TÜRKİYE'YE BİÇİLEN ELBİSE
DİNÇAY DOĞAR
Küresel emperyalizmin Orta Doğu’yu yeraltı kaynakları, İsrail'in önünü açma ve büyütülen, genişletilen İsrail'in önünde güçlü ulus devlet bırakmama doğrultusunda yeniden dizayn ettiği bu karanlık dönemde, Türkiye Cumhuriyeti adeta bir eksen kırılmasına zorlanmaktadır.
Suriye ve Libya başta olmak üzere tüm Orta Doğu ve Kuzey Afrika gibi karmaşık çatışma girdaplarına gönderilen/gönderilmek istenen Türk askeri, tarihi miras ve "büyüme" masallarıyla ambalajlanan, özünde ise laik hukuk devletini tasfiye edip yerine müstemleke tipi bir Orta Doğu ülkesi inşa etmeyi amaçlayan neo-Osmanlıcı bir projenin figüranı yapılmak istenmektedir.
Dünyada imparatorluklar devri kapanalı yüz yıl olmuşken, bugün emperyalizmin yerli işbirlikçileri tarafından ikna edilen veya o manyetik alana çekilen siyasi aktörler, dün söylediklerinin tam zıttı bir dille adeta birer eyalet valisi gibi monarşi ve hilafet imalarında bulunmaktadır.
Türkiye’ye dış güçler tarafından giydirilmeye çalışılan bu dar gömleği halkın kaldırmayacağını çok iyi bildikleri için, bu köklü sistem değişikliğini halka sormaya, referanduma götürmeye cesaret edemiyorlar; meclisteki yapay ittifak mühendislikleriyle AK Parti, MHP, DEM gibi yapıları yan yana getirdikten sonra mutlak butlan ile CHP'yi de bu yapıya eklemleyenler, yukarıdan aşağıya derin ve güçlü bir dayatmanın içine girmişlerdir.
Bugün siyaset, mikro teknolojinin sunduğu imkanlarla tamamen sosyal medyaya sıkışmış, halkın içine çıkmak yerine kendi gettolarındaki sorgulamayan ziyaret mesajları ile telefon ekranlarından paylaşılan sanal bir illüzyona dönüşmüştür.
İktidar yetkilileri halkın yaşadığı derin yoksulluktan ve hayat pahalılığından bihabermiş gibi her şeyi güllük gülistanlık gösterirken; ana akım muhalefet ise mutlak butlan niteliğindeki bu suni tartışma yumağının içine çekilerek güncel gerçekleri gündeme getiremez hale gelmiş ve adeta iktidarın elini rahatlatmıştır.
Ancak iktidar bloğu bu sanal hamlelerle ortak sayısını artırdıkça erimekte, ek zamlar, ekonomik çöküş ve emeklinin sefaletiyle boğuşan toplumsal muhalefet ise %80’lik devasa bir direnç dalgasına dönüşmektedir.
Sonuç olarak Türkiye siyaseti, halkın yakıcı gerçeklerinden kopuk dijital algı oyunları ile tabandaki derin ekonomik buhran arasında sıkışmıştır; emperyalizmin güdümündeki bu yapay dayatmalar ve rızasız sistem tasarımlarıyla ülkenin bu yapısal krizden düzene girmesi asla mümkün değildir.
DİPNOT:
Türkiye’ye monarşi ve hilafet imalarında bulunan emperyalizm ve işbirlikçileri, aynı coğrafyanın kadim ülkesi Rusya’ya Çarlık ya da Ortodoks teokrasisi gibi geriye dönük bir yönetim modeli önerememektedir; çünkü Rusya, köklü devlet akı, nükleer caydırıcılığı ve güçlü ulusal sanayisiyle dışarıdan dayatılan ideolojik elbiseleri yırtıp atacak bir egemenlik gücüne sahiptir.
Benzer şekilde emperyalizm, İran coğrafyasında da tam anlamıyla başarılı olamamıştır; çünkü İran, köklü Pers devlet geleneği, Şia inancı etrafında ördüğü ideolojik direnç mimarisi ve onyıllardır süren ambargolara rağmen geliştirdiği yerli savunma sanayisi ve asimetrik güç unsurlarıyla, küresel güçlerin içeriden veya dışarıdan rejim dikte etme operasyonlarına karşı dirençli bir bağışıklık sistemi geliştirmiştir.


İlk Yorum yapan siz olun!