Merhaba sevgili Arka Haber okurları! Bugün sizlere tarım ve hayvancılığın kalbinin attığı, Bursa'nın gözde ilçelerinden biri olan Mustafakemalpaşa'dan sesleniyorum. Bursa denince akla gelen tarım ve hayvancılık faaliyetleri, bu bölgede uzun yıllardır köklü bir şekilde devam ediyor. Bursa’nın verimli toprakları, iklimi ve geleneksel üretim yöntemleri sayesinde Mustafakemalpaşa ilçesi, tarım ve hayvancılık alanında Türkiye’nin önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir. İlçe halkı, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık ile geçimini sağlarken, özellikle sütün kalitesi ve hayvanlardan elde edilen etin lezzetiyle ünlüdür. Bunun yanı sıra, tarımsal üretimde de birçok farklı ürün yetiştirilmektedir. Zeytin, buğday, mısır ve sebze üretimi, ilçenin ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadır. Bölgedeki tarımsal üretim kooperatifleri, üreticilere destek sağlamak ve üretimin sürdürülebilirliğini artırmak amacıyla önemli çalışmalar yapmaktadır. Bugün sizlere bu kooperatiflerden biri olan Mustafakemalpaşa ve Çevre Köyleri Damızlık Sığır Yetiştiriciliği Tarımsal Kalkınma Kooperatifi bahsedeceğiz ve tam 24 yıldır bu kooperatifin başkanlığını yapan Kadir Kumsal ile gerçekleştirdiğimiz röportajı paylaşıyorum.
.jpg)
BURSA/MUSTAFAKEMALPAŞA (GÖRÜNTÜLÜ RÖPORTAJ)
NİLGÜN'CE SOHBETLER
RÖPORTAJ:NİLGÜN EGE
Nilgün Ege: Merhaba sevgili başkanım, bizi burada
misafir ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Kooperatifinizin çalışmaları
hakkında konuşacağız ama öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
Kadir Kumsal: Ben Kadir Kumsal. Mustafakemalpaşa
doğumluyum, köyümüzde büyüdüm ve yıllarca yer altında maden işçiliği yaptım.
Emekli olduktan sonra hayvancılıkla ilgilenmeye başladım. Aslında hayvancılık
bizim ailemizde çocukluktan gelen bir uğraş. 24 yıldır da kooperatif başkanlığı
görevini sürdürüyorum.
Nilgün Ege: 24 yıldır kooperatif başkanısınız ve
hayvancılıkla iç içesiniz. Dünden bugüne hayvancılık nasıl değişti? Çifçiler ve
üreticiler ne durumda?
Kadir Kumsal: Maalesef dünden bugüne hayvancılık ve
tarımda çok büyük değişiklikler oldu ve çok geriye gittik. Öncelikle dış ülkeler
bize tuzak kurdu ormanların doğal bakıcısı olan keçiyi ormanın düşmanı gibi
gösterip bizim yetkilileri kandırarak keçiyi bitirdiler. Keçiyi bitirmek ile
orman yangınları çoğalttık. Eskiden keçi, tarımın ve hayvancılığın önemli bir parçasıydı
ormanların doğal bakıcısı ve bağ makasıydı. Keçi besiciliğinin kaldırılması hem ekonomiyi
hem de doğayı olumsuz etkiledi. Keçi sütü anne sütünden sonra gelir ve peyniri
sağlık açısından çok kıymetlidir. Bugün keçi sütünden üretilen birçok ürünün
iyileştirici etkileri var, insanlar şifa buluyor.
SİYASİ İRADE
Nilgün Ege: Peki dış ülkeler bizim yetkilileri kandırdı
diyorsunuz. Bizim yetkililer keçinin ve keçi sütünün değerli olduğunu bilmiyorlar
mıydı?
Kadir Kumsar: Kitapta okumakla olmuyor. Bu memlekette
kim milletvekili oluyor. Yüzde seksen avukatlar, fabrika sahiplerinin çocukları
parası olan milletvekili oldun. Siz hiç gördünüz mü çiftçiden köylüden milletvekili
olanı, ben görmedim. Ve tabandan gelmeden insanın ve hayvanın değerini
bilemezsin. Milletvekili çıkartıyoruz yatır parayı milletvekili ol deniliyor bu
memlekette. Milletvekili olmak için vekiller bir yatırıp vekil olduktan sonra
bin geri alıyorlar. Gördük dezenfektan firmalarını her kanal göstermiyor ama
bazı kanallar gösteriyor. Bütün milletvekillerine sesleniyorum; ’siz
çalışan işçinin sırtından işçinin alın terinden vekil oldun sen o işçi için ne
yapıyorsun o koltukta neden oturuyorsunuz?.. Buradan yine Efkan Ala ’ya
da sesleniyorum. Diş hastanesinin açılışına geldi birçok sözler verdi, tarımı iyileştireceğiz
dediği için oy attık ama yine bizi kandırdı. Telefon numarasını da kendi verdi
o zaman bana, en az on sefer aradım kendisini maalesef bir kere bile dönüş
yapmadı.’’
TARIMSAL ÜRETİMDE KARŞILAŞILAN ZORLUKLAR
Nilgün Ege: Peki başkanım, sadece hayvancılık
değil, tarımda da ciddi sıkıntılar yaşandığını biliyoruz. Tarımsal üretimde
hangi zorluklarla karşı karşıya kalınıyor?
