Ağır Şantiye Şartlarından Sivil Topluma, Kentsel Dönüşümden Siyasete Uzanan Genç Bir Vizyon: Mustafa Cevahiroğlu Televizyon dünyasının ilgiyle takip edilen programlarından "Başarı ve İnsan", TeleNews ekranlarındaki ilk bölümünde inşaat sektörünün genç, dinamik ve sahada bizzat ter döken isimlerinden birini ağırladı. Arka Haber Yayın Sahibi Nilgün Ege Karaçuha’nın hazırlayıp sunduğu programın ilk konuğu; Cevahiroğlu İnşaat Yönetim Kurulu Başkan Vekili, İMO İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi ve Maya Fikir Kulübü Başkan Yardımcısı Mustafa Cevahiroğlu oldu. Henüz 28 yaşında olmasına rağmen şantiyenin tozunu yutarak çekirdekten yetişen, kentsel dönüşüm projeleriyle İstanbul’un yapı stoğuna yön veren ve sivil toplum kuruluşlarındaki aktif görevleriyle dikkat çeken Mustafa Cevahiroğlu ile mesleğin mutfağını, aile şirketlerindeki kuşak çatışmasını, kentsel dönüşümün hayati önemini, gençlerin beyin göçünü ve inşaatta yapay zekâ dönemini tüm detaylarıyla konuştuk.

"Ben Babamın Oğluyum!" Ama Boynuz Kulağı Geçmezse Sanat Ölür! | Başarı ve İnsan



TELENEWS TELEVİZYONU | BAŞARI VE İNSAN

ŞANTİYENİN TOZUYLA BÜYÜYEN GENÇ BİR MÜHENDİS

Nilgün Ege: Şimdi konumuza geçeceğiz ama biz önce sizi tanıyalım. Mustafa Cevahiroğlu kimdir?

Mustafa Cevahiroğlu: Mustafa Cevahiroğlu, 1998 yılında İstanbul Fatih’te doğan bir vatandaştır diyelim. Memleketim Trabzon Of. İnşaat mühendisiyim. Şu anda da aktif olarak İstanbul’un belli bölgelerinde kentsel dönüşüm projelerinin hazırlanması ve uygulanması işini yapmaktayım.

Nilgün Ege: İnşaat sektöründesin, inşaatın tozunu yutuyorsun. 98 doğumlusun, çok genç bir mühendissin. Genç yaşta sahaya girdin ve bu tozu yuttun. Bu duyguyu biraz senden öğrenmek istiyorum. Yaş şu an 28 değil mi?

Mustafa Cevahiroğlu: Şu anda 28 yaşındayım. Tabii bu duygu aslında benim içimden gelen bir duyguydu her şeyden önce. Çocuk yaştan itibaren inşaatı seviyordum. Binalara olan merakım beni bu mesleğe yönlendirdi. Şu anda da açıkçası kendi işimi yapmaktan son derece mutluyum.


"USTALARIN KARŞISINDA SUDAN ÇIKMIŞ BALIK GİBİYDİM"

Nilgün Ege: Peki senden büyük ustaların karşısına o bareti takıp şantiye şefi olarak çıkmak nasıl bir psikolojiydi? Kendinizi nasıl kabullendirdiniz bu kadar ustanın içinde?

Mustafa Cevahiroğlu: Alıştıktan sonra iş tabii daha kolay gelmeye başlıyor insanın gözüne. Ben başka işler de yaptım inşaatın dışında; e-ticaretle de ilgilendim bir süre. Orada da şunu net deneyimledim: Her işin kendine göre bir zorluğu var. Mesleğin ilk yılları, 4-5 sene sonrası gibi olmuyor. İlk başta yeni mezunsunuz, tabiri caizse sudan çıkmış balık gibisiniz ve karşınızda bu işi yıllardır yapan insanlar var. Zamanla alıştım şantiyelere, şu anda büyük bir keyifle yapıyorum.

Kabullenme sürecine gelince... Sahada şunu çok net gördüm: İnşaat temelden çatıya kadar bir süreçtir ve bir inşaat mühendisinin bütün bu süreçlere hâkim olması gerekir. Örnek veriyorum; bir tesisat ustası sadece tesisatı bilse onun için yeterlidir ama inşaat mühendisi duvarı da çatıyı nasıl konumlandıracağını da temeli nasıl inşa etmesi gerektiğini de çok iyi bilmek zorunda. Ben kendimi geliştirmeye buradan başladım. Halen daha geliştirmeye devam ediyorum.



