin payı yüzde 26’larda, deniz yolu yüzde 2 seviyelerinde. Karayolu payını yüzde 60’a düşürecek, raylı sistemlerin payını yüzde 37’ye çıkaracak, denizyolu seviyesini de yüzde 3’e çıkaracağız… Trafikte bu sayede çile azalacak. Ortalama yolculuk süresi 64 dakikadan 39 dakikaya düşecek.
İSTANBUL’UN TRAFİĞİ, 10 YILIN SONUNDA BİR DAHA GERİ DÖNMEMEK ÜZERE SON BULACAK: Bu oranlar ışığında söz veriyorum, ilk 5 yılın sonunda azalacak olan İstanbul’un trafiği, 10 yılın sonunda bir daha geri dönmemek üzere son bulacak. Raylı sistemler İstanbul’un hayat damarı. Mevcut 328 kilometre metro hattını, 2029’un sonuna kadar 650 kilometreye çıkaracağız. 2034’te de bu uzunluğu 1004 kilometreye çıkaracağız… Yıllardır bekleyen Sultanbeyli metrosunu inşallah biz tamamlayacağız; Sultanbeyli-Pendik arasındaki trafiği azaltacağız…
İKİ YAKAYA İKİ TÜNEL PROJESİ: İstanbul’da çok önemsediğimiz bir karayolu projesi… Alternatif bir ulaşım yolunu İstanbullulara sunmuş olacağız. İki yakaya iki tünel projesi. Bu tünellerin uzunluğu Avrupa yakasında, 88,2 kilometre; Anadolu Yakasında 34 kilometre olmak üzere 122,2 kilometre olacak. İstanbul’un merkezi bölgelerindeki trafik sıkışıklığını gidereceğiz... Onların yaptığı gibi; açtığımız tünellere hafriyat dökmeyeceğiz. Çalışacağız… İki yakada, Boğaz-sahil yolunun tıkanmış damarlarını açacağız.
DERTLİ İNSAN ÇALIŞIR, KOLLARINI SIVAR AMA İŞ YAPMAK İÇİN SIVAR; REKLAM İÇİN, ALGI İÇİN SIVAMAZ: ‘Bu projeyi yapmak istedik, engellendik’ gibi bahaneler… Dertli olacaksınız. Dertli insan çalışır, kollarını sıvar ama iş yapmak için sıvar; reklam için, algı için sıvamaz. Biz İstanbul’a hizmet için sıvadık. Çok kısa bir sürede İstanbul trafiğini rahatlatacağına inandığımız, 20 adet katlı kavşak ve 151 adet kavşak düzenleme planımızı hemen uygulamaya geçireceğiz… Mahmutbey Kavşağı gibi bölgelerimizi rahatlatacağız.
ESENLER VE HAREM OTOGARLARI… OTOGARLARIMIZI TAŞIYORUZ: İstanbul trafiği rahatlayacak…. İki büyük hamle daha yapacağız. Esenler ve Harem otogarları… Otogarlarımızı taşıyoruz. İki yakada altı yeni lojistik merkez kuracağız. Kent içi trafiğinde bulunan ve yaklaşık 1 milyon ağır vasıta trafiğini, şehrin çeperlerine taşımış olacağız. Planlı bir dağıtım modeli ile şehir içi ulaşımdaki seyahat süresini yüzde 20’lere düşürmüş olacağız.
HER YIL 100 METROBÜS, 250 OTOBÜS KAZANDIRACAĞIZ: Biz İstanbulluların evlerine, işyerlerine, okullarına mutlu bir şekilde ulaşmasını istiyoruz. Her yıl 100 metrobüs, 250 otobüs kazandıracağız. Çok önemsediğimiz proje, Silivri’ye metrobüs geliyor.
İSTANBUL’UMUZA İLK BEŞ YILDA, ÜSTÜ PARK, ALTI DA OTOPARK OLACAK ŞEKİLDE; TAM 250 BİN ARAÇLIK OTOPARK KAZANDIRACAĞIZ:
Sokaklarımız her gün evden çıkıyoruz ve görüyoruz ki insanlarımız mutsuz. Sokaklarımızı otopark olmaktan çıkaracağız. ‘Güvenli ve ucuz otopark, İstanbullunun hakkıdır’ diyeceğiz. İstanbul’umuza ilk beş yılda, üstü park, altı da otopark olacak şekilde; tam 250 bin araçlık otopark kazandıracağız. Bu otoparklarımız deprem esnasında toplanma alanı vazifesi görecek.
EVİNİN ÖNÜNE PARK EDEN İNSANLARIMIZDAN ÜCRET ALMAYACAĞIZ: İSPARK; liyakatsiz ellerde, kötü yönetildiği için zarar ediyor. Aracını evinin önüne park eden insanlardan bile para aldığı halde zarar ediyor. İSPARK’ı da ayağa kaldıracağız. Göreve gelir gelmez; kendi evinin önüne aracını park eden insanlarımızdan ücret almayacağız. İSPARK’ta uygulanan tarifelerde yüzde 25 indirim yapacağız… 15 dakikalık ücretsiz zaman dilimini, ilk yarım saate çıkarıyoruz; ilk yarım saat ücretsiz olacak.
TAKSİ SORUNU, İSTANBULLULARIN GÜNDEMİNDEN TAMAMEN ÇIKACAK: Yaklaşık 20 bin taksi, günde 1,6 milyondan fazla yolcuyu taşıyor. Taksi sorununu tamamen çözeceğiz. Merkezi Taksi Sistemi… Taksi sayımızı artıracağız. Taksicilerimizle görüştük; etkili eğitim, denetim, ödül, ceza ve geribildirim uygulamalarını hayata geçireceğiz. Taksi sorunu, İstanbulluların gündeminden tamamen çıkacak.
DENİZ ULAŞIMININ PAYINI İKİ KAT ARTIRACAĞIZ: Mevcut yönetim; deniz ulaşımını geliştirecek, teşvik edecek adımlar atmamıştır. Deniz ulaşımı konusunda etkili modellerle çalışacağız. Mini iskeleler kuracağız. Sabah ve akşam saatlerinde sık seferlerle hizmetleri artıracağız. Deniz ulaşımının payını iki kat artıracağız. Üç tane yeni hat ekliyoruz.
2034’TE DE TAM 1500 KİLOMETRE BİSİKLET YOLUMUZ OLSUN İSTİYORUZ: Görevi devraldığımızda İstanbul’umuzda bisikleti, cazip ulaşım aracı haline getireceğiz. Herkesin evinin kapısında bir bisiklet olsun istiyoruz. İstanbul’umuzu bu manada bisiklet şehri yapmak istiyoruz. Akıllı ulaşım sistemlerini hayata geçireceğiz. Bisiklet parklarının sayılarını artıracağız. Skuter park alanlarını yaparak, sadece park alanlarına park etmelerini… Paylaşımlı bisikleti de yaygınlaştırmak istiyoruz. 2034’te de tam 1500 kilometre bisiklet yolumuz olsun istiyoruz. Bisikleti, İstanbul’da en çok kullanılan ulaşım aracı haline getirmek, önemli hedeflerimizden bir tanesi…
DEPREM, TERÖRLE MÜCADELE KADAR ÖNEMLİDİR: 15 gündür sahadayız. Her gittiğim yerde, depreme hazırlık konusunda ne yapacağımızı; kentsel dönüşümü, deprem dönüşümünü soruyorlar. Biz de hep söylediğimiz gibi; ki Naci Hocam burada… Deprem, terörle mücadele kadar önemlidir. Bir milli güvenlik sorunudur. İstanbulluların gündemi depremdir, deprem dönüşümüdür. Sizlere, afetlere dirençli bir İstanbul vadediyoruz.
İSTANBULLULARA SÖZ, İSTANBUL’DA TEK BİR RİSKLİ YAPI KALMAYINCAYA KADAR ÇALIŞACAĞIZ: 39 ilçemizde 7 buçuk milyon evimiz var, işyerimiz var. Maalesef bunun 1 buçuk milyonu risk altında. 600 bin konutumuzun acilen dönüştürülmesi gerekiyor. 2019 yerel seçimlerinden önce ne dediler? ‘Deprem seferberliği ilan ediyoruz’ dediler, ‘İstanbul’u beş yılda depreme hazırlayacağız’ denilmişti. Öyle değil mi? Her yıl 20 bin, beş yılda 100 bin konut dönüştüreceğiz, hedefi konulmuştu. Buna ilave, ‘15 bin sosyal konutu süratle bitireceğiz’ vaadi verilmişti. Aslına bakarsanız, bizim kayıp beş yıl olarak tarif ettiğimiz durum, budur. Söz verdiğinin yüzde beşini bile yapamamaktır. Büyükşehir Belediyesi, bu konut sayısı ile bizim ilçe belediyemizin bile başarasının yarısına ulaşamadı. Bu hızla giderlerse, İstanbul’da dönüşümü ancak 100 yılda bitirebilirler… Dönüşüm ciddiyet, sorumluluk ister. Milletimizin barınma hakkını kimsenin insafına terk etmedik, bundan sonra da etmeyeceğiz. Müsterih olun, bize güvenin. Biz; Kastamonu’daki, Rize’deki, Bartın’daki sellerde; Antalya’daki, Muğla’daki yangınlarda işte bugün 25 Ocak, Elazığ’da, Malatya’da, İzmir’deki depremlerde 46 bin konutu nasıl bitirdiysek; en son 6 Şubat’ta yaşadığımız ‘asrın felaketinde’ 11 ilimizde 3 ayda 180 bin konutun inşasına nasıl başladıysak, 1 Nisan sabahı da görevi devraldığımızda İstanbul’un kaybettiği yılları süratle telafi edeceğiz. Bilimin ışığında İstanbul’un en riskli yerlerinden başlayarak bir an önce işe koyulacağız. İstanbullulara söz, İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışacağız, koşturacağız, alın teri dökeceğiz.