Kadir Kumsar: Tarımda en büyük sorun maliyetlerin
sürekli artmasıdır. Örneğin, bir dönüm tarlada domates yetiştirmenin maliyeti
25 bin lirayı buluyor. Ancak çifçi, mahsulünü 18 bin liraya satabiliyor.
Aradaki fark, çiftçiyi borca sürüklüyor. Traktörüne, tarlasına el konulma
riskiyle karşı karşıya kalıyorlar. Özellikle büyük tarla sahipleri için bu
durum daha da ağır. Bankalara olan borçlar, mazot ve gübre fiyatlarındaki
artışlar çiftçiyi ciddi anlamda zorluyor. Örneğin domates ekimi maliyetli bir
iş ama kazancı beklenenin çok altında kalıyor. Çifçi borçlarını ödeyemez hale
geldi, traktörüne, tarlasına el konulma tehlikesiyle karşı karşıya şu an.
Şu an maliyetler oldukça yüksek ve yem fiyatları, nakliye
masrafları, elektrik gibi giderler sürekli artıyor. Bugün bir inek kesimi
yaptığımızda maliyeti 360 TL’yi buluyor. Bu maliyeti karşılamak için üretici
ciddi şekilde zorlanıyor. Eskiden daha uygun fiyatlara kıyma satardık, ama
bugün aynı kıyma 500 TL’nin altında satılamıyor.
Bu sorunlar sadece maliyetlerle sınırlı değil, aynı zamanda
ürünlerin piyasada değerinde satılamaması da büyük bir problem. Domates, biber
gibi ürünler maalesef pazarlarda hak ettiği değeri bulamıyor. Maalesef ki2024
yılı çifçinin ÖLÜM YILDÖNÜMÜ olmuştur.
Nilgün Ege: Başkanım birazda sütten konuşalım. Biraz
önce antibiyotikli sütleri tanklara almıyoruz ve bu sütler sokağa gidiyor
dediniz. Biz antibiyotikli sütü nasıl anlarız ve antibiyotikli sütten kaynaklı
brusella hastalığı nedir?
Kadir Kumsar: Antibiyotikli süt bizim geleceğimizi yok ediyor. Yine buradan sesleniyorum üreticilerimize antibiyotikli sütü vermesinler döksünler dökmeye kıyamıyorlarsa bize getirsinler parasını biz ödeyelim ve biz dökelim...
Brucella hastalığına gelince de genellikle brucella bakterisi nedeniyle ortaya çıkar ve genellikle enfekte hayvanlardan (özellikle sığır, koyun, keçi) insanlara geçer. Antibiyotikli süt, bu bakterinin varlığına işaret eder; eğer süt, uygun şekilde işlenmezse ve bakteriyi taşıyorsa, insanlarda brusella hastalığına yol açar bu hastalık, ateş, terleme, baş ağrısı ve kas ağrılarla kendini gösterir. Antibiyotikli sütlerin tüketimi bu tür riskler taşıdığından, sağlıklı ve güvenilir süt tedarikine ve sokaktan alınan sütlere çok dikkat etmek gerekir. Bu yüzden tanıdık güvenilir yerden süt almak önemlidir.
Nilgün Ege: Peki bu zor durumdan çıkış yolu nedir sizce?
Kadir Kumsal: Tarım ve hayvancılığın sürdürülebilir
olması için daha fazla destek şart. Çiftçinin emeği karşılık bulmalı,
maliyetler düşürülmeli. Ayrıca üretici ile tüketici arasında adil bir denge
kurulmalı ki hem çiftçi hem de tüketici zarar görmesin.
ÜRETİCİ VE TÜKETİCİ ARASINDAKİ BAĞ
Nilgün Ege: Tüketici açısından durumu nasıl
değerlendiriyorsunuz? Artan fiyatlar, tüketiciye nasıl yansıyor?
Kadir Kumsar: Tüketiciyi korumak da üreticiyi korumak
kadar önemli. Çünkü tüketici olmazsa üretici de olmaz. Ancak bugün emekli maaşı
13 bin lira olan bir vatandaş, nasıl geçinsin? Aynı şekilde asgari ücretle
çalışan bir aile, bu fiyatlarla nasıl alışveriş yapsın? Burada önemli olan
dengeyi kurmak ve hem üreticiyi hem de tüketiciyi koruyacak bir sistem
geliştirmek. Üreticinin kazandığı, tüketicinin de ulaşılabilir fiyata kaliteli
ürün alabildiği bir yapı kurulmalı.
SİYASİ İRADE VE ÇİFTÇİLERİN TALEPLERİ
Nilgün Ege: Bu durumda çiftçilerimizin talepleri neler?
Devletten ya da siyasilerden nasıl bir destek bekliyorlar?
Kadir Kumsar: Çiftçilerimizin en büyük talebi adil
fiyatlandırmadır. Ürettikleri malın hakkını alabilmek istiyorlar. Sadece
maliyetine üretim yapıyorlar ve bir kazanç elde edemiyorlar. Bu noktada
siyasilerin de sorumluluğu büyük. Tarımdan ve hayvancılıktan anlayan insanların
yönetime gelmesi gerekiyor. Bugün bakıyorsunuz, mecliste tarımdan gelen kaç
milletvekili var? Çok az. Halbuki bizim en büyük sorunlarımızdan biri bu.