AİLE ŞİRKETİ, BABA ROL MODELİ VE KONTROLLÜ REKABET
Nilgün Ege: Siz aslında bir aile şirketisiniz. Cevahiroğlu İnşaat’ı bilmeyen yok. Bu şirkette kendinizi ikinci kuşak olarak büyük bir sınavda mı görüyorsunuz yoksa bir konfor alanında mı?

"Ben babamın oğluyum" mu diyorsunuz yoksa siz Mustafa Cevahiroğlu olarak mı devam ediyorsunuz?

Mustafa Cevahiroğlu: Çok kritik yerden geldi soru... Tabii şöyle bir gerçek var; Türkiye'de yaşıyoruz, ülkemi çok seviyorum ve her Türk gencinde olduğu gibi benim de kahramanım tabii ki babam, onu rol model aldım kendime. Ama bizim Türk toplumunda şöyle de bir atasözü vardır: "Boynuz kulağı geçmezse sanat ölür." O yüzden kendimi geliştirmeye ve bu yolda ilerlemeye karar verdim.

Evet, "Ben babamın oğluyum" ama neticede biz bir aile şirketiyiz. Aramızda tatlı bir rekabet oluyor mu? Tabii ki oluyor. Bence bu işin olmazsa olmazıdır, gelişimi etkileyen en büyük faktörlerden biri de budur. Babama her zaman çok büyük saygı duyuyorum.

 

Nilgün Ege: Babanızı Allah başınızdan eksik etmesin. Peki Mustafa Bey, bir mühendis sahada mı yetişir yoksa okulda mı?

Mustafa Cevahiroğlu: Aslına bakarsak ikisi de olmazsa olmaz.

Ana mantığı okulda öğreniyoruz ama iş hayatındaki uygulamalar çok daha başka oluyor. Fakat bu işin okulunu okumadan başlarsak ciddi problemler yaşayacağımızı düşünüyorum. Mesela bizim çizdiğimiz bir proje sahada uygulanabilir olmayabiliyor. Bu problemi ancak sahada çalışarak giderebiliriz. Mühendis sahada çalışırsa projeyi çizerken o hatayı yapmaz. O yüzden okul şart ama mezun olur olmaz sahaya girmek lazım.


İSTANBUL'UN YAPI STOĞU VE KENTSEL DÖNÜŞÜM ALARMI
Nilgün Ege: Aile olarak devasa kentsel dönüşümler yapıyorsunuz. Kentsel dönüşüm deyince ne anlamalıyız? Eski binaları yıkıp yeni bir estetik mi yoksa daha güvenli binalar mı?

Mustafa Cevahiroğlu: Ülkemiz deprem kuşağında, özellikle İstanbul çok kritik. Bu şehrin acilen dönüşmesi gerektiğini düşünenlerdenim. Binamızı yenilerken dış cepheler de yapıyoruz ama ana düşüncemiz bu olmamalı. Olaya can güvenliği açısından bakmamız lazım; aksi takdirde kentsel dönüşümden çıkıp restorasyona girer. Bizim temel düşüncemiz emniyetli ve güvenli binalar yapmaktır, estetik kaygılar sonra gelir. Önce emniyet, sonra hareket.

Nilgün Ege: Yüksek binalar ne kadar güvenli? 20-30 katlı binalar var İstanbul'da...

Mustafa Cevahiroğlu: Kattan ziyade insan ürkebiliyor tabii, yükseklik fobisi olanlar var. Ancak bir bina projesine ve deprem güvenliğine uygun yapıldıysa, uygulaması da doğruysa 30 kat da olsa 40 kat da olsa hiçbir problem teşkil etmez.

Nilgün Ege: İstanbul'un mevcut yapı stoğu ne durumda?

Mustafa Cevahiroğlu: Ben bu konuyu 1999 öncesi ve sonrası diye ayırıyorum. 99 depreminden sonra hayatımıza Yapı Denetim girdi. Hatay ve Maraş depremlerinde yıkılan binaların %99'unun yapı denetim hizmeti almamış binalar olduğunu görüyoruz. 99 öncesi yapılarda rutin karot işlemini yaptığımızda %99 ihtimalle çürük çıkıyor zaten.