BEŞ YILDA 650 BİN KONUT İNŞA EDECEĞİZ: Bunun için de ülkemizin kaderini değiştirecek deprem dönüşüm hamlemizi süratle başlatacağız. Beş yılda, 39 ilçemizde; yatay mimari eksenli komşuluk ilişkilerini odağını alan, nüfusu tek bir kişi bile artırmayacak olan tam 650 bin konut inşa edeceğiz.
15 NİSAN’DA HEMEN BAŞVURULARI ALACAĞIZ, ‘YARISI BİZDEN’ DİYEREK 700 BİN LİRA HİBE DESTEĞİ SAĞLAYACAĞIZ, İLAVE OLARAK 700 BİN LİRA KREDİ DESTEĞİ VE 100 BİN LİRA DA TAŞINMA YARDIMI VERECEĞİZ: İstanbul’da yeniden yükseliş, yeniden diriliş dönemini sizlerle başlatacağız. Yeni, güvenli, huzurlu binalarımızın 300 binini; adeta bilinçli bir şekilde durdurulan KİPTAŞ eliyle yapacağız. KİPTAŞ, 1994’te Cumhurbaşkanımızın kurduğu, örnek şehircilik modellerini yapabilmek için… Güzide bir kurumumuz… 1994’te başlayan o anlayış, dalga dalga tüm Türkiye’ye yayıldı… Biz o öldürülen, yavaşlatılan KİPTAŞ ile 300 bin konutu başlatıyoruz. 15 Nisan’da hemen başvuruları alacağız, ‘yarısı bizden’ diyerek 700 bin lira hibe desteği sağlayacağız, ilave olarak 700 bin lira kredi desteği ve 100 bin lira da taşınma yardımı vereceğiz. 18 ayda bu konutlarımızı tamamlayacağız. 250 bin konutu, vatandaşımızı ve özel sektörü destekleyerek dönüştüreceğiz…
KENTSEL DÖNÜŞÜME ÖZEL, 100 BİN SOSYAL KONUT ÜRETEREK, DÖNÜŞÜME GİRECEK YUVA SAHİPLERİNE BU KONUTLARI ÇOK DÜŞÜK FİYATLARLA KİRALAYACAĞIZ: Yeni projemizi, ilk kez duyacaksınız. Kentsel dönüşüme özel, 100 bin sosyal konut üreterek, dönüşüme girecek yuva sahiplerine bu konutları çok düşük fiyatlarla kiralayacağız. 39 ilçemiz faydalanacak. Konutlar kesinlikle satılmayacak, çok uygun bedellerle kiralanacak. Böylece İstanbul’da yaşanan yüksek kira fiyat artışlarına karşı düşük gelir grubundaki kardeşlerimizi de korumuş olacağız.
İSTANBUL’UN DİJİTAL İKİZİ PROJESİ: Merkezi Afet Risk Yönetim Sistemi’ni hayata geçireceğiz. Olası depremlere karşı da afet anında hangi adımları atmamız gerektiğini bileceğiz. Yani kriz anlarının yönetimi kaotik olmayacak. İstanbul’un her sokağının, her binasını görebildiğimiz; İstanbul Dijital İkizini hayata geçireceğiz. Toplanma alanlarını, alt ve üst yapılarını hazır hale getireceğiz. Altı saat içinde afet sonrasında hizmetlerin kurulacağı birer yeşil alan olarak hizmet verecek, afet anında buralar geçici ve güvenli yaşam alanlarına dönüşecek. İstanbul’un her yerinde yapacağımız tüm toplanma alanlarında 2 milyon kişiye hizmet vereceğiz.
ATATÜRK HAVALİMANI’NDA YENİ BİR AFET YÖNETİM MERKEZİ KURUYORUZ: Atatürk Havalimanı’nda yeni bir afet yönetim merkezi kuruyoruz. Bu merkezden, tam donanımlı hastane kompleksimizin, yardım ve tıbbi malzemelerin lojistiğine kadar afet anında en çok ihtiyaç duyulan hava, kara, deniz yollarına bağlantı noktaları ile birlikte… Lojistiği yönetmemiz gerekiyor. Altı yeni lojistik merkezi kuracağız. Olası afet durumunda tüm gıda ve tıbbi malzeme ihtiyacını kesintisiz olarak buralardan sağlayacağız. Dokuz noktada, afet müdahale merkezlerimizi kuruyoruz.
İKİ YENİ ACİL DURUM HASTANESİ…: Mevcut iki acil durum hastanemize ek olarak; biri Arnavutköy’de diğeri de Pendik’te olmak üzere iki yeni acil durum hastanesine daha kavuşturacağız. Her iki yakaya dörder adet olmak üzere, acil müdahale ekiplerimizin konaklayacağı; sekiz tane hasta yakını konaklama merkezini hemen inşa edeceğiz. İstiyoruz ki, eğitim bu manada şart; Afet Farkındalık Akademisi kurarak, günlük yaşamlarında depremi odağına almak suretiyle… İstanbul tüm afet risklerine hazır oluncaya kadar durmadan çalışacağız.
HAKSIZ YERE İŞTEN ATILAN EMEKÇİLERİMİZİ GERİ ALACAĞIZ: Bugün İstanbul’da 8 milyon kadın, 1 buçuk milyon ev hanımı, 2 milyon 350 bin gencimiz, 1 buçuk milyon üniversite öğrencimiz, 4 milyon çocuğumuz var. 400 bin engelli vatandaşımız, 1 milyon 200 bin 65 yaş üstü büyüklerimiz var. İşten çıkarılmama sözü verilen kardeşlerimiz var. Ama bu sözün verilip işsiz bırakılan binlerce emekçimiz var. Mevcut belediye yönetiminin sosyal destekleri dağıtmadaki adaletsizliğine ve beceriksizliğine maruz kalan ihtiyaç sahiplerimiz var. Haksız yere işten atılan emekçilerimizi geri alacağız. Hani adalet diyorlar ya, biz onlar gibi adaletsiz olmayacağız. Hiç kimseyi haksız yere işten çıkarmayacağız… Meslek edinme ve istihdam odaklı projelere imza atacağız.
HANE HALKI SAYISINI DİKKATE ALARAK ADALETLİ SU TARİFESİ UYGULAYACAĞIZ…: Gece ve hafta sonu çalışan annelerimiz için… Her mahalleye çocuklarımız için kreş hizmeti götüreceğimiz; polislerimiz, doktorlarımız, hemşirelerimiz ve tüm gece emekçilerimiz için yedi gün 24 saat nöbetçi kreş hizmeti veriyoruz… İstanbul’da su kullanımı konusunda adaleti sağlamakta kararlıyız. Hane halkı sayısını dikkate alarak adaletli su tarifesi uygulayacağız…
İLK İŞİNİ KURAN 100 BİN GİRİŞİMCİ KADINA 100’EN BİN LİRA HİBE VERECEĞİZ: İstanbullu kadınlar artık bu şehrin işveren kadınları olacak. İlk işini kuran 100 bin girişimci kadına 100’en bin lira hibe vereceğiz.
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ OLARAK, OKULLARIMIZIN GÜVENLİK VE TEMİZLİK İLE İLGİLİ TÜM TALEPLERİNİ YERİNE GETİRECEĞİZ: İlkokul çağındaki çocuklarımız için okullarımızda beslenme desteği vereceğiz. İlköğretim öğrencilerimize ulaşımı tamamen ücretsiz yapacağız. Okullarımız hijyenik ve güvenli olacak. Büyükşehir belediyesi olarak, okullarımızın güvenlik ve temizlik ile ilgili tüm taleplerini yerine getireceğiz.
GENÇLERİMİZE YÜZDE 40, ULAŞIMDA İNDİRİM YAPACAĞIZ: Bu şehri üniversite okumanın çok keyifli olduğu bir şehir haline getireceğiz. Gençlerimize yüzde 40, ulaşımda indirim yapacağız. Hiçbir gencimiz; anne, baba, kardeş hasreti çekmeyecek. Memleketine giden öğrencilerimizin, yılda iki defa olmak üzere otobüs biletlerinin yarısını büyükşehir belediyesi olarak biz karşılayacağız. Kış geldi… Öğrencilerimizin masrafları artıyor. Öğrenci evlerine İGDAŞ’tan aylık 25 metreküp doğalgaz desteği vererek yanlarında olacağız. İstanbul’da aile kurmak zor olmayacak. İlk defa evlenen kardeşlerimize 50 bin lira beyaz eşya yardımı yapacağız. Gençlerimizin istihdama katkı sunmasını istiyoruz. Onların iş kurması için ön ayak olacağız. Sermayeyi nereden bulacağım derdini bitireceğiz, iş kolunu belirleyen ve eğitimini alan girişimcilerimize belediyeden 100 bin lira hibe vereceğiz. İstanbul’un en merkezi alanlarında; tam donanımlı, paylaşımlı ofisler sağlayacağız…
10 BİN TL EĞİTİM BURSU: Müracaat eden ihtiyaç sahibi üniversite öğrencilerimize bu yıl 10 bin TL olmak üzere her yıl artan oranda eğitim bursu desteği vereceğiz.