Mecliste tarımdan gelen insanların sayısının artması gerekiyor ki sorunlarımız
doğru şekilde dile getirilsin ve çözüme kavuşsun.
Nilgün Ege: Son olarak, çiftçilere ya da bu
sektörde yer almak isteyen gençlere ne gibi bir mesaj vermek istersiniz?
Kadir Kumsar: Gençlere her zaman tavsiyem; çalışmak ve üretmekten vazgeçmemeleridir. Koşullar ne kadar zor olursa olsun, çiftçilik ve hayvancılık bu ülkenin bel kemiğidir. Gençler bu sektöre adım atarken bilgiyle, teknolojiyle ve azimle hareket etmeli. Bizim gibi eski nesillerden öğrendikleri tecrübeleri, yeni yöntemlerle harmanlamaları gerekiyor. Ancak bu şekilde tarım ve hayvancılık daha güçlü bir hale gelir.
Röportaj Yorumu: Tarım ve Hayvancılığın Zorlu Gerçekleri
Bu röportaj, Kadir Kumsar’ın samimi ve doğrudan üslubuyla, Türkiye'nin tarım ve hayvancılık sektöründeki sıkıntıları açık bir şekilde ortaya koyuyor. Kumsar’ın söyledikleri hem üreticilerin hem de tüketicilerin karşılaştığı sorunların derinliğini yansıtıyor. Kumsar,keçinin ekosistem içindeki yerini ve önemini vurgulayarak, dış etkenlerin yerel üretimi nasıl etkilediğini aktardı bizlere. Keçilerin ormanların doğal bakıcıları olduğunu belirtmesi, sadece ekonomik bir perspektifle değil, aynı zamanda çevresel bir bakış açısıyla da konuyu ele aldı. Bu noktada, hayvancılığın sadece bir ekonomik faaliyet olmadığını, aynı zamanda doğayla olan ilişkimizde de önemli bir rol oynadığını görüyoruz. Kumsar’ın siyasilerle ilgili eleştirileri ise, tarım ve hayvancılık alanında bilgi sahibi olan kişilerin meclisteki temsilinin ne kadar az olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, çiftçilerin sesinin duyulmasını ve ihtiyaçlarının karşılanmasını zorlaştırıyor. Kumsal, "kitapta okumakla olmuyor" derken, gerçek deneyim ve anlayışın ne kadar önemli olduğunu vurguladı. Bu eleştiriler, tarım politikalarının oluşturulmasında hangi kriterlerin göz önünde bulundurulması gerektiği konusunda düşünmeye sevk ediyor. Artan maliyetler ve düşük satış fiyatları arasındaki dengesizlik, çiftçilerin sürdürülebilirliği tehlikeye atan en büyük sorun olarak öne çıktı. Özellikle üretim maliyetleri ile satış fiyatları arasındaki uçurum, çiftçilerin borç içinde boğulmasına neden oluyor. Kumsar, bu dengenin sağlanması gerektiğini belirtiyor, aksi halde hem üreticinin hem de tüketicinin zarar göreceği bir sistemin devam edeceğini ifade ediyor. Antibiyotikli süt konusu, sağlık açısından ciddi bir tehdit olarak vurgulanıyor. Kumsal’ın bu konudaki uyarıları, üreticilerin ve tüketicilerin dikkat etmesi gereken önemli bir meseleye parmak bastı. Sağlıklı gıda tedarikinin önemi, günümüzde her zamankinden daha kritik bir hale gelmiş durumda. Kumsal'ın gençlere verdiği mesaj, üretim ve çalışmanın önemine dair güçlü bir vurguyla bitiyor. Tarımın geleceği, gençlerin bu sektöre katılımı ve teknolojiyi kullanma becerileriyle doğrudan bağlantılı. Buda, sürdürülebilir bir tarım politikası oluşturmak için yenilikçi düşünce yapısına ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor.
Sonuç Olarak..
Bu röportaj, tarım ve hayvancılık sektörünün içinden geçtiği zorlukları anlamak açısından oldukça değerli. Kadir Kumsal’ın görüşleri, sadece üreticilerin sorunlarını değil, aynı zamanda toplumun genel ekonomik dengesini etkileyen bir dizi faktörü gözler önüne seriyor. Tarım ve hayvancılığın geleceği, bu sorunların çözülmesine yönelik atılacak adımlara bağlı. Bu nedenle hem ççilerin hem de tüketicilerin sesi daha fazla duyulmalı ve adil bir sistem kurulması için gereken değişiklikler bir an önce gerçekleştirilmelidir.
BRUSELLA NEDİR?
Brusella; hayvanlarda ve insanlarda hastalığa neden olabilen, hayvanlardan elde edilen pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleriyle çiğ etlerin tüketimi ve enfekte hayvanlarla temasla kişilere bulaşabilen bir bakteridir. Brusella bakterisinin insanda meydana getirdiği enfeksiyon hastalığına ise bruselloz adı verilir. Özellikle hayvanlarla yakın temasta çalışan kasaplar, hayvancılıkla uğraşan çiftçiler ve veterinerler bu hastalık için risk grubu içinde kabul edilir.