İstanbul'da mevcut yapı stoğumuz alarm veriyor, şehrin acilen dönüşmesi lazım. En erken bugünden başlamak şart. 5 yıl sürer, 10 yıl sürer ama hemen bugün başlanmalı.

Nilgün Ege: Sahada mülk sahipleriyle veya maddi kısımda en çok nerede zorlanıyorsunuz?

Mustafa Cevahiroğlu: Yasamız gereği kentsel dönüşüm hibe ve kredisinden faydalanmak için binada %50+1 rıza çoğunluğu gerekiyor. Sahada bizi en çok zorlayan şey komşuların birbiriyle anlaşamaması. Bir elin beş parmağı bile farklı. Komşular anlaşamadığı takdirde bizim elimiz kolumuz bağlanıyor, zorla yapacak halimiz yok. Vatandaş kendi arasında fikir birliğine vardığı an gerisi müteahhitte kalıyor ve projeye göre 12, 18 veya 24 ayda teslim ediyoruz.

BEYİN GÖÇÜ, YURT DIŞI SEVDASI VE TÜRKİYE GERÇEĞİ
Nilgün Ege: Çizmeleri, yeleği, bareti takıp kışın çamurunda şantiyedesin. Ülkemizde gençlerde ciddi bir beyin göçü var. Yurt dışına gitme hayali kuruyorlar. Sen neden Türkiye'de kalıp aile şirketinde şantiye tozunu yutmayı tercih ettin?

Mustafa Cevahiroğlu: Ben işimi sevdiğim için şantiye tozu bana dokunmuyor, rahatsız etmiyor. Sevmeden yapılacak bir iş değil zaten, masa başı olmadığı için şartları ağır. Yurt dışı konusuna gelince; ben bu ülkenin insanının her şeyi yapabileceğini düşünüyorum. Devletimiz çok güçlü bir devlet, kendi coğrafyasının hâkimi. O yüzden yurt dışına gitmektense her zaman burada kalmayı tercih ederim.

Gidenlerin de ciddi bir kısmı geri dönüyor zaten. Gençler ülkelerinden ümitlerini yitirmesinler, başarı bu topraklarda gizli.

Nilgün Ege: Önümüzdeki 10-20 yılda Mustafa Cevahiroğlu nerede olacak, en büyük hayalin ne?

Mustafa Cevahiroğlu: İşimi geliştirmeye devam etmek istiyorum. Yeni teknolojiler çıkıyor. Yapay zekayla çalışmaya başladık. Satacağımız daireyi henüz bitmeden bilgisayardan projektörle yansıtıp müşteriye bitmiş haliyle gezdirebiliyoruz. 10-20 yıl sonra bu çok daha gelişecek.

Nilgün Ege: Robotlar ustaların yerini alabilir mi dersin?

Mustafa Cevahiroğlu: Bence kesinlikle alamaz! Hiçbir makine insan elinin kattığı o değeri ve ruhu üretemez. Yapım süreleri kısalır, teknoloji bize kolaylık sağlar ama insan unsurunun yerini tutamaz.

SİVİL TOPLUM BİLİNCİ VE MAYA FİKİR KULÜBÜ
Nilgün Ege: 42 yıl sonra kazandığınız İMO (İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi) seçimlerinde Yönetim Kurulu Üyesi oldunuz. Karadeniz Vakfı'ndasınız, Maya Fikir Kulübü Başkan Yardımcısı oldunuz... Bu kadar misyona nasıl yetişiyorsunuz?

Mustafa Cevahiroğlu: Gün 24 saat, zorlasanız da 25 olmuyor. Kendi işimde yardımcılarım var, süreci beraber yönetiyoruz. Bir insanın sadece iş odaklı olmasını doğru bulmuyorum. İnsan olmak topluma karşı bir sorumluluk yükler; iyilik ve erdem demektir. Ahiret inancı olan bir insanım ve ne kadar çok insana dokunabilirsek bizim için o kadar iyi. STK çalışmaları benim için bir hobi gibi. İnsana farklı bir pencereden bakmayı öğretiyor.