İHTİYAÇ SAHİBİ EMEKLİLERİMİZ İÇİN HER AY İSTANBUL KART’LARINA 2 BİN 500 LİRA DESTEK ÖDEMESİ YAPACAĞIZ: İki yakada üç büyük yaşlı ve engelli merkezi kuracağız. 75 yaş üstü yaşlılarımızı online takip edeceğiz. Evde temizlik ve yemek desteği ile 7 gün 24 saat, yaşlılarımızın hizmetinde olacağız. İhtiyaç sahibi emeklilerimiz için her ay İstanbul Kart’larına 2 bin 500 lira destek ödemesi yapacağız. İçinde müzik okulunun da yer aldığı madde bağımlılığı tedavi ve rehabilitasyon merkezi kuracağız. Ayrıca 10 yeni engelsiz yaşam merkezi kuracağız. Engelli istihdamını zorunlu kılacak yeni adımlar atacağız. İSMEK’i biz niye kurduk? Yok olmuş İSMEK’i özüne döndüreceğiz, müfredatını zenginleştireceğiz. İstanbul’da meslek sahibi olmak isteyip de kolunda altın bilezik olmayan kimse kalmayacak… Özel okul öğretmenlerimize de ulaşımda indirim desteği vereceğiz…
MARMARA DENİZİ’NİN KADERİNİ DEĞİŞTİRECEĞİZ: Mevcut İBB yönetimi tek bir metreküp dahi yeni su kaynağı kazandırmadı. Haliç’imizi yeniden eski günlerine kavuşturacağız… Dokuz yeni ileri biyolojik arıtma tesisimizi kuracağız. Bu sayede içme sularımızın değil, Marmara Denizi’nin kaderini değiştireceğiz. Marmara denizimize bir damla atık su gitmeyecek. Altı yeni içme suyu barajı yapacağız. İstanbul’un su kapasitesini beş yılda tam yüzde 21 oranında artıracağımızın sözünü veriyoruz.
HEDEFİMİZ 2040 YILINDA NET SIFIR EMİSYON HEDEFİNE ULAŞMAK: Her ilçemizde atık geri kazanım merkezleri kuracağız. İklim, sadece bir çalıştay konusu değil, Hedefimiz 2040 yılında net sıfır emisyon hedefine ulaşmak olacak. Kişi başına aktif yeşil alan miktarını 7,80 metrekareden 11,80 metrekareye çıkaracağız. Bu kapsamda yeni kent ormanları kazandıracağız.
MAHALLE BAHÇELERİ: 39 ilçe 964 mahallemizde ‘mahalle bahçeleri’ yapacağız. Bu millet bahçelerinde yapacağımız, kıraathanelerimiz var. Bundan sonra kadınlarımız için de özel kıraathanelerimizi yapacağız. Maltepe’de, İstanbul Botanik Parkı’nı İstanbullulara armağan ediyoruz. Bu gerçek proje, Nisan’da planlarımız hazır. Haliç’i temizleme projesi… Her iki yakasını yeniden düzenleyerek eski güzelliğine kavuşturacağız.
ESENLER OTOGARI’NI, BÖLGENİN EN BÜYÜK PARKI HALİNE GETİRECEĞİZ: Tarihi Haydarpaşa Tren Garı ile Moda arasında kıyı düzenlemesi yaparak bu bölgeyi İstanbul’un en güzel alanlarından biri haline getirmek istiyoruz. Haydarpaşa-Kadıköy Meydanı-Moda aksını birleştiriyoruz. Esenler Otogarı’nı yeşil dönüşüm projemizle yeniden tasarlayarak, otogarın tamamını bölgenin en büyük parkı haline getireceğiz.
Tüm köylerimize; tohum, fide, gübre, yakıt, büyükbaş-küçükbaş hayvan doğrudan desteklerimizi sunacağız. Köylerimizde; sözleşmeli tarım uygulaması ile toprağa emek veren tüm çiftçi kardeşlerimize bu destekleri sağlamış olacağız. Alım garantisi ile bu süreci yönetmiş olacağız.
TARİHİ YARIMADADA BİR RENOVASYON SEFERBERLİĞİ BAŞLATACAĞIZ: Sizlere mirasını geleceğe taşıyan bir İstanbul vadediyoruz. İstanbul’un ruhu, kültürü olacak. Tarihi yarımadada bir renovasyon seferberliği başlatacağız… Eminönü-Sirkeci sahil bandımızı düzenliyoruz. Tüm sokakları, meydanları yeniden ele alacağız. Bölge, gece gündüz yaşayan huzurlu bir gezinti yolu haline gelecek. Fatih Camisi… Külliye ve çevresindeki binaları, sokakları yeniden tasarlayacağız. Her gün milyonları ağırlayan Sultanahmet Camisi, Süleymaniye Camisi çevre düzenlemesi yapacağız. Sirkeci Tren Garı’nda ray sistemi kaldırılmadan tematik düzenleme yapılacak.
Meydanları ihmal etmeyeceğiz. 39 ilçemizin meydanlarını ihya edeceğimizin sözünü veriyorum. İstanbul, meydanları ile bütünleşecek…
ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ’MİZİN BİR BENZERİ… ANADOLU KÜLTÜR MERKEZİ: Kültür, sanat ve turizm ile yaşayan bir İstanbul… Yeni sanatçılar yetişecek. Yeni tesisler kuracağız. Atatürk Kültür Merkezi’mizin bir benzerinin Anadolu yakasında kurulması… Anadolu Kültür Merkezi’nin temellerini hızla atacağız. Harbiye Cemil Topuzlu sahnesi gibi görkemli iki salonu, iki yakaya yapacağız. İki yeni tiyatroyu kentimize kazandıracağız. İstanbul Kültür Akademisi’ni kuracağız. Rami Kütüphanesi gibi üç şehir kütüphanesi kuracağız. İstanbul festivaller şehri olacak. Beş yıldır kaderine terk edilen İstanbul Şehir Müzesi ve Haliç Bilim Merkezi’ni hayata geçireceğiz.
İKİ BÜYÜK HAVYAN YAŞAM ALANI: Başıboş gezen, 100 binlerce sahipsiz hayvanımız var… Çözümsüz bırakılan bu sorunu gidereceğiz. 39 ilçemize hizmet verecek tesislerimizi kuracağız. Bakıma tedaviye muhtaç hayvanlarımızın ön bakımlarını bu alanlarda yapacağız. Anadolu ve Avrupa yakasında kuracağımız iki büyük hayvan yaşam alanında, hayvanlarımızın bakımlarını yapacağız. Burada kimliklendirme, kısırlaştırma, aşılama gibi uygulamaları gerçekleştirmiş olacağız. Giderlerini tamamen belediye olarak biz sağlayacağız. Sahipsiz hayvanlar İstanbullular için bir sorun olmaktan çıkacak.
DİJİ İSTANBUL: BYTE İstanbul… Her süreci İstanbulluların yaşam kalitesini artırmak için BYTE İstanbul’dan yöneteceğiz. Dijital İkiz… Deprem, yangın, sel gibi afetleri sanal olarak simüle edebileceğiz. İstanbul Mobil uygulamasını bir yıl içinde hizmete alacağız. İstanbulluların tüm otoparkları elinizin altında olacak. Yol açık uygulaması ile en hızlı verimli ulaşım araçlarına anlık olarak ulaşabileceksiniz.
İstanbul’u sporun küresel başkenti yapacağız. 964 mahallemizde herkesin yürüyerek ulaşabileceği açık kapalı tesisler yapacağız.
31 MART AKŞAMI İSTANBUL’DA TARİHİ YENİDEN YAZACAĞIZ: 15 gündür her mahalledeyiz, her sokaktayız. İstanbul’un harekete geçmesi için birlikte çalışacağız. İstanbul’un kayıp beş yılını hep birlikte telafi edeceğiz. Tüm dünyaya model bir şehircilik uygulaması yapacağız. Herkesin bu şehrin imkanlarından adil bir şekilde yararlanması, nüfusun artmadığı zengin bir ekonomi için çalışacağız. Çilesiz bir İstanbul için çalışacağız. 31 Mart akşamı İstanbul’da tarihi yeniden yazacağız. İstanbul’da ilgisizlik bitecek. Sosyal medya belediyeciliği bitecek gerçek belediyecilik başlayacak. İstanbul’un fetret dönemini bitireceğiz. Yeniden dirilişini, yeniden yükselişini, yeniden şahlanışını hep birlikte başlatacağız.”
Yorumlar
Yorum Yapın
İlginizi Çekebilir
TOBB Erzurum Kadın Girişimciler Kurulu Ağustos Ayı Toplantısını TKDK’da Gerçekleştirdi
TOBB Erzurum Kadın Girişimciler Kurulu, Ağustos ayı toplantısını TKDK Erzurum İl Koordinatörlüğü’nde yaptı. Toplantıda kadın girişimcilere yönelik hibe, yatırım ve kırsal kalkınma destekleri ele alındı.
Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) bünyesinde faaliyet gösteren TOBB Erzurum Kadın Girişimciler Kurulu (KGK), Ağustos ayı olağan toplantısını TKDK Erzurum İl Koordinatörlüğü ev sahipliğinde gerçekleştirdi. Toplantıda kadın girişimciliğine yönelik çalışmalar değerlendirilirken, TKDK’nın hibe ve destek programları hakkında kurul üyelerine bilgi verildi.
KADIN GİRİŞİMCİLER TKDK’DA BİR ARAYA GELDİ
TOBB Erzurum Kadın Girişimciler Kurulu (KGK), Ağustos ayı olağan toplantısını Kurul Başkanı Kübra Alioğulları başkanlığında gerçekleştirdi.
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Erzurum İl Koordinatörlüğü’nün ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda, kurulun yürüttüğü çalışmalar ve önümüzdeki döneme ilişkin faaliyetler ele alındı.
TEMMUZ AYINDA YAPILAN ÇALIŞMALAR DEĞERLENDİRİLDİ
Toplantının açılışının ardından gündem maddelerinin görüşülmesine geçildi.
Kurul üyeleri, Temmuz 2026 döneminde KGK İcra Kurulu tarafından gerçekleştirilen faaliyetleri değerlendirerek yürütülen çalışmaların sonuçları hakkında görüş alışverişinde bulundu.
Kadınların girişimcilik hayatında daha etkin rol almalarını desteklemeye yönelik gerçekleştirilen faaliyetler ve önümüzdeki dönemde atılabilecek yeni adımlar da toplantının gündeminde yer aldı.