Brusella bakterisi insan vücudunda hemen her dokuda enfeksiyona neden olabilir. Bu nedenle, etkilediği organ veya vücut sistemine bağlı olarak çok çeşitli klinik belirtilerle ortaya çıkabilir. Brusellanın neden olduğu belirtiler farklı sağlık sorunlarında da görülebildiğinden, tanısının konulmasında güçlük yaşanabilir ve tedavi planlaması gecikebilir. Bu sebeple, risk grubundaki bireylerin hastalık hakkında doğru ve yeterli düzeyde bilgi sahibi olması oldukça önemlidir.
Brusella bakterisi insanlara temel olarak üç farklı yol üzerinden bulaşır:
Beslenme (ağız) yoluyla: Enfekte olan hayvanların çiğ etlerinin veya pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi sonucu bakteri insanlara geçebilir.
Solunum yoluyla: Bakteri hava yoluyla hayvanlardan insanlara taşınabilir.
Açık yaradan temas yoluyla: Kasaplar gibi hayvanların kanı ve çiğ etleriyle yoğun temas halinde olan kişilerde, cilt bütünlüğünün bozulduğu bölgelerden brusella bakterisi insan vücuduna geçebilir.
Bakterinin insandan insana bulaşması oldukça nadir görülse de kan yoluyla veya cinsel yolla bulaşın gerçekleşebileceği gözlemlenmiştir.
Brusella Belirtileri Nelerdir?
Brusella vücutta pek çok organda iltihaplanmaya yol açabildiğinden, hastalık seyrinde çeşitli klinik belirtilerle karşılaşılabilir. Bu hastalıkta belirtilerin ortaya çıkması 2 aya kadar sürebilir. Aşağıdaki semptomlar brusella enfeksiyonu vakalarında sıkla gözlemlenmiştir:
- Ateş ve titreme,
- Halsizlik – yorgunluk,
- Yaygın kas ve eklem ağrısı; bel veya sırt ağrıları, baş ağrısı, karın ağrısı,
- İştahsızlık ve kilo kaybı,
- Gece terlemeleri.
Kaynak: (https://www.medicana.com.tr)
Yorumlar
Yorum Yapın
İlginizi Çekebilir
Sarıyer'de Köklü Altyapı Problemi Son Buldu

Sarıyer Belediyesi, Fatih Sultan Mehmet Mahallesi Bilgi Sokak’ta uzun yıllardır bölge sakinlerini olumsuz etkileyen altyapı sorununu çözüme kavuşturdu. Yıllardır yaşanan su baskınları ve kötü kokular, yapılan çalışmalarla tarihe karıştı.
İSKİ ile Ortak Çalışma
Sarıyer Belediyesi, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştirilen çalışma kapsamında, atık su ve yağmur suyu hatlarını ayrıştırdı. Mahalle sakinleri tarafından sıklıkla dile getirilen şikayetlere cevap olarak başlayan süreç, titiz bir planlama ve koordinasyon sonucunda tamamlandı.
Sorunun Köküne İnildi
Bilgi Sokak’ta yıllardır süregelen altyapı yetersizliği, özellikle yağışlı havalarda su baskınlarına neden oluyor ve beraberinde kötü kokuları getiriyordu. Yapılan incelemeler neticesinde sorunun kaynağının, atık su ve yağmur suyu hatlarının aynı borulardan geçmesinden kaynaklandığı tespit edildi. Bu durum, hem hijyenik olmayan bir ortam yaratıyor hem de altyapı sisteminin verimsiz çalışmasına yol açıyordu.
Geleceğe Yönelik Altyapı Hamlesi
Sarıyer Belediyesi yetkilileri, yapılan bu çalışmanın sadece günü kurtarmaya yönelik olmadığını, aynı zamanda geleceğe dönük bir yatırım olduğunu vurguladı. Yetkililer açıklamasında, "Sarıyer'de altyapıya günübirlik değil, uzun vadeli çözümlerle yaklaşıyoruz. Amacımız, vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artırmak ve ilçemizi daha yaşanabilir hale getirmek" ifadelerini kullandılar.
- Fatih Sultan Mehmet Mahallesi Bilgi Sokak'ta altyapı sorununa son verildi.
- Atık su ve yağmur suyu hatları ayrıştırılarak köklü bir çözüm sağlandı.
- İSKİ ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ortak çalışma yürütüldü.
- Geleceğe yönelik altyapı yatırımlarına devam edilecek.
Yapılan çalışmalarla bölge sakinleri, artık su baskını endişesi olmadan yaşamlarını sürdürebilecekler ve daha sağlıklı bir çevrede ikamet edebilecekler. Sarıyer Belediyesi, ilçenin diğer mahallelerinde de benzer altyapı sorunlarının çözümü için çalışmalarına devam ediyor.
Kırmızı Bültenle Aranan Şüpheliler Gürcistan'dan Türkiye'ye Geri Getirildi

İçişleri Bakanlığı, Kırmızı Bülten ile uluslararası düzeyde aranan ve Gürcistan'a kaçan H.A., H.D., İ.B., Ö.T. ve A.S.Ö. isimli şahısların yakalanarak Türkiye'ye getirildiğini duyurdu. Operasyon, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Interpol Europol iş birliğiyle gerçekleştirildi.