Nilgün Ege: Maya Fikir Kulübü'nün amacı ve vizyonu nedir?

Mustafa Cevahiroğlu: Ülkesini seven, ahlaki değerlere sahip, milli duyguları güçlü, manevi yönü sağlam gençlerimizle buluşmak istiyoruz. Amacımız gençleri çok erken yaşta iş hayatına ve sahaya hazırlamak. Üniversiteden mezun olunca sudan çıkmış balığa dönmesinler istiyoruz. Önümüzdeki güz döneminden itibaren İstanbul Ticaret Üniversitesi başta olmak üzere üniversitelerde kulüp bazında aktif faaliyetlerimize başlıyoruz.

TÜRK İNSANININ TİCARET VE İNŞAAT MERAKI
Nilgün Ege: Türkiye ile Avrupa'yı kıyasladığımızda inşaat sektörümüz nerede?

Mustafa Cevahiroğlu: Türk insanı ticareti çok seviyor. Akıllarının bir köşesinde hep bir ticaret fikri var. Bizim ülkemizde herkes çok iyi bir futbol teknik direktörüdür, herkes siyasetçidir, herkes din alimidir ve dördüncüsü: Herkes babadan gelme inşaatçıdır! Eline keser almamış insan bile inşaatı çok bildiğini iddia eder. Bu merak sektörü aşırı büyüttü ve güçlendirdi.

Nilgün Ege: Konut fiyatları çok yüksek, sizce bu fiyatlar normal mi?

Mustafa Cevahiroğlu: İnşaat sektörü 750'den fazla alt kalemi barındırıyor. Arsa payı, beton, demir, işçilik derken maliyetler çok arttı. Bir işin sürdürülebilmesi için kâr edilmesi gerekir. Fiyat artışları bizim keyfi zam yapmamızdan değil, artan girdi maliyetlerinin zorunlu sonucudur.

TEK CEVAPLIK HIZLI SORULAR

Programın gelenekselleşen "Takla Sorular" bölümünde Nilgün Ege sordu, Mustafa Cevahiroğlu hiç düşünmeden tek kelimelik yanıtlar verdi:

Nilgün Ege: Şantiyede proje çizmek mi daha zor, sahada ustalarla anlaşmak mi?

Mustafa Cevahiroğlu: Sahada ustalarla anlaşmak.

Nilgün Ege: Kentsel dönüşümde ilk kriteriniz nedir; güvenlik mi, estetik mi, bütçe mi?

Mustafa Cevahiroğlu: Güvenlik.

Nilgün Ege: Siyaset mi, sivil toplum mu, yoksa şantiyede baret takıp çalışmak mı? Hangisinde kendini daha 'kendi gibi' hissediyorsun?

Mustafa Cevahiroğlu: Siyaset.

Nilgün Ege: İş hayatında bugüne kadar aldığınız en büyük ders neydi?

Mustafa Cevahiroğlu: Herkese güvenmemek.

Nilgün Ege: Mustafa Cevahiroğlu için başarının tek kelimelik formülü nedir?

Mustafa Cevahiroğlu: Çalışmak.

Nilgün Ege: Sevgili Mustafa, yolun çok açık olsun. Çok gençsin ve çok güzel işlere imza atıyorsun. Ağzına, yüreğine sağlık.

Mustafa Cevahiroğlu: Rica ederim efendim, ben teşekkür ederim.

Evet sevgili okurlar; TeleNews ekranlarında yapımcılığını ve sunuculuğunu yaptığım "Başarı ve İnsan" programımızda, genç bir vizyon ile inşaat sektörünün mutfağından sivil toplumun kalbine uzanan son derece samimi ve ufuk açıcı bir sohbet gerçekleştirdik. Mustafa Cevahiroğlu’nun henüz 28 yaşında sergilediği bu azim, duruş ve memleket sevdası; geleceğe dair ümitlerimizi bir kez daha tazeledi. Sahada ter döken, ülkesine inanan ve gençliğe ilham olan tüm başarılı isimleri Telenews ekranlarımızda Başarı ve insan programımızda ve Arka Haber sayfalarında ağırlamaya devam edeceğiz. Bir sonraki özel röportajımızda buluşmak üzere, sevgiyle ve başarıyla kalın...