TKDK HİBE VE DESTEKLERİ KADIN GİRİŞİMCİLERE ANLATILDI
Toplantının önemli gündem başlıklarından birini ise TKDK tarafından yatırımcılara sağlanan hibe ve destek programları oluşturdu.
TKDK yetkilileri tarafından kurul üyelerine; tarım, kırsal kalkınma ve üretime yönelik yatırım olanakları hakkında kapsamlı bir bilgilendirme yapıldı.
Sunumda özellikle kadın girişimcilere yönelik avantajlar, uygulanabilecek hibe oranları ve proje başvuru süreçlerine ilişkin detaylar aktarıldı.
KADIN GİRİŞİMCİLİĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ İÇİN GÖRÜŞ ALIŞVERİŞİ
Toplantıda TKDK desteklerinden kadın girişimcilerin daha etkin şekilde yararlanabilmesi ve Erzurum’da kadın girişimciliğinin geliştirilmesine yönelik yapılabilecek çalışmalar konusunda karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.
TOBB Erzurum Kadın Girişimciler Kurulu’nun Ağustos ayı olağan toplantısı, değerlendirmelerin ardından sona erdi.
Avcılar Belediyesi'nin Futbol Turnuvasında Yarı Final Heyecanı
Avcılar Belediyesi Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından düzenlenen Mahalleler Arası Futbol Turnuvasında yarı finale yükselen takımlar belli oldu.
Avcılar Belediyesi Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından düzenlenen Mahalleler Arası Futbol Turnuvasında yarı finale yükselen takımlar belli oldu. İlçenin farklı mahallelerinden 12 takımın katıldığı organizasyonda Üniversite, Firuzköy, Mustafa Kemal Paşa, Gümüşpala ve Yeşilkent mahallelerinden sporcular şampiyonluk için mücadele etti.
12 TAKIM ŞAMPİYONLUK İÇİN SAHAYA ÇIKTI
Avcılar Belediyesi Atatürk Stadyumu’nda oynanan karşılaşmalarda takımlar, grup ve eleme müsabakalarında üst tura yükselmek için mücadele etti. Karşılaşmaların tamamlanmasıyla birlikte turnuvanın son dört takımı da netleşti.
Farklı mahallelerden sporcuları aynı organizasyonda buluşturan turnuva, ilçedeki futbol heyecanını da sahaya taşıdı. Avcılar Belediyesi’nin düzenlediği organizasyon, sporculara mücadele etme ve yeteneklerini sergileme fırsatı sundu.
YARI FİNAL HEYECANI
Turnuvada yarı finale yükselen ekipler Ateşoğlu Spor, Avcılar Balkan Spor, Trafo Spor ve Avcılar Murat Kölük Devlet Hastanesi oldu.
Dört takım, finale yükselmek için yarı final mücadelesini verirken, turnuvada finale çıkacak iki takım belli oldu.
ŞAMPİYONLUK İÇİN SON VİRAJ
Turnuvada yarı final karşılaşmalarının tamamlanmasının ardından finale yükselen takımlar da belli oldu. Rakiplerini mağlup eden Avcılar Balkan Spor ve Ateşoğlu Spor, şampiyonluk kupası için finalde karşı karşıya gelecek.
Avcılar Belediyesi, ilçede sporun daha geniş kesimlere ulaşması ve amatör sporcuların desteklenmesi amacıyla sportif organizasyonlara ev sahipliği yapmayı sürdürüyor. Turnuva kapsamında bir araya gelen takımlar, hem rekabet hem de sporun kent yaşamındaki buluşturucu yönünü sahaya yansıttı.
Şampiyonluk için son iki takımın kaldığı turnuvada gözler artık final karşılaşmasına çevrildi. Avcılar Balkan Spor ile Ateşoğlu Spor’un mücadele edeceği final maçının ardından şampiyon takım belli olacak. Dereceye giren takımlara kupa ve madalyaları takdim edilecek.
Teoman Mutlu: “Siyasi Partiler Temiz, Güvenilir ve Donanımlı Olmalıdır”
Yerli ve Milli Parti Genel Başkanı Teoman Mutlu, siyasi partilerde dürüstlük, liyakat ve şeffaflık çağrısı yaptı. Mutlu, Siyasi Partiler Kanunu ve seçim mevzuatının yeniden ele alınmasını istedi.
Yerli ve Milli Parti Genel Başkanı Teoman Mutlu, Türkiye’de siyasi partilerin demokrasinin temel unsurlarından biri olduğunu belirterek dürüstlük, liyakat ve şeffaflık vurgusu yaptı. Siyasi partiler hakkındaki iddia ve suçlamaların somut deliller ve hukuk çerçevesinde ele alınması gerektiğini söyleyen Mutlu, Siyasi Partiler Kanunu ve seçim mevzuatının da yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
“SİYASİ PARTİLER DEMOKRASİNİN TEMELİDİR”
Yerli ve Milli Parti Genel Başkanı Teoman Mutlu, siyasi partilerin seçim sistemi ve devlet yönetimindeki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Siyasi partilerin demokrasinin işleyişinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Mutlu, parti kadrolarının dürüst, liyakatli ve donanımlı kişilerden oluşması gerektiğini söyledi.
Mutlu, şu ifadeleri kullandı:
“Parti olmazsa seçim olmaz. Ciddi bir siyasi parti, insan yetiştiren bir okuldur. Devleti seçimi kazanan parti yönetiyor, Cumhurbaşkanı da partinin içinden çıkıyor. O hâlde iktidarıyla muhalefetiyle siyasi partilerin üzerine titremek ve temiz kalmaları için gayret göstermek gerekir.”
TEOMAN MUTLU’DAN LİYAKAT VE DÜRÜSTLÜK VURGUSU
Yerli ve Milli Parti’de bu anlayış doğrultusunda hareket ettiklerini ifade eden Mutlu, parti kadrolarının niteliğine önem verdiklerini belirtti.
Mutlu, “Parti mensuplarımızın temiz, dürüst ve mutlaka donanımlı olması için çalışıyorum. Çok şükür ülkeme tertemiz bir parti kazandırdım. Kendi evimin önünü temiz tutuyorum.” dedi.
“BÜTÜN PARTİLER ŞAİBEDEN UZAK OLMALIDIR”
Siyasi etik ve kamuoyu güveninin yalnızca tek bir partinin meselesi olarak değerlendirilemeyeceğini savunan Mutlu, Türkiye’de faaliyet gösteren bütün siyasi partilerin şeffaflık konusunda hassas davranması gerektiğini söyledi.
CHP hakkında kamuoyuna yansıyan iddialara da değinen Mutlu, şu değerlendirmede bulundu:
“Devleti kuran bir parti olarak CHP’nin de hakkında ortaya atılan iddiaları açıklığa kavuşturması, temiz ve güvenilir bir yapıyı koruması hepimizi ilgilendirir.”
Mutlu, farklı siyasi partiler hakkında çeşitli yapı veya gruplarla ilişkilere yönelik iddiaların zaman zaman gündeme gelebileceğini belirterek bu tür suçlamaların söylentiler üzerinden değil, somut deliller ve hukuk çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
“İnsanın olduğu her yerde problem olabilir, menfaat insanları şaşırtabilir. Yöneticilerin görevi buna karşı dikkatli olmak ve partilerinin itibarını korumaktır.” ifadelerini kullandı.
“CİDDİ SUÇLAMALAR KARŞISINDA HUKUKİ YOLLARA BAŞVURULMALI”
Siyasi partilere yönelik ciddi iddiaların cevapsız bırakılmaması gerektiğini söyleyen Mutlu, parti yöneticilerinin gerektiğinde hukuki yollara başvurması gerektiğini belirtti.
Mutlu, “Bir partiye karşı en küçük ciddi suçlama varsa genel başkanların ve yöneticilerin hukuk yoluna başvurması gerekir. Aksi hâlde parti durup dururken şaibe altında kalabilir.” dedi.
Siyasi tartışmaların itham ve söylentiler yerine hukuk, belge ve somut veriler üzerinden yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
SİYASİ PARTİLER KANUNU VE SEÇİM MEVZUATI İÇİN DEĞİŞİKLİK ÇAĞRISI
Teoman Mutlu, Türkiye’deki siyasi parti sisteminin hukuki altyapısının da yeniden ele alınması gerektiğini savundu.
Siyasi Partiler Kanunu ve seçim mevzuatında değişiklik yapılması yönündeki çağrısını yineleyen Mutlu, Türkiye’de çok sayıda siyasi parti bulunmasına rağmen bunların yalnızca bir bölümünün seçimlere katılma yeterliliğine sahip olduğunu söyledi.
Mutlu, “Türkiye’de çok sayıda siyasi parti var ancak bunların yalnızca bir bölümü seçimlere katılma yeterliliğine sahip. Geri kalanların önemli bir kısmı fiilen sınırlı bir örgütlenmeyle varlık gösteriyor. Bu da siyasette ciddi bir dağınıklık oluşturuyor.” ifadelerini kullandı.
Yetkili kurumlara çağrıda bulunan Mutlu, siyasi parti sisteminin daha şeffaf, sağlıklı ve işlevsel hale getirilmesine yönelik düzenlemelerin gündeme alınması gerektiğini savundu.
“DEMOKRASİ GÜÇLÜ OLACAKSA SİYASİ PARTİLER DE GÜÇLÜ OLMALI”
Mutlu, açıklamasını siyasi partilerde güven ve liyakat vurgusuyla tamamladı:
“Demokrasi güçlü olacaksa siyasi partiler de güçlü, temiz, donanımlı ve güvenilir olmak zorundadır. Biz kendi sorumluluğumuzu yerine getirirken bütün siyasi partilerin de aynı hassasiyeti göstermesini bekliyoruz.”