Ulusal Seviyede Aranan Şüpheliler Yakalandı
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, aynı zamanda ulusal seviyede aranan R.U.C.K. ve M.Ç. isimli şahısların da Gürcistan'dan Türkiye'ye getirildiği belirtildi. Bu operasyonla birlikte, iki ülke arasındaki iş birliği sayesinde kaçakların adalete teslim edildiği vurgulandı.
Operasyonun Detayları
Gürcistan makamlarıyla koordineli olarak yürütülen çalışmalarda, şüphelilerin Gürcistan'daki saklandıkları yerler tespit edildi. Ardından gerçekleştirilen operasyonlarla şüpheliler gözaltına alınarak Türkiye’ye getirildi. Şüphelilerin iadesi, uluslararası suçluların yakalanması ve adalete teslim edilmesi noktasında önemli bir başarı olarak değerlendiriliyor.
Adalet Bakanlığı'nın Rolü
Operasyonda Adalet Bakanlığı'nın da koordinasyon sağladığı belirtildi. Bakanlık, şüphelilerin iadesi sürecinde gerekli yasal prosedürleri takip ederek operasyona destek verdi.
Şüpheliler Hakkında Bilgiler
Yakalanan şüphelilerden H.A., H.D., İ.B., Ö.T. ve A.S.Ö.’nün Kırmızı Bülten ile arandığı, R.U.C.K. ve M.Ç.’nin ise ulusal düzeyde çeşitli suçlardan dolayı hakkında yakalama kararı olduğu öğrenildi. Şüphelilerin hangi suçlamalarla yargılanacağı ilerleyen günlerde netlik kazanacak.
- Yakalanan şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilecek.
- Operasyonun başarısı, uluslararası iş birliğinin önemini bir kez daha gösterdi.
- Adalet Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nün koordineli çalışması sayesinde kaçak şüpheliler adalete teslim edildi.
Kağıthane Belediyesi'nden Bayram Sonrası Balık Ekmek İkramı

Kağıthane Belediyesi, bayram sonrası vatandaşların bir araya gelerek hasret gidermesini amaçlayan geleneksel balık ekmek ikramını düzenleyeceğini duyurdu. Etkinlik, 6 Nisan Pazar günü saat 14:00'te Hasbahçe Mesire Alanı'nda gerçekleştirilecek.
Geleneksel Lezzetler ve Dayanışma
Kağıthane Belediyesi tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen balık ekmek ikramı, bu yıl da vatandaşları bir araya getirmeyi hedefliyor. Etkinlikte taze balıklar özenle hazırlanacak ve lezzetli balık ekmeklerle katılımcılara sunulacak.
Hasbahçe Mesire Alanı'nda Keyifli Bir Pazar
6 Nisan Pazar günü Hasbahçe Mesire Alanı'nda düzenlenecek olan etkinliğin, vatandaşlar için keyifli bir gün geçirme imkanı sağlayacağı belirtildi. Aileler ve komşular, mesire alanının doğal güzellikleri eşliğinde balık ekmek lezzetinin tadını çıkarabilecekler.
Etkinlik Detayları
* Tarih: 6 Nisan Pazar
* Saat: 14:00
* Yer: Hasbahçe Mesire Alanı
* Düzenleyen: Kağıthane Belediyesi
Kağıthane Belediyesi yetkilileri, etkinliğe tüm vatandaşların davetli olduğunu ve birlik beraberlik içerisinde güzel bir gün geçirilmesini temenni ettiklerini ifade etti. Bu etkinlik, yerel halkın sosyalleşmesine ve dayanışma ruhunun güçlenmesine katkı sağlayacak. Özellikle bayram sonrası moral bulmak isteyenler için ideal bir fırsat sunuyor.
Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalogu 6 Yıl Sonra Brüksel'de Yapıldı

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında 6 yıl aranın ardından bugün Brüksel’de gerçekleştirilen Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog toplantısına katıldı. Toplantının çok yapıcı bir atmosferde geçtiği belirtildi.
Ekonomik İşbirliği ve Geliştirme Alanları
Toplantıda, Türkiye ile AB arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi ve her alanda işbirliğinin artırılması konuları ele alındı. Bakan Şimşek, AB’li muhataplarıyla verimli görüşmeler gerçekleştirdiğini ifade etti. Görüşmelerde özellikle şu başlıklar öne çıktı:
- Ticaretin Artırılması: İki taraf arasındaki ticaret hacminin artırılması için potansiyel alanlar ve engeller masaya yatırıldı.
- Yatırım Ortamının İyileştirilmesi: Türkiye’deki yatırım ortamının iyileştirilmesi ve AB’den daha fazla yatırım çekmek için atılacak adımlar tartışıldı.
- Enerji İşbirliği: Enerji alanında ortak projeler geliştirme ve enerji güvenliğini artırma yolları değerlendirildi. Özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarına odaklanıldığı öğrenildi.
- Dijital Ekonomi: Dijital dönüşüm süreçlerinde işbirliği yapma olanakları araştırıldı.
