Ha Gayret . Dada Olmaya "TIK"Kaldı

Ha Gayret . Dada Olmaya  "TIK"Kaldı

CAHİT ÇATALOĞLU


''YAMYAM DADA'' 

Ha gayret .
İdi Amin Dada olmana bir "Tık" kaldı artık.
Bastır biraz daha.
Sollayacaksın Dada'yı.
Gençler tanımaz, doğal olarak da bilemez.
Olgun yaştakiler zor anımsar.

Açık adı İdi Amin Dada Oumee, Afrika kıtasında Uganda'nın devlet başkanıydı.
1970-80 dönemine damga vuran tek adamdı.
Subaydı, rütbesi general idi ama o kendisini ülkesinin Başkomutanı ilan etmişti.
Tek başına karar verir, verdiği kararlara değil karşı çıkmak kimse eleştiremez, yorum yapamazdı.
Ağzını açanlar demokratik yöntemlerle (!) soruşturmaya davet edilir
arkasından tutuklama kararı gelirdi.
10 yıllık süreçte kendilerinden haber alınamayanların sayısı bilinmez ancak 100 ile 500 bin kişi arasında olduğu söylenir.
Onun döneminde yolunu bulanlar ülkesinden kaçar, Avrupa'ya yerleşirdi.

Dada sporcuydu.
Kenar mahalleden fakir ve cahil bir ailenin çocuğuydu, çocukluk ve gençlik yılları yoksulluk içinde geçti.
İsrail'in vurulmasını isteyen dünyadaki ilk devlet başkanlarından biriydi.
ABD ve Avrupa'ya fena gıcıktı.
Batı dünyasının kendilerini çekemediğini, kıskandıklarını iddia eder, arada sırada dış düşmanların varlığından söz ederek "Hayali düşmanını" hep canlı tutardı.
Uganda dünyanın en fakir ülkelerinden biri olmasına rağmen sarayında zenginlik ve ihtişamdan asla vazgeçmezdi.
Devletin bütün ihale ve büyük hacimli işlerini yandaşlarına verir, kendi payını gizliden alırdı.
Bütün kurumlar kendisine bağlıydı.
Ülkesinde ileri demokrasi bulunduğunu, hürriyetlerin çok geniş olduğunu savunur, özgür basın ve mahkemelere sahip olmaktan mutluluk duyduğunu sıkça ifade ederdi.
Dada'nın çok önemsediği basın ve dönemin iletişim kanalları ona bağlıydı.
İç ve dış basın için görevlendirdiği danışmanı, Avrupalı "Kafa dengi" gazetecileri ufak gruplar halinde Uganda'ya davet eder, onlar da güzel ülkenin şirin liderlerini birazda ironik dille yazmaktan kaçınmazlardı.
Günün birinde Dada ile samimi olan fırlama bir Fransız gazeteci "Aç kalan bir insanın gerekirse insan eti yiyip yiyemeyeceğini" Dada'ya sorması üzerine o da şaka yollu "Ben denedim, kaynar kazanda iyi pişmiş insan etinden tattım, kötü değildi.." şeklinde yanıt verince, Fransız gazetecinin "Bunları yazabilir miyim" sorusuna itiraz etmeden gülerek cevap vermişti.
Bu gırgır muhabbet ünlü Fransız dergisinde geniş şekilde yer alınca Dada ömrünün sonuna kadar taşıyacağı yeni ünvanına kavuşmuştu.
O artık "Yamyam Dada"olarak nam salmaya başlıyordu.