Cumhuriyet Kent Meydanı, Tarih, Kültür Ve Sosyal Yaşamın Yeni Buluşma Noktası Olacak
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Büyükçekmece Belediyesi işbirliğiyle yapımı tamamlanan Türkiye'nin en büyük kent meydanlarından Cumhuriyet Kent Meydanı, 80 bin metrekarelik alanıyla kentin sosyal ve kültürel yaşamına farklı bir zenginlik katacak.
30 Ağustos Pazar günü düzenlenecek olan etkinliklerle açılışının gerçekleştirileceği Cumhuriyet Kent Meydanı, Büyükçekmece Belediye Binası, Ulusal Bağımsızlık ve Kuruluş Müzesi, Atatürk Evi, Kıyı Marina gibi, tarihi, sosyal ve kültürel eserleri bünyesinde barındırıyor.
Başkan Akgün'ün vizyon projelerinden
Büyükçekmece Belediyesi'ne yönelik düzenlenen operasyon kapsamında Silivri Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün'ün, vizyon projelerinden olan Cumhuriyet Kent Meydanı projesi hayata geçiyor. Büyükçekmece'nin ve Cumhuriyetin kimliğini yansıtan eserlerin bir arada bulunduğu meydan projesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle tamamlandı. Cumhuriyet Kent Meydanı, 30 Ağustos Zafer Bayramı gibi anlamlı bir tarihte görkemli bir törenle açılacak. Zafer Bayramı'nın 104'üncü yıl kutlamalarıyla görkemli bir şölene dönüşecek olan açılış etkinliklerinde sevilen sanatçı Melek Mosso konser verecek. 30 Ağustos Pazar günü, Zafer Bayramı'nın 104'üncü yılı coşkuyla kutlanırken, Cumhuriyet Kent Meydanı gibi eşsiz bir proje kentin halkının hizmetine açılacak.
Meydan açık hava müzesi deneyimi sunacak
Sahip olduğu eserler ve sosyal yaşam alanlarıyla geçmiş ile bugün arasında bir kültür köprüsü oluşturan Cumhuriyet Kent Meydanı, ulusal ve uluslararası etkinliklerde de kentin yeni buluşma noktası olacak. Kent yaşamının kalbinin attığı meydan, yalnızca insanların bir araya geldiği bir buluşma noktası olmanın ötesine geçerek, kültür, sanat ve turizmin önemli merkezlerinden biri haline geliyor. Tarihi ve kültürel değerleriyle kentin geçmişine ışık tutan meydan; sanat eserleri, mimari dokusu, sosyal donatı alanları ve çevresindeki müzeler, yürüyüş yolları ile adeta açık hava müzesi deneyimi sunacak.
Sanat eserleriyle açık hava sergisine dönüşecek
27 yıldır aralıksız devam eden, Uluslararası İstanbul Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali kapsamında gerçekleşen Uluslararası Heykel Sempozyumu'na katılan dünyanın tanınmış heykeltraşların eserlerinin de sergilendiği meydan, kentin tarihini ve kültürel birikimini görünür kılarken, düzenlenen kültür-sanat etkinlikleri de meydanın canlılığını artırıyor. Sergilerden konserlere, kültürel buluşmalardan çeşitli etkinliklere kadar farklı organizasyonlara ev sahipliği yapması planlanan alan, her yaştan insan için yaşayan bir kültür platformu niteliği taşıyor.
Yatçılık sektörü ve turizm açısından meydanı önemli bir çekim merkezi
Ayrıca Cumhuriyet Kent Meydanı, dünyanın en bilindik 7 şehrinin mimari özelliğini bünyesinde barındıran bin yat kapasiteli Kıyı Marina'ya yürüme mesafesinde. Yatçılık sektörü ve turizm açısından meydanı önemli bir çekim merkezi haline getirecek olan marina bünyesinde barındırdığı alışveriş, eğlence, yeme – içme mekanlarıyla Büyükçekmece'ye artı değer katacak. Meydanın çevresindeki tarihi yapılar, müzeler, sanat alanları ve sosyal mekânlarla bütünleşmesi, bölgenin turizm potansiyelini daha da güçlendiriyor.
Gündüz ayrı, akşam ayrı bir atmosfere bürünüyor
Gündüzü ayrı, akşamı ayrı bir atmosfere bürünen meydan; ışıklandırması, mimarisi ve hareketli sosyal yaşamıyla kentin cazibe merkezlerinden biri olarak öne çıkacak. Vatandaşların dinlenip vakit geçirdiği, sanatseverlerin eserlerle buluştuğu ve turistlerin şehri keşfetmeye başladığı meydan, kentin kültürel vitrini olma özelliğini taşıyor. Ayrıca yer altı otoparkı da, bölgenin otopark ihtiyacını karşılamak için modern bir yer altı otoparkı olarak hizmet verecek.
İstanbul’da Okul Servis Ücretleri Cep Yakacak: Yıllık 93 Bin Tl’yi Aşıyor!
İstanbul okul servis ücretleri 2026-2027 tarifesi belli oldu. Yüzde 10 zam sonrası 0-1 km servis ücreti 39.970 TL, 23-25 km ücreti 93.610 TL oldu. İşte kilometreye göre yeni servis fiyatları.
2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde İstanbul’da okul servis ücretleri yeniden gündemde. Yeni tarifeyle servis ücretlerine yüzde 10 zam yapılırken, en kısa mesafenin yıllık bedeli 39 bin 970 TL’ye, 23-25 kilometrelik mesafenin ücreti ise 93 bin 610 TL’ye yükseldi. İşte İstanbul’da kilometre kilometre yeni okul servis ücretleri…
Yeni eğitim öğretim yılının başlamasına sayılı günler kala velilerin okul masrafları da netleşmeye başladı. Kırtasiye, forma ve diğer eğitim giderlerinin yanı sıra İstanbul’da servis kullanacak öğrencilerin ailelerini ciddi bir ulaşım maliyeti bekliyor.
2026-2027 eğitim öğretim dönemi için İstanbul okul servis ücretlerine yüzde 10 zam yapıldı.
Yeni tarifede ödenecek tutar öğrencinin evi ile okulu arasındaki mesafeye göre belirleniyor.
EN KISA MESAFE BİLE YILLIK 39 BİN 970 TL
İstanbul'da yeni tarifeye göre 0-1 kilometre arasındaki en kısa mesafenin yıllık okul servis ücreti 39 bin 970 TL olarak belirlendi.
1-3 kilometre arasında servis kullanacak bir öğrenci için yıllık ücret 42 bin 804 TL, 3-5 kilometre arasındaki mesafede ise 46 bin 124 TL olacak.
5-7 kilometrelik mesafenin yıllık servis bedeli de 48 bin 98 TL’ye ulaştı.
UZAK MESAFEDE FATURA 93 BİN TL’Yİ GEÇİYOR
Ev ile okul arasındaki mesafe arttıkça ailelerin ödeyeceği servis ücreti de önemli ölçüde yükseliyor.
21-23 kilometre arasındaki bir güzergâh için belirlenen yıllık ücret 90 bin 112 TL olurken, 23-25 kilometre arasındaki mesafede servis bedeli 93 bin 610 TL’ye çıkıyor.
Böylece uzun mesafede okul servisi kullanan bir öğrencinin ailesinin yalnızca ulaşım için ödeyeceği yıllık tutar 90 bin TL sınırını aşmış oldu.
İSTANBUL OKUL SERVİS ÜCRETLERİ 2026-2027
Yeni eğitim öğretim döneminde açıklanan tarifedeki bazı mesafe ve yıllık ücretler şöyle:
0-1 kilometre: 39.970 TL
1-3 kilometre: 42.804 TL
3-5 kilometre: 46.124 TL
5-7 kilometre: 48.098 TL
21-23 kilometre: 90.112 TL
23-25 kilometre: 93.610 TL
SERVİS ÜCRETİ MESAFEYE GÖRE DEĞİŞİYOR
Velilerin ödeyeceği okul servis bedeli, öğrencinin ikamet adresi ile okulu arasındaki mesafeye göre hesaplanıyor. Bu nedenle farklı kilometre dilimlerinde farklı yıllık ücretler uygulanıyor.
Yeni tarifeyle birlikte en kısa mesafe ile 23-25 kilometrelik mesafe arasında yıllık 53 bin 640 TL fark oluşuyor.
YENİ EĞİTİM DÖNEMİ AİLE BÜTÇESİNİ ZORLAYACAK
Servis ücretlerinin yanı sıra kırtasiye, okul ihtiyaçları ve diğer eğitim harcamaları da düşünüldüğünde, 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde ailelerin eğitim bütçesi yeniden önemli gündem maddelerinden biri haline geldi.
İstanbul’da en kısa mesafede dahi yıllık servis ücretinin yaklaşık 40 bin TL’ye ulaşması, özellikle birden fazla öğrencisi bulunan aileler açısından okul ulaşım maliyetini daha da önemli hale getiriyor.
Öğretmenlere Önlük Zorunluluğu Geliyor: MEB 81 İle Yeni Eğitim Genelgesi Gönderdi
MEB, 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde 81 ile genelge gönderdi. Öğretmenlere önlük düzenlemesi, cep telefonu uygulaması, kayıt parası yasağı ve veli randevu sistemiyle ilgili yeni kararlar açıklandı.
Milli Eğitim Bakanlığı, 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde 81 ile gönderdiği genelgeyle okullarda uygulanacak yeni kuralları belirledi. Genelgede öğretmenler ve eğitim çalışanlarının önlük giymesi, öğrencilerin sınıfta cep telefonu bulundurmaması, veli görüşmelerinin randevu sistemiyle yapılması ve kayıt parası talep edilmemesi gibi dikkat çeken düzenlemeler yer aldı.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla 81 ilin milli eğitim müdürlüğüne gönderilen genelgeyle, 14 Eylül 2026 tarihinde başlayacak 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde okullarda uygulanacak esaslar belirlendi.