Görüşmelerin Detayları
Toplantıda, bölgesel ve küresel ekonomik gelişmeler de değerlendirildi. Türkiye’nin AB ile ekonomik ilişkilerini daha ileriye taşımaya istekli olduğu vurgulandı. Ekonomik diyaloğun yeniden canlandırılması, iki taraf arasındaki güvenin artırılması açısından önemli bir adım olarak görüldü. Bakan Şimşek'in açıklamalarına göre, görüşmelerde somut işbirliği projeleri üzerinde duruldu ve önümüzdeki dönemde bu projelerin hayata geçirilmesi için çalışmaların hızlandırılacağı belirtildi.
Görüşmeler, AB’nin Türkiye ile ekonomik ilişkilerini güçlendirme arzusunu ortaya koyarken, her iki taraf da karşılıklı faydaya dayalı bir işbirliği ortamı oluşturma konusunda ortak bir anlayış sergiledi.
Silivri'de Pirografi Sergisi Kapılarını Açıyor

Silivri Belediyesi Oğuz Aral Sanat Galerisi, 4 Nisan Cuma günü saat 14:00’da pirografi sanatının inceliklerini gözler önüne seren bir sergiye ev sahipliği yapacak. "Pirografinin Ahengi ve Renklerin Harmonisi" başlığı altında düzenlenen karma sergi, sanatseverleri ağırlamaya hazırlanıyor.
Pirografi Sanatına Işık Tutuluyor
Pirografi, ahşap veya diğer malzemeler üzerine ısıtılmış bir aletle desenler yakılarak oluşturulan bir sanat dalıdır. Bu teknikle elde edilen eserler, özellikle ince detaylar ve gölgelendirme açısından dikkat çekicidir. Sergi, pirografi sanatının farklı yorumlarını sunan çeşitli sanatçıların eserlerini barındıracak.
Sergi Detayları
* Sergi Adı: Pirografinin Ahengi ve Renklerin Harmonisi Karma Sergisi
* Yer: Silivri Belediyesi Oğuz Aral Sanat Galerisi
* Açılış Tarihi: 4 Nisan Cuma
* Açılış Saati: 14:00
Sergi, pirografi sanatına ilgi duyanlar için eşsiz bir deneyim sunarken, aynı zamanda bu sanatı keşfetmek isteyenlere de ilham verecek. Sanat galerisi yetkilileri, serginin tüm halka açık olduğunu ve herkesi davet ettiğini belirtti. Sergide yer alan eserler, ziyaretçilere farklı temalarda ve tarzlarda pirografi örneklerini sunacak.
Sanat Galerisi'nin Önemi
Silivri Belediyesi Oğuz Aral Sanat Galerisi, bölgedeki sanatsal etkinliklerin merkezi konumunda bulunuyor. Galeri, düzenli olarak çeşitli sergilere ev sahipliği yaparak, sanatçıların eserlerini geniş kitlelere ulaştırma imkanı sağlıyor. Bu tür etkinlikler, Silivri'nin kültürel yaşamına katkıda bulunmanın yanı sıra, yerel sanatçıları da desteklemeyi amaçlıyor. Sergiyi ziyaret ederek hem sanata destek olunabilir hem de farklı bir sanat dalıyla tanışma fırsatı yakalanabilir.
Çatalca Belediyesi, Kadın Hakları Günü'nü Kutladı

Çatalca Belediyesi, kadınların seçme ve seçilme hakkını elde ettiği 3 Nisan tarihini bir mesajla kutladı. Mesajda, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün kadınlara verdiği öneme vurgu yapılarak, "Ey kahraman Türk kadını sen yerde sürünmeye değil omuzlar üzerinde göklere yükselmeye lâyıksın" sözleri hatırlatıldı.
Türkiye'nin Kadın Haklarındaki Öncü Rolü
Mesajda aynı zamanda, 3 Nisan 1930 tarihinde pek çok dünya ülkesinden önce Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verildiği belirtildi. Bu durumun, Türkiye’nin kadın hakları konusundaki öncü rolünü gösterdiği ifade edildi. Kadınların siyasi hayattaki aktif rolünün önemine dikkat çekilirken, bu hakkın elde edilmesinde Mustafa Kemal Atatürk'ün büyük katkıları olduğu vurgulandı.
Belediye Başkanlarına Başarı Dilekleri ve Anma
Çatalca Belediyesi mesajında ayrıca tüm kadın belediye başkanlarına görevlerinde başarılar dilendi. Hayatını kaybeden kadın siyasetçiler ve liderler de rahmetle anıldı. Kadınların toplumsal hayattaki rolünün güçlendirilmesi için çalışmaların devam edeceği belirtildi.
- 3 Nisan 1930, Türk kadınının seçme ve seçilme hakkı kazandığı tarihi bir gün olarak kabul edilir.
- Mustafa Kemal Atatürk'ün kadın haklarına verdiği önem, Türkiye'nin bu alandaki ilerlemesinde önemli bir rol oynamıştır.
- Kadın belediye başkanları, yerel yönetimlerdeki temsil gücünü artırarak toplumsal kalkınmaya katkı sağlamaktadır.