Kimi zaman siyah takım elbiseyle kimi zaman da general üniformasıyla poz veren Dada halkın nabzını çok iyi tutardı.
1971 Ocak ayında Başkan Obete'yi devirerek Başkanlık koltuğuna oturduktan sonraki ilk icraatları arasında ülkedeki diplomatik görevliler hariç, yabancıların en geç 3 ay içinde Uganda'yı sadece tek bir ufak valizle terketmeleri vardı.
Uganda'da iş yapan Asyalı ve özellikle Hintli pek çok kişi vardı.
Onlardan kalan dükkan, hazır tezgah, menkul ve gayrimenkul servet Uganda halkına ilaç gibi gelmiş ve Dada bir anda kahraman olmuştu.
Esas vurucu hamle arkadan gelecekti.
Uganda müslüman ülke sayılırdı.
Libya, Filistin ve Suudi Arabistan ile zaten kardeş gibi olan Dada gözünü islam alemine dikti.
Afrika, Ortadoğu ve Arap ülkelerinde müslüman halkların lideri olmak gibi bir pembe rüyaya daldı.
Ona göre Suudlulardan ve Libya lideri Kaddafi'den bir cacık olmazdı.
İslam aleminin başına biraz otoriter, sevilen, sayılan, korkulan, yıpranmamış, genç ve dünyaya kafa tutan idealist bir lider yakışırdı.
İşte o kişi kendisiydi.
Saf, cahil ve aptal müslümanlardan büyük destek göreceğini tahmin ediyordu.
Onların inanç ve duygularını okşamaya başladı.
Dini söylem ve girişimler, fakir ve çaresiz halkı adeta uyuşturmaya başladı.
Dada'yı son halife veya peygamber gibi gören Ugandalı'ların sayısı hızla artmaya başladı.
İşin ilginci Ortadoğu ve Arap aleminde İdi Amin Dada'nın popülaritesi iyice artmaya başlamıştı.
Onun deli dolu çıkışları Avrupa basınında da biraz asparagas kokulu yer almaya başlayınca Dada iyice havalara girmeye başladı.

Dada aslında haksız da sayılmazdı.
1970 ile 1980 yılları arasında dünyanın en popüler 3 devlet lideri, başkan veya kralları arasında kimler vardır diye sorsam sanırım tek bir doğru yanıt gelmez.
Oysa o dönemde İdi Amin Dada, ABD Başkanı, İngiltere Kraliçesi, Japon İmparatoru, Almanya Şansölyesi, Sovyetler Birliği Başkanı, İran Şahı, Arap krallarından hatta Libya lideri Kaddafi'den bile çok daha meşhurdu ve dünya basınında sansasyonel haberi geçmeyen gün yoktu.
Uzatmamak adına ayrıntılara girmeyeyim ama o dönemin diğer en şöhretli kişileri ise ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, NATO Genel sekreteri Joseph Luns ve 1974'den itibaren de Suudlu Petrol Bakanı Zeki Yamani'dir.

Dada ülkesinde giderek sevildiği ve vazgeçilmez tek adam olduğunu görmeye başladıkça daha da otoriter olmaya, akıl almaz çeşitli yasaklar getirmeye başladı.
Bu yasakların dozu artarken kendisine inanan fakir halkını kandırmayı çok iyi başaran Dada, din tüccarlığını da artırmaya başlamıştı.
ABD, hemen arkasından İngiltere ve devamında medeni dünyanın bütün ülkeleri Uganda'daki bütün temsilciliklerini kapatıp kordiplomlarını merkeze çektiler, Uganda ile olan bütün ilişkilerini süresiz dondurdular.
İdi Amin hala dış güçlerden, İslam birliğinden, Batı'nın kıskanmasından falan bahsederken yoksul halk daha da perişan hale sürükleniyordu.
Uganda bitmiş, tükenmiş ama bizim Dada'da cephaneler bitmemişti.
Yalanlar, palavralar, sahtekarlıklar, hırsızlıklar sürüyor halk yiyecek ekmek bulmakta zorlanıyordu.
Bu sefalet daha fazla sürmedi.

Dada karşıtlarının sayısı hızla artmaya başlayınca "Uganda Ulusal Kurtuluş Ordusu" adlı gerilla kuruluşu palazlandı.
Diktatör Dada 13 Nisan 1979 günü Libya'ya kaçtı, daha sonra da Suudi Arabistan'a sığındı.
Yaklaşık 24 yıl boyunca korkak fare, ürkek tavşan gibi yaşadı.
Böbrek yetmezliği nedeniyle üre komasına girdi ve 16 Ağustos 2003 tarihinde hastanede yaşama veda etti.
Kendisini 1976 yılında çıkardığı yasayla "Ölünceye kadar başkan" ilan etmesine rağmen, kaderin acı cilvesi cenazesi Uganda'ya bile taşınamadı, Cidde'de mezartaşı olmayan kabirde gömülü kaldı.
Mayıs 1925'de dünyaya gelen İdi Amin Dada 78 yaşında öldü gitti.
Aslında cahil, görgüsüz, açgözlü, kibirli, hayatı yalan ve palavralarla dolu olan ama dini duyguları çok iyi kullanarak toplumun lideri "Tek adamı" rolüne soyunan bir manyağın öyküsüdür bu.
Bir manyağın tek başına vatanını ve milletini ne hallere düşürdüğünün çok çarpıcı ve düşündürücü hikayesidir.
Örneklerden herkes ders almalı ve sadece aklını kullanmalıdır.
Naçizane, kanımca..