Yeni dönemin en çok konuşulacak başlıklarından biri ise öğretmenlerin kılık ve kıyafetlerine ilişkin düzenleme oldu.
ÖĞRETMENLERE ÖNLÜK DÜZENLEMESİ
Genelgede eğitim kurumu yöneticileri, öğretmenler ve eğitim çalışanlarının görevlerini yerine getirirken öğretmenlik mesleğinin saygınlığına ve temsil sorumluluğuna uygun hareket etmeleri istendi.
Kılık ve kıyafette kamu hizmetinin ciddiyeti ile toplumsal hassasiyetlerin gözetilmesi gerektiği belirtilirken, eğitim yöneticileri, öğretmenler ve eğitim çalışanlarının önlük giyeceği ifade edildi.
Yeni uygulama konusunda eğitim öğretim yılı başında gerçekleştirilecek öğretmenler kurulu toplantılarında bilgilendirme yapılacak.
Uygulamanın takibi ise il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri tarafından gerçekleştirilecek.
VELİLER OKULA RANDEVUYLA GİDECEK
Yeni dönemde okul güvenliğine ilişkin tedbirler de artırılıyor.
Veli görüşmelerinin ülke genelinde Okul Randevu Sistemi üzerinden planlanması öngörülüyor. Velilerin randevusuz okul ziyaretlerine izin verilmeyecek.
Öğrencinin velisi veya yasal vasisi olmayan kişilerin de okullara girişine izin verilmeyecek.
Okul ve öğrenci güvenliğini tehdit edebilecek ihbar ve şikâyetlerin değerlendirilerek gerekli önlemlerin hızla alınması istenirken, ilgili kurumlarla koordineli şekilde koruyucu ve önleyici tedbirlerin uygulanacağı belirtildi.
OKUL KAYITLARINDA PARA TALEP EDİLEMEYECEK
MEB genelgesinin dikkat çeken bir diğer bölümü ise okul kayıtları oldu.
Öğrenci kayıtları, 2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılı Adrese Dayalı Kayıt Sistemi kapsamında gerçekleştirilecek. Kayıtların e-Okul sistemi üzerinden elektronik ortamda otomatik olarak yapılacağı belirtildi.
Velilerden “kayıt parası” veya başka bir isim altında zorunlu ücret talep edilemeyecek.
Bu yönde Bakanlığa veya ilgili birimlere ulaşan şikâyetlerin takip edilerek gerekli işlemlerin yapılacağı bildirildi.
Ayrıca sınıf mevcutlarının dengeli dağıtılması ve fırsat eşitliğinin korunması amacıyla kayıt bölgelerinin dışından öğrenci kaydı yapılmaması istendi.
ÖĞRENCİLER İÇİN CEP TELEFONU UYGULAMASI DEVAM EDECEK
Okullarda cep telefonlarına yönelik mevcut uygulama yeni eğitim öğretim yılında da sürdürülecek.
Öğrencilerin sınıf içerisinde cep telefonu bulundurmamasına ilişkin uygulamaya devam edilecek. Öğretmenlerin de ders sırasında cep telefonu kullanmaması istendi.
Dijital bağımlılığa karşı öğrenci ve velilere yönelik bilinçlendirme çalışmalarına ağırlık verilecek.
Ödev ve öğrenci bilgilendirmelerinde ise Bakanlık tarafından belirlenen dijital platformların kullanılması esas alınacak.
ÜCRETSİZ KAYNAKLAR DIŞINDA MATERYAL KULLANDIRILMAYACAK
Velilerin eğitim masraflarını artırabilecek uygulamalara karşı da okullara uyarı yapıldı.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ücretsiz dağıtılan kaynakların dışında başka materyallerin öğrencilere kullandırılmaması istendi.
Öğrenci ihtiyaçları konusunda velilerin belirli markalara veya yüksek fiyatlı ithal kırtasiye ürünlerine yönlendirilmesine izin verilmeyecek.
Yerli ürünlerin kullanılmasına imkân sağlanması ve velilere ek mali yük oluşturabilecek uygulamalardan kaçınılması istendi.
Okullarda ticari yönlendirme, reklam ve tanıtım organizasyonlarına da izin verilmeyecek.
2026-2027’NİN TEMASI “MAARİFİN KALBİNDE OYUN”
2026-2027 eğitim öğretim yılında “Maarifin Kalbinde Oyun” teması uygulanacak.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında çocukların öğrenme, sosyalleşme, gelişim ve kendilerini ifade etme süreçlerinde oyunun öneminin artırılması hedefleniyor.
Öğrencilerin yaş ve gelişim özelliklerine uygun geleneksel çocuk oyunları ile güvenli ve kapsayıcı oyun etkinliklerinin eğitim süreçlerine daha fazla dahil edilmesi planlanıyor.
Okul-aile iş birliğinin güçlendirilmesi amacıyla “Ailemle Eğitim Yolculuğum” çalışmalarının da yeni dönemde devam edeceği belirtildi.
OKULLARDA SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARINA DA DİKKAT EDİLECEK
Okullar tarafından gerçekleştirilecek tören, kutlama, anma ve mezuniyet etkinliklerinde kullanılacak müzik, video, broşür ve pankart gibi materyaller ilgili mevzuat doğrultusunda değerlendirilecek.
Okulların sosyal medya paylaşımlarında ise pedagojik ve etik ilkelerin gözetilmesi istendi.
Bakanlığın 81 ile gönderdiği genelgede yer alan düzenlemelerin uygulanması ve mevzuata aykırı işlemlerin önlenmesi için milli eğitim müdürlükleri süreci takip edecek.
Alparslan Kuytul’dan Süleymancılar Operasyonu Açıklaması: "Kayyum Atamaya Çok Alıştılar, Bu Dosyalar Siyasidir"
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kamuoyunda "Süleymancılar" olarak bilinen cemaate yönelik 17 ilde düzenlenen ve aralarında Alhan Kuriş’in de bulunduğu 30 kişinin gözaltına alındığı operasyona ilişkin Alparslan Kuytul’dan çarpıcı açıklamalar geldi. Cuma Tefsir Dersi’nin "Soru-Cevap" bölümünde konuyu değerlendiren Kuytul, devletin kayyum politikalarını sert bir dille eleştirdi.
"Suçsuzlar İse Mücadele Etmeliler"
Operasyon haberini değerlendiren Kuytul, gözaltına alınan kişilerin suçlu olmaları halinde olay çıkarmaya gerek olmadığını belirterek, "Ama eğer suçsuzlar ise mücadele etmelidirler. Teslim olmasınlar," ifadelerini kullandı. Devlet ve hükümetin her cemaati susturamayacağını anlaması gerektiğini savunan Kuytul, "Cemaatin başına kimin geçeceğine devlet mi karar verecek? Çok fena alıştılar kayyum atamaya," diyerek tepkisini dile getirdi.
"Bize Yapılan Zulümlere Karşı Çıtları Çıkmamıştı"
Süleymancılar cemaatinin geçmişte kendilerine yönelik operasyonlar ve baskılar karşısında sessiz kaldığını hatırlatan Kuytul, sitemkar bir üslup kullanarak şunları söyledi: "Bugüne kadar bizim başımıza bir sürü olay geldi. Bir gün bir çıtlarını duymadık. Bize yapılan bunca zulme rağmen bir gün bir açıklamalarını duymadık. Olsun, herkes yanında olandan harcar."
"Bu Operasyonu Şüpheyle Karşılıyorum"
Geçmişteki sessizliklerine rağmen ilkesel bir duruş sergilediğini ifade eden Kuytul, Süleymancılar cemaatine yönelik bu son operasyonu şüpheyle karşıladığını belirtti. Konuşmasını toplumsal bir mesajla tamamlayan Kuytul, "İnşallah bundan sonrasında başkaları zulme uğradığında onları da savunmayı öğrenirler. Artık böyle bir ortamda olduğumuzu, bunların siyasi dosyalar olduğunu anlamalıyız ve her lafa inanmamalıyız," diyerek sürecin hukuki değil, siyasi bir zemin taşıdığını iddia etti.
Erkek Egemen Sektörde Bir Kadın Lider: Meral Kaplan İle İş Sağlığı, Güvenliği Ve Başarı Üzerine
NİLGÜN EGE ÖZEL RÖPORTAJ
Telenews TV ekranlarında yayınlanan "Başarı ve İnsan" programında bu hafta, akaryakıt ve enerji sektörünün öncü kurumlarından MSK Endüstriyel Enerji Sistemleri İşveren Vekili ve İş Sağlığı Güvenliği Uzmanı Meral Kaplan’ı ağırladık. Ağır sanayide kadın olmaktan iş güvenliği kültürüne, sıfır iş kazası hedefinden başarı yolculuğuna kadar ilham veren tüm detayları Arka Haber okurları için konuştuk.
Nilgün Ege: Efendim hoş geldiniz. Sektöre ve iş sağlığı güvenliğine dair detaylara geçeceğiz ancak öncelikle okurlarımız ve izleyenlerimiz için sizi tanıyalım. Meral Kaplan kimdir?
Meral Kaplan: Hoş bulduk Nilgün Hanım, teşekkür ederim. Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji bölümü mezunuyum. Aynı zamanda Anadolu Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği ön lisans ve Dumlupınar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği yüksek lisans mezunuyum. Sosyolog kimliğimin yanında, aile şirketimiz olan MSK Endüstriyel Enerji Sistemleri’nde Yönetim Kurulu Üyesi ve İSG Departmanı Yöneticisi olarak görev yapmaktayım.
Nilgün Ege: Birçok unvanınız ve sorumluluğunuz var. Bunlarla baş etmek nasıl oluyor, bu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?