Esenyurt'ta Kanser Erken Teşhis Seferberliği Başlatıldı

Esenyurt Belediyesi ve Esenyurt Kaymakamlığı İlçe Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle, ilçe genelinde kanser erken teşhisine yönelik kapsamlı bir sağlık seferberliği başlatıldı. Amacı, kansere karşı farkındalığı artırmak ve vatandaşların sağlığını korumak olan bu çalışma kapsamında, ücretsiz kanser tarama testleri ve muayeneler mahallelerde gerçekleştirilecek.
Kanserle Mücadelede Erken Teşhisin Önemi
Uzmanlar, kanserin erken teşhisinin tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını vurguluyor. Erken teşhis sayesinde hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir ve hatta tamamen ortadan kaldırılabilir. Bu nedenle Esenyurt Belediyesi'nin bu girişimi büyük önem taşıyor. Kanser tarama programları, genellikle belirti göstermeyen kanser türlerinin erken evrede tespit edilmesini sağlayarak hayat kurtarıcı olabilir.
Sağlık Hizmetleri Mahallelere Taşınıyor
Esenyurt Kaymakamlığı İlçe Sağlık Müdürlüğü ile koordineli bir şekilde yürütülen bu projede, sağlık ekipleri belirlenen takvime göre Esenyurt'un farklı mahallelerine giderek vatandaşlara kanser tarama hizmeti sunacak. Bu sayede özellikle sağlık kuruluşlarına ulaşımı zor olan veya zaman kısıtlaması yaşayan vatandaşların da taramalardan faydalanması hedefleniyor.
Hizmet Takvimi ve Bilgi Edinme
7 Nisan
- 16 Mayıs tarihleri arasında devam edecek olan kanser tarama seferberliği ile ilgili detaylı bilgiye ulaşmak isteyen vatandaşlar, 444 0 411 numaralı çağrı merkezini arayabilir veya [https://www.esenyurtbel.tr/duyurular/sayfa/kanserden-korkma-geckalmaktan-kork-378](https://www.esenyurtbel.tr/duyurular/sayfa/kanserden-korkma-geckalmaktan-kork-378) adresindeki hizmet takvimini inceleyebilirler.
- Kanser tarama testleri ücretsizdir.
- Taramalar, İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştirilecektir.
- Vatandaşların kimlik bilgileriyle başvurması yeterlidir.
Esenyurt Belediyesi yetkilileri, tüm vatandaşları bu önemli sağlık seferberliğine katılmaya davet ederek, "Kanserden korkma, geç kalmaktan kork!" mesajını vurguladı.
Beylikdüzü'nde Nisan Ayı Kültür ve Sanat Etkinlikleri Başlıyor

Beylikdüzü Belediyesi, 2025 Nisan ayında birbirinden çeşitli kültür ve sanat etkinlikleriyle vatandaşları buluşturacak. Etkinlikler kapsamında tiyatro gösterilerinden konserlere, atölye çalışmalarından sergilere kadar geniş bir yelpazede faaliyet gerçekleştirilecek. Bu etkinliklerle ilçedeki kültürel çeşitliliğin artırılması ve vatandaşların sanata erişiminin kolaylaştırılması hedefleniyor.
Nisan Ayı Etkinlik Takvimi
Beylikdüzü Belediyesi'nin 2025 Nisan ayındaki kültür sanat takvimi oldukça dolu görünüyor. İlçe sakinleri, farklı disiplinlerdeki etkinliklerle keyifli vakit geçirebilecekler. Özellikle çocuklara yönelik düzenlenen atölye çalışmaları ve tiyatro gösterileri büyük ilgi görmesi bekleniyor.
- Tiyatro Gösterileri: Yerel tiyatro topluluklarının yanı sıra, profesyonel tiyatroların oyunları da Beylikdüzü'nde sahnelenecek.
- Konserler: Farklı müzik türlerini bir araya getiren konserler düzenlenecek. Türk halk müziği, klasik müzik ve popüler şarkılar içeren geniş bir repertuvar sunulacak.
- Atölye Çalışmaları: Resim, seramik, el sanatları gibi farklı alanlarda atölye çalışmaları düzenlenerek vatandaşların yeteneklerini keşfetmesi ve geliştirmesi sağlanacak. Örneğin, çocuklara yönelik kil resim atölyeleri veya yetişkinler için ebru sanatı kursları verilebilecek.
- Sergiler: Yerel sanatçıların eserlerinin sergilendiği etkinlikler düzenlenecek. Bu sayede hem sanatçılar desteklenmiş olacak hem de vatandaşlar farklı sanat akımlarıyla tanışma fırsatı bulacak.
Kültürel Etkileşim ve Sanatın Gücü
Beylikdüzü Belediyesi yetkilileri, kültür ve sanat etkinliklerinin toplumun bireyler arasındaki etkileşimi artırdığını ve sosyal uyumu güçlendirdiğini vurguluyorlar. Sanata yapılan yatırımın, ilçenin yaşam kalitesini yükselttiği ve Beylikdüzü'nün kültürel bir merkez haline gelmesine katkıda bulunduğu belirtiliyor. Etkinlikler sayesinde vatandaşların hem eğleneceği hem de yeni şeyler öğreneceği bir ortam yaratılmak isteniyor.