Meral Kaplan: Azim ve gayretle. Hedefler büyük olunca çalışma ve başarı da büyük oluyor. İnsan kendini nerede görmek isterse, oraya ulaşmak için o kadar çok emek vermeli. Benim hayattaki gayem kendimi hep en iyi noktaya taşımak; bu yüzden çok çalışıp üretmeye devam ediyorum.
Nilgün Ege: Programımızın ismi "Başarı ve İnsan". Meral Kaplan’a göre başarı nedir?
Meral Kaplan: Başarı öncelikle bir insanın hayalinin olmasıdır. Bu hayale ve hedeflere en disiplinli, en doğru ve en kararlı şekilde yürümektir. Elde ettiğiniz somut kazanımlar bu disiplinli yürüyüşün sonucudur. Benim için başarının temeli hayal kurmaktır.
Nilgün Ege: Hem iş güvenliği uzmanlığı yapıyorsunuz hem de akaryakıt gibi kadınların genellikle zorlandığı erkek egemen bir sektördesiniz. Neden akaryakıt sektörü?
Meral Kaplan: Akaryakıt sektörü ailemin ve benim tecrübelerimizle şekillenen bir alan. Bir kadın olarak sahada kesinlikle zorluk yaşamıyorum. Erkeklerin tecrübesiyle kendi bilgi donanımımı birleştirdiğimde ortaya çok daha büyük bir güç çıkıyor. İstasyonlara ve sahaya gittiğimizde kadın çalışan ve yönetici görmek takdir topluyor.
Nilgün Ege: Bu sektöre adım atmanızda ailenizin, özellikle babanızın etkisi oldu mu?
Meral Kaplan: Hem babamın hem de sektörde 15 yılını vermiş olan erkek kardeşim Emrah Bey’in çok büyük desteği oldu. Kardeşim bu sektörün öncülerindendir ve benim için çok kıymetli bir rehberdir. Onun yönlendirmesiyle bu alana girdim ve akaryakıt sektöründe İSG uzmanı oldum.
Nilgün Ege: Bir kadın olarak sahada hiç mi engelle karşılaşmadınız? Sert bir sektörde kendi renginizi nasıl kattınız?
Meral Kaplan: Sahaya kadın ya da erkek kimliğiyle değil, mesleki statümüz ve donanımımızla iniyoruz. Sahada 20 erkek personelle çalıştığımda kimse bana sadece "kadın" gözüyle bakmıyor; "Meral Hanım İSG uzmanı olarak bize ne öğretecek, bizden ne öğrenecek?" anlayışıyla yaklaşıyor. Kadınların getirdiği disiplin ve dikkat çok kıymetli. Ayrıca sosyolog kimliğim sayesinde insan davranışlarını doğru analiz edebiliyor ve çalışanlara nasıl yaklaşmam gerektiğini çok iyi biliyorum.
Nilgün Ege: Meral Kaplan’ı bugünlere getiren en büyük kırılma noktası nedir?
Meral Kaplan: Hayallerim, ideallerim ve ailemin koşulsuz desteği. Ben bir yerde durup yetinmeyi seven biri değilim. "Statü kazandım, burada kalayım" mantığı bana göre değil. Hep daha fazlasını öğrenmek ve kendime değer katmak isterim. En büyük etken ailemin inancı ve kendime her şeyin en güzelini layık görmemdir.
Nilgün Ege: Bareti ve yeleği çıkardığınızda nasıl bir Meral Kaplan var?
Meral Kaplan: Hayatı çok seven, doğayı ve ormanı seven, yaşamın her anını dolu dolu değerlendirmek isteyen bir Meral Kaplan var. Çocukluğumdan beri belirlediğim bir çizgi vardı; başarılı bir iş kadını olmak. Şu an o hayalin bir adım ötesindeyim ve hayal kurmaya devam ediyorum.
Nilgün Ege: Buradan gençlere ve kadın girişimcilere ne mesaj vermek istersiniz?
Meral Kaplan: Kesinlikle hayal kurmaktan ve vazgeçmemekten geri durmasınlar. Hayal etmek bedava ve başarının ilk adımıdır. Bir plan yapın, disiplinle uygulayın. Başarının yaşla ilgisi yoktur; kimi erken kimi geç ulaşır ama vazgeçmeyen mutlaka kazanır.
"TÜRKİYE'DE İSG KÜLTÜRÜ HIZLA GELİŞİYOR"
Nilgün Ege: Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) uygulamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Meral Kaplan: Türkiye’de İSG yasal düzenlemeler, işveren hassasiyeti ve çalışan bilinciyle ciddi bir yükselişte. İSG’yi ileriye taşıyacak olan da geriletecek olan da şirketler ve işverenlerdir. Kültürü ne kadar sahaya yansıtabilirsek o kadar yol alırız.
Nilgün Ege: Sektörde çokça telaffuz edilen "Sıfır İş Kazası" bir ütopya mı yoksa ulaşılabilir bir hedef mi?
Meral Kaplan: Kesinlikle gerçekçi bir hedeftir. İnsan ve işin olduğu yerde risk her zaman vardır ancak altyapıyı sağlam kurarsanız, personelin eğitimi tam olursa ve güvenlik önlemleri eksiksiz alınırsa kaza riskini sıfıra indirebilirsiniz.
Nilgün Ege: Çalışanlar baret, emniyet kemeri veya gözlük gibi koruyucu donanımları kullanmakta neden direnç gösteriyor?
Meral Kaplan: Çünkü çalışanlara sadece "Bunu tak" diyoruz, "Neden takmalısın?" sorusunun cevabını hissettirmiyoruz. O ekipmanı kullanmadığında başına gelebilecek olumsuzluğun kendisini, ailesini ve işyerini nasıl etkileyeceğini uygulamalı senaryolarla gösterdiğinizde bilinç kalıcı hale geliyor.
Nilgün Ege: Sahada sıkça duyduğumuz "Bana bir şey olmaz" algısını nasıl kıracağız?
Meral Kaplan: Bu yanılgı genellikle tecrübeli personelde ortaya çıkıyor. Tecrübesiz çalışan bilmediği için temkinli davranırken, tecrübeli personel her işi yapabileceğini düşünüp sınırları zorlayabiliyor ve kazaya açık hale geliyor. Bunun önüne geçmek için saha kurallarını, teknik yeterliliği ve İSG bilincini eksiksiz tutuyoruz.
Nilgün Ege: Uzman olarak sahada hiç işi durdurduğunuz oldu mu?
Meral Kaplan: Evet, oldu. Benim için en önemli kriter çalışanın psikolojik durumudur. Zihni işte olmayan insan hata yapar. Bir çalışmamız sırasında su sıçraması sebebiyle üstü tamamen ıslanan ve motivasyonu düşen personelimin talebiyle işi derhal durdurdum. Maddi kayıp gözetmeksizin ekibi dinlenmeye gönderdim; çünkü odaklanma olmadan güvenlik sağlanamaz.
Nilgün Ege: Sahadaki eğitim süreçleriniz nasıl işliyor?
Meral Kaplan: Yazılı prosedürlerimiz var ancak sadece ofis içi eğitim yeterli olmaz. Saha oryantasyonu şarttır. Personelimiz sahada birebir uygulamalı eğitim alıp tam not almadan bağımsız çalışamaz. Ayrıca kurallara en çok uyan ve denetimlerden tam puan alan çalışanlarımızı her ay ödüllendirerek motivasyonu yüksek tutuyoruz.
Nilgün Ege: Olası bir ramak kala olayında veya kriz anında ilk adımınız ne oluyor?
Meral Kaplan: Bir olay yaşandığında benim için en son sorumlu çalışandır. Önce yönetime bakarız: "Biz neyi eksik planladık?" Ardından İSG süreçlerine, sonra ekipmanlara bakarız. En son çalışana geliriz. Hatanın kaynağına göre ya yeni bir ekipman temin ederiz ya da canlandırmalı saha eğitimleriyle aynı durumun tekrarlanmasını engelleriz.
"AKARYAKITTA DİKKATSİZLİK VE KIVILCIM EN BÜYÜK TEHLİKE"
Nilgün Ege: Akaryakıt sektöründe karşılaşılan başlıca riskler nelerdir?
Meral Kaplan: Parlama ve patlama, yakıt sızıntısı, statik elektrik, kimyasal maruziyet ve istasyon içi araç trafiği en büyük tehlikelerimizdir. İstasyonlarda sigara yasağı ve telefonların kısıtlanması hayati önem taşır. Telefonlar dikkat dağınıklığı yaratmanın yanı sıra elektriksel ark riski taşır; bu yüzden ekiplerimiz sahada cihazlarını uçak modunda kullanır.
Nilgün Ege: Yakıt dolumu sırasında araç motorunun kapatılması neden zorunludur?
Meral Kaplan: Dolum esnasında oluşabilecek en ufak bir yakıt sızıntısı veya buharlaşma, çalışan motorun sıcaklığı ve elektriksel aksamıyla temas ettiğinde patlama riski doğurur.
Nilgün Ege: Akaryakıt yangınlarına neden suyla müdahale edilmez?
Meral Kaplan: Su, yakıtı söndürmez; aksine suyun üzerinde yüzen yakıtın daha geniş alanlara yayılmasına ve yangının büyümesine neden olur. Ayrıca kaygan zemin oluşturur. Bu tür yangınlara kuru kimyevi tozlu yangın tüpleri veya özel kum havuzlarıyla müdahale edilmelidir.
HIZLI SORULAR - TEK CEVAP
Saha mı, masa başı mı? Saha.
Kural mı, empati mi? Empati.
Plan mı, kriz çözmek mi? Kriz çözmek.
Uyarmak mı, işi durdurmak mı? İşi durdurmak.
Ceza mı, ödül mü? Ödül.
Teori mi, pratik tecrübe mi? Pratik tecrübe.
Disiplin mi, motivasyon mu? Disiplin.
Mevzuat mı, saha mantığı mı? Saha mantığı.
Erken kalkan mı, gece çalışan mı? Erken kalkan.
Çay mı, kahve mi? Kahve.
Risk almak mı, garantiye gitmek mi? Garantiye gitmek (ama yenilik için kontrollü risk).
Görsellik mi, işlevsellik mi? Görsellik.
Yazılı kural mı, kulaktan kulağa kültür mü? Yazılı kural.
Şantiye mi, ofis trafiği mi? Şantiye.
Mantık mı, hisler mi? Mantık.
İSG’nin tek kelimelik tanımı? Güvenlik.
Meral Kaplan’ı anlatan tek kelime? Hayatı sevmek.
Başarının tek kelimelik tanımı? Disiplinli çalışmak.
Nilgün Ege: Meral Kaplan’ın bundan sonraki en büyük kariyer hedefi nedir?
Meral Kaplan: Hedeflerim her yıl gelişerek büyüyor. Türkiye’nin 81 ilinde denetimler yapıyoruz ancak şimdiki hedefim uluslararası alanda baş denetçi olmak ve bu alandaki tecrübemizi küresel standartlara taşımak.
Nilgün Ege: Bu değerli ve ufuk açıcı sohbet için çok teşekkür ederim. Eklemek istediğiniz son bir söz var mı?
Meral Kaplan: Bu güzel programa beni konuk ettiğiniz için ben teşekkür ederim Nilgün Hanım. Başarıya ulaşmak kolay değil ama imkansız da değil. Önemli olan disiplini elden bırakmamak ve hayallerin peşinden koşmaktan asla vazgeçmemektir.
Nilgün Ege: Ağzınıza, emeğinize sağlık. Unutmayalım ki en büyük başarı, günün sonunda sahadan evimize sevdiklerimizin yanına sağlıklı ve güvenle dönebilmektir.
NİLGÜN EGE İLE ARKA HABER'DEN NOTLAR
Kadın emeğinin, disiplinin ve tavizsiz bir güvenlik anlayışının ağır sanayide neleri dönüştürebildiğine bir kez daha şahit olduk. Sevgili Meral Kaplan’ın da altını çizdiği gibi; sahada ne kadar büyük işler başarırsak başaralım, en kıymetli zafer günün sonunda evimize, ailemize ve sevdiklerimize sapasağlam dönebilmektir.
Hayallerinden vazgeçmeyen, üreten, sektöre vizyon katan güçlü kadınların ve sahadaki görünmez kahramanların başarı hikayelerini konuşmaya devam edeceğiz.
Arka Haber'de, hayatın tam arkasındaki gerçeklerde kalın...
Eski Bakan Denizolgun’un Ölümünde Yeni Gelişme: Mezarı Açılacak
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılındaki ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada dikkat çeken bir karar alındı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine “feth-i kabir” kararı verilirken, Denizolgun’un gerçek ölüm nedeninin yeniden yapılacak adli incelemelerle araştırılması bekleniyor.
İSTANBUL – Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un yaklaşık 10 yıl önce gerçekleşen ölümüne ilişkin soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi.
Denizolgun’un ölümüne yönelik iddia ve şikâyetler üzerine yürütülen soruşturma kapsamında, mezarının açılarak yeniden adli inceleme yapılmasına karar verildi.
BAŞSAVCILIK FETH-İ KABİR TALEP ETTİ
Denizolgun’un yeğenlerinin suç duyurusunun ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmalar kapsamında, ölüm nedeninin yeniden araştırılması gündeme geldi.
Başsavcılık, Denizolgun’un mezarının açılması ve ölüm sebebinin yeniden incelenmesi için talepte bulundu. Talebin değerlendirilmesinin ardından feth-i kabir kararı alındı.
Başsavcılık tarafından yapılan açıklamada, Denizolgun’un ölümü ve daha önce gerçekleştirilen otopsi işlemlerine ilişkin şüphe iddiaları bulunduğu belirtilerek, gerçek ölüm sebebinin belirlenebilmesi amacıyla yeniden inceleme yapılacağı bildirildi.
MEZARININ 19 AĞUSTOS’TA AÇILMASI BEKLENİYOR
Alınan karar doğrultusunda Denizolgun’un mezarının açılarak naaşı üzerinde yeniden adli inceleme yapılması bekleniyor.
Feth-i kabir işleminin 19 Ağustos 2026 Çarşamba günü saat 08.30’da gerçekleştirilmesinin planlandığı bildirildi.
Yapılacak incelemelerde Denizolgun’un ölüm nedenine ilişkin yeni bilimsel ve adli bulguların bulunup bulunmadığı araştırılacak.
ÖLÜMÜNE İLİŞKİN İDDİALAR YENİDEN GÜNDEME GELDİ
Denizolgun’un ölümüne ilişkin şüphe ve iddialar, Alihan Kuriş’e yönelik yürütülen soruşturmanın ardından yeniden kamuoyunun gündemine taşındı.
Kuriş’in söz konusu soruşturma kapsamında tutuklanmasının ardından, Denizolgun’un 2016 yılındaki ölümüne ilişkin geçmişte dile getirilen iddialar da yeniden tartışılmaya başlandı.
Ancak Denizolgun’un ölümünde herhangi bir dış müdahale bulunduğuna ilişkin kesinleşmiş bir adli tespit bulunmuyor. Yapılacak yeni adli incelemenin, ölüm nedenine ilişkin soru işaretlerinin aydınlatılmasına katkı sağlaması bekleniyor.
ARİF AHMET DENİZOLGUN KİMDİR?
11 Mayıs 1956 doğumlu olan Arif Ahmet Denizolgun, mimarlık mesleğinin yanı sıra siyaset alanında da görev yaptı.
Refah Partisi’nde siyasete başlayan Denizolgun, 1995 genel seçimlerinde Antalya Milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdi.
28 Şubat sürecinin ardından siyasi yaşamını bağımsız olarak sürdüren Denizolgun, ANASOL-D Hükümeti döneminde Ulaştırma Bakanlığı görevinde bulundu.
Denizolgun, 6 Eylül 2016 tarihinde hayatını kaybetti.
İstanbul Merkezli 8 İlde “Şeker Soruşturması”: 25 Şirkete İşlem, 47 Şüpheli İfadeye Çağrıldı
İstanbul merkezli 8 ilde yürütülen Şeker Soruşturması kapsamında 25 şirkete ait 26 adreste arama yapıldı. 47 şüpheli ifadeye çağrıldı.
İstanbul merkezli 8 ilde nişasta bazlı şeker üretimi ve ticaretine yönelik geniş kapsamlı bir soruşturma başlatıldı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamasına göre, 25 şirkete ait 26 adreste arama ve evraka el koyma işlemi gerçekleştirildi. Şirket yöneticisi olduğu belirtilen 47 şüpheli ise ifadeye çağrıldı.
8 İLDE EŞ ZAMANLI “ŞEKER SORUŞTURMASI”
Adalet Bakanı Akın Gürlek, nişasta bazlı şeker üretimi ve ticareti yapan bazı firmalara yönelik yürütülen soruşturmaya ilişkin açıklama yaptı.
Gürlek’in verdiği bilgilere göre; Tarım ve Orman Bakanlığı Şeker Dairesi Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen denetimler ile Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının incelemeleri sonucunda bazı firmalar hakkında dikkat çeken tespitlere ulaşıldı.
Açıklamada, bazı firmaların Şeker Kanunu ile belirlenen kota ve iç piyasa satış sınırlamalarını ihlal ederek iç piyasaya arz edilmemesi gereken nişasta bazlı şeker niteliğindeki ürünleri piyasaya sürdüklerinin tespit edildiği belirtildi.
ÜRÜNLERİN FARKLI İSİMLERLE FATURALANDIRILDIĞI İDDİASI
Yapılan incelemelerde bazı ürünlerin gerçek niteliğinin “maltodekstrin”, “glukoz”, “nişasta” ve “fruktoz” gibi farklı isimlerle faturalandırılarak gizlendiği öne sürüldü.
Açıklamaya göre, bazı işlemlerde faturada gösterilen ürün ile fiilen teslim edilen ürünün cinsi arasında farklılıklar bulunduğu tespit edildi.
Söz konusu bulgular üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince “Şeker Soruşturması” kapsamında eş zamanlı adli işlemler başlatıldı.
25 ŞİRKETE AİT 26 ADRESTE ARAMA
Soruşturma kapsamında İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Ankara, Konya, İzmir, Gaziantep ve Adana olmak üzere 8 ilde operasyon gerçekleştirildi.
Gürlek’in açıklamasına göre, 25 şirkete yönelik 26 adreste arama ve evraka el koyma işlemleri yapıldı. Şirket yöneticisi olarak belirlenen 47 şüpheli ise çağrı yoluyla ifadeye çağrıldı.
SORUŞTURMA ÇOK SAYIDA SUÇ YÖNÜNDEN SÜRÜYOR
Soruşturmanın;
- Bozulmuş veya değiştirilmiş gıda veya ilaçların ticareti,
- Vergi Usul Kanunu kapsamında vergi kaçakçılığı,
- Muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma,
- Özel belgede sahtecilik,
- Fiyatları etkileme
suçları yönünden çok yönlü olarak sürdürüldüğü bildirildi.
GÜRLEK: “HUKUK ÖNÜNDE HESABINI VERECEKTİR”
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde vatandaşların sağlığını, devletin vergi gelirlerini ve ekonomik düzeni hedef alan yasa dışı faaliyetlerle mücadelenin sürdürüleceğini belirtti.
Gürlek açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Halk sağlığını tehlikeye atan, vatandaşlarımızı yanıltan, devletimizi vergi kaybına uğratan ve hukuka aykırı kazanç elde etmeye çalışan kim olursa olsun, hukuk önünde hesabını verecektir.”
Soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından çok yönlü olarak sürdürüldüğü bildirildi.
İlk Yorum yapan siz olun!