Belediye, etkinliklerin duyurularını sosyal medya hesapları ve web sitesi üzerinden yapacak. Ayrıca, ilçe içindeki çeşitli noktalara afişler asılarak da etkinliklere katılımın artırılması hedefleniyor. Nisan ayındaki kültür sanat etkinlikleriyle Beylikdüzü'nde sanat dolu bir bahar yaşanması bekleniyor.
Küçükçekmece Belediye Başkanı Çebi, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Polat'ın Sağlığına ve Özgürlüğüne Dikkat Çekti

Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat'ın tutuklu bulunmasına ilişkin yaptığı açıklamada, Polat’ın sağlık sorunlarına rağmen cezaevinde tutulmasının endişe verici olduğunu belirtti. İBB’nin kültürel mirasa olan katkılarını vurgulayan Çebi, Polat'ın bir an önce özgürlüğüne kavuşması gerektiğini ifade etti.
İBB’nin Kültürel Çalışmalarına Vurgu
Belediye Başkanı Çebi, Mahir Polat'ın İBB bünyesinde üstlendiği görevlerde İstanbul'un kültürel hayatına önemli katkılar sağladığını vurguladı. Özellikle İstanbul’un tarihi ve kültürel mirasının korunması, restorasyon projeleri ve sanatsal etkinliklerin düzenlenmesinde Polat’ın aktif rol oynadığını kaydetti. Çebi, "Mahir Polat, İstanbul'a olan sevgisiyle bilinen ve şehrin güzelleşmesi için gece gündüz çalışan bir isimdir." dedi.
Sağlık Sorunları İddiaları
Polat'ın cezaevinde sağlık sorunları yaşadığına dair iddialar ise kamuoyunda geniş yankı buldu. Çebi, bu konuda yetkililerin gerekli hassasiyeti göstermesini ve Polat’ın sağlığının derhal kontrol altına alınmasını talep etti. Özellikle tutukluluk süresince yeterli sağlık hizmeti alamaması durumunda oluşabilecek olumsuz sonuçlara dikkat çekti.
“Özgürlüğü Bir An Önce İade Edilmeli”
Kemal Çebi, yaptığı açıklamaların devamında Mahir Polat'ın özgürlüğünün bir an önce iade edilmesi gerektiğini vurguladı. Çebi, "Mahir Polat’a yöneltilen suçlamalarla ilgili hukuki süreç devam etse bile, sağlık sorunları ve İBB’ye olan katkıları göz önünde bulundurularak tahliyesi sağlanmalıdır." ifadelerini kullandı.
- Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, Mahir Polat'ın cezaevinde tutulmasına tepki gösterdi.
- İBB Genel Sekreter Yardımcısı Polat’ın sağlık durumunun endişe verici olduğu belirtildi.
- Polat’ın İstanbul’un kültürel mirasına yaptığı katkılar vurgulandı.
Erdal Beşikçioğlu'ndan Sanata Özgürlük Çağrısı

Oyuncu Erdal Beşikçioğlu, sanat ve ifade özgürlüğü üzerine yaptığı paylaşımla dikkat çekti. Sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, sanatın susturulmasının mümkün olmadığını vurgulayan Beşikçioğlu, "Sanatçı susmaz, Sanat susturulamaz" ifadelerini kullandı. Bu sözler, kısa sürede geniş yankı uyandırarak sanat dünyasında tartışmalara yol açtı.
Sanatın Yankısı: Alkıştan Yasağa
Beşikçioğlu, sanatın sadece alkışlandığında değil, yasaklandığında da daha güçlü bir etki yaratacağını belirtti. Bu yorumu, geçmişte sansürlenen veya baskı gören sanat eserlerine ve sanatçılara örnekler teşkil ediyor. Örneğin, birçok yazarın eseri yayınlanmaktan men edilirken, bu durum onların çalışmalarına olan ilgiyi artırmış ve onları daha fazla tanınır hale getirmiştir. Aynı şekilde, tiyatro oyunları veya konserlerin yasaklanması, protestoları tetikleyerek sanatın gücünü göstermiştir.
İfade Özgürlüğünün Önemi
Sanatçıların özgürce düşüncelerini ifade edebilmesi, demokratik bir toplumun temel unsurlarından biri olarak kabul ediliyor. İfade özgürlüğü kısıtlandığında, yaratıcılık ve yenilik de zarar görüyor. Erdal Beşikçioğlu'nun mesajı, bu önemli konuya dikkat çekerek sanatçıların ve tüm bireylerin ifade özgürlüğünü savunma çağrısı olarak yorumlanıyor.
Sanat Dünyasından Destek
Beşikçioğlu’nun paylaşımına birçok sanatçıdan destek geldi. Sosyal medyada #SanatSusturulamaz etiketiyle paylaşımlar yapılarak, sanatın özgürlüğü vurgulandı. Bu durum, sanat dünyasının bu konuda ne kadar hassas olduğunu ve ifade özgürlüğünü koruma konusunda birleştiğini gösteriyor.
- Erdal Beşikçioğlu'nun mesajı, sanatın toplumsal önemine dikkat çekiyor.
- Sanatçıların özgürce üretim yapabilmesi için gerekli koşulların sağlanması gerektiği vurgulanıyor.
- İfade özgürlüğünün korunmasının demokratik bir toplumun vazgeçilmezi olduğu belirtiliyor.
İlk Yorum yapan siz